Surah 3
Volume 2

İmran Ailesi

آلِ عِمْرَان

آلِ عِمران

Surah Âli-'Imran for kids content

Mekir Açığa Çıkarıldı

69Ehl-i Kitap'tan bir kısmı sizi saptırmak ister.

Halbuki onlar kendilerinden başkasını saptırmazlar da farkına varmazlar.

70Ey Ehl-i Kitap!

Siz (onların) hak olduğunu bildiğiniz halde niçin Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz?

71Ey Ehl-i Kitap!

Niçin hakkı batılla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?

72Ehl-i Kitap'tan bir zümre dedi ki: "Müminlere indirilene sabahleyin inanın, akşam da onu inkâr edin ki belki onlar da (dinlerinden) dönerler.

"

73"Sizin dininize uyanlardan başkasına inanmayın.

" De ki: "Doğru yol ancak Allah'ın yoludur.

" "Size verilenin benzeri bir başkasına da verilecek diye mi, yoksa Rabbinizin huzurunda size karşı delil getirecekler diye mi (böyle yapıyorsunuz)?

" De ki: "Lütuf (ve ihsan) Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir.

Allah lütfu geniş olandır, her şeyi bilendir.

"

74Rahmetine dilediğini seçer.

Allah, büyük lütuf sahibidir.

وَدَّت طَّآئِفَةٞ مِّنۡ أَهۡلِ ٱلۡكِتَٰبِ لَوۡ يُضِلُّونَكُمۡ وَمَا يُضِلُّونَ إِلَّآ أَنفُسَهُمۡ وَمَا يَشۡعُرُونَ69

يَٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ لِمَ تَكۡفُرُونَ بِ‍َٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَأَنتُمۡ تَشۡهَدُونَ70

يَٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ لِمَ تَلۡبِسُونَ ٱلۡحَقَّ بِٱلۡبَٰطِلِ وَتَكۡتُمُونَ ٱلۡحَقَّ وَأَنتُمۡ تَعۡلَمُونَ71

وَقَالَت طَّآئِفَةٞ مِّنۡ أَهۡلِ ٱلۡكِتَٰبِ ءَامِنُواْ بِٱلَّذِيٓ أُنزِلَ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَجۡهَ ٱلنَّهَارِ وَٱكۡفُرُوٓاْ ءَاخِرَهُۥ لَعَلَّهُمۡ يَرۡجِعُونَ72

وَلَا تُؤۡمِنُوٓاْ إِلَّا لِمَن تَبِعَ دِينَكُمۡ قُلۡ إِنَّ ٱلۡهُدَىٰ هُدَى ٱللَّهِ أَن يُؤۡتَىٰٓ أَحَدٞ مِّثۡلَ مَآ أُوتِيتُمۡ أَوۡ يُحَآجُّوكُمۡ عِندَ رَبِّكُمۡۗ قُلۡ إِنَّ ٱلۡفَضۡلَ بِيَدِ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُۗ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيم73

يَخۡتَصُّ بِرَحۡمَتِهِۦ مَن يَشَآءُۗ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ74

Emanetlere Riayet

75Ehl-i Kitap'tan öylesi vardır ki, ona kantar kantar altın emanet etsen, onu sana geri verir.

Ama öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana geri vermez.

Bu, onların "Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan dolayı) bize bir günah yoktur" demelerinden dolayıdır.

Böylece onlar, bile bile Allah hakkında yalan söylerler.

76Bilakis!

Kim ahdine vefa eder ve takva sahibi olursa, şüphesiz Allah, takva sahiplerini sever.

وَمِنۡ أَهۡلِ ٱلۡكِتَٰبِ مَنۡ إِن تَأۡمَنۡهُ بِقِنطَارٖ يُؤَدِّهِۦٓ إِلَيۡكَ وَمِنۡهُم مَّنۡ إِن تَأۡمَنۡهُ بِدِينَارٖ لَّا يُؤَدِّهِۦٓ إِلَيۡكَ إِلَّا مَا دُمۡتَ عَلَيۡهِ قَآئِمٗاۗ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ قَالُواْ لَيۡسَ عَلَيۡنَا فِي ٱلۡأُمِّيِّ‍ۧنَ سَبِيلٞ وَيَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَ وَهُمۡ يَعۡلَمُونَ75

بَلَىٰۚ مَنۡ أَوۡفَىٰ بِعَهۡدِهِۦ وَٱتَّقَىٰ فَإِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلۡمُتَّقِينَ76

Allah'ın Ahdini Bozmak

77Şüphesiz, Allah'ın ahdini ve yeminlerini az bir paha karşılığında satanların ahirette hiçbir payı yoktur.

Allah, Kıyamet Günü'nde onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır.

Onlar için elem verici bir azap vardır.

78Onlardan öyleleri vardır ki, Kitab'ı dilleriyle eğip bükerler ki, onu Kitap'tan sanasınız.

Oysa o Kitap'tan değildir.

"Bu Allah katındandır" derler; oysa o Allah katından değildir.

Böylece onlar, bile bile Allah'a karşı yalan uydururlar.

إِنَّ ٱلَّذِينَ يَشۡتَرُونَ بِعَهۡدِ ٱللَّهِ وَأَيۡمَٰنِهِمۡ ثَمَنٗا قَلِيلًا أُوْلَٰٓئِكَ لَا خَلَٰقَ لَهُمۡ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ ٱللَّهُ وَلَا يَنظُرُ إِلَيۡهِمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ وَلَا يُزَكِّيهِمۡ وَلَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيم77

وَإِنَّ مِنۡهُمۡ لَفَرِيقٗا يَلۡوُۥنَ أَلۡسِنَتَهُم بِٱلۡكِتَٰبِ لِتَحۡسَبُوهُ مِنَ ٱلۡكِتَٰبِ وَمَا هُوَ مِنَ ٱلۡكِتَٰبِ وَيَقُولُونَ هُوَ مِنۡ عِندِ ٱللَّهِ وَمَا هُوَ مِنۡ عِندِ ٱللَّهِ وَيَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَ وَهُمۡ يَعۡلَمُونَ78

Peygamberler Sadıktır

79Allah'ın kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik verdiği bir kimsenin insanlara "Allah'tan başka bana kulluk edin" demesi mümkün değildir.

Aksine o, "Kitap'tan öğrettikleriniz ve okuduklarınız gereğince Rabbinize Rabbani olun" der.

81Hani Allah, peygamberlerden şöyle bir misak almıştı: "Size Kitap ve hikmet verdim.

Sonra size, yanınızdakini doğrulayıcı bir elçi geldiğinde, ona mutlaka inanacak ve ona yardım edeceksiniz.

" Buyurdu ki: "Bunu kabul ettiniz mi ve ağır misakımı yüklendiniz mi?

" Dediler ki: "Kabul ettik.

" Buyurdu ki: "O halde şahit olun, ben de sizinle beraber şahitlerdenim.

"

82Bundan sonra kim yüz çevirirse, işte onlar fasıklardır.

مَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُؤۡتِيَهُ ٱللَّهُ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحُكۡمَ وَٱلنُّبُوَّةَ ثُمَّ يَقُولَ لِلنَّاسِ كُونُواْ عِبَادٗا لِّي مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَٰكِن كُونُواْ رَبَّٰنِيِّ‍ۧنَ بِمَا كُنتُمۡ تُعَلِّمُونَ ٱلۡكِتَٰبَ وَبِمَا كُنتُمۡ تَدۡرُسُونَ79

وَإِذۡ أَخَذَ ٱللَّهُ مِيثَٰقَ ٱلنَّبِيِّ‍ۧنَ لَمَآ ءَاتَيۡتُكُم مِّن كِتَٰبٖ وَحِكۡمَةٖ ثُمَّ جَآءَكُمۡ رَسُولٞ مُّصَدِّقٞ لِّمَا مَعَكُمۡ لَتُؤۡمِنُنَّ بِهِۦ وَلَتَنصُرُنَّهُۥۚ قَالَ ءَأَقۡرَرۡتُمۡ وَأَخَذۡتُمۡ عَلَىٰ ذَٰلِكُمۡ إِصۡرِيۖ قَالُوٓاْ أَقۡرَرۡنَاۚ قَالَ فَٱشۡهَدُواْ وَأَنَا۠ مَعَكُم مِّنَ ٱلشَّٰهِدِينَ81

فَمَن تَوَلَّىٰ بَعۡدَ ذَٰلِكَ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡفَٰسِقُونَ82

Illustration

İSLAM'IN YOLU

83Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar?

Oysa göklerde ve yerde kim varsa, isteyerek veya istemeyerek O'na teslim olduğunu ve 'hepsinin' O'na döndürüleceğini biliyorlar.

84De ki: "Biz Allah'a, bize indirilene; İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve torunlarına indirilene; Musa'ya, İsa'ya ve diğer peygamberlere Rableri tarafından verilene iman

ettik.

Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz O'na bütünüyle teslim olmuş kimseleriz.

"

85Kim İslam'dan başka bir din ararsa, o asla kendisinden kabul edilmeyecektir ve ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.

أَفَغَيۡرَ دِينِ ٱللَّهِ يَبۡغُونَ وَلَهُۥٓ أَسۡلَمَ مَن فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ طَوۡعٗا وَكَرۡهٗا وَإِلَيۡهِ يُرۡجَعُونَ83

قُلۡ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ عَلَيۡنَا وَمَآ أُنزِلَ عَلَىٰٓ إِبۡرَٰهِيمَ وَإِسۡمَٰعِيلَ وَإِسۡحَٰقَ وَيَعۡقُوبَ وَٱلۡأَسۡبَاطِ وَمَآ أُوتِيَ مُوسَىٰ وَعِيسَىٰ وَٱلنَّبِيُّونَ مِن رَّبِّهِمۡ لَا نُفَرِّقُ بَيۡنَ أَحَدٖ مِّنۡهُمۡ وَنَحۡنُ لَهُۥ مُسۡلِمُونَ84

وَمَن يَبۡتَغِ غَيۡرَ ٱلۡإِسۡلَٰمِ دِينٗا فَلَن يُقۡبَلَ مِنۡهُ وَهُوَ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ85

DOĞRU YOLDAN SAPMA

86Allah, iman ettikten, Resul'ün hak olduğunu anladıktan ve kendilerine apaçık deliller geldikten sonra inkâr eden bir topluluğu nasıl hidayete erdirir?

Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.

87İşte onların cezası, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lanetine uğramalarıdır.

88Onlar orada ebediyen kalacaklardır.

Azapları hafifletilmeyecek ve onlara mühlet de verilmeyecektir.

89Ancak bundan sonra tövbe edip hallerini düzeltenler müstesna.

Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

90Şüphesiz iman ettikten sonra inkâr eden, sonra da inkârlarını artıranların tövbeleri asla kabul edilmeyecektir.

İşte onlar sapıkların ta kendileridir.

91Şüphesiz ki, inkâr edip de inkârcı olarak ölenlerin her biri, kendilerini ateşten kurtarmak için dünya dolusu altın fidye verselerdi, bu onlardan asla kabul edilmezdi.

Onlar için acı bir azap vardır ve onların hiçbir yardımcıları olmayacaktır.

92Siz müminler, sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe iyiliğe erişemezsiniz.

Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir.

كَيۡفَ يَهۡدِي ٱللَّهُ قَوۡمٗا كَفَرُواْ بَعۡدَ إِيمَٰنِهِمۡ وَشَهِدُوٓاْ أَنَّ ٱلرَّسُولَ حَقّٞ وَجَآءَهُمُ ٱلۡبَيِّنَٰتُۚ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ86

أُوْلَٰٓئِكَ جَزَآؤُهُمۡ أَنَّ عَلَيۡهِمۡ لَعۡنَةَ ٱللَّهِ وَٱلۡمَلَٰٓئِكَةِ وَٱلنَّاسِ أَجۡمَعِينَ87

خَٰلِدِينَ فِيهَا لَا يُخَفَّفُ عَنۡهُمُ ٱلۡعَذَابُ وَلَا هُمۡ يُنظَرُونَ88

إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُواْ مِنۢ بَعۡدِ ذَٰلِكَ وَأَصۡلَحُواْ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٞ رَّحِيمٌ89

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بَعۡدَ إِيمَٰنِهِمۡ ثُمَّ ٱزۡدَادُواْ كُفۡرٗا لَّن تُقۡبَلَ تَوۡبَتُهُمۡ وَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلضَّآلُّونَ90

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَمَاتُواْ وَهُمۡ كُفَّارٞ فَلَن يُقۡبَلَ مِنۡ أَحَدِهِم مِّلۡءُ ٱلۡأَرۡضِ ذَهَبٗا وَلَوِ ٱفۡتَدَىٰ بِهِۦٓۗ أُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٞ وَمَا لَهُم مِّن نَّٰصِرِينَ91

لَن تَنَالُواْ ٱلۡبِرَّ حَتَّىٰ تُنفِقُواْ مِمَّا تُحِبُّونَۚ وَمَا تُنفِقُواْ مِن شَيۡءٖ فَإِنَّ ٱللَّهَ بِهِۦ عَلِيم92

BACKGROUND STORY

BACKGROUND STORY

  • İmam Razi'ye göre, Medine'deki bazı Yahudi alimleri, Hz.

    Peygamber'i (SAV) deve eti yediği için eleştirmiş ve bunun İbrahim'in (AS) dininde yasaklandığını iddia etmişlerdir.

    Bu iddiaya cevap olarak 93-95.

    ayetler indirilmiş ve Allah'ın geçmişte deve etini asla yasaklamadığı belirtilmiştir.

    Deve etini, belirli bir hastalıktan iyileştikten sonra kendisine yasaklayan, Ya'qub (AS) (İsrail olarak da bilinir) idi.

    Dolayısıyla, Allah tarafından İbrahim'e (AS) veya diğer peygamberlere yasaklanmamıştı.

  • Ayrıca, Hz.

    Peygamber'i (SAV) kıbleyi (namaz yönünü) Kudüs'ten Mekke'ye değiştirdiği için eleştirmiş ve eski kıblenin daha iyi olduğunu iddia etmişlerdir.

    96-97.

    ayetler ise Kâbe'nin ibadet için inşa edilen ilk ve en büyük yapı olduğunu doğrulamak üzere inmiştir.

Hz. Yakup'un Perhizi

93İsrail oğullarına, Tevrat indirilmeden çok önce İsrail'in kendisine haram kıldığı şeyler dışında, bütün yiyecekler helal kılınmıştı.

De ki: "Ey Peygamber!

Eğer doğru söylüyorsanız, Tevrat'ı getirin ve okuyun.

"

94Artık bundan sonra Allah hakkında yalan uyduran kimseler, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

95De ki: "Ey Peygamber!

Allah doğruyu söylemiştir.

Öyleyse İbrahim'in Hanif dinine uyun.

O, müşriklerden değildi.

"

كُلُّ ٱلطَّعَامِ كَانَ حِلّٗا لِّبَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ إِلَّا مَا حَرَّمَ إِسۡرَٰٓءِيلُ عَلَىٰ نَفۡسِهِۦ مِن قَبۡلِ أَن تُنَزَّلَ ٱلتَّوۡرَىٰةُۚ قُلۡ فَأۡتُواْ بِٱلتَّوۡرَىٰةِ فَٱتۡلُوهَآ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ93

فَمَنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَ مِنۢ بَعۡدِ ذَٰلِكَ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ94

قُلۡ صَدَقَ ٱللَّهُۗ فَٱتَّبِعُواْ مِلَّةَ إِبۡرَٰهِيمَ حَنِيفٗاۖ وَمَا كَانَ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ95

KÂBE HACCı

96Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ev, Bekke’deki (Kâbe)dir.

O, âlemler için bir bereket ve hidayet kaynağıdır.

97Onda apaçık deliller, İbrahim’in makamı vardır.

Oraya giren emniyette olur.

Oraya gitmeye gücü yeten herkesin, Allah için Kâbe’yi haccetmesi farzdır.

Kim inkâr ederse, bilsin ki Allah, âlemlerden müstağnidir.

إِنَّ أَوَّلَ بَيۡتٖ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِي بِبَكَّةَ مُبَارَكٗا وَهُدٗى لِّلۡعَٰلَمِينَ96

فِيهِ ءَايَٰتُۢ بَيِّنَٰتٞ مَّقَامُ إِبۡرَٰهِيمَۖ وَمَن دَخَلَهُۥ كَانَ ءَامِنٗاۗ وَلِلَّهِ عَلَى ٱلنَّاسِ حِجُّ ٱلۡبَيۡتِ مَنِ ٱسۡتَطَاعَ إِلَيۡهِ سَبِيلٗاۚ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَنِيٌّ عَنِ ٱلۡعَٰلَمِينَ97

HAKİKATİ REDDETMEK

98De ki: Ey Ehl-i Kitap!

Allah yaptıklarınıza şahit iken, niçin Allah'ın ayetlerini inkâr ediyorsunuz?

99De ki: Ey Ehl-i Kitap!

Siz kendiniz de şahit olduğunuz halde, niçin iman edenleri Allah yolundan çevirip onda eğrilik arıyorsunuz?

Allah yaptıklarınızdan asla gafil değildir.

قُلۡ يَٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ لِمَ تَكۡفُرُونَ بِ‍َٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ شَهِيدٌ عَلَىٰ مَا تَعۡمَلُونَ98

قُلۡ يَٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ لِمَ تَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ مَنۡ ءَامَنَ تَبۡغُونَهَا عِوَجٗا وَأَنتُمۡ شُهَدَآءُۗ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعۡمَلُونَ99

Kötü Tesirden Sakındırma

100Ey iman edenler!

Eğer kendilerine Kitap verilenlerden bir kısmına uyarsanız, imanınızdan sonra sizi tekrar küfre döndürürlerdi.

101Size Allah'ın ayetleri okunurken ve O'nun Resûlü aranızda iken nasıl inkâr edersiniz?

Kim Allah'a sımsıkı sarılırsa, şüphesiz doğru yola iletilmiştir.

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِن تُطِيعُواْ فَرِيقٗا مِّنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ يَرُدُّوكُم بَعۡدَ إِيمَٰنِكُمۡ كَٰفِرِينَ100

وَكَيۡفَ تَكۡفُرُونَ وَأَنتُمۡ تُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ ءَايَٰتُ ٱللَّهِ وَفِيكُمۡ رَسُولُهُۥۗ وَمَن يَعۡتَصِم بِٱللَّهِ فَقَدۡ هُدِيَ إِلَىٰ صِرَٰطٖ مُّسۡتَقِيمٖ101

SIDE STORY

SIDE STORY

  • İslam'dan önce Bahile, tüm Arabistan'ın en düşük kabilesi olarak biliniyordu.

    Büyük Müslüman askeri liderlerinden biri, Bahile kabilesinden gelen Kuteybe adında bir adamdı.

    Kuteybe, Müslüman ordularına Çin'e kadar önderlik etti.

    Bir gün, hayatı boyunca çölde yaşamış bir Bedevi'ye sordu: 'Sana yetkimin yarısını teklif etsem, benim kabilem Bahile'ye katılır mıydın?

    ' Adam kesin bir dille reddetti.

  • Kuteybe sonra ona şakayla sordu: 'Kabileme katılman karşılığında sana Cennet teklif edilseydi ne olurdu?

    ' Adam bir an durakladı ve cevap verdi: 'Peki!

    Ama bir şartım var: Cennet'te kimsenin Bahile'den olduğumu bilmesini istemem!

    '

WORDS OF WISDOM

WORDS OF WISDOM

  • İslam'dan önce insanlar kabileleriyle aşırı gurur duyar, kabileleri daha aşağı olanları hor görürlerdi.

    Bu yüzden Araplar her zaman bölünmüşlerdi.

    İslam geldiğinde tüm kabileleri birleştirdi ve herkesi eşit kıldı.

  • İslam'da hiç kimse ırkına, rengine veya sosyal statüsüne göre diğerinden üstün değildir.

  • 103.

    ayet Müslümanlara, dünya ve ahirette başarıya ulaşabilmek için bir cemaat olarak kenetlenmenin önemini öğretir.

    Müminler, kendilerini zayıf düşürebilecek ve düşmanları için kolay bir hedef haline getirebilecek bölünmeye karşı uyarılır.

  • Illustration
  • Müslümanların Orta Çağ İspanya'sındaki ve modern zamanlardaki yenilgisi, onların birliği sağlayamamalarıyla kolayca ilişkilendirilebilir.

SIDE STORY

SIDE STORY

  • Bir aslan ormanda üç boğayla karşılaştı: biri beyaz, diğeri siyah ve üçüncüsü kahverengiydi.

    Aslan, boğaların birlikte güçlü oldukları için hepsine birden saldıramayacağını biliyordu.

    Bu yüzden, onları tek tek alt etmek için bir plan yaptı.

  • İlk olarak, boğalara kendisini bir dost olarak tanıttı ve onları tehlikeden korumak istediğini söyledi.

    Sonra, zamanla onların güvenini kazanmayı başardı.

  • Bir gün aslan, siyah ve kahverengi boğalarla özel olarak buluştu.

    Onları, beyaz boğanın bir tehdit olduğuna ikna etti; çünkü avcılar onu ormanda kolayca fark edebilir, bu da diğer boğaları kolay bir hedef haline getirirdi.

    Onları korumak için, beyaz boğayı yiyerek onlara bir iyilik yapmayı teklif etti.

    İki boğa düşünmeden plana razı oldu ve beyaz boğanın parçalara ayrılmasını izledi.

  • Bir hafta sonra aslan, kahverengi boğayla özel bir görüşme yaptı ve ikisinin de aynı kahverengimsi renge sahip oldukları için kardeş gibi olduklarını söyledi.

    Aslan onu, siyah boğanın bir tehdit olduğuna ikna etti; çünkü tüm yiyeceklerini bitirecekti.

    Yine, kahverengi boğaya bir iyilik olarak onu yemeyi teklif etti.

    Boğa razı oldu ve siyah boğanın yenmesini izledi.

  • Nitekim bir hafta sonra aslan, kahverengi boğaya yaklaştı ve diğer iki boğa gibi bir tehdit olduğu için onu yemek zorunda olduğunu söyledi.

    Kahverengi boğa, "Beyaz boğanın yendiği gün ben de mahkum olmuştum.

    " dediğinde hatasını anladı.

Tefrikaya Karşı Uyarı

102Ey iman edenler!

Allah'tan hakkıyla sakının ve ancak Müslümanlar olarak ölün.

103Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin.

Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Hani siz düşman idiniz de O kalplerinizi birleştirdi de O'nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz.

Siz bir ateş çukurunun kenarında idiniz de O sizi ondan kurtardı.

İşte Allah ayetlerini size böyle açıklıyor ki doğru yola eresiniz.

104Sizden öyle bir topluluk bulunsun ki, hayra çağırsın, iyiliği emretsin ve kötülükten menetsin.

İşte kurtuluşa erenler onlardır.

105Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra bölünüp ayrılığa düşenler gibi olmayın.

İşte onlar için büyük bir azap vardır.

106O gün bazı yüzler ağaracak, bazı yüzler ise kararacak.

Yüzleri kararanlara denilecek ki: "İmanınızdan sonra inkâr mı ettiniz?

Öyleyse inkâr etmenizden dolayı azabı tadın!

"

107Yüzleri ak olanlara gelince, onlar Allah'ın rahmetindedirler; orada ebedî kalacaklardır.

108Bunlar Allah'ın ayetleridir ki, onları sana ey Peygamber, hak ile okuyoruz.

Allah, hiç kimseye zulmetmek istemez.

109Göklerde ne varsa, yerde ne varsa Allah'ındır.

Bütün işler de Allah'a döndürülecektir.

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ حَقَّ تُقَاتِهِۦ وَلَا تَمُوتُنَّ إِلَّا وَأَنتُم مُّسۡلِمُونَ102

وَٱعۡتَصِمُواْ بِحَبۡلِ ٱللَّهِ جَمِيعٗا وَلَا تَفَرَّقُواْۚ وَٱذۡكُرُواْ نِعۡمَتَ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ إِذۡ كُنتُمۡ أَعۡدَآءٗ فَأَلَّفَ بَيۡنَ قُلُوبِكُمۡ فَأَصۡبَحۡتُم بِنِعۡمَتِهِۦٓ إِخۡوَٰنٗا وَكُنتُمۡ عَلَىٰ شَفَا حُفۡرَةٖ مِّنَ ٱلنَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنۡهَاۗ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمۡ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمۡ تَهۡتَدُونَ103

وَلۡتَكُن مِّنكُمۡ أُمَّةٞ يَدۡعُونَ إِلَى ٱلۡخَيۡرِ وَيَأۡمُرُونَ بِٱلۡمَعۡرُوفِ وَيَنۡهَوۡنَ عَنِ ٱلۡمُنكَرِۚ وَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ104

وَلَا تَكُونُواْ كَٱلَّذِينَ تَفَرَّقُواْ وَٱخۡتَلَفُواْ مِنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلۡبَيِّنَٰتُۚ وَأُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ عَذَابٌ عَظِيم105

يَوۡمَ تَبۡيَضُّ وُجُوهٞ وَتَسۡوَدُّ وُجُوهٞۚ فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ٱسۡوَدَّتۡ وُجُوهُهُمۡ أَكَفَرۡتُم بَعۡدَ إِيمَٰنِكُمۡ فَذُوقُواْ ٱلۡعَذَابَ بِمَا كُنتُمۡ تَكۡفُرُونَ106

وَأَمَّا ٱلَّذِينَ ٱبۡيَضَّتۡ وُجُوهُهُمۡ فَفِي رَحۡمَةِ ٱللَّهِۖ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ107

تِلۡكَ ءَايَٰتُ ٱللَّهِ نَتۡلُوهَا عَلَيۡكَ بِٱلۡحَقِّۗ وَمَا ٱللَّهُ يُرِيدُ ظُلۡمٗا لِّلۡعَٰلَمِينَ108

وَلِلَّهِ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِۚ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرۡجَعُ ٱلۡأُمُورُ109

Müslüman Ümmetinin Üstünlüğü

110Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülüğü meneder ve Allah'a inanırsınız.

Eğer Kitap Ehli de iman etseydi, elbette kendileri için hayırlı olurdu.

Onlardan iman edenler vardır, fakat çoğu fasıktır.

111Onlar size incitici sözlerden başka bir zarar veremezler.

Eğer sizinle savaşa tutuşurlarsa, arkalarını dönüp kaçarlar ve sonra da yardım görmezler.

112Nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'tan bir ipe (ahde) ve insanlardan bir ipe (güvenceye) sığınmadıkça üzerlerine zillet (aşağılık) damgası vurulmuştur.

Allah'ın gazabına uğradılar ve üzerlerine miskinlik (yoksulluk/aşağılık) damgası vuruldu.

Bu, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri ve haksız yere peygamberleri öldürmeleri yüzündendir.

Bu, isyan etmeleri ve haddi aşmaları yüzündendir.

كُنتُمۡ خَيۡرَ أُمَّةٍ أُخۡرِجَتۡ لِلنَّاسِ تَأۡمُرُونَ بِٱلۡمَعۡرُوفِ وَتَنۡهَوۡنَ عَنِ ٱلۡمُنكَرِ وَتُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِۗ وَلَوۡ ءَامَنَ أَهۡلُ ٱلۡكِتَٰبِ لَكَانَ خَيۡرٗا لَّهُمۚ مِّنۡهُمُ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ وَأَكۡثَرُهُمُ ٱلۡفَٰسِقُونَ110

لَن يَضُرُّوكُمۡ إِلَّآ أَذٗىۖ وَإِن يُقَٰتِلُوكُمۡ يُوَلُّوكُمُ ٱلۡأَدۡبَارَ ثُمَّ لَا يُنصَرُونَ111

ضُرِبَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلذِّلَّةُ أَيۡنَ مَا ثُقِفُوٓاْ إِلَّا بِحَبۡلٖ مِّنَ ٱللَّهِ وَحَبۡلٖ مِّنَ ٱلنَّاسِ وَبَآءُو بِغَضَبٖ مِّنَ ٱللَّهِ وَضُرِبَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلۡمَسۡكَنَةُۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ كَانُواْ يَكۡفُرُونَ بِ‍َٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَيَقۡتُلُونَ ٱلۡأَنۢبِيَآءَ بِغَيۡرِ حَقّٖۚ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَواْ وَّكَانُواْ يَعۡتَدُونَ112

SADIK EHL-İ KİTAP

113Hepsi bir değildir: Ehl-i Kitap'tan dosdoğru olan bir topluluk vardır ki, gecenin saatlerinde Allah'ın ayetlerini okurlar ve secdeye kapanırlar.

114Onlar Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanırlar, marufu emrederler, münkeri nehyederler ve hayırlarda yarışırlar.

İşte onlar gerçekten müminlerdendir.

115Yaptıkları hiçbir hayrın karşılığı onlardan asla esirgenmeyecektir.

Allah, takva sahiplerini hakkıyla bilir.

لَيۡسُواْ سَوَآءٗۗ مِّنۡ أَهۡلِ ٱلۡكِتَٰبِ أُمَّةٞ قَآئِمَةٞ يَتۡلُونَ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ ءَانَآءَ ٱلَّيۡلِ وَهُمۡ يَسۡجُدُونَ113

يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ وَيَأۡمُرُونَ بِٱلۡمَعۡرُوفِ وَيَنۡهَوۡنَ عَنِ ٱلۡمُنكَرِ وَيُسَٰرِعُونَ فِي ٱلۡخَيۡرَٰتِۖ وَأُوْلَٰٓئِكَ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ114

وَمَا يَفۡعَلُواْ مِنۡ خَيۡرٖ فَلَن يُكۡفَرُوهُۗ وَٱللَّهُ عَلِيمُۢ بِٱلۡمُتَّقِينَ115

Münafıklara Karşı Uyarı

116Şüphesiz inkâr edenlerin ne malları ne de çocukları Allah'a karşı onlara hiçbir fayda sağlamayacaktır.

İşte onlar ateş ehlidir.

Onlar orada ebedî kalacaklardır.

117Onların bu dünya hayatında harcadıkları (iyilikler), kendilerine zulmeden bir kavmin ekinine benzer ki, ona acı bir rüzgar isabet etmiş de onu helak etmiştir.

Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi kendilerine zulmettiler.

118Ey iman edenler!

Kendinizden başkalarını sırdaş edinmeyin.

Onlar size kötülük etmekten geri durmazlar.

Sizin sıkıntıya düşmenizi isterler.

Ağızlarından çıkan (sözler) kinlerini açığa vurmuştur.

Kalplerinin gizlediği ise daha büyüktür.

Eğer akıl ederseniz, size ayetlerimizi açıklamışızdır.

119İşte sizler böylesiniz!

Siz onları seversiniz, onlar ise sizi sevmezler.

Siz kitapların hepsine inanırsınız.

Sizinle karşılaştıklarında "İnandık" derler, yalnız kaldıklarında ise size olan öfkelerinden parmak uçlarını ısırırlar.

De ki: "Öfkenizle geberin!

" Şüphesiz Allah kalplerde olanı en iyi bilendir.

120Size bir iyilik dokunsa bu onları üzer.

Size bir kötülük isabet etse buna sevinirler.

Eğer sabreder ve Allah'tan sakınırsanız, onların hilesi size hiçbir zarar vermez.

Şüphesiz Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَن تُغۡنِيَ عَنۡهُمۡ أَمۡوَٰلُهُمۡ وَلَآ أَوۡلَٰدُهُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيۡ‍ٔٗاۖ وَأُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِۖ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ116

مَثَلُ مَا يُنفِقُونَ فِي هَٰذِهِ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا كَمَثَلِ رِيحٖ فِيهَا صِرٌّ أَصَابَتۡ حَرۡثَ قَوۡمٖ ظَلَمُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ فَأَهۡلَكَتۡهُۚ وَمَا ظَلَمَهُمُ ٱللَّهُ وَلَٰكِنۡ أَنفُسَهُمۡ يَظۡلِمُونَ117

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَتَّخِذُواْ بِطَانَةٗ مِّن دُونِكُمۡ لَا يَأۡلُونَكُمۡ خَبَالٗا وَدُّواْ مَا عَنِتُّمۡ قَدۡ بَدَتِ ٱلۡبَغۡضَآءُ مِنۡ أَفۡوَٰهِهِمۡ وَمَا تُخۡفِي صُدُورُهُمۡ أَكۡبَرُۚ قَدۡ بَيَّنَّا لَكُمُ ٱلۡأٓيَٰتِۖ إِن كُنتُمۡ تَعۡقِلُونَ118

هَٰٓأَنتُمۡ أُوْلَآءِ تُحِبُّونَهُمۡ وَلَا يُحِبُّونَكُمۡ وَتُؤۡمِنُونَ بِٱلۡكِتَٰبِ كُلِّهِۦ وَإِذَا لَقُوكُمۡ قَالُوٓاْ ءَامَنَّا وَإِذَا خَلَوۡاْ عَضُّواْ عَلَيۡكُمُ ٱلۡأَنَامِلَ مِنَ ٱلۡغَيۡظِۚ قُلۡ مُوتُواْ بِغَيۡظِكُمۡۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ119

إِن تَمۡسَسۡكُمۡ حَسَنَةٞ تَسُؤۡهُمۡ وَإِن تُصِبۡكُمۡ سَيِّئَةٞ يَفۡرَحُواْ بِهَاۖ وَإِن تَصۡبِرُواْ وَتَتَّقُواْ لَا يَضُرُّكُمۡ كَيۡدُهُمۡ شَيۡ‍ًٔاۗ إِنَّ ٱللَّهَ بِمَا يَعۡمَلُونَ مُحِيط120

BACKGROUND STORY

BACKGROUND STORY

  • İmam İbn Hişam'a göre, Hicret'in 2.

    yılında Bedir'de Mekke ordusu küçük bir Müslüman kuvveti tarafından ağır bir yenilgiye uğratıldı.

    Bir yıl sonra, Mekkeliler 3.

    700 askerden oluşan bir orduyla intikam almak için geri döndüler.

    Peygamber (sav) ashabına, Mekkelilerin Medine'ye ulaşmasını mı beklemeleri yoksa şehir dışında mı karşılaşmaları gerektiğini sordu.

    Şehrin dışında, Uhud Dağı yakınında savaşmaya karar verdiler.

    Uhud'a giderken, İbn Salul (münafıkların reisi) savaşa katılmayı reddetti ve 300 askeriyle birlikte Medine'ye geri döndü.

    Böylece, Müslüman ordusu sadece 750 savaşçıyla kaldı.

  • Savaştan önce Peygamber (sav), 50 okçuyu bir tepeye yerleştirdi ve ne olursa olsun yerlerinden ayrılmamalarını söyledi.

    Başlangıçta Müslümanlar kazanıyordu ve Mekkeliler kaçmaya başlamıştı.

    Okçular savaşın bittiğini düşündüler ve konumlarını koruma konusunda tartışmaya başladılar.

    Sonunda, çoğu savaş ganimetlerini toplamak için aşağı indi ve Müslüman ordusunu savunmasız bıraktı.

    Halid bin Velid (o zamanlar Müslüman değildi), askerleriyle birlikte tepenin etrafından dolaşarak ve Müslüman ordusuna arkadan sürpriz bir saldırı başlatarak onların korkunç

    hatasından faydalandı.

  • Müslüman askerler tam bir şok içindeydi.

    Ashabın çoğu kaçtı, sadece birkaçı Peygamber'i (sav) canları pahasına savunmak için kaldı.

    Peygamber'in kendisi yaralandı ve öldüğüne dair bir söylenti hızla yayıldı.

    Bu savaşta, vücudunun her yerinde 80'den fazla yara alan Enes bin Nadr da dahil olmak üzere yaklaşık 70 sahabi şehit oldu.

    Peygamber (sav) amcası Hamza'yı (r.

    a.

    ) da kaybetti.

    Mekkelilere gelince, onlar sadece 24 asker kaybettiler.

    Böylece, Müslümanlar için büyük bir zafer olarak başlayan şey, onlar için tam bir felaketle sonuçlandı.

  • Mekkeliler ayrıldığında sorun bitmemişti.

    Müslüman ordusunun Bedir'de kazandığı büyük itibar Uhud'da tamamen sarsılmıştı.

    Şimdi, Müslümanlar bu yenilginin korkunç sonuçlarıyla başa çıkmak zorundaydı.

    Örneğin, sonraki aylarda bazı kabileler Müslüman toplumunun zayıfladığını düşünmeye başladı ve Medine'ye saldırılar için hazırlanmaya başladılar.

    Bu yüzden Peygamber (sav), o kabilelerin şehre ulaşmasını engellemek ve bazı Müslümanlara saldıran ve öldürenleri cezalandırmak için seferler düzenlemek zorunda kaldı.

  • Illustration
  • Aşağıdaki ayetler, müminleri teselli etmek ve onlara bu önemli dersleri öğretmek için vahyedildi:

  • Zafer ancak Allah'tandır.

  • Peygamber'e (s.

    a.

    v.

    ) itaat edilmelidir.

  • Önemli kararlar almadan önce ehil kişilere danışılmalıdır.

  • Hatalar olur, ama onlardan ders çıkarmalıyız.

  • Allah merhametlidir ve bağışlayıcıdır.

  • Hz.

    Peygamber (s.

    a.

    v.

    ) müminlere şefkatlidir.

  • Hayır ile şer arasında bir mücadele vardır.

    Hayır sonunda her zaman galip gelir.

  • Hayat imtihanlarla doludur.

  • İmtihanlar bize imanında kimin gerçekten güçlü veya zayıf olduğunu gösterir.

  • Münafıklar Müslüman ümmeti için bir tehdittir.

  • 11.

    Fedakarlık yapmadan başarı olmaz.

  • 12.

    Hiç kimse, kendisi için yazılmış zamandan önce veya sonra ölmez.

WORDS OF WISDOM

WORDS OF WISDOM

  • Birisi sorabilir ki, "Peygamber (SAV) bu korkunç yenilgiden sonra nasıl tepki verdi?

    " Dürüst olmak gerekirse, başka bir lider olsaydı, bu felaket için okçuları kesinlikle azarlar, suçlar, hatta cezalandırırdı.

    Ancak Peygamber (SAV) bunların hiçbirini yapmadı.

    Şaşırtıcı bir şekilde, Mekkeliler ayrıldıktan sonra, ashabına (yaralılar da dahil olmak üzere) şöyle dedi: "Saf tutun ki Rabbime şükredeyim!

    " Ardından duygusal bir dua etti.

  • Duygusal duasında söylediklerinden bazıları şunlardır; bu sözler İmam Buhârî tarafından "el-Edebü'l-Müfred" adlı eserinde rivayet edilmiştir:

  • • Allah'ım!

    Hamd yalnızca Sanadır.

  • • Allah'ım!

    Senin alıkoyduğun hiçbir nimeti kimse veremez, ve Senin verdiğin hiçbir nimeti de kimse alıkoyamaz.

  • • Allah'ım!

    Bizi nimetlerinle, rahmetinle, lütuflarınla ve her türlü desteğinle kuşat.

  • Allah'ım!

    Senden değişmeyen ve zail olmayan daimi nimetler isterim.

  • Allah'ım!

    Senden ihtiyaç gününde nimet ve korku gününde emniyet dilerim.

  • Allah'ım!

    İmanı bize sevdir, kalplerimizde onu güzelleştir.

    Küfrü, fıskı ve isyanı bize çirkin göster.

    Ve bizi hidayete erenlerden kıl.

  • Allah'ım!

    Bizi Müslüman olarak yaşat ve Müslüman olarak öldür.

    Bizi rezil rüsva olmadan ve fitneye düşmeden salihlere kat.

  • Allah'ım!

    Resullerini yalanlayan ve insanları Senin yolundan alıkoyan kafirleri kahret.

    Ey Hakk'ın Sahibi!

  • 159.

    ayet, Peygamber Efendimiz'in (SAV) müminlere karşı gösterdiği nazik ve yumuşak muameleyi övmektedir.

    Hatta kendisine karşı savaşanlar da dahil olmak üzere düşmanlarına dahi merhamet göstermiştir.

  • Uhud Savaşı'nda Mekke ordusunun liderlerinden birçoğunun, Halid bin Velid, Ebu Süfyan, İkrime bin Ebu Cehil ve Safvan bin Ümeyye gibi isimlerin sonunda İslam'ı kabul etmesi

    şaşırtıcıdır.

    Bununla da kalmayıp, eski düşmanlarından bazıları İslam'ı kabul ettikten sonra onu canları pahasına savunmaya hazır hale gelmişlerdir.

Uhud Savaşı

121Hatırla, ey Peygamber, sabah erkenden evinden çıkıp müminleri savaş mevzilerine yerleştirdiğin zamanı.

Allah her şeyi işiten ve bilendir.

122Hatırla ki, sizden (müminlerden) iki taife cesaretleri kırılmaya yüz tutmuştu da Allah onların koruyucusuydu.

Öyleyse müminler yalnızca Allah'a tevekkül etsinler.

وَإِذۡ غَدَوۡتَ مِنۡ أَهۡلِكَ تُبَوِّئُ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ مَقَٰعِدَ لِلۡقِتَالِۗ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ121

إِذۡ هَمَّت طَّآئِفَتَانِ مِنكُمۡ أَن تَفۡشَلَا وَٱللَّهُ وَلِيُّهُمَاۗ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلۡيَتَوَكَّلِ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ122

BEDİR GAZVESİ

123Allah size Bedir'de güçsüz olduğunuz halde zafer vermişti.

Öyleyse Allah'ı anın ki şükredesiniz.

124Hani sen müminlere şöyle diyordun: "Rabbinizin size üç bin melek indirerek yardım etmesi size yetmez mi?

"

125Evet!

Eğer sabreder ve Allah'tan sakınırsanız ve düşmanlar aniden üzerinize gelirlerse, Allah size nişanlı beş bin melekle yardım edecektir.

126Allah bunu size ancak bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı.

Zafer ancak Aziz ve Hakim olan Allah katındandır.

127Kâfirlerden bir kısmını helâk etmek, bir kısmını da perişan edip ümitsizce geri döndürmek için.

وَلَقَدۡ نَصَرَكُمُ ٱللَّهُ بِبَدۡرٖ وَأَنتُمۡ أَذِلَّةٞۖ فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ123

إِذۡ تَقُولُ لِلۡمُؤۡمِنِينَ أَلَن يَكۡفِيَكُمۡ أَن يُمِدَّكُمۡ رَبُّكُم بِثَلَٰثَةِ ءَالَٰفٖ مِّنَ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةِ مُنزَلِينَ124

بَلَىٰٓۚ إِن تَصۡبِرُواْ وَتَتَّقُواْ وَيَأۡتُوكُم مِّن فَوۡرِهِمۡ هَٰذَا يُمۡدِدۡكُمۡ رَبُّكُم بِخَمۡسَةِ ءَالَٰفٖ مِّنَ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةِ مُسَوِّمِينَ125

وَمَا جَعَلَهُ ٱللَّهُ إِلَّا بُشۡرَىٰ لَكُمۡ وَلِتَطۡمَئِنَّ قُلُوبُكُم بِهِۦۗ وَمَا ٱلنَّصۡرُ إِلَّا مِنۡ عِندِ ٱللَّهِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَكِيمِ126

لِيَقۡطَعَ طَرَفٗا مِّنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَوۡ يَكۡبِتَهُمۡ فَيَنقَلِبُواْ خَآئِبِينَ127

Mekke Düşmanlarının Akıbeti

128Ey Peygamber, bu işte senin bir yetkin yoktur.

Onlara merhamet etmek veya onları cezalandırmak Allah'a aittir.

Şüphesiz onlar zalimlerdir.

129Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır.

Dilediğini bağışlar, dilediğini cezalandırır.

Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

لَيۡسَ لَكَ مِنَ ٱلۡأَمۡرِ شَيۡءٌ أَوۡ يَتُوبَ عَلَيۡهِمۡ أَوۡ يُعَذِّبَهُمۡ فَإِنَّهُمۡ ظَٰلِمُونَ128

وَلِلَّهِ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِۚ يَغۡفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ غَفُورٞ رَّحِيمٞ129

How to study Surah Âli-'Imran with children

Use this children's lesson as a guided path: read the short explanation, look at the Arabic verse, listen to related recitation, and return to the full surah when your child is ready for more detail.

Parents can review one section at a time, ask the child to repeat the main idea, and then continue with the next part or a nearby surah. This keeps the lesson connected with Quran reading, audio, and daily practice.