This translation is done through Artificial Intelligence (AI) modern technology. Moreover, it is based on Dr. Mustafa Khattab's "The Clear Quran".

Surah 3 - آلِ عِمْرَان

Âli-’Imran (Surah 3)

آلِ عِمْرَان (İmran Ailesi)

Madni SurahMadni Surah

Introduction

Bu Medenî sûre, adını 33. ayette zikredilen Âl-i İmrân ailesinden alır. Önceki sûre gibi, Allah'ın ilahî vahyin kaynağı olduğu gerçeğini yineler ve Allah'ın tek Rab, İslam'ın ise O'nun yegâne kabul ettiği din olduğu inancını pekiştirir. Meryem, Yahya ve İsa'nın doğum hikayeleri zikredilir; Hristiyanların İsa (ﷺ) hakkındaki algılarına bir meydan okuma da yer alır. Sûre ayrıca, Mekkeli müşriklere karşı yapılan ilk savaşlara değinir; 3 H. / 625 M. yılında gerçekleşen Uhud Savaşı'ndaki Müslümanların yenilgisinden çıkarılacak derslere vurgu yapar. Allah'a karşı takva sahibi olmanın fazileti, bu sûrenin sonunda ve bir sonraki sûrenin başında vurgulanır. Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

In the Name of Allah—the Most Compassionate, Most Merciful.

Hidayet Kaynağı Olarak Kutsal Kitaplar

1. Elif-Lam-Mim 2. Allah! Kendisinden başka ilah yoktur. O, Hayy ve Kayyûm'dur. 3. Sana (Ey Peygamber) Kitab'ı hak ile indirdi; kendisinden öncekini tasdik edici olarak. Daha önce de Tevrat'ı ve İncil'i indirmişti. 4. Daha önce insanlara bir hidayet rehberi olarak (indirdi) ve Furkan'ı da indirdi. Şüphesiz Allah'ın ayetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah Azîz'dir, intikam sahibidir.

الٓمٓ
١
ٱللَّهُ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْحَىُّ ٱلْقَيُّومُ
٢
نَزَّلَ عَلَيْكَ ٱلْكِتَـٰبَ بِٱلْحَقِّ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَأَنزَلَ ٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ
٣
مِن قَبْلُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَأَنزَلَ ٱلْفُرْقَانَ ۗ إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ ۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ ذُو ٱنتِقَامٍ
٤

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 1-4


Allah Teâlâ

5. Şüphesiz yerde ve gökte hiçbir şey Allah'tan gizli kalmaz. 6. Sizi annelerinizin rahimlerinde dilediği gibi şekillendiren O'dur. O'ndan başka ilah yoktur. O, Azîz'dir, Hakîm'dir.

إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَخْفَىٰ عَلَيْهِ شَىْءٌ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِ
٥
هُوَ ٱلَّذِى يُصَوِّرُكُمْ فِى ٱلْأَرْحَامِ كَيْفَ يَشَآءُ ۚ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
٦

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 5-6


Muhkem ve Müteşabih Ayetler

7. Sana Kitab'ı indiren O'dur. Onun (Kitab'ın) bazı âyetleri muhkemdir (açık ve kesindir), bunlar Kitab'ın anasıdır (temelidir); diğerleri ise müteşabihtir (benzeşmeli, yoruma açık). Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve kendi yorumlarına göre anlam vermek için müteşabih olanların peşine düşerler. Oysa onların (gerçek) yorumunu Allah'tan başkası bilemez. İlimde derinleşmiş olanlar ise, "Ona (Kitab'a) inandık, hepsi Rabbimiz katındandır" derler. Bunu ancak akıl sahipleri idrak eder. 8. (Derler ki:) "Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi saptırma. Bize katından bir rahmet bağışla. Şüphesiz sen çok lütufkârsın." 9. Rabbimiz! Şüphesiz sen, hakkında hiçbir şüphe olmayan bir günde insanları mutlaka toplayacaksın. Şüphesiz Allah vaadinden dönmez.

هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ عَلَيْكَ ٱلْكِتَـٰبَ مِنْهُ ءَايَـٰتٌ مُّحْكَمَـٰتٌ هُنَّ أُمُّ ٱلْكِتَـٰبِ وَأُخَرُ مُتَشَـٰبِهَـٰتٌ ۖ فَأَمَّا ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِمْ زَيْغٌ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَـٰبَهَ مِنْهُ ٱبْتِغَآءَ ٱلْفِتْنَةِ وَٱبْتِغَآءَ تَأْوِيلِهِۦ ۗ وَمَا يَعْلَمُ تَأْوِيلَهُۥٓ إِلَّا ٱللَّهُ ۗ وَٱلرَّٰسِخُونَ فِى ٱلْعِلْمِ يَقُولُونَ ءَامَنَّا بِهِۦ كُلٌّ مِّنْ عِندِ رَبِّنَا ۗ وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّآ أُولُوا ٱلْأَلْبَـٰبِ
٧
رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً ۚ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْوَهَّابُ
٨
رَبَّنَآ إِنَّكَ جَامِعُ ٱلنَّاسِ لِيَوْمٍ لَّا رَيْبَ فِيهِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُخْلِفُ ٱلْمِيعَادَ
٩

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 7-9


İnkârcıların Cezası

10. Şüphesiz ki, inkâr edenlerin ne malları ne de çocukları, Allah'a karşı onlara hiçbir fayda vermeyecektir. Ve onlar, ateşin yakıtı olacaklardır. 11. Onların durumu, Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Onlar ayetlerimizi yalanladılar, bu yüzden Allah onları günahları sebebiyle yakaladı. Allah'ın cezası pek şiddetlidir. 12. (Ey Peygamber!) İnkâr edenlere de ki: "Yakında yenilgiye uğrayacak ve cehenneme toplanacaksınız. O ne kötü bir yataktır!"

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا لَن تُغْنِىَ عَنْهُمْ أَمْوَٰلُهُمْ وَلَآ أَوْلَـٰدُهُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا ۖ وَأُولَـٰٓئِكَ هُمْ وَقُودُ ٱلنَّارِ
١٠
كَدَأْبِ ءَالِ فِرْعَوْنَ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ كَذَّبُوا بِـَٔايَـٰتِنَا فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ بِذُنُوبِهِمْ ۗ وَٱللَّهُ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ
١١
قُل لِّلَّذِينَ كَفَرُوا سَتُغْلَبُونَ وَتُحْشَرُونَ إِلَىٰ جَهَنَّمَ ۚ وَبِئْسَ ٱلْمِهَادُ
١٢

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 10-12


Bedir Savaşı'nda Allah'ın Yardımı

13. Şüphesiz sizin için, karşılaşan iki orduda bir ibret vardı: Biri Allah yolunda savaşıyordu, diğeri ise inkârcıydı. Müminler, onları (düşmanlarını) kendilerinin iki katı görüyorlardı. Ama Allah, dilediğini yardımıyla destekler. Şüphesiz bunda, basiret sahipleri için bir ders vardır.

قَدْ كَانَ لَكُمْ ءَايَةٌ فِى فِئَتَيْنِ ٱلْتَقَتَا ۖ فِئَةٌ تُقَـٰتِلُ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَأُخْرَىٰ كَافِرَةٌ يَرَوْنَهُم مِّثْلَيْهِمْ رَأْىَ ٱلْعَيْنِ ۚ وَٱللَّهُ يُؤَيِّدُ بِنَصْرِهِۦ مَن يَشَآءُ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّأُولِى ٱلْأَبْصَـٰرِ
١٣

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 13-13


Geçici Zevkler

14. İnsanlara kadınlardan, oğullardan, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşten, salma atlardan, davarlardan ve ekinlerden oluşan zevkler süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçici metaıdır. Oysa varılacak en güzel yer Allah katındadır.

زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ ٱلشَّهَوَٰتِ مِنَ ٱلنِّسَآءِ وَٱلْبَنِينَ وَٱلْقَنَـٰطِيرِ ٱلْمُقَنطَرَةِ مِنَ ٱلذَّهَبِ وَٱلْفِضَّةِ وَٱلْخَيْلِ ٱلْمُسَوَّمَةِ وَٱلْأَنْعَـٰمِ وَٱلْحَرْثِ ۗ ذَٰلِكَ مَتَـٰعُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ۖ وَٱللَّهُ عِندَهُۥ حُسْنُ ٱلْمَـَٔابِ
١٤

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 14-14


Ebedi Nimet

15. De ki: Size bunlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Takva sahipleri için Rableri katında, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah'ın rızası vardır. Allah, kullarını hakkıyla görendir. 16. Rabbimiz! Biz iman ettik; günahlarımızı bağışla ve bizi ateş azabından koru diyenler. 17. Onlar ki sabredenler, doğru sözlüler, itaatkârlar, infak edenler ve seher vakitlerinde istiğfar edenlerdir.

۞ قُلْ أَؤُنَبِّئُكُم بِخَيْرٍ مِّن ذَٰلِكُمْ ۚ لِلَّذِينَ ٱتَّقَوْا عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّـٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَا وَأَزْوَٰجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَرِضْوَٰنٌ مِّنَ ٱللَّهِ ۗ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِٱلْعِبَادِ
١٥
ٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَآ إِنَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ
١٦
ٱلصَّـٰبِرِينَ وَٱلصَّـٰدِقِينَ وَٱلْقَـٰنِتِينَ وَٱلْمُنفِقِينَ وَٱلْمُسْتَغْفِرِينَ بِٱلْأَسْحَارِ
١٧

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 15-17


Tek Allah

18. Allah, kendisinden başka ilah olmadığına şahitlik eder. Melekler ve ilim sahipleri de adaletle ayakta durarak (buna şahitlik ederler). O'ndan başka ilah yoktur. O, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibidir.

شَهِدَ ٱللَّهُ أَنَّهُۥ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ وَأُولُوا ٱلْعِلْمِ قَآئِمًۢا بِٱلْقِسْطِ ۚ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
١٨

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 18-18


Tek Yol

19. Şüphesiz Allah katında din İslam'dır. Kendilerine Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah'ın ayetlerini inkâr ederse, şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir. 20. Eğer seninle tartışırlarsa (Ey Peygamber), de ki: "Ben ve bana uyanlar Allah'a teslim olduk." Kendilerine Kitap verilenlere ve ümmîlere de de ki: "Siz de teslim oldunuz mu?" Eğer teslim olurlarsa, hidayete ermiş olurlar. Ama yüz çevirirlerse, senin üzerine düşen sadece tebliğdir. Allah kullarını görendir.

إِنَّ ٱلدِّينَ عِندَ ٱللَّهِ ٱلْإِسْلَـٰمُ ۗ وَمَا ٱخْتَلَفَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا ٱلْكِتَـٰبَ إِلَّا مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلْعِلْمُ بَغْيًۢا بَيْنَهُمْ ۗ وَمَن يَكْفُرْ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ فَإِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ
١٩
فَإِنْ حَآجُّوكَ فَقُلْ أَسْلَمْتُ وَجْهِىَ لِلَّهِ وَمَنِ ٱتَّبَعَنِ ۗ وَقُل لِّلَّذِينَ أُوتُوا ٱلْكِتَـٰبَ وَٱلْأُمِّيِّـۧنَ ءَأَسْلَمْتُمْ ۚ فَإِنْ أَسْلَمُوا فَقَدِ ٱهْتَدَوا ۖ وَّإِن تَوَلَّوْا فَإِنَّمَا عَلَيْكَ ٱلْبَلَـٰغُ ۗ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِٱلْعِبَادِ
٢٠

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 19-20


Asilerin Cezası

21. Gerçekten de, Allah'ın ayetlerini inkâr edenler, peygamberleri haksız yere öldürenler ve adaleti emreden insanları öldürenler var ya, işte onlara elem verici bir azabı müjdele. 22. Onlar, amelleri dünyada ve ahirette boşa gitmiş olanlardır. Ve onlar için hiçbir yardımcı yoktur.

إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْفُرُونَ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ وَيَقْتُلُونَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَيَقْتُلُونَ ٱلَّذِينَ يَأْمُرُونَ بِٱلْقِسْطِ مِنَ ٱلنَّاسِ فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
٢١
أُولَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ حَبِطَتْ أَعْمَـٰلُهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَمَا لَهُم مِّن نَّـٰصِرِينَ
٢٢

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 21-22


Asilerin Cezası

23. Kendilerine Kitap'tan bir pay verilmiş olanları görmedin mi? Aralarındaki anlaşmazlığı çözmek için Allah'ın Kitabı'na çağrıldıklarında, onlardan bir kısmı aldırışsızca yüz çevirirler. 24. Bu, onların "Ateş bize sayılı birkaç günden başka dokunmayacaktır" demelerindendir. Dinlerinde, kuruntuları yüzünden aldatılmışlardır. 25. Peki ne olacak onları, hakkında hiçbir şüphe bulunmayan bir günde topladığımız zaman? Her nefse kazandığı tastamam ödenecek ve hiç kimseye zulmedilmeyecektir!

أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ أُوتُوا نَصِيبًا مِّنَ ٱلْكِتَـٰبِ يُدْعَوْنَ إِلَىٰ كِتَـٰبِ ٱللَّهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ يَتَوَلَّىٰ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ وَهُم مُّعْرِضُونَ
٢٣
ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا لَن تَمَسَّنَا ٱلنَّارُ إِلَّآ أَيَّامًا مَّعْدُودَٰتٍ ۖ وَغَرَّهُمْ فِى دِينِهِم مَّا كَانُوا يَفْتَرُونَ
٢٤
فَكَيْفَ إِذَا جَمَعْنَـٰهُمْ لِيَوْمٍ لَّا رَيْبَ فِيهِ وَوُفِّيَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَّا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
٢٥

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 23-25


Allah'ın Sonsuz Kudreti

26. De ki: Ey mülkün sahibi Allah'ım! Mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden alırsın. Dilediğini aziz kılarsın, dilediğini zelil kılarsın. Bütün hayır Senin elindedir. Şüphesiz Sen, her şeye gücü yetensin. 27. Geceyi gündüze katarsın, gündüzü geceye katarsın. Diriyi ölüden çıkarırsın, ölüyü diriden çıkarırsın. Ve dilediğine hesapsız rızık verirsin.

قُلِ ٱللَّهُمَّ مَـٰلِكَ ٱلْمُلْكِ تُؤْتِى ٱلْمُلْكَ مَن تَشَآءُ وَتَنزِعُ ٱلْمُلْكَ مِمَّن تَشَآءُ وَتُعِزُّ مَن تَشَآءُ وَتُذِلُّ مَن تَشَآءُ ۖ بِيَدِكَ ٱلْخَيْرُ ۖ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
٢٦
تُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَتُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ ۖ وَتُخْرِجُ ٱلْحَىَّ مِنَ ٱلْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ ٱلْمَيِّتَ مِنَ ٱلْحَىِّ ۖ وَتَرْزُقُ مَن تَشَآءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ
٢٧

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 26-27


İnkârcıları Dost Edinmek

28. Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesinler. Kim böyle yaparsa, Allah katında hiçbir değeri yoktur. Ancak onlardan (gelecek bir tehlikeden) korunmanız müstesna. Allah sizi Kendisinden sakındırır. Dönüş yalnız Allah'adır.

لَّا يَتَّخِذِ ٱلْمُؤْمِنُونَ ٱلْكَـٰفِرِينَ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِ ٱلْمُؤْمِنِينَ ۖ وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ فَلَيْسَ مِنَ ٱللَّهِ فِى شَىْءٍ إِلَّآ أَن تَتَّقُوا مِنْهُمْ تُقَىٰةً ۗ وَيُحَذِّرُكُمُ ٱللَّهُ نَفْسَهُۥ ۗ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلْمَصِيرُ
٢٨

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 28-28


Allah'ın Sonsuz İlmi

29. De ki: "Kalplerinizdekini gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir. Çünkü O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir."

قُلْ إِن تُخْفُوا مَا فِى صُدُورِكُمْ أَوْ تُبْدُوهُ يَعْلَمْهُ ٱللَّهُ ۗ وَيَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
٢٩

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 29-29


Hayır ve Şerden Sorumluluk

30. Her nefsin yaptığı her hayrı hazır bulacağı, işlediği her kötülüğü de kendisinden çok uzaklarda görmek isteyeceği günü düşünün! Allah sizi Kendisinden sakındırır. Allah kullarına karşı çok şefkatlidir.

يَوْمَ تَجِدُ كُلُّ نَفْسٍ مَّا عَمِلَتْ مِنْ خَيْرٍ مُّحْضَرًا وَمَا عَمِلَتْ مِن سُوٓءٍ تَوَدُّ لَوْ أَنَّ بَيْنَهَا وَبَيْنَهُۥٓ أَمَدًۢا بَعِيدًا ۗ وَيُحَذِّرُكُمُ ٱللَّهُ نَفْسَهُۥ ۗ وَٱللَّهُ رَءُوفٌۢ بِٱلْعِبَادِ
٣٠

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 30-30


Allah'a ve Resulüne İtaat Etmek

31. De ki: "Eğer Allah'ı seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir." 32. De ki: "Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin." Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah kâfirleri sevmez.

قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ ٱللَّهَ فَٱتَّبِعُونِى يُحْبِبْكُمُ ٱللَّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ ۗ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
٣١
قُلْ أَطِيعُوا ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ ۖ فَإِن تَوَلَّوْا فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلْكَـٰفِرِينَ
٣٢

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 31-32


Mübarek İnsanlar

33. Şüphesiz Allah, Âdem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini âlemler üzerine seçkin kıldı. 34. Onlar birbirlerinden gelme bir zürriyettir. Allah ise hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

۞ إِنَّ ٱللَّهَ ٱصْطَفَىٰٓ ءَادَمَ وَنُوحًا وَءَالَ إِبْرَٰهِيمَ وَءَالَ عِمْرَٰنَ عَلَى ٱلْعَـٰلَمِينَ
٣٣
ذُرِّيَّةًۢ بَعْضُهَا مِنۢ بَعْضٍ ۗ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
٣٤

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 33-34


Meryem'in Doğumu

35. İmran'ın karısı demişti ki: "Rabbim! Karnımdakini sana adadım, hür olarak (sadece senin hizmetine). Benden kabul buyur. Şüphesiz sen, hakkıyla işiten, hakkıyla bilensin." 36. Onu doğurunca dedi ki: "Rabbim! Ben bir kız doğurdum." —Allah onun ne doğurduğunu hakkıyla biliyordu— "Erkek, kız gibi değildir. Ben ona Meryem adını verdim. Onu ve zürriyetini kovulmuş şeytandan sana sığındırırım." 37. Rabbi onu güzel bir kabulle kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Onu Zekeriyya'nın himayesine verdi. Zekeriyya ne zaman mihraba onun yanına girse, onun yanında bir rızık bulurdu. "Ey Meryem! Bu sana nereden geldi?" dedi. O da: "Bu Allah katındandır. Şüphesiz Allah, dilediğine hesapsız rızık verir" dedi.

إِذْ قَالَتِ ٱمْرَأَتُ عِمْرَٰنَ رَبِّ إِنِّى نَذَرْتُ لَكَ مَا فِى بَطْنِى مُحَرَّرًا فَتَقَبَّلْ مِنِّىٓ ۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ
٣٥
فَلَمَّا وَضَعَتْهَا قَالَتْ رَبِّ إِنِّى وَضَعْتُهَآ أُنثَىٰ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا وَضَعَتْ وَلَيْسَ ٱلذَّكَرُ كَٱلْأُنثَىٰ ۖ وَإِنِّى سَمَّيْتُهَا مَرْيَمَ وَإِنِّىٓ أُعِيذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ ٱلشَّيْطَـٰنِ ٱلرَّجِيمِ
٣٦
فَتَقَبَّلَهَا رَبُّهَا بِقَبُولٍ حَسَنٍ وَأَنۢبَتَهَا نَبَاتًا حَسَنًا وَكَفَّلَهَا زَكَرِيَّا ۖ كُلَّمَا دَخَلَ عَلَيْهَا زَكَرِيَّا ٱلْمِحْرَابَ وَجَدَ عِندَهَا رِزْقًا ۖ قَالَ يَـٰمَرْيَمُ أَنَّىٰ لَكِ هَـٰذَا ۖ قَالَتْ هُوَ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ يَرْزُقُ مَن يَشَآءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ
٣٧

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 35-37


Yahya'nın Doğumu

38. Orada Zekeriyya Rabbine dua etti: "Rabbim! Bana kendi katından salih bir zürriyet bağışla. Şüphesiz sen duaları işitensin." 39. O mihrapta namaz kılarken, melekler ona seslendi: "Allah sana Yahya'yı müjdeliyor. O, Allah'tan bir kelimeyi tasdik edici, bir efendi, iffetli ve salihlerden bir peygamber olacaktır." 40. Zekeriya dedi ki: “Rabbim! Ben yaşlılıkta ileri gitmişken ve karım da kısırken benim nasıl bir oğlum olabilir?” (Allah) buyurdu: “İşte öyle. Allah dilediğini yapar.” 41. Zekeriya dedi ki: “Rabbim! Bana bir alamet ver.” (Allah) buyurdu: “Senin alametin, üç gün boyunca insanlarla işaretleşme dışında konuşamaman olacaktır. Rabbini çok zikret ve sabah akşam O’nu tesbih et.”

هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُۥ ۖ قَالَ رَبِّ هَبْ لِى مِن لَّدُنكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً ۖ إِنَّكَ سَمِيعُ ٱلدُّعَآءِ
٣٨
فَنَادَتْهُ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ وَهُوَ قَآئِمٌ يُصَلِّى فِى ٱلْمِحْرَابِ أَنَّ ٱللَّهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحْيَىٰ مُصَدِّقًۢا بِكَلِمَةٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَسَيِّدًا وَحَصُورًا وَنَبِيًّا مِّنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ
٣٩
قَالَ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى غُلَـٰمٌ وَقَدْ بَلَغَنِىَ ٱلْكِبَرُ وَٱمْرَأَتِى عَاقِرٌ ۖ قَالَ كَذَٰلِكَ ٱللَّهُ يَفْعَلُ مَا يَشَآءُ
٤٠
قَالَ رَبِّ ٱجْعَل لِّىٓ ءَايَةً ۖ قَالَ ءَايَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ ٱلنَّاسَ ثَلَـٰثَةَ أَيَّامٍ إِلَّا رَمْزًا ۗ وَٱذْكُر رَّبَّكَ كَثِيرًا وَسَبِّحْ بِٱلْعَشِىِّ وَٱلْإِبْكَـٰرِ
٤١

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 38-41


Meryem'in Tüm Kadınlar Üzerine Seçilmesi

42. Hani melekler demişti ki: “Ey Meryem! Şüphesiz Allah seni seçti, seni tertemiz kıldı ve seni âlemlerin kadınlarına üstün kıldı.” 43. Ey Meryem! Rabbine gönülden itaat et, secde et ve rüku edenlerle birlikte rüku et. 44. İşte bu, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'e kimin kefil olacağını belirlemek için kalemlerini attıklarında sen onların yanında değildin, çekişirlerken de yanlarında değildin.

وَإِذْ قَالَتِ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ يَـٰمَرْيَمُ إِنَّ ٱللَّهَ ٱصْطَفَىٰكِ وَطَهَّرَكِ وَٱصْطَفَىٰكِ عَلَىٰ نِسَآءِ ٱلْعَـٰلَمِينَ
٤٢
يَـٰمَرْيَمُ ٱقْنُتِى لِرَبِّكِ وَٱسْجُدِى وَٱرْكَعِى مَعَ ٱلرَّٰكِعِينَ
٤٣
ذَٰلِكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلْغَيْبِ نُوحِيهِ إِلَيْكَ ۚ وَمَا كُنتَ لَدَيْهِمْ إِذْ يُلْقُونَ أَقْلَـٰمَهُمْ أَيُّهُمْ يَكْفُلُ مَرْيَمَ وَمَا كُنتَ لَدَيْهِمْ إِذْ يَخْتَصِمُونَ
٤٤

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 42-44


İsa Mesih'in Doğumu

45. Hani melekler demişti ki: “Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir kelime ile müjde veriyor. Adı Mesih İsa, Meryem oğlu olacaktır. Dünyada ve ahirette itibarlı ve (Allah'a) yakın kılınanlardan olacaktır.” 46. Ve beşikte iken de, yetişkinliğinde de insanlarla konuşacak ve salihlerden olacaktır. 47. Meryem dedi ki: “Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken nasıl çocuğum olabilir?” Melek dedi ki: “İşte öyle. Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmettiği zaman, ona sadece ‘Ol!’ der, o da hemen oluverir.”

إِذْ قَالَتِ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ يَـٰمَرْيَمُ إِنَّ ٱللَّهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِّنْهُ ٱسْمُهُ ٱلْمَسِيحُ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ وَجِيهًا فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَمِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ
٤٥
وَيُكَلِّمُ ٱلنَّاسَ فِى ٱلْمَهْدِ وَكَهْلًا وَمِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ
٤٦
قَالَتْ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى وَلَدٌ وَلَمْ يَمْسَسْنِى بَشَرٌ ۖ قَالَ كَذَٰلِكِ ٱللَّهُ يَخْلُقُ مَا يَشَآءُ ۚ إِذَا قَضَىٰٓ أَمْرًا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ
٤٧

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 45-47


İsa'nın Misyonu ve Mucizeleri

48. Ve Allah ona Kitabı ve hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretecek, 49. Ve İsrailoğulları'na bir elçi (olarak gönderilecek) (ve onlara şöyle diyecek): 'Ben size Rabbinizden bir mucize ile geldim: Ben size çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim de o, Allah'ın izniyle kuş olur. Allah'ın izniyle körü ve alacalıyı iyileştirir, ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yediğinizi ve ne sakladığınızı size haber veririm. Şüphesiz bunda sizin için bir ibret vardır, eğer inanıyorsanız.' 50. Benden önce indirilmiş olan Tevrat'ı tasdik edici olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak üzere (geldim). Size Rabbinizden bir mucize ile geldim, öyleyse Allah'tan korkun ve bana itaat edin. 51. Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O'na kulluk edin. İşte bu, dosdoğru yoldur.'"

وَيُعَلِّمُهُ ٱلْكِتَـٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ
٤٨
وَرَسُولًا إِلَىٰ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ أَنِّى قَدْ جِئْتُكُم بِـَٔايَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ ۖ أَنِّىٓ أَخْلُقُ لَكُم مِّنَ ٱلطِّينِ كَهَيْـَٔةِ ٱلطَّيْرِ فَأَنفُخُ فِيهِ فَيَكُونُ طَيْرًۢا بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۖ وَأُبْرِئُ ٱلْأَكْمَهَ وَٱلْأَبْرَصَ وَأُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰ بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۖ وَأُنَبِّئُكُم بِمَا تَأْكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَ فِى بُيُوتِكُمْ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لَّكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
٤٩
وَمُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَىَّ مِنَ ٱلتَّوْرَىٰةِ وَلِأُحِلَّ لَكُم بَعْضَ ٱلَّذِى حُرِّمَ عَلَيْكُمْ ۚ وَجِئْتُكُم بِـَٔايَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ فَٱتَّقُوا ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ
٥٠
إِنَّ ٱللَّهَ رَبِّى وَرَبُّكُمْ فَٱعْبُدُوهُ ۗ هَـٰذَا صِرَٰطٌ مُّسْتَقِيمٌ
٥١

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 48-51


Havariler

52. İsa, halkından inkârı sezince, "Allah yolunda bana kim yardımcı olacak?" dedi. Havariler de dediler ki: "Biz Allah'ın yardımcılarıyız. Allah'a iman ettik, şahit ol ki biz Müslümanlarız." 53. Rabbimiz! Senin indirdiklerine inandık ve elçiye uyduk. Öyleyse bizi şahitlerle beraber yaz.

۞ فَلَمَّآ أَحَسَّ عِيسَىٰ مِنْهُمُ ٱلْكُفْرَ قَالَ مَنْ أَنصَارِىٓ إِلَى ٱللَّهِ ۖ قَالَ ٱلْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنصَارُ ٱللَّهِ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَٱشْهَدْ بِأَنَّا مُسْلِمُونَ
٥٢
رَبَّنَآ ءَامَنَّا بِمَآ أَنزَلْتَ وَٱتَّبَعْنَا ٱلرَّسُولَ فَٱكْتُبْنَا مَعَ ٱلشَّـٰهِدِينَ
٥٣

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 52-53


İsa'ya Karşı Komplo

54. İnkâr edenler bir tuzak kurdular; Allah da bir tuzak kurdu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır. 55. (Hatırla ki) Allah şöyle buyurmuştu: “Ey İsa! Şüphesiz ben seni vefat ettireceğim, seni Kendime yükselteceğim, seni inkâr edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamet gününe kadar inkâr edenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz banadır ve hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda hüküm vereceğim.”

وَمَكَرُوا وَمَكَرَ ٱللَّهُ ۖ وَٱللَّهُ خَيْرُ ٱلْمَـٰكِرِينَ
٥٤
إِذْ قَالَ ٱللَّهُ يَـٰعِيسَىٰٓ إِنِّى مُتَوَفِّيكَ وَرَافِعُكَ إِلَىَّ وَمُطَهِّرُكَ مِنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا وَجَاعِلُ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوكَ فَوْقَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَـٰمَةِ ۖ ثُمَّ إِلَىَّ مَرْجِعُكُمْ فَأَحْكُمُ بَيْنَكُمْ فِيمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ
٥٥

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 54-55


Adil Karşılık

56. “İnkâr edenlere gelince, onları dünya ve ahirette şiddetli bir azaba çarptıracağım ve onların hiçbir yardımcısı da olmayacaktır.” 57. “İman edip salih ameller işleyenlere gelince, onların mükâfatları eksiksiz verilecektir. Allah zalimleri sevmez.” 58. Biz bunları sana ayetlerimizden ve hikmetli bir öğüt olarak okuyoruz.

فَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا فَأُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَمَا لَهُم مِّن نَّـٰصِرِينَ
٥٦
وَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا وَعَمِلُوا ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ فَيُوَفِّيهِمْ أُجُورَهُمْ ۗ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلظَّـٰلِمِينَ
٥٧
ذَٰلِكَ نَتْلُوهُ عَلَيْكَ مِنَ ٱلْـَٔايَـٰتِ وَٱلذِّكْرِ ٱلْحَكِيمِ
٥٨

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 56-58


İsa ve Adem

59. Şüphesiz, Allah katında İsa'nın durumu, Âdem'in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona "Ol!" dedi. O da hemen oldu. 60. Bu, Rabbinden olan haktır, öyleyse sakın şüphe edenlerden olma.

إِنَّ مَثَلَ عِيسَىٰ عِندَ ٱللَّهِ كَمَثَلِ ءَادَمَ ۖ خَلَقَهُۥ مِن تُرَابٍ ثُمَّ قَالَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ
٥٩
ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَلَا تَكُن مِّنَ ٱلْمُمْتَرِينَ
٦٠

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 59-60


İsa Hakkındaki Tartışmalar

61. Sana ilim geldikten sonra İsa hakkında kim seninle tartışırsa, de ki: "Gelin, çocuklarımızı ve çocuklarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, nefislerimizi ve nefislerinizi çağıralım; sonra da Allah'ın lanetini yalancıların üzerine okuyalım." 62. Şüphesiz bu, hak olan kıssadır. Allah'tan başka ilah yoktur. Ve şüphesiz Allah, Aziz'dir, Hakim'dir. 63. Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah, müfsitleri bilir.

فَمَنْ حَآجَّكَ فِيهِ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَكَ مِنَ ٱلْعِلْمِ فَقُلْ تَعَالَوْا نَدْعُ أَبْنَآءَنَا وَأَبْنَآءَكُمْ وَنِسَآءَنَا وَنِسَآءَكُمْ وَأَنفُسَنَا وَأَنفُسَكُمْ ثُمَّ نَبْتَهِلْ فَنَجْعَل لَّعْنَتَ ٱللَّهِ عَلَى ٱلْكَـٰذِبِينَ
٦١
إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ ٱلْقَصَصُ ٱلْحَقُّ ۚ وَمَا مِنْ إِلَـٰهٍ إِلَّا ٱللَّهُ ۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
٦٢
فَإِن تَوَلَّوْا فَإِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِٱلْمُفْسِدِينَ
٦٣

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 61-63


Sadece Allah'a Kulluk

64. De ki: "Ey Ehl-i Kitap! Gelin, aramızda ortak bir kelimeye ulaşalım: Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'tan başka birbirimizi rabler edinmeyelim." Eğer yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahit olun ki biz Müslümanlarız."

قُلْ يَـٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَـٰبِ تَعَالَوْا إِلَىٰ كَلِمَةٍ سَوَآءٍۭ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ أَلَّا نَعْبُدَ إِلَّا ٱللَّهَ وَلَا نُشْرِكَ بِهِۦ شَيْـًٔا وَلَا يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضًا أَرْبَابًا مِّن دُونِ ٱللَّهِ ۚ فَإِن تَوَلَّوْا فَقُولُوا ٱشْهَدُوا بِأَنَّا مُسْلِمُونَ
٦٤

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 64-64


İbrahim Hakkındaki Gerçek

65. Ey Ehl-i Kitap! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz? Oysa Tevrat da İncil de ondan çok sonra indirilmedi mi? Akıl etmiyor musunuz? 66. İşte sizler böylesiniz! Hakkında bilginiz olan şeyler hakkında tartıştınız. Peki, hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyler hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz. 67. İbrahim ne Yahudi ne de Hristiyan idi; fakat o, hanif (Allah'ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir Müslüman idi ve müşriklerden değildi. 68. Şüphesiz, İbrahim'e insanların en layık olanları, ona uyanlar, bu Peygamber (Muhammed) ve iman edenlerdir. Allah da müminlerin velisidir (dostu ve yardımcısıdır).

يَـٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَـٰبِ لِمَ تُحَآجُّونَ فِىٓ إِبْرَٰهِيمَ وَمَآ أُنزِلَتِ ٱلتَّوْرَىٰةُ وَٱلْإِنجِيلُ إِلَّا مِنۢ بَعْدِهِۦٓ ۚ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
٦٥
هَـٰٓأَنتُمْ هَـٰٓؤُلَآءِ حَـٰجَجْتُمْ فِيمَا لَكُم بِهِۦ عِلْمٌ فَلِمَ تُحَآجُّونَ فِيمَا لَيْسَ لَكُم بِهِۦ عِلْمٌ ۚ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
٦٦
مَا كَانَ إِبْرَٰهِيمُ يَهُودِيًّا وَلَا نَصْرَانِيًّا وَلَـٰكِن كَانَ حَنِيفًا مُّسْلِمًا وَمَا كَانَ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ
٦٧
إِنَّ أَوْلَى ٱلنَّاسِ بِإِبْرَٰهِيمَ لَلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ وَهَـٰذَا ٱلنَّبِىُّ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا ۗ وَٱللَّهُ وَلِىُّ ٱلْمُؤْمِنِينَ
٦٨

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 65-68


Gerçeği Çarpıtmak

69. Kitap Ehli'nden bir grup, sizi saptırmak ister. Onlar ancak kendilerini saptırırlar da farkına varmazlar. 70. Ey Ehl-i Kitap! Siz (onların hak olduğuna) şahitlik ettiğiniz hâlde, niçin Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz? 71. Ey Ehl-i Kitap! Niçin hakkı bâtılla karıştırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz?

وَدَّت طَّآئِفَةٌ مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَـٰبِ لَوْ يُضِلُّونَكُمْ وَمَا يُضِلُّونَ إِلَّآ أَنفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ
٦٩
يَـٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَـٰبِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ وَأَنتُمْ تَشْهَدُونَ
٧٠
يَـٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَـٰبِ لِمَ تَلْبِسُونَ ٱلْحَقَّ بِٱلْبَـٰطِلِ وَتَكْتُمُونَ ٱلْحَقَّ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ
٧١

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 69-71


Aldatmacanın Ortaya Serilmesi

72. Ehl-i Kitap'tan bir grup dedi ki: "Müminlere indirilene sabahleyin inanın, akşamleyin de inkâr edin; belki (imanlarından) dönerler." 73. "Ve ancak sizin dininize uyanlara inanın." De ki: "Şüphesiz doğru yol, Allah'ın yoludur." "Size verilenin benzerinin başkasına da verileceğine, yahut Rabbinizin huzurunda sizinle tartışacaklarına inanmayın." De ki: "Lütuf (ve ihsan) tamamen Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, her şeyi bilendir." 74. Rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah, büyük lütuf sahibidir.

وَقَالَت طَّآئِفَةٌ مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَـٰبِ ءَامِنُوا بِٱلَّذِىٓ أُنزِلَ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا وَجْهَ ٱلنَّهَارِ وَٱكْفُرُوٓا ءَاخِرَهُۥ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
٧٢
وَلَا تُؤْمِنُوٓا إِلَّا لِمَن تَبِعَ دِينَكُمْ قُلْ إِنَّ ٱلْهُدَىٰ هُدَى ٱللَّهِ أَن يُؤْتَىٰٓ أَحَدٌ مِّثْلَ مَآ أُوتِيتُمْ أَوْ يُحَآجُّوكُمْ عِندَ رَبِّكُمْ ۗ قُلْ إِنَّ ٱلْفَضْلَ بِيَدِ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ ۗ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ
٧٣
يَخْتَصُّ بِرَحْمَتِهِۦ مَن يَشَآءُ ۗ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ
٧٤

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 72-74


Emanetlere Riayet Etmek

75. Kitap Ehli'nden öylesi vardır ki, kendisine yüklerle altın emanet etsen, onu sana geri verir. Öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana geri vermez. Bu, onların "Ümmîlere karşı bize sorumluluk yoktur" demelerindendir. Böylece bile bile Allah'a karşı yalan söylerler. 76. Elbette! Emanetlerine riayet edenler ve kötülükten sakınanlar—şüphesiz Allah, takva sahiplerini sever.

۞ وَمِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَـٰبِ مَنْ إِن تَأْمَنْهُ بِقِنطَارٍ يُؤَدِّهِۦٓ إِلَيْكَ وَمِنْهُم مَّنْ إِن تَأْمَنْهُ بِدِينَارٍ لَّا يُؤَدِّهِۦٓ إِلَيْكَ إِلَّا مَا دُمْتَ عَلَيْهِ قَآئِمًا ۗ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا لَيْسَ عَلَيْنَا فِى ٱلْأُمِّيِّـۧنَ سَبِيلٌ وَيَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
٧٥
بَلَىٰ مَنْ أَوْفَىٰ بِعَهْدِهِۦ وَٱتَّقَىٰ فَإِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَّقِينَ
٧٦

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 75-76


Allah'ın Ahdini Bozmak

77. Şüphesiz ki, Allah'ın ahdini ve yeminlerini az bir paha karşılığında satanların ahirette hiçbir nasipleri yoktur. Allah, Kıyamet Günü onlarla konuşmaz, onlara bakmaz ve onları arındırmaz. Ve onlar için elem verici bir azap vardır.

إِنَّ ٱلَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ ٱللَّهِ وَأَيْمَـٰنِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلًا أُولَـٰٓئِكَ لَا خَلَـٰقَ لَهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ ٱللَّهُ وَلَا يَنظُرُ إِلَيْهِمْ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ وَلَا يُزَكِّيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
٧٧

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 77-77


Kutsal Kitabı Çarpıtmak

78. Onlardan öyleleri vardır ki, Kitab'ı dilleriyle tahrif ederler ki, onu Kitap'tan sanasınız. Oysa o, Kitap'tan değildir. "Bu Allah katındandır" derler—halbuki o, Allah katından değildir. Ve bile bile Allah'a yalan isnat ederler.

وَإِنَّ مِنْهُمْ لَفَرِيقًا يَلْوُۥنَ أَلْسِنَتَهُم بِٱلْكِتَـٰبِ لِتَحْسَبُوهُ مِنَ ٱلْكِتَـٰبِ وَمَا هُوَ مِنَ ٱلْكِتَـٰبِ وَيَقُولُونَ هُوَ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ وَمَا هُوَ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ وَيَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
٧٨

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 78-78


Peygamberler Asla İlahlık İddia Etmez

79. Allah'ın kendisine Kitap, hikmet ve nübüvvet verdiği bir kimsenin, insanlara 'Allah'ı bırakıp bana kulluk edin' demesi yakışmaz. Bilakis o, 'Kitabı öğretmeniz ve okumanız gereğince Rabbani olun' derdi. 80. Melekleri ve peygamberleri rabler edinmenizi de size emretmezdi. Siz Müslüman olduktan sonra size inkârı mı emreder?

مَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُؤْتِيَهُ ٱللَّهُ ٱلْكِتَـٰبَ وَٱلْحُكْمَ وَٱلنُّبُوَّةَ ثُمَّ يَقُولَ لِلنَّاسِ كُونُوا عِبَادًا لِّى مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَـٰكِن كُونُوا رَبَّـٰنِيِّـۧنَ بِمَا كُنتُمْ تُعَلِّمُونَ ٱلْكِتَـٰبَ وَبِمَا كُنتُمْ تَدْرُسُونَ
٧٩
وَلَا يَأْمُرَكُمْ أَن تَتَّخِذُوا ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ وَٱلنَّبِيِّـۧنَ أَرْبَابًا ۗ أَيَأْمُرُكُم بِٱلْكُفْرِ بَعْدَ إِذْ أَنتُم مُّسْلِمُونَ
٨٠

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 79-80


Allah'ın Peygamberlerle Ahdi

81. Hani Allah, peygamberlerden şöyle söz almıştı: 'Size Kitap ve hikmet verdikten sonra, yanınızdakini tasdik eden bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka inanacak ve ona yardım edeceksiniz.' Buyurdu ki: 'İkrar ettiniz mi ve bu ağır yükümü yüklendiniz mi?' Dediler ki: 'İkrar ettik.' Allah buyurdu ki: 'Öyleyse şahit olun, ben de sizinle beraber şahitlerdenim.' 82. Kim bundan sonra dönerse, işte onlar fasıklardır.

وَإِذْ أَخَذَ ٱللَّهُ مِيثَـٰقَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ لَمَآ ءَاتَيْتُكُم مِّن كِتَـٰبٍ وَحِكْمَةٍ ثُمَّ جَآءَكُمْ رَسُولٌ مُّصَدِّقٌ لِّمَا مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ بِهِۦ وَلَتَنصُرُنَّهُۥ ۚ قَالَ ءَأَقْرَرْتُمْ وَأَخَذْتُمْ عَلَىٰ ذَٰلِكُمْ إِصْرِى ۖ قَالُوٓا أَقْرَرْنَا ۚ قَالَ فَٱشْهَدُوا وَأَنَا۠ مَعَكُم مِّنَ ٱلشَّـٰهِدِينَ
٨١
فَمَن تَوَلَّىٰ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَأُولَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَـٰسِقُونَ
٨٢

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 81-82


Tam Teslimiyet

83. Allah'ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde kim varsa, ister istemez O'na teslim olmuştur ve O'na döndürüleceklerdir.

أَفَغَيْرَ دِينِ ٱللَّهِ يَبْغُونَ وَلَهُۥٓ أَسْلَمَ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ طَوْعًا وَكَرْهًا وَإِلَيْهِ يُرْجَعُونَ
٨٣

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 83-83


İslam Peygamberleri

84. De ki: "Allah'a ve bize indirilene; İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a ve torunlarına indirilene; Musa'ya, İsa'ya ve Rableri tarafından diğer peygamberlere verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini birbirinden ayırmayız ve biz O'na teslim oluruz."

قُلْ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ عَلَيْنَا وَمَآ أُنزِلَ عَلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْمَـٰعِيلَ وَإِسْحَـٰقَ وَيَعْقُوبَ وَٱلْأَسْبَاطِ وَمَآ أُوتِىَ مُوسَىٰ وَعِيسَىٰ وَٱلنَّبِيُّونَ مِن رَّبِّهِمْ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّنْهُمْ وَنَحْنُ لَهُۥ مُسْلِمُونَ
٨٤

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 84-84


Tek Yol

85. Kim İslam'dan başka bir din ararsa, o asla kabul edilmeyecek ve ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.

وَمَن يَبْتَغِ غَيْرَ ٱلْإِسْلَـٰمِ دِينًا فَلَن يُقْبَلَ مِنْهُ وَهُوَ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ مِنَ ٱلْخَـٰسِرِينَ
٨٥

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 85-85


Doğru Yoldan Sapmak

86. İman ettikten, Peygamber'in hak olduğunu tasdik ettikten ve kendilerine apaçık deliller geldikten sonra inkâr eden bir kavmi Allah nasıl hidayete erdirir? Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. 87. İşte onların cezası, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lanetine uğramalarıdır. 88. Onlar cehennemde ebediyen kalacaklardır. Azapları hafifletilmeyecek, onlara mühlet de verilmeyecektir. 89. Bundan sonra tövbe edip ıslah olanlara gelince, şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

كَيْفَ يَهْدِى ٱللَّهُ قَوْمًا كَفَرُوا بَعْدَ إِيمَـٰنِهِمْ وَشَهِدُوٓا أَنَّ ٱلرَّسُولَ حَقٌّ وَجَآءَهُمُ ٱلْبَيِّنَـٰتُ ۚ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ
٨٦
أُولَـٰٓئِكَ جَزَآؤُهُمْ أَنَّ عَلَيْهِمْ لَعْنَةَ ٱللَّهِ وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةِ وَٱلنَّاسِ أَجْمَعِينَ
٨٧
خَـٰلِدِينَ فِيهَا لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ ٱلْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ
٨٨
إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُوا مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ وَأَصْلَحُوا فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
٨٩

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 86-89


İnkâr Halinde Ölmek

90. Şüphesiz iman ettikten sonra inkâr eden, sonra da inkârlarını artıranların tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte sapıklar onlardır. 91. Gerçekten inkâr edip de kâfir olarak ölenler, dünya dolusu altın fidye verseler bile, bu kendilerinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır ve onların hiçbir yardımcısı olmayacaktır.

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا بَعْدَ إِيمَـٰنِهِمْ ثُمَّ ٱزْدَادُوا كُفْرًا لَّن تُقْبَلَ تَوْبَتُهُمْ وَأُولَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلضَّآلُّونَ
٩٠
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا وَمَاتُوا وَهُمْ كُفَّارٌ فَلَن يُقْبَلَ مِنْ أَحَدِهِم مِّلْءُ ٱلْأَرْضِ ذَهَبًا وَلَوِ ٱفْتَدَىٰ بِهِۦٓ ۗ أُولَـٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ وَمَا لَهُم مِّن نَّـٰصِرِينَ
٩١

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 90-91


Salih Bağış

92. Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça asla iyiliğe (birr'e) ulaşamazsınız. Her ne harcarsanız, şüphesiz Allah onu hakkıyla bilir.

لَن تَنَالُوا ٱلْبِرَّ حَتَّىٰ تُنفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَ ۚ وَمَا تُنفِقُوا مِن شَىْءٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ بِهِۦ عَلِيمٌ
٩٢

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 92-92


Yakup'un Beslenme Kısıtlaması

93. Tevrat indirilmeden önce İsrail'in (Yakub'un) kendisine haram kıldığı dışında, bütün yiyecekler İsrailoğulları'na helal kılınmıştı. De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz, Tevrat'ı getirin de okuyun." 94. Artık kim Allah hakkında yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir. 95. De ki: "Allah doğruyu söylemiştir. Öyleyse hanif olan İbrahim'in dinine uyun; o, müşriklerden değildi."

۞ كُلُّ ٱلطَّعَامِ كَانَ حِلًّا لِّبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ إِلَّا مَا حَرَّمَ إِسْرَٰٓءِيلُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ مِن قَبْلِ أَن تُنَزَّلَ ٱلتَّوْرَىٰةُ ۗ قُلْ فَأْتُوا بِٱلتَّوْرَىٰةِ فَٱتْلُوهَآ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ
٩٣
فَمَنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ فَأُولَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّـٰلِمُونَ
٩٤
قُلْ صَدَقَ ٱللَّهُ ۗ فَٱتَّبِعُوا مِلَّةَ إِبْرَٰهِيمَ حَنِيفًا وَمَا كَانَ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ
٩٥

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 93-95


Mekke'deki Kutsal Ev'e Hac

96. Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ev, Bekke'de olandır; mübarek ve âlemler için bir hidayet kaynağıdır. 97. Onda apaçık ayetler ve İbrahim'in makamı vardır. Kim oraya girerse güvende olur. O Beyt'e haccetmek, gücü yeten kimseler üzerine Allah'ın bir farzıdır. Kim de inkâr ederse, şüphesiz Allah âlemlerden müstağnidir.

إِنَّ أَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِى بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى لِّلْعَـٰلَمِينَ
٩٦
فِيهِ ءَايَـٰتٌۢ بَيِّنَـٰتٌ مَّقَامُ إِبْرَٰهِيمَ ۖ وَمَن دَخَلَهُۥ كَانَ ءَامِنًا ۗ وَلِلَّهِ عَلَى ٱلنَّاسِ حِجُّ ٱلْبَيْتِ مَنِ ٱسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلًا ۚ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَنِىٌّ عَنِ ٱلْعَـٰلَمِينَ
٩٧

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 96-97


Gerçeği Reddetmek

98. De ki: Ey Kitap Ehli! Allah yaptıklarınıza şahit iken, niçin Allah'ın ayetlerini inkâr ediyorsunuz? 99. De ki: Ey Kitap Ehli! Siz şahit olduğunuz halde, niçin Allah yolunu eğri göstermeye çalışarak iman edenleri ondan çeviriyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan asla gafil değildir.

قُلْ يَـٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَـٰبِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ شَهِيدٌ عَلَىٰ مَا تَعْمَلُونَ
٩٨
قُلْ يَـٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَـٰبِ لِمَ تَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ مَنْ ءَامَنَ تَبْغُونَهَا عِوَجًا وَأَنتُمْ شُهَدَآءُ ۗ وَمَا ٱللَّهُ بِغَـٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
٩٩

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 98-99


Kötü Etkiye Karşı Uyarı

100. Ey iman edenler! Eğer kendilerine Kitap verilenlerden bir gruba uyarsanız, sizi imanınızdan sonra küfre döndürürler. 101. Size Allah'ın ayetleri okunurken ve O'nun Resulü aranızda bulunurken nasıl inkâr edersiniz? Kim Allah'a sımsıkı sarılırsa, şüphesiz doğru yola iletilmiştir.

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا إِن تُطِيعُوا فَرِيقًا مِّنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا ٱلْكِتَـٰبَ يَرُدُّوكُم بَعْدَ إِيمَـٰنِكُمْ كَـٰفِرِينَ
١٠٠
وَكَيْفَ تَكْفُرُونَ وَأَنتُمْ تُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ ءَايَـٰتُ ٱللَّهِ وَفِيكُمْ رَسُولُهُۥ ۗ وَمَن يَعْتَصِم بِٱللَّهِ فَقَدْ هُدِىَ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ
١٠١

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 100-101


Ayrılığa Karşı Uyarı

102. Ey iman edenler! Allah'tan O'na yaraşır şekilde sakının ve ancak Müslümanlar olarak ölün. 103. Allah'ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin. Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Sizler düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirdi; böylece O'nun nimetiyle kardeş oldunuz. Siz bir ateş çukurunun kenarında idiniz de O, sizi ondan kurtardı. İşte Allah, ayetlerini size böylece açıklıyor ki, doğru yolu bulasınız. 104. Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır. 105. Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا ٱتَّقُوا ٱللَّهَ حَقَّ تُقَاتِهِۦ وَلَا تَمُوتُنَّ إِلَّا وَأَنتُم مُّسْلِمُونَ
١٠٢
وَٱعْتَصِمُوا بِحَبْلِ ٱللَّهِ جَمِيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا ۚ وَٱذْكُرُوا نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَآءً فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِۦٓ إِخْوَٰنًا وَكُنتُمْ عَلَىٰ شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ ٱلنَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا ۗ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ ءَايَـٰتِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
١٠٣
وَلْتَكُن مِّنكُمْ أُمَّةٌ يَدْعُونَ إِلَى ٱلْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ ۚ وَأُولَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ
١٠٤
وَلَا تَكُونُوا كَٱلَّذِينَ تَفَرَّقُوا وَٱخْتَلَفُوا مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلْبَيِّنَـٰتُ ۚ وَأُولَـٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ
١٠٥

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 102-105


Mutlular ve Bedbahtlar

106. O Gün bazı yüzler ak olacak, bazıları ise kara. Yüzleri kara olanlara denilecek ki: "İman ettikten sonra mı inkâr ettiniz? Öyleyse inkâr etmenize karşılık azabı tadın!" 107. Yüzleri ak olanlara gelince, onlar Allah'ın rahmeti içindedirler; orada ebedî kalacaklardır. 108. Bunlar, sana hak ile okuduğumuz Allah'ın ayetleridir. Allah, kullarına asla zulmetmek istemez. 109. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'a aittir. Ve bütün işler Allah'a döndürülür.

يَوْمَ تَبْيَضُّ وُجُوهٌ وَتَسْوَدُّ وُجُوهٌ ۚ فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ٱسْوَدَّتْ وُجُوهُهُمْ أَكَفَرْتُم بَعْدَ إِيمَـٰنِكُمْ فَذُوقُوا ٱلْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ
١٠٦
وَأَمَّا ٱلَّذِينَ ٱبْيَضَّتْ وُجُوهُهُمْ فَفِى رَحْمَةِ ٱللَّهِ هُمْ فِيهَا خَـٰلِدُونَ
١٠٧
تِلْكَ ءَايَـٰتُ ٱللَّهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِٱلْحَقِّ ۗ وَمَا ٱللَّهُ يُرِيدُ ظُلْمًا لِّلْعَـٰلَمِينَ
١٠٨
وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۚ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ
١٠٩

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 106-109


Müslüman Ümmetinin Üstünlüğü

110. Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah'a inanırsınız. Eğer Kitap Ehli iman etseydi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu. Onlardan inananlar vardır, ama çoğu fasıktır.

كُنتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ ۗ وَلَوْ ءَامَنَ أَهْلُ ٱلْكِتَـٰبِ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُم ۚ مِّنْهُمُ ٱلْمُؤْمِنُونَ وَأَكْثَرُهُمُ ٱلْفَـٰسِقُونَ
١١٠

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 110-110


Asilerin Cezası

111. Size asla zarar veremezler, ancak biraz eziyetten başka. Eğer sizinle savaşta karşılaşırlarsa, arkalarını dönüp kaçarlar ve kendilerine yardım eden de bulunmaz. 112. Zillet, nerede bulunurlarsa bulunsunlar, üzerlerine vurulmuştur; ancak Allah'tan bir ip (ahd) ve insanlardan bir ahid (sözleşme) ile korunmuş olmaları müstesna. Allah'ın gazabına uğradılar ve üzerlerine meskenet damgası vuruldu. Bu, Allah'ın ayetlerini inkâr etmeleri ve haksız yere peygamberleri öldürmeleri yüzündendir. Bu, isyan etmeleri ve haddi aşmaları sebebiyledir.

لَن يَضُرُّوكُمْ إِلَّآ أَذًى ۖ وَإِن يُقَـٰتِلُوكُمْ يُوَلُّوكُمُ ٱلْأَدْبَارَ ثُمَّ لَا يُنصَرُونَ
١١١
ضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ ٱلذِّلَّةُ أَيْنَ مَا ثُقِفُوٓا إِلَّا بِحَبْلٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَحَبْلٍ مِّنَ ٱلنَّاسِ وَبَآءُو بِغَضَبٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ ٱلْمَسْكَنَةُ ۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَانُوا يَكْفُرُونَ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ وَيَقْتُلُونَ ٱلْأَنۢبِيَآءَ بِغَيْرِ حَقٍّ ۚ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَوا وَّكَانُوا يَعْتَدُونَ
١١٢

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 111-112


Kitap Ehlinin Dürüstleri

113. Hepsi bir değildirler. Kitap Ehli içinde dosdoğru bir ümmet de vardır ki, gecenin saatlerinde Allah'ın ayetlerini okurlar ve secde ederler. 114. Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanırlar, iyiliği emrederler, kötülükten men ederler ve hayırlarda yarışırlar. İşte onlar salihlerdendir. 115. Yaptıkları hiçbir hayrın mükâfatından mahrum bırakılmayacaklardır. Allah, müttakileri hakkıyla bilendir.

۞ لَيْسُوا سَوَآءً ۗ مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَـٰبِ أُمَّةٌ قَآئِمَةٌ يَتْلُونَ ءَايَـٰتِ ٱللَّهِ ءَانَآءَ ٱلَّيْلِ وَهُمْ يَسْجُدُونَ
١١٣
يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَيَأْمُرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَيُسَـٰرِعُونَ فِى ٱلْخَيْرَٰتِ وَأُولَـٰٓئِكَ مِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ
١١٤
وَمَا يَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ فَلَن يُكْفَرُوهُ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلْمُتَّقِينَ
١١٥

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 113-115


Münafıklara Karşı Uyarı

116. Şüphesiz ki, inkâr edenlerin ne malları ne de çocukları Allah katında onlara hiçbir fayda vermeyecektir. İşte onlar, ateşin halkıdır. Onlar orada ebedî kalacaklardır. 117. Onların bu dünya hayatındaki harcamaları, kendilerine zulmetmiş bir kavmin ekinine benzer ki, ona dondurucu bir rüzgar isabet etmiş ve onu helak etmiştir. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmettiler.

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا لَن تُغْنِىَ عَنْهُمْ أَمْوَٰلُهُمْ وَلَآ أَوْلَـٰدُهُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا ۖ وَأُولَـٰٓئِكَ أَصْحَـٰبُ ٱلنَّارِ ۚ هُمْ فِيهَا خَـٰلِدُونَ
١١٦
مَثَلُ مَا يُنفِقُونَ فِى هَـٰذِهِ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا كَمَثَلِ رِيحٍ فِيهَا صِرٌّ أَصَابَتْ حَرْثَ قَوْمٍ ظَلَمُوٓا أَنفُسَهُمْ فَأَهْلَكَتْهُ ۚ وَمَا ظَلَمَهُمُ ٱللَّهُ وَلَـٰكِنْ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
١١٧

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 116-117


Münafıklarla Birliktelik

118. Ey iman edenler! Kendinizden başkalarını sırdaş edinmeyin. Onlar size zarar vermekten geri durmazlar. Onların tek arzusu sizin sıkıntıya düşmenizdir. Kinleri ağızlarından taşmıştır. Kalplerinin gizlediği ise çok daha büyüktür. Eğer aklederseniz, ayetlerimizi size apaçık bildirmişizdir. 119. İşte siz böylesiniz! Siz onları seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler. Siz kitapların hepsine inanırsınız. Sizinle karşılaştıklarında “İnandık!” derler. Yalnız kaldıklarında ise size olan öfkelerinden parmak uçlarını ısırırlar. De ki: “Öfkenizden geberin!” Şüphesiz Allah, kalplerde gizli olanı en iyi bilendir. 120. Size bir iyilik dokunsa, bu onları üzer. Size bir kötülük isabet etse, buna sevinirler. Eğer sabreder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Şüphesiz Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا لَا تَتَّخِذُوا بِطَانَةً مِّن دُونِكُمْ لَا يَأْلُونَكُمْ خَبَالًا وَدُّوا مَا عَنِتُّمْ قَدْ بَدَتِ ٱلْبَغْضَآءُ مِنْ أَفْوَٰهِهِمْ وَمَا تُخْفِى صُدُورُهُمْ أَكْبَرُ ۚ قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ ٱلْـَٔايَـٰتِ ۖ إِن كُنتُمْ تَعْقِلُونَ
١١٨
هَـٰٓأَنتُمْ أُولَآءِ تُحِبُّونَهُمْ وَلَا يُحِبُّونَكُمْ وَتُؤْمِنُونَ بِٱلْكِتَـٰبِ كُلِّهِۦ وَإِذَا لَقُوكُمْ قَالُوٓا ءَامَنَّا وَإِذَا خَلَوْا عَضُّوا عَلَيْكُمُ ٱلْأَنَامِلَ مِنَ ٱلْغَيْظِ ۚ قُلْ مُوتُوا بِغَيْظِكُمْ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
١١٩
إِن تَمْسَسْكُمْ حَسَنَةٌ تَسُؤْهُمْ وَإِن تُصِبْكُمْ سَيِّئَةٌ يَفْرَحُوا بِهَا ۖ وَإِن تَصْبِرُوا وَتَتَّقُوا لَا يَضُرُّكُمْ كَيْدُهُمْ شَيْـًٔا ۗ إِنَّ ٱللَّهَ بِمَا يَعْمَلُونَ مُحِيطٌ
١٢٠

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 118-120


Uhud Savaşı

121. Hani sen sabah erkenden evinden çıkıp müminleri savaş mevzilerine yerleştiriyordun. Allah ise her şeyi işiten, her şeyi bilendir. 122. Hani sizden iki zümre gevşemek üzereyken, Allah onların yardımcısı oldu. Öyleyse müminler yalnızca Allah'a tevekkül etsinler.

وَإِذْ غَدَوْتَ مِنْ أَهْلِكَ تُبَوِّئُ ٱلْمُؤْمِنِينَ مَقَـٰعِدَ لِلْقِتَالِ ۗ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
١٢١
إِذْ هَمَّت طَّآئِفَتَانِ مِنكُمْ أَن تَفْشَلَا وَٱللَّهُ وَلِيُّهُمَا ۗ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ
١٢٢

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 121-122


Bedir Savaşı

123. Andolsun ki Allah size Bedir'de zafer verdi, siz az sayıda iken. Öyleyse Allah'a karşı takvalı olun, umulur ki şükredersiniz. 124. Hani sen müminlere diyordun ki: Rabbinizin size üç bin melekle yardım etmesi yetmez mi? 125. Şüphesiz, eğer sabreder ve sakınırsanız ve düşmanlar size ansızın gelirse, Allah sizi nişanlı beş bin melekle destekleyecektir. 126. Allah bunu ancak size bir müjde ve kalplerinizin yatışması için kıldı. Zafer ise ancak Allah'tandır; O, Aziz'dir, Hakim'dir. 127. Kâfirlerden bir kısmını helak etmek, diğerlerini de zelil kılmak ve onları ümitsizce geri dönmeye mecbur etmek için.

وَلَقَدْ نَصَرَكُمُ ٱللَّهُ بِبَدْرٍ وَأَنتُمْ أَذِلَّةٌ ۖ فَٱتَّقُوا ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
١٢٣
إِذْ تَقُولُ لِلْمُؤْمِنِينَ أَلَن يَكْفِيَكُمْ أَن يُمِدَّكُمْ رَبُّكُم بِثَلَـٰثَةِ ءَالَـٰفٍ مِّنَ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةِ مُنزَلِينَ
١٢٤
بَلَىٰٓ ۚ إِن تَصْبِرُوا وَتَتَّقُوا وَيَأْتُوكُم مِّن فَوْرِهِمْ هَـٰذَا يُمْدِدْكُمْ رَبُّكُم بِخَمْسَةِ ءَالَـٰفٍ مِّنَ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةِ مُسَوِّمِينَ
١٢٥
وَمَا جَعَلَهُ ٱللَّهُ إِلَّا بُشْرَىٰ لَكُمْ وَلِتَطْمَئِنَّ قُلُوبُكُم بِهِۦ ۗ وَمَا ٱلنَّصْرُ إِلَّا مِنْ عِندِ ٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَكِيمِ
١٢٦
لِيَقْطَعَ طَرَفًا مِّنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا أَوْ يَكْبِتَهُمْ فَيَنقَلِبُوا خَآئِبِينَ
١٢٧

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 123-127


Allah Hüküm Verendir

128. Senin bu işte hiçbir yetkin yoktur. Allah'ın onları merhametle bağışlaması veya onlara azap etmesi (Allah'a kalmıştır). Şüphesiz onlar zalimlerdir. 129. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.

لَيْسَ لَكَ مِنَ ٱلْأَمْرِ شَىْءٌ أَوْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْ أَوْ يُعَذِّبَهُمْ فَإِنَّهُمْ ظَـٰلِمُونَ
١٢٨
وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۚ يَغْفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ ۚ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
١٢٩

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 128-129


Faiz'e Karşı Uyarı

130. Ey iman edenler! Kat kat artırarak faiz yemeyin. Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz. 131. Kafirler için hazırlanmış olan ateşten sakının. 132. Allah'a ve Resûl'e itaat edin ki merhamet olunasınız.

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا لَا تَأْكُلُوا ٱلرِّبَوٰٓا أَضْعَـٰفًا مُّضَـٰعَفَةً ۖ وَٱتَّقُوا ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
١٣٠
وَٱتَّقُوا ٱلنَّارَ ٱلَّتِىٓ أُعِدَّتْ لِلْكَـٰفِرِينَ
١٣١
وَأَطِيعُوا ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
١٣٢

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 130-132


Salihlerin Mükafatı

133. Rabbinizden bir mağfirete ve genişliği göklerle yer kadar olan, muttakiler için hazırlanmış bir cennete koşuşun. 134. Onlar bollukta da darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanları affedenlerdir. Allah iyilik edenleri sever. 135. Onlar bir kötülük yaptıkları veya kendilerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlarlar, günahları için bağışlanma dilerler ve bile bile işledikleri günah üzerinde ısrar etmezler. Allah'tan başka günahları kim bağışlar ki? 136. Onların mükâfatı, Rablerinden bir mağfiret ve altından ırmaklar akan cennetlerdir; orada ebediyen kalacaklardır. (Salih) amel işleyenler için ne güzel bir mükâfattır bu!

۞ وَسَارِعُوٓا إِلَىٰ مَغْفِرَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا ٱلسَّمَـٰوَٰتُ وَٱلْأَرْضُ أُعِدَّتْ لِلْمُتَّقِينَ
١٣٣
ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ فِى ٱلسَّرَّآءِ وَٱلضَّرَّآءِ وَٱلْكَـٰظِمِينَ ٱلْغَيْظَ وَٱلْعَافِينَ عَنِ ٱلنَّاسِ ۗ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ
١٣٤
وَٱلَّذِينَ إِذَا فَعَلُوا فَـٰحِشَةً أَوْ ظَلَمُوٓا أَنفُسَهُمْ ذَكَرُوا ٱللَّهَ فَٱسْتَغْفَرُوا لِذُنُوبِهِمْ وَمَن يَغْفِرُ ٱلذُّنُوبَ إِلَّا ٱللَّهُ وَلَمْ يُصِرُّوا عَلَىٰ مَا فَعَلُوا وَهُمْ يَعْلَمُونَ
١٣٥
أُولَـٰٓئِكَ جَزَآؤُهُم مَّغْفِرَةٌ مِّن رَّبِّهِمْ وَجَنَّـٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَا ۚ وَنِعْمَ أَجْرُ ٱلْعَـٰمِلِينَ
١٣٦

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 133-136


Hak ve Batıl Arasındaki Savaş

137. Sizden önce de nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin de yalanlayanların akıbetinin nasıl olduğunu görün. 138. Bu, insanlar için bir açıklama, Allah'tan korkanlar için bir hidayet ve bir öğüttür.

قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِكُمْ سُنَنٌ فَسِيرُوا فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلْمُكَذِّبِينَ
١٣٧
هَـٰذَا بَيَانٌ لِّلنَّاسِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةٌ لِّلْمُتَّقِينَ
١٣٨

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 137-138


Müminleri Rahatlatmak

139. Gevşemeyin ve mahzun olmayın! Eğer müminlerseniz, üstün gelecek olan sizsiniz. 140. Eğer size bir yara dokunduysa, onlara da benzeri bir yara dokunmuştu. Biz bu günleri insanlar arasında döndürürüz ki Allah müminleri ortaya çıkarsın ve sizden şehitler edinsin—Allah zalimleri sevmez— 141. ve müminleri ayırsın ve kafirleri helak etsin.

وَلَا تَهِنُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَنتُمُ ٱلْأَعْلَوْنَ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
١٣٩
إِن يَمْسَسْكُمْ قَرْحٌ فَقَدْ مَسَّ ٱلْقَوْمَ قَرْحٌ مِّثْلُهُۥ ۚ وَتِلْكَ ٱلْأَيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيْنَ ٱلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا وَيَتَّخِذَ مِنكُمْ شُهَدَآءَ ۗ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلظَّـٰلِمِينَ
١٤٠
وَلِيُمَحِّصَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا وَيَمْحَقَ ٱلْكَـٰفِرِينَ
١٤١

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 139-141


Müminler Sınanır

142. Yoksa Allah, içinizden cihad edenleri ve sabredenleri henüz belli etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? 143. Andolsun ki siz, ölümle karşılaşmadan önce şehitliği temenni ediyordunuz. İşte şimdi onu gözlerinizle gördünüz.

أَمْ حَسِبْتُمْ أَن تَدْخُلُوا ٱلْجَنَّةَ وَلَمَّا يَعْلَمِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ جَـٰهَدُوا مِنكُمْ وَيَعْلَمَ ٱلصَّـٰبِرِينَ
١٤٢
وَلَقَدْ كُنتُمْ تَمَنَّوْنَ ٱلْمَوْتَ مِن قَبْلِ أَن تَلْقَوْهُ فَقَدْ رَأَيْتُمُوهُ وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ
١٤٣

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 142-143


Müminler Cesaretini Kaybetti

144. Muhammed, yalnızca bir elçidir. Ondan önce de nice elçiler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse, topuklarınızın üzerine geri mi döneceksiniz? Kim topukları üzerine geri dönerse, Allah'a hiçbir zarar veremez. Allah ise şükredenleri ödüllendirecektir. 145. Hiçbir nefis, Allah'ın izni olmadan, belirlenmiş bir ecel ile ölmez. Kim dünya menfaatini isterse, ona ondan veririz; kim de ahiret sevabını isterse, ona da ondan veririz. Ve şükredenleri mükafatlandıracağız.

وَمَا مُحَمَّدٌ إِلَّا رَسُولٌ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِ ٱلرُّسُلُ ۚ أَفَإِين مَّاتَ أَوْ قُتِلَ ٱنقَلَبْتُمْ عَلَىٰٓ أَعْقَـٰبِكُمْ ۚ وَمَن يَنقَلِبْ عَلَىٰ عَقِبَيْهِ فَلَن يَضُرَّ ٱللَّهَ شَيْـًٔا ۗ وَسَيَجْزِى ٱللَّهُ ٱلشَّـٰكِرِينَ
١٤٤
وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ أَن تَمُوتَ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ كِتَـٰبًا مُّؤَجَّلًا ۗ وَمَن يُرِدْ ثَوَابَ ٱلدُّنْيَا نُؤْتِهِۦ مِنْهَا وَمَن يُرِدْ ثَوَابَ ٱلْـَٔاخِرَةِ نُؤْتِهِۦ مِنْهَا ۚ وَسَنَجْزِى ٱلشَّـٰكِرِينَ
١٤٥

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 144-145


Sabredenlerin Mükafatı

146. Nice Rabbaniyyun, peygamberlerle birlikte savaştı da Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gevşemediler, zayıflamadılar ve boyun eğmediler! Allah sabredenleri sever. 147. Onların sözleri sadece şuydu: "Rabbimiz! Günahlarımızı ve işlerimizdeki aşırılıklarımızı bağışla, ayaklarımızı sağlamlaştır ve kafirler topluluğuna karşı bize yardım et." 148. Allah da onlara dünya mükafatını ve ahiretin en güzel mükafatını verdi. Zira Allah muhsinleri sever.

وَكَأَيِّن مِّن نَّبِىٍّ قَـٰتَلَ مَعَهُۥ رِبِّيُّونَ كَثِيرٌ فَمَا وَهَنُوا لِمَآ أَصَابَهُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَمَا ضَعُفُوا وَمَا ٱسْتَكَانُوا ۗ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلصَّـٰبِرِينَ
١٤٦
وَمَا كَانَ قَوْلَهُمْ إِلَّآ أَن قَالُوا رَبَّنَا ٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِىٓ أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَـٰفِرِينَ
١٤٧
فَـَٔاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ ثَوَابَ ٱلدُّنْيَا وَحُسْنَ ثَوَابِ ٱلْـَٔاخِرَةِ ۗ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ
١٤٨

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 146-148


İnkârcılara Boyun Eğmek

149. Ey iman edenler! Eğer kafirlere boyun eğerseniz, sizi küfre döndürürler de hüsrana uğrayanlardan olursunuz. 150. Hayır! Allah sizin Mevlanızdır ve O, yardımcıların en hayırlısıdır. 151. Kâfirlerin kalplerine dehşet salacağız, çünkü Allah'a, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri ortak koştular. Onların varacağı yer ateştir. Zalimlerin durağı ne kötüdür!

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا إِن تُطِيعُوا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا يَرُدُّوكُمْ عَلَىٰٓ أَعْقَـٰبِكُمْ فَتَنقَلِبُوا خَـٰسِرِينَ
١٤٩
بَلِ ٱللَّهُ مَوْلَىٰكُمْ ۖ وَهُوَ خَيْرُ ٱلنَّـٰصِرِينَ
١٥٠
سَنُلْقِى فِى قُلُوبِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا ٱلرُّعْبَ بِمَآ أَشْرَكُوا بِٱللَّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِۦ سُلْطَـٰنًا ۖ وَمَأْوَىٰهُمُ ٱلنَّارُ ۚ وَبِئْسَ مَثْوَى ٱلظَّـٰلِمِينَ
١٥١

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 149-151


Uhud'da Zaferin Verilmemesi

152. Andolsun ki Allah size olan vaadini yerine getirdi; O'nun izniyle onları bozguna uğratıyordunuz. Sonra gevşeklik gösterdiniz, emir hakkında çekişmeye başladınız ve isyan ettiniz; Allah size sevdiğiniz (zaferi) gösterdikten sonra. Sizden kiminiz dünyayı istiyordu, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra sizi denemek için onlardan yüz çevirtti. Oysa sizi bağışlamıştır. Allah müminlere karşı lütuf sahibidir.

وَلَقَدْ صَدَقَكُمُ ٱللَّهُ وَعْدَهُۥٓ إِذْ تَحُسُّونَهُم بِإِذْنِهِۦ ۖ حَتَّىٰٓ إِذَا فَشِلْتُمْ وَتَنَـٰزَعْتُمْ فِى ٱلْأَمْرِ وَعَصَيْتُم مِّنۢ بَعْدِ مَآ أَرَىٰكُم مَّا تُحِبُّونَ ۚ مِنكُم مَّن يُرِيدُ ٱلدُّنْيَا وَمِنكُم مَّن يُرِيدُ ٱلْـَٔاخِرَةَ ۚ ثُمَّ صَرَفَكُمْ عَنْهُمْ لِيَبْتَلِيَكُمْ ۖ وَلَقَدْ عَفَا عَنكُمْ ۗ وَٱللَّهُ ذُو فَضْلٍ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ
١٥٢

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 152-152


Ordu Geri Çekiliyor

153. Hani siz kimseye bakmadan uzaklaşıyor, kaçıyordunuz; oysa Peygamber arkanızdan size sesleniyordu! Bunun üzerine Allah size keder üstüne keder verdi ki, elden kaçan (zafer) ve başınıza gelen (musibet) için üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. 154. Sonra o kederin ardından üzerinize bir kısmınızı bürüyen bir uyuklama şeklinde bir güven (sükûnet) indirdi. Bir kısmınız ise Allah hakkında cahiliye düşüncesiyle haksız zanlara kapılmıştı. "Bu işten bize bir şey düşer mi?" diyorlardı. De ki: "Bütün iş Allah'a aittir." Onlar sana açmadıkları şeyi içlerinde gizliyorlar. "Eğer bu işte bizim bir söz hakkımız olsaydı, burada öldürülmezdik" diyorlardı. De ki: "Evlerinizde dahi kalsaydınız, haklarında öldürülme yazılmış olanlar mutlaka yatacakları (ölüm) yerlerine çıkıp gideceklerdi." Allah, böylece göğüslerinizdekini denemek ve kalplerinizdekini temizlemek için (bunu yaptı). Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.

۞ إِذْ تُصْعِدُونَ وَلَا تَلْوُۥنَ عَلَىٰٓ أَحَدٍ وَٱلرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ فِىٓ أُخْرَىٰكُمْ فَأَثَـٰبَكُمْ غَمًّۢا بِغَمٍّ لِّكَيْلَا تَحْزَنُوا عَلَىٰ مَا فَاتَكُمْ وَلَا مَآ أَصَـٰبَكُمْ ۗ وَٱللَّهُ خَبِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ
١٥٣
ثُمَّ أَنزَلَ عَلَيْكُم مِّنۢ بَعْدِ ٱلْغَمِّ أَمَنَةً نُّعَاسًا يَغْشَىٰ طَآئِفَةً مِّنكُمْ ۖ وَطَآئِفَةٌ قَدْ أَهَمَّتْهُمْ أَنفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِٱللَّهِ غَيْرَ ٱلْحَقِّ ظَنَّ ٱلْجَـٰهِلِيَّةِ ۖ يَقُولُونَ هَل لَّنَا مِنَ ٱلْأَمْرِ مِن شَىْءٍ ۗ قُلْ إِنَّ ٱلْأَمْرَ كُلَّهُۥ لِلَّهِ ۗ يُخْفُونَ فِىٓ أَنفُسِهِم مَّا لَا يُبْدُونَ لَكَ ۖ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ ٱلْأَمْرِ شَىْءٌ مَّا قُتِلْنَا هَـٰهُنَا ۗ قُل لَّوْ كُنتُمْ فِى بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ ٱلَّذِينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ ٱلْقَتْلُ إِلَىٰ مَضَاجِعِهِمْ ۖ وَلِيَبْتَلِىَ ٱللَّهُ مَا فِى صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا فِى قُلُوبِكُمْ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
١٥٤

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 153-154


Firariler

155. İki topluluğun karşılaştığı gün arkasını dönüp kaçanlara gelince, onları ancak şeytan, yaptıkları bazı hatalar yüzünden kaydırmak istemişti. Ama Allah onları affetmiştir. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok sabırlıdır (halimdir).

إِنَّ ٱلَّذِينَ تَوَلَّوْا مِنكُمْ يَوْمَ ٱلْتَقَى ٱلْجَمْعَانِ إِنَّمَا ٱسْتَزَلَّهُمُ ٱلشَّيْطَـٰنُ بِبَعْضِ مَا كَسَبُوا ۖ وَلَقَدْ عَفَا ٱللَّهُ عَنْهُمْ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ حَلِيمٌ
١٥٥

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 155-155


Her Şey Kaderdir

156. Ey iman edenler! Yeryüzünde dolaşırken veya savaşırken kardeşleri hakkında, "Yanımızda kalsalardı ölmezlerdi veya öldürülmezlerdi" diyen inkârcılar gibi olmayın. Allah, bu düşünceyi onların kalplerinde bir hasret (pişmanlık ve üzüntü) sebebi kılar. Hayatı veren de, ölümü veren de Allah'tır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. 157. Allah yolunda şehit düşseniz veya ölseniz de, Allah'ın bağışlaması ve merhameti, onların (geride kalanların) topladıklarından çok daha hayırlıdır. 158. Ölseniz de, şehit düşseniz de, hepiniz Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا لَا تَكُونُوا كَٱلَّذِينَ كَفَرُوا وَقَالُوا لِإِخْوَٰنِهِمْ إِذَا ضَرَبُوا فِى ٱلْأَرْضِ أَوْ كَانُوا غُزًّى لَّوْ كَانُوا عِندَنَا مَا مَاتُوا وَمَا قُتِلُوا لِيَجْعَلَ ٱللَّهُ ذَٰلِكَ حَسْرَةً فِى قُلُوبِهِمْ ۗ وَٱللَّهُ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ ۗ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
١٥٦
وَلَئِن قُتِلْتُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَوْ مُتُّمْ لَمَغْفِرَةٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَحْمَةٌ خَيْرٌ مِّمَّا يَجْمَعُونَ
١٥٧
وَلَئِن مُّتُّمْ أَوْ قُتِلْتُمْ لَإِلَى ٱللَّهِ تُحْشَرُونَ
١٥٨

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 156-158


Peygamber'in Müminlere Şefkati

159. Allah'ın rahmeti sayesinde onlara karşı yumuşak davrandın (Ey Peygamber). Eğer kaba ve katı kalpli olsaydın, şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Öyleyse onları affet, onlar için Allah'tan bağışlanma dile ve işlerde onlarla istişare et. Bir kere karar verdin mi, artık Allah'a tevekkül et. Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.

فَبِمَا رَحْمَةٍ مِّنَ ٱللَّهِ لِنتَ لَهُمْ ۖ وَلَوْ كُنتَ فَظًّا غَلِيظَ ٱلْقَلْبِ لَٱنفَضُّوا مِنْ حَوْلِكَ ۖ فَٱعْفُ عَنْهُمْ وَٱسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِى ٱلْأَمْرِ ۖ فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَوَكِّلِينَ
١٥٩

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 159-159


Zafer Allah'tandır

160. Eğer Allah size yardım ederse, hiç kimse sizi yenemez. Ama eğer O, size yardımı esirgerse, O'ndan başka size kim yardım edebilir? Öyleyse müminler yalnızca Allah'a tevekkül etsinler.

إِن يَنصُرْكُمُ ٱللَّهُ فَلَا غَالِبَ لَكُمْ ۖ وَإِن يَخْذُلْكُمْ فَمَن ذَا ٱلَّذِى يَنصُرُكُم مِّنۢ بَعْدِهِۦ ۗ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ
١٦٠

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 160-160


Savaş Ganimetleri

161. Bir peygamberin ganimetten bir şey zimmetine geçirmesi asla düşünülemez. Kim böyle yaparsa, kıyamet günü zimmetine geçirdiği şeyle birlikte gelir. Sonra her nefse kazandığı tam olarak ödenir ve hiç kimseye zulmedilmez.

وَمَا كَانَ لِنَبِىٍّ أَن يَغُلَّ ۚ وَمَن يَغْلُلْ يَأْتِ بِمَا غَلَّ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ ۚ ثُمَّ تُوَفَّىٰ كُلُّ نَفْسٍ مَّا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
١٦١

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 161-161


İyilik Yapanlar ve Kötülük Yapanlar

162. Allah'ın rızasını arayanlar, Allah'ın gazabına uğrayanlar gibi midir? Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü bir dönüş yeridir o! 163. Onlar için Allah katında dereceler vardır. Allah, onların yaptıklarını hakkıyla görendir.

أَفَمَنِ ٱتَّبَعَ رِضْوَٰنَ ٱللَّهِ كَمَنۢ بَآءَ بِسَخَطٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَمَأْوَىٰهُ جَهَنَّمُ ۚ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ
١٦٢
هُمْ دَرَجَـٰتٌ عِندَ ٱللَّهِ ۗ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِمَا يَعْمَلُونَ
١٦٣

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 162-163


Peygamber bir Rahmet Olarak

164. Andolsun ki Allah, müminlere, kendi içlerinden onlara ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara Kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar daha önce apaçık bir sapıklık içindeydiler.

لَقَدْ مَنَّ ٱللَّهُ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ إِذْ بَعَثَ فِيهِمْ رَسُولًا مِّنْ أَنفُسِهِمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ ءَايَـٰتِهِۦ وَيُزَكِّيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ ٱلْكِتَـٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَإِن كَانُوا مِن قَبْلُ لَفِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ
١٦٤

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 164-164


Uhud Savaşı'ndan Dersler

165. Size bir musibet dokunduğunda —ki siz (Bedir'de) düşmanınıza onun iki mislini tattırmıştınız— "Bu nasıl olur?" dediniz. De ki: "O, sizin kendi tarafınızdandır." Şüphesiz Allah her şeye kadirdir. 166. İki ordunun karşılaştığı gün size isabet eden şey Allah'ın izniyle idi ki, müminleri ayırt etsin. 167. ve münafıkları ortaya çıkarsın. Onlara, “Gelin, Allah yolunda savaşın veya (hiç olmazsa) kendinizi savunun!” denildiğinde, “Eğer savaş olacağını bilseydik, elbette sizinle gelirdik.” dediler. O gün onlar imandan çok küfre yakındılar—kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söyledikleri için. Allah, onların gizlediklerini hakkıyla bilendir. 168. Evlerinde oturanlar, kardeşleri hakkında şöyle diyorlardı: “Eğer bizi dinlemiş olsalardı, öldürülmezlerdi.” De ki, “Eğer doğru söylüyorsanız, ölümü kendinizden savın!”

أَوَلَمَّآ أَصَـٰبَتْكُم مُّصِيبَةٌ قَدْ أَصَبْتُم مِّثْلَيْهَا قُلْتُمْ أَنَّىٰ هَـٰذَا ۖ قُلْ هُوَ مِنْ عِندِ أَنفُسِكُمْ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
١٦٥
وَمَآ أَصَـٰبَكُمْ يَوْمَ ٱلْتَقَى ٱلْجَمْعَانِ فَبِإِذْنِ ٱللَّهِ وَلِيَعْلَمَ ٱلْمُؤْمِنِينَ
١٦٦
وَلِيَعْلَمَ ٱلَّذِينَ نَافَقُوا ۚ وَقِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا قَـٰتِلُوا فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَوِ ٱدْفَعُوا ۖ قَالُوا لَوْ نَعْلَمُ قِتَالًا لَّٱتَّبَعْنَـٰكُمْ ۗ هُمْ لِلْكُفْرِ يَوْمَئِذٍ أَقْرَبُ مِنْهُمْ لِلْإِيمَـٰنِ ۚ يَقُولُونَ بِأَفْوَٰهِهِم مَّا لَيْسَ فِى قُلُوبِهِمْ ۗ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يَكْتُمُونَ
١٦٧
ٱلَّذِينَ قَالُوا لِإِخْوَٰنِهِمْ وَقَعَدُوا لَوْ أَطَاعُونَا مَا قُتِلُوا ۗ قُلْ فَٱدْرَءُوا عَنْ أَنفُسِكُمُ ٱلْمَوْتَ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ
١٦٨

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 165-168


Şehitler Onurlandırıldı

169. Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanmayın. Bilakis, onlar Rableri katında diridirler, rızıklandırılırlar— 170. Allah'ın kendilerine lütfundan verdikleriyle sevinç içindedirler ve arkalarından henüz kendilerine katılmamış olanlara da sevinç duyarlar. Onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. 171. Allah'tan gelen bir lütuf ve nimetle sevinç içindedirler ve Allah'ın müminlerin mükafatını zayi etmeyeceğini de bilirler.

وَلَا تَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ قُتِلُوا فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَمْوَٰتًۢا ۚ بَلْ أَحْيَآءٌ عِندَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ
١٦٩
فَرِحِينَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ وَيَسْتَبْشِرُونَ بِٱلَّذِينَ لَمْ يَلْحَقُوا بِهِم مِّنْ خَلْفِهِمْ أَلَّا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
١٧٠
۞ يَسْتَبْشِرُونَ بِنِعْمَةٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَفَضْلٍ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُؤْمِنِينَ
١٧١

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 169-171


Sabredenlerin Mükafatı

172. Kendilerine yara dokunduktan sonra Allah ve Resûlü'nün çağrısına icabet edenlerden, iyilik yapanlar ve takva sahibi olanlar için büyük bir ecir vardır. 173. Kendilerine, "Düşmanlarınız size karşı güçlerini topladılar, onlardan korkun!" denildiğinde, bu (söz) onların imanlarını artırmaktan başka bir işe yaramadı ve dediler ki: "Allah bize yeter ve O ne güzel vekildir!" 174. Böylece Allah'tan bir nimet ve lütuf ile, kendilerine hiçbir zarar dokunmadan geri döndüler. Allah'ın rızasını aramışlardı. Şüphesiz Allah büyük fazl sahibidir. 175. İşte o (korkutma) ancak şeytandır; sizi kendi dostlarından korkutmak ister. Öyleyse onlardan korkmayın, eğer müminler iseniz benden korkun.

ٱلَّذِينَ ٱسْتَجَابُوا لِلَّهِ وَٱلرَّسُولِ مِنۢ بَعْدِ مَآ أَصَابَهُمُ ٱلْقَرْحُ ۚ لِلَّذِينَ أَحْسَنُوا مِنْهُمْ وَٱتَّقَوْا أَجْرٌ عَظِيمٌ
١٧٢
ٱلَّذِينَ قَالَ لَهُمُ ٱلنَّاسُ إِنَّ ٱلنَّاسَ قَدْ جَمَعُوا لَكُمْ فَٱخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ إِيمَـٰنًا وَقَالُوا حَسْبُنَا ٱللَّهُ وَنِعْمَ ٱلْوَكِيلُ
١٧٣
فَٱنقَلَبُوا بِنِعْمَةٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَفَضْلٍ لَّمْ يَمْسَسْهُمْ سُوٓءٌ وَٱتَّبَعُوا رِضْوَٰنَ ٱللَّهِ ۗ وَٱللَّهُ ذُو فَضْلٍ عَظِيمٍ
١٧٤
إِنَّمَا ذَٰلِكُمُ ٱلشَّيْطَـٰنُ يُخَوِّفُ أَوْلِيَآءَهُۥ فَلَا تَخَافُوهُمْ وَخَافُونِ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
١٧٥

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 172-175


İnkârcıların Aldanışı

176. (Ey Peygamber!) Küfürde yarışanlar seni üzmesin. Şüphesiz onlar Allah'a hiçbir zarar veremezler. Allah, onlara ahirette bir nasip vermeyi dilemez. Onlar için büyük bir azap vardır. 177. İmanı küfre satanlar, Allah'a hiçbir zarar veremezler. Onlar için acıklı bir azap vardır. 178. İnkar edenler, kendilerine mühlet verilmesinin kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Onlara ancak günahlarını artırmaları için süre veriliyor. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

وَلَا يَحْزُنكَ ٱلَّذِينَ يُسَـٰرِعُونَ فِى ٱلْكُفْرِ ۚ إِنَّهُمْ لَن يَضُرُّوا ٱللَّهَ شَيْـًٔا ۗ يُرِيدُ ٱللَّهُ أَلَّا يَجْعَلَ لَهُمْ حَظًّا فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ
١٧٦
إِنَّ ٱلَّذِينَ ٱشْتَرَوُا ٱلْكُفْرَ بِٱلْإِيمَـٰنِ لَن يَضُرُّوا ٱللَّهَ شَيْـًٔا وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
١٧٧
وَلَا يَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا أَنَّمَا نُمْلِى لَهُمْ خَيْرٌ لِّأَنفُسِهِمْ ۚ إِنَّمَا نُمْلِى لَهُمْ لِيَزْدَادُوٓا إِثْمًا ۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ مُّهِينٌ
١٧٨

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 176-178


İhlas Sınavı

179. Allah, müminleri içinde bulunduğunuz durumda bırakacak değildir; nihayet temizi pisten ayıracaktır. Allah size gaybı bildirecek değildir. Fakat O, elçilerinden dilediğini seçer. Öyleyse Allah'a ve elçilerine iman edin. Eğer iman eder ve sakınırsanız, sizin için büyük bir ecir vardır.

مَّا كَانَ ٱللَّهُ لِيَذَرَ ٱلْمُؤْمِنِينَ عَلَىٰ مَآ أَنتُمْ عَلَيْهِ حَتَّىٰ يَمِيزَ ٱلْخَبِيثَ مِنَ ٱلطَّيِّبِ ۗ وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُطْلِعَكُمْ عَلَى ٱلْغَيْبِ وَلَـٰكِنَّ ٱللَّهَ يَجْتَبِى مِن رُّسُلِهِۦ مَن يَشَآءُ ۖ فَـَٔامِنُوا بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ ۚ وَإِن تُؤْمِنُوا وَتَتَّقُوا فَلَكُمْ أَجْرٌ عَظِيمٌ
١٧٩

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 179-179


Cimrilerin Cezası

180. Allah'ın kendilerine lütfundan verdiklerini cimrilik edenler, bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Bilakis o, kendileri için şerdir. Cimrilik ettikleri şey, kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

وَلَا يَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ يَبْخَلُونَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ هُوَ خَيْرًا لَّهُم ۖ بَلْ هُوَ شَرٌّ لَّهُمْ ۖ سَيُطَوَّقُونَ مَا بَخِلُوا بِهِۦ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ ۗ وَلِلَّهِ مِيرَٰثُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۗ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ
١٨٠

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 180-180


Küfrün Ortaya Çıkması

181. Andolsun ki Allah, "Allah fakirdir, biz zenginiz!" diyenlerin sözünü işitmiştir. Onların bu iftiralarını ve peygamberleri haksız yere öldürmelerini elbette kaydetmişizdir. Sonra onlara diyeceğiz ki: Tadın yakıcı azabı! 182. Bu, ellerinizin yapıp ettiklerinin karşılığıdır. Allah, kullarına asla zulmedici değildir.

لَّقَدْ سَمِعَ ٱللَّهُ قَوْلَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا إِنَّ ٱللَّهَ فَقِيرٌ وَنَحْنُ أَغْنِيَآءُ ۘ سَنَكْتُبُ مَا قَالُوا وَقَتْلَهُمُ ٱلْأَنۢبِيَآءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَنَقُولُ ذُوقُوا عَذَابَ ٱلْحَرِيقِ
١٨١
ذَٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيكُمْ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَيْسَ بِظَلَّامٍ لِّلْعَبِيدِ
١٨٢

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 181-182


Allah'ın Elçilerini Reddetmek

183. Onlar ki, "Allah bize, ateşin yiyeceği (gökten inen bir kurban) getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti," derler. De ki: "Benden önce size nice peygamberler apaçık delillerle ve hatta istediğiniz şeylerle gelmişti. Peki, eğer doğru söylüyorsanız, onları niçin öldürdünüz?" 184. Eğer seni yalanlarlarsa, senden önce apaçık delillerle, ilahi kitaplarla ve aydınlatıcı sahifelerle gelen elçiler de yalanlanmıştı.

ٱلَّذِينَ قَالُوٓا إِنَّ ٱللَّهَ عَهِدَ إِلَيْنَآ أَلَّا نُؤْمِنَ لِرَسُولٍ حَتَّىٰ يَأْتِيَنَا بِقُرْبَانٍ تَأْكُلُهُ ٱلنَّارُ ۗ قُلْ قَدْ جَآءَكُمْ رُسُلٌ مِّن قَبْلِى بِٱلْبَيِّنَـٰتِ وَبِٱلَّذِى قُلْتُمْ فَلِمَ قَتَلْتُمُوهُمْ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ
١٨٣
فَإِن كَذَّبُوكَ فَقَدْ كُذِّبَ رُسُلٌ مِّن قَبْلِكَ جَآءُو بِٱلْبَيِّنَـٰتِ وَٱلزُّبُرِ وَٱلْكِتَـٰبِ ٱلْمُنِيرِ
١٨٤

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 183-184


Ölüm Kaçınılmazdır

185. Her nefis ölümü tadacaktır. Ecirleriniz (karşılıklarınız) ise ancak Kıyamet Günü tastamam verilecektir. Kim ateşten uzaklaştırılır ve cennete sokulursa, işte o gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı ise aldatıcı bir metadan başka bir şey değildir.

كُلُّ نَفْسٍ ذَآئِقَةُ ٱلْمَوْتِ ۗ وَإِنَّمَا تُوَفَّوْنَ أُجُورَكُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ ۖ فَمَن زُحْزِحَ عَنِ ٱلنَّارِ وَأُدْخِلَ ٱلْجَنَّةَ فَقَدْ فَازَ ۗ وَمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَآ إِلَّا مَتَـٰعُ ٱلْغُرُورِ
١٨٥

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 185-185


Sabır İmtihan Edilir

186. Andolsun ki mallarınız ve canlarınız konusunda mutlaka imtihan edileceksiniz. Ve sizden önce kendilerine Kitap verilenlerden ve müşriklerden çok incitici sözler işiteceksiniz. Ama eğer sabreder ve takva sahibi olursanız, şüphesiz bu, azmedilmesi gereken işlerdendir.

۞ لَتُبْلَوُنَّ فِىٓ أَمْوَٰلِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ وَلَتَسْمَعُنَّ مِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا ٱلْكِتَـٰبَ مِن قَبْلِكُمْ وَمِنَ ٱلَّذِينَ أَشْرَكُوٓا أَذًى كَثِيرًا ۚ وَإِن تَصْبِرُوا وَتَتَّقُوا فَإِنَّ ذَٰلِكَ مِنْ عَزْمِ ٱلْأُمُورِ
١٨٦

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 186-186


Allah'ın Ahdini Bozmak

187. Hani Allah, kendilerine Kitap verilenlerden, onu insanlara açıklayacaklarına ve gizlemeyeceklerine dair söz almıştı. Onlar ise o sözü arkalarına attılar ve onu az bir paha ile sattılar. Ne kötü bir alışveriş! 188. Yaptıklarına sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için elem dolu bir azap vardır.

وَإِذْ أَخَذَ ٱللَّهُ مِيثَـٰقَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا ٱلْكِتَـٰبَ لَتُبَيِّنُنَّهُۥ لِلنَّاسِ وَلَا تَكْتُمُونَهُۥ فَنَبَذُوهُ وَرَآءَ ظُهُورِهِمْ وَٱشْتَرَوْا بِهِۦ ثَمَنًا قَلِيلًا ۖ فَبِئْسَ مَا يَشْتَرُونَ
١٨٧
لَا تَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ يَفْرَحُونَ بِمَآ أَتَوا وَّيُحِبُّونَ أَن يُحْمَدُوا بِمَا لَمْ يَفْعَلُوا فَلَا تَحْسَبَنَّهُم بِمَفَازَةٍ مِّنَ ٱلْعَذَابِ ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
١٨٨

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 187-188


Allah'ın Ayetleri

189. Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Allah her şeye kadirdir. 190. Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde akıl sahipleri için nice ayetler vardır.

وَلِلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
١٨٩
إِنَّ فِى خَلْقِ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱخْتِلَـٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ لَـَٔايَـٰتٍ لِّأُولِى ٱلْأَلْبَـٰبِ
١٩٠

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 189-190


Salihlerin Duası

191. Onlar ayakta iken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı zikreden, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür eden ve "Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın. Sübhansın! Bizi ateş azabından koru." diyenlerdir. 192. Rabbimiz! Şüphesiz Sen kimi ateşe sokarsan, onu rüsvay etmişsindir. Zalimlerin ise hiçbir yardımcıları yoktur. 193. Rabbimiz! Biz imana çağıranı işittik: "Rabbinize iman edin" diye; hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi bizden gider ve canımızı iyilerle birlikte al. 194. Rabbimiz! Bize elçilerin aracılığıyla vaat ettiklerini ver ve bizi kıyamet günü utandırma. Şüphesiz Sen vaadinden dönmezsin.

ٱلَّذِينَ يَذْكُرُونَ ٱللَّهَ قِيَـٰمًا وَقُعُودًا وَعَلَىٰ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِى خَلْقِ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَـٰذَا بَـٰطِلًا سُبْحَـٰنَكَ فَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ
١٩١
رَبَّنَآ إِنَّكَ مَن تُدْخِلِ ٱلنَّارَ فَقَدْ أَخْزَيْتَهُۥ ۖ وَمَا لِلظَّـٰلِمِينَ مِنْ أَنصَارٍ
١٩٢
رَّبَّنَآ إِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَادِى لِلْإِيمَـٰنِ أَنْ ءَامِنُوا بِرَبِّكُمْ فَـَٔامَنَّا ۚ رَبَّنَا فَٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّـَٔاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ ٱلْأَبْرَارِ
١٩٣
رَبَّنَا وَءَاتِنَا مَا وَعَدتَّنَا عَلَىٰ رُسُلِكَ وَلَا تُخْزِنَا يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ ۗ إِنَّكَ لَا تُخْلِفُ ٱلْمِيعَادَ
١٩٤

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 191-194


Dualar Kabul Edildi

195. Rableri de onlara şöyle karşılık verdi: "Ben sizden hiçbir amel edenin amelini zayi etmem; erkek olsun kadın olsun. Hepiniz birbirinizdensiniz. Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, Benim yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenler; işte onların günahlarını mutlaka örteceğim ve onları altından ırmaklar akan cennetlere sokacağım, Allah katından bir mükafat olarak. En güzel mükafat Allah katındadır."

فَٱسْتَجَابَ لَهُمْ رَبُّهُمْ أَنِّى لَآ أُضِيعُ عَمَلَ عَـٰمِلٍ مِّنكُم مِّن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَىٰ ۖ بَعْضُكُم مِّنۢ بَعْضٍ ۖ فَٱلَّذِينَ هَاجَرُوا وَأُخْرِجُوا مِن دِيَـٰرِهِمْ وَأُوذُوا فِى سَبِيلِى وَقَـٰتَلُوا وَقُتِلُوا لَأُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَلَأُدْخِلَنَّهُمْ جَنَّـٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ ثَوَابًا مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ ۗ وَٱللَّهُ عِندَهُۥ حُسْنُ ٱلثَّوَابِ
١٩٥

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 195-195


İnkârcıların Kısa Süreli Zevki

196. Yeryüzündeki inkârcıların refahına aldanmayın. 197. Bu sadece kısa bir geçimdir. Sonra cehennem onların yurdu olacaktır. Ne kötü bir durak!

لَا يَغُرَّنَّكَ تَقَلُّبُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا فِى ٱلْبِلَـٰدِ
١٩٦
مَتَـٰعٌ قَلِيلٌ ثُمَّ مَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ ۚ وَبِئْسَ ٱلْمِهَادُ
١٩٧

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 196-197


Müminlerin Ebedi Nimetleri

198. Fakat Rablerinden sakınanlar, altından ırmaklar akan cennetlerde ebediyen kalacaklardır. Bu, Allah katından bir ağırlamadır. Allah katındaki ise erdemliler için daha hayırlıdır.

لَـٰكِنِ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوْا رَبَّهُمْ لَهُمْ جَنَّـٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَا نُزُلًا مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ ۗ وَمَا عِندَ ٱللَّهِ خَيْرٌ لِّلْأَبْرَارِ
١٩٨

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 198-198


Kitap Ehli Arasındaki Müminler

199. Şüphesiz Kitap Ehli'nden öyleleri vardır ki, Allah'a, size indirilene ve kendilerine indirilene iman ederler. Allah'a karşı huşu içindedirler; Allah'ın ayetlerini az bir paha karşılığında satmazlar. Onların mükafatı Rableri katındadır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.

وَإِنَّ مِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَـٰبِ لَمَن يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْكُمْ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِمْ خَـٰشِعِينَ لِلَّهِ لَا يَشْتَرُونَ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ ثَمَنًا قَلِيلًا ۗ أُولَـٰٓئِكَ لَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ
١٩٩

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 199-199


Başarı İçin Öğüt

200. Ey iman edenler! Sabredin, sebat edin, ribat kurun ve Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا ٱصْبِرُوا وَصَابِرُوا وَرَابِطُوا وَٱتَّقُوا ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
٢٠٠

Surah 3 - آلِ عِمْرَان (The Family of 'Imran) - Verses 200-200


Âli-'Imran () - Chapter 3 - AI-Powered Clear Quran by Dr. Mustafa Khattab with Word-by-Word Translation & Recitation