Davar
الأنْعَام
الانعام
Surah Al-An'âm for kids content

WORDS OF WISDOM
- •
Kuran'daki birçok pasaj gibi, 95-99. ayetler de Allah'ın yaratma gücünün, O'nun ibadetimize ve şükranımıza layık tek varlık olduğunun bir kanıtı olduğunu savunur.
- •
Bu ayetler, Allah'ın güneşi, ayı ve yıldızları yaratmasına, tohumlardan ağaçları nasıl çıkardığına, insanları yaratmasına, yağmuru indirmesine ve bitkilerle meyveleri büyütmesine değinir.
- •
Allah'ın yaratılışının aynı harikaları, ünlü Iraklı yazar Ma'ruf Al-Rusafi (1875-1945) tarafından yazılmış bir şiirde vurgulanır. Aşağıda onun şiiri ve naçizane çevirim yer almaktadır.
- •
1 Şu güzelim ağaca bak, incecik dallarıyla. Görmüyor musun? 2 Küçücük bir tohumdan nasıl büyüdü, koca bir ağaç oldu? 3 Söyle bize, kim kök saldırdı, bunca lezzetli meyveyi veren?
- •
4 Şu devasa güneşe bak, aman Allah'ım! O parlayan ışık kaynağı - 5 Kim yükseltti onu böyle, gökteki bir kıvılcım gibi?
- •
6 Şu zifiri karanlık geceye bakın, ona o eşsiz ay ışığını kim bahşetti? 7 Onu yakından ve uzaktan ışıl ışıl parlayan her bir yıldızla kim süsledi?
- •
8 Şu yüklü bulutlara bakın, onlardan yağmuru kim indirir, 9 kupkuru kumu yemyeşil toprağa dönüştüren?
- •
10 İnsanlara bir bakın, onlara görme yeteneğini kim bahşetti? 11 Onları doğruyu yanlıştan ayırt edebilen akıllarla kim donattı?
- •
12 O Allah'tır, Lütufkar, Kerim'dir, nimetleri üzerimize sağanak sağanak yağandır.
- •
13 O, sonsuz hikmetin Rabbidir, tüm mülkünün yüce sahibidir.

Allah'ın Yaratma Kudreti
95Şüphesiz Allah, tohumu ve çekirdeği yarıp filizlendirendir. O, ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarır. İşte Allah budur! O halde nasıl olur da haktan çevrilirsiniz?
96O, karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. Geceyi dinlenme zamanı kılmış, güneşi ve ayı bir hesap üzere hareket ettirmiştir. İşte bu, mutlak güç sahibi ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridir.
97Karaların ve denizlerin karanlıklarında yolunuzu bulmanız için yıldızları sizin için kılan O'dur. Bilen bir kavim için ayetleri gerçekten açıklamışızdır.
98Sizi tek bir nefisten yaratan O'dur. Sonra sizin için bir karar yeri ve bir de emanet yeri kılmıştır. Anlayan bir kavim için ayetleri gerçekten açıklamışızdır.
99Gökten su indiren O'dur. Onunla her türlü bitkiyi bitirdik. Ondan yeşil filizler çıkardık, onlardan da üst üste binmiş başaklar çıkarırız. Hurma ağaçlarından da sarkmış salkımlar. Üzüm bağları, zeytin ve nar bahçeleri de (yarattık); yapıca birbirine benzer, tatça benzemez. Meyve verdikleri zaman meyvelerine ve olgunlaşmalarına bir bakın! Şüphesiz bunda inanan bir kavim için ayetler vardır.
إِنَّ ٱللَّهَ فَالِقُ ٱلۡحَبِّ وَٱلنَّوَىٰۖ يُخۡرِجُ ٱلۡحَيَّ مِنَ ٱلۡمَيِّتِ وَمُخۡرِجُ ٱلۡمَيِّتِ مِنَ ٱلۡحَيِّۚ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُۖ فَأَنَّىٰ تُؤۡفَكُونَ95
فَالِقُ ٱلۡإِصۡبَاحِ وَجَعَلَ ٱلَّيۡلَ سَكَنٗا وَٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَ حُسۡبَانٗاۚ ذَٰلِكَ تَقۡدِيرُ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡعَلِيمِ96
وَهُوَ ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُمُ ٱلنُّجُومَ لِتَهۡتَدُواْ بِهَا فِي ظُلُمَٰتِ ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِۗ قَدۡ فَصَّلۡنَا ٱلۡأٓيَٰتِ لِقَوۡمٖ يَعۡلَمُونَ97
وَهُوَ ٱلَّذِيٓ أَنشَأَكُم مِّن نَّفۡسٖ وَٰحِدَةٖ فَمُسۡتَقَرّٞ وَمُسۡتَوۡدَعٞۗ قَدۡ فَصَّلۡنَا ٱلۡأٓيَٰتِ لِقَوۡمٖ يَفۡقَهُونَ98
وَهُوَ ٱلَّذِيٓ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءٗ فَأَخۡرَجۡنَا بِهِۦ نَبَاتَ كُلِّ شَيۡءٖ فَأَخۡرَجۡنَا مِنۡهُ خَضِرٗا نُّخۡرِجُ مِنۡهُ حَبّٗا مُّتَرَاكِبٗا وَمِنَ ٱلنَّخۡلِ مِن طَلۡعِهَا قِنۡوَانٞ دَانِيَةٞ وَجَنَّٰتٖ مِّنۡ أَعۡنَابٖ وَٱلزَّيۡتُونَ وَٱلرُّمَّانَ مُشۡتَبِهٗا وَغَيۡرَ مُتَشَٰبِهٍۗ ٱنظُرُوٓاْ إِلَىٰ ثَمَرِهِۦٓ إِذَآ أَثۡمَرَ وَيَنۡعِهِۦٓۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكُمۡ لَأٓيَٰتٖ لِّقَوۡمٖ يُؤۡمِنُونَ99

WORDS OF WISDOM
- •
Kur'an, Allah'ın çocukları olduğunu iddia edenleri her zaman eleştirir. Buna, İsa'nın ('Isa) Tanrı'nın oğlu olduğuna inanan Hristiyanlar ve meleklerin Allah'ın kızları olduğuna inanan putperestler de dahildir (ayet 100).
- •
Müslümanlar olarak, Allah'ın erkek veya kız çocukları olmadığına inanırız. Birçok insan, yaşlılıklarında kendilerine destek olacak veya bakacak, ya da öldükten sonra adlarını yaşatacak çocuklara sahip olmanın önemli olduğunu düşünür.
- •
Allah'ın bunlara ihtiyacı var mı? Elbette hayır! O, evrendeki her şey üzerinde otorite sahibi olan Kudretli ve Ebedi Rabb'dir. Hepimiz O'na muhtacız, ama O, hiçbirimize muhtaç değildir. Var olmamız ya da olmamamız O'nu hiçbir şekilde etkilemez.
ALLAH'IN ÇOCUĞU YOKTUR
100O inkârcılar, cinleri Allah'a ortak koşuyorlar; oysa onları O yaratmıştır. Ve O'na cahilce oğullar ve kızlar uydurdular. O, onların yakıştırdığı şeylerden münezzehtir ve çok yücedir.
101O, göklerin ve yerin yaratıcısıdır. Eşi olmadığı halde nasıl çocuğu olabilir? Her şeyi O yaratmıştır ve her şeyi hakkıyla bilendir.
102İşte O, Allah'tır, sizin Rabbinizdir! O'ndan başka ilah yoktur. Her şeyin yaratıcısı O'dur, öyleyse yalnızca O'na ibadet edin. Ve O, her şeye Vekil'dir.
103Gözler O'nu idrak edemez; fakat O, bütün gözleri kuşatır. O, en ince ayrıntıları bilir ve her şeyden haberdardır.
وَجَعَلُواْ لِلَّهِ شُرَكَآءَ ٱلۡجِنَّ وَخَلَقَهُمۡۖ وَخَرَقُواْ لَهُۥ بَنِينَ وَبَنَٰتِۢ بِغَيۡرِ عِلۡمٖۚ سُبۡحَٰنَهُۥ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يَصِفُونَ100
بَدِيعُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ أَنَّىٰ يَكُونُ لَهُۥ وَلَدٞ وَلَمۡ تَكُن لَّهُۥ صَٰحِبَةٞۖ وَخَلَقَ كُلَّ شَيۡءٖۖ وَهُوَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٞ101
ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمۡۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ خَٰلِقُ كُلِّ شَيۡءٖ فَٱعۡبُدُوهُۚ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ وَكِيلٞ102
لَّا تُدۡرِكُهُ ٱلۡأَبۡصَٰرُ وَهُوَ يُدۡرِكُ ٱلۡأَبۡصَٰرَۖ وَهُوَ ٱللَّطِيفُ ٱلۡخَبِيرُ103
İnsanlığa Çağrı
104De ki, ey Nebi, "Rabbinizden size nice basiretler gelmiştir. Kim görürse kendi lehinedir, kim de kör olursa kendi aleyhinedir. Ben sizin üzerinize bir vekil değilim."
105İşte böylece ayetleri açıklıyoruz ki, inkarcılar "Sen ders almışsın" desinler ve bilen bir topluluk için onu (Kur'an'ı) apaçık kılalım.
106Sana Rabbinden vahyedilene uy, ey Nebi. O'ndan başka ilah yoktur. Müşriklerden yüz çevir.
107Allah dileseydi, O'na asla ortak koşmazlardı. Biz seni onların üzerine bir vekil kılmadık ve sen onlardan sorumlu değilsin.
قَدۡ جَآءَكُم بَصَآئِرُ مِن رَّبِّكُمۡۖ فَمَنۡ أَبۡصَرَ فَلِنَفۡسِهِۦۖ وَمَنۡ عَمِيَ فَعَلَيۡهَاۚ وَمَآ أَنَا۠ عَلَيۡكُم بِحَفِيظ104
وَكَذَٰلِكَ نُصَرِّفُ ٱلۡأٓيَٰتِ وَلِيَقُولُواْ دَرَسۡتَ وَلِنُبَيِّنَهُۥ لِقَوۡمٖ يَعۡلَمُونَ105
ٱتَّبِعۡ مَآ أُوحِيَ إِلَيۡكَ مِن رَّبِّكَۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ وَأَعۡرِضۡ عَنِ ٱلۡمُشۡرِكِينَ106
وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ مَآ أَشۡرَكُواْۗ وَمَا جَعَلۡنَٰكَ عَلَيۡهِمۡ حَفِيظٗاۖ وَمَآ أَنتَ عَلَيۡهِم بِوَكِيل107
Müminlere Nasihat
108Müşriklerin Allah'tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da bilgisizlikleri yüzünden haddi aşarak Allah'a sövmesinler. İşte böylece Biz, her ümmetin amelini kendilerine güzel gösterdik. Sonunda hepsi Rablerine dönecekler ve O da onlara yaptıklarını kendilerine bildirecektir.
109En ağır yeminleriyle Allah'a yemin ederler ki, eğer kendilerine bir mucize gelse, ona mutlaka inanacaklar. De ki: "Mucizeler ancak Allah katındandır." Size ne bildirecek ki, onlara bir mucize gelse de inanmayacaklar?
110İlk başta inanmadıkları gibi, Biz de onların kalplerini ve gözlerini çeviririz; onları azgınlıkları içinde şaşkın şaşkın dolaşmaya bırakırız.
111Onlara melekleri gönderseydik, ölüleri onlarla konuşturup, istedikleri her türlü mucizeyi de gösterseydik, yine de inanmazlardı; ancak Allah izin verirse başka. Fakat onların çoğu bunu bilmezler.
وَلَا تَسُبُّواْ ٱلَّذِينَ يَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ فَيَسُبُّواْ ٱللَّهَ عَدۡوَۢا بِغَيۡرِ عِلۡمٖۗ كَذَٰلِكَ زَيَّنَّا لِكُلِّ أُمَّةٍ عَمَلَهُمۡ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّهِم مَّرۡجِعُهُمۡ فَيُنَبِّئُهُم بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ108
وَأَقۡسَمُواْ بِٱللَّهِ جَهۡدَ أَيۡمَٰنِهِمۡ لَئِن جَآءَتۡهُمۡ ءَايَةٞ لَّيُؤۡمِنُنَّ بِهَاۚ قُلۡ إِنَّمَا ٱلۡأٓيَٰتُ عِندَ ٱللَّهِۖ وَمَا يُشۡعِرُكُمۡ أَنَّهَآ إِذَا جَآءَتۡ لَا يُؤۡمِنُونَ109
وَنُقَلِّبُ أَفِۡٔدَتَهُمۡ وَأَبۡصَٰرَهُمۡ كَمَا لَمۡ يُؤۡمِنُواْ بِهِۦٓ أَوَّلَ مَرَّةٖ وَنَذَرُهُمۡ فِي طُغۡيَٰنِهِمۡ يَعۡمَهُونَ110
وَلَوۡ أَنَّنَا نَزَّلۡنَآ إِلَيۡهِمُ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةَ وَكَلَّمَهُمُ ٱلۡمَوۡتَىٰ وَحَشَرۡنَا عَلَيۡهِمۡ كُلَّ شَيۡءٖ قُبُلٗا مَّا كَانُواْ لِيُؤۡمِنُوٓاْ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ يَجۡهَلُونَ111
Peygamber'e Nasihat
112Böylece her peygamber için, insan ve cin şeytanlarından, aldatmak için birbirlerine süslü sözler fısıldayan düşmanlar kıldık. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. Öyleyse onları ve uydurduklarını bırak.
113Ahirete inanmayanların kalpleri ona meyletsin, ondan hoşnut olsun ve kötü amellerini işlemeye devam etsinler diye.
114De ki: "Allah'tan başka bir hakem mi arayacağım? Oysa O, size Kitab'ı hak ile eksiksiz açıklanmış olarak indirmiştir." Kendilerine Kitap verilenler, onun Rabbin tarafından hak ile indirildiğini bilirler. Öyleyse şüphe edenlerden olma.
115Rabbinin sözü, doğruluk ve adaletle kemal bulmuştur. O'nun sözlerini değiştirecek kimse yoktur. O, işitendir, bilendir.
116Yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar sadece zanna uyarlar ve sadece yalan uydururlar.
117Şüphesiz Rabbin, kendi yolundan sapanı da, doğru yolda olanı da en iyi bilendir.
وَكَذَٰلِكَ جَعَلۡنَا لِكُلِّ نَبِيٍّ عَدُوّٗا شَيَٰطِينَ ٱلۡإِنسِ وَٱلۡجِنِّ يُوحِي بَعۡضُهُمۡ إِلَىٰ بَعۡضٖ زُخۡرُفَ ٱلۡقَوۡلِ غُرُورٗاۚ وَلَوۡ شَآءَ رَبُّكَ مَا فَعَلُوهُۖ فَذَرۡهُمۡ وَمَا يَفۡتَرُونَ112
وَلِتَصۡغَىٰٓ إِلَيۡهِ أَفِۡٔدَةُ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ وَلِيَرۡضَوۡهُ وَلِيَقۡتَرِفُواْ مَا هُم مُّقۡتَرِفُونَ113
أَفَغَيۡرَ ٱللَّهِ أَبۡتَغِي حَكَمٗا وَهُوَ ٱلَّذِيٓ أَنزَلَ إِلَيۡكُمُ ٱلۡكِتَٰبَ مُفَصَّلٗاۚ وَٱلَّذِينَ ءَاتَيۡنَٰهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ يَعۡلَمُونَ أَنَّهُۥ مُنَزَّلٞ مِّن رَّبِّكَ بِٱلۡحَقِّۖ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمُمۡتَرِينَ114
وَتَمَّتۡ كَلِمَتُ رَبِّكَ صِدۡقٗا وَعَدۡلٗاۚ لَّا مُبَدِّلَ لِكَلِمَٰتِهِۦۚ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ115
وَإِن تُطِعۡ أَكۡثَرَ مَن فِي ٱلۡأَرۡضِ يُضِلُّوكَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَإِنۡ هُمۡ إِلَّا يَخۡرُصُونَ116
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ مَن يَضِلُّ عَن سَبِيلِهِۦۖ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِٱلۡمُهۡتَدِينَ117

BACKGROUND STORY
- •
İslam, usulüne uygun kesilmiş hayvanların etini yemeye izin verir, leş etini değil. Bu yüzden putperestler Müslümanlarla alay ederek şöyle derlerdi: "Allah onları öldürdüğü halde, neden kendiliğinden ölenleri yemiyorsunuz da kendi kestiklerinizi yiyorsunuz?"
- •
Aşağıdaki pasaj, putperestlere Müslümanların sadece Allah'ın adıyla kesilenleri yediğini söyleyerek cevap verir. Leşlere gelince, üzerlerine Allah'ın adı anılmaz. {İmam İbn Aşur}
Helal ve Haram Et
118O halde, eğer O'nun ayetlerine gerçekten inanıyorsanız, sadece Allah'ın adı anılarak kesilenden yiyin.
119Allah'ın adı anılarak kesilenden niçin yemeyesiniz ki? Oysa O, size haram kıldıklarını zaten açıklamıştır; ancak zaruret halinde yemek zorunda kaldıklarınız müstesna. Fakat birçok insan, bilgisizce kendi heva ve hevesleriyle (başkalarını) saptırıyorlar. Şüphesiz Rabbin, haddi aşanları en iyi bilendir.
120Günahın açığından da gizlisinden de sakının. Muhakkak ki günah kazananlar, yaptıklarının karşılığını göreceklerdir.
121Allah'ın adı anılmadan kesilenden yemeyin, çünkü bu şüphesiz bir fısktır. Muhakkak ki şeytanlar, sizinle tartışmaları için dostlarına telkin ederler. Eğer onlara itaat ederseniz, siz de şüphesiz Allah'a ortak koşmuş olursunuz.
فَكُلُواْ مِمَّا ذُكِرَ ٱسۡمُ ٱللَّهِ عَلَيۡهِ إِن كُنتُم بَِٔايَٰتِهِۦ مُؤۡمِنِينَ118
وَمَا لَكُمۡ أَلَّا تَأۡكُلُواْ مِمَّا ذُكِرَ ٱسۡمُ ٱللَّهِ عَلَيۡهِ وَقَدۡ فَصَّلَ لَكُم مَّا حَرَّمَ عَلَيۡكُمۡ إِلَّا مَا ٱضۡطُرِرۡتُمۡ إِلَيۡهِۗ وَإِنَّ كَثِيرٗا لَّيُضِلُّونَ بِأَهۡوَآئِهِم بِغَيۡرِ عِلۡمٍۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِٱلۡمُعۡتَدِينَ119
وَذَرُواْ ظَٰهِرَ ٱلۡإِثۡمِ وَبَاطِنَهُۥٓۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكۡسِبُونَ ٱلۡإِثۡمَ سَيُجۡزَوۡنَ بِمَا كَانُواْ يَقۡتَرِفُونَ120
وَلَا تَأۡكُلُواْ مِمَّا لَمۡ يُذۡكَرِ ٱسۡمُ ٱللَّهِ عَلَيۡهِ وَإِنَّهُۥ لَفِسۡقٞۗ وَإِنَّ ٱلشَّيَٰطِينَ لَيُوحُونَ إِلَىٰٓ أَوۡلِيَآئِهِمۡ لِيُجَٰدِلُوكُمۡۖ وَإِنۡ أَطَعۡتُمُوهُمۡ إِنَّكُمۡ لَمُشۡرِكُونَ121

Hidayete Erenler ve Sapıtanlar
122Ölü iken kendisine hayat verdiğimiz ve insanlar arasında yürümesi için bir nur bahşettiğimiz kimse, hiç çıkamayacağı zifiri karanlıkta kalan kimse gibi midir? İşte kâfirlerin yaptıkları kendilerine böyle süslü gösterilmiştir.
123Böylece her toplumda, orada hileler yapsınlar diye, birtakım günahkâr önderler yarattık. Oysa onlar ancak kendilerine tuzak kurarlar da farkına varmazlar.
124Onlara bir ayet geldiğinde, "Allah'ın elçilerine verilenin benzeri bize de verilmedikçe asla inanmayız" derler. Allah, risaletini nereye vereceğini en iyi bilendir. Suçlulara, kurdukları tuzaklardan dolayı Allah katından bir zillet ve şiddetli bir azap erişecektir.
125Allah kimi doğru yola iletmek isterse, onun göğsünü İslam'a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun göğsünü sanki göğe yükseliyormuş gibi daraltır, sıkıştırır. İşte Allah, inanmayanların üzerine böyle pislik (azap) bırakır.
126İşte bu, Rabbinin dosdoğru yoludur. Öğüt alan bir topluluk için ayetleri gerçekten açıklamışızdır.
127Rableri katında onlar için esenlik yurdu vardır. Ve O, yapmakta oldukları sebebiyle onların velisidir.
أَوَ مَن كَانَ مَيۡتٗا فَأَحۡيَيۡنَٰهُ وَجَعَلۡنَا لَهُۥ نُورٗا يَمۡشِي بِهِۦ فِي ٱلنَّاسِ كَمَن مَّثَلُهُۥ فِي ٱلظُّلُمَٰتِ لَيۡسَ بِخَارِجٖ مِّنۡهَاۚ كَذَٰلِكَ زُيِّنَ لِلۡكَٰفِرِينَ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ122
وَكَذَٰلِكَ جَعَلۡنَا فِي كُلِّ قَرۡيَةٍ أَكَٰبِرَ مُجۡرِمِيهَا لِيَمۡكُرُواْ فِيهَاۖ وَمَا يَمۡكُرُونَ إِلَّا بِأَنفُسِهِمۡ وَمَا يَشۡعُرُونَ123
وَإِذَا جَآءَتۡهُمۡ ءَايَةٞ قَالُواْ لَن نُّؤۡمِنَ حَتَّىٰ نُؤۡتَىٰ مِثۡلَ مَآ أُوتِيَ رُسُلُ ٱللَّهِۘ ٱللَّهُ أَعۡلَمُ حَيۡثُ يَجۡعَلُ رِسَالَتَهُۥۗ سَيُصِيبُ ٱلَّذِينَ أَجۡرَمُواْ صَغَارٌ عِندَ ٱللَّهِ وَعَذَابٞ شَدِيدُۢ بِمَا كَانُواْ يَمۡكُرُونَ124
فَمَن يُرِدِ ٱللَّهُ أَن يَهۡدِيَهُۥ يَشۡرَحۡ صَدۡرَهُۥ لِلۡإِسۡلَٰمِۖ وَمَن يُرِدۡ أَن يُضِلَّهُۥ يَجۡعَلۡ صَدۡرَهُۥ ضَيِّقًا حَرَجٗا كَأَنَّمَا يَصَّعَّدُ فِي ٱلسَّمَآءِۚ كَذَٰلِكَ يَجۡعَلُ ٱللَّهُ ٱلرِّجۡسَ عَلَى ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ125
وَهَٰذَا صِرَٰطُ رَبِّكَ مُسۡتَقِيمٗاۗ قَدۡ فَصَّلۡنَا ٱلۡأٓيَٰتِ لِقَوۡمٖ يَذَّكَّرُونَ126
لَهُمۡ دَارُ ٱلسَّلَٰمِ عِندَ رَبِّهِمۡۖ وَهُوَ وَلِيُّهُم بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ127
İnsanlar ve Cinler Kıyamet Günü
128Gözet o günü ki, onları hep birlikte toplayacak ve diyecek: "Ey cin topluluğu! İnsanlardan çoğunu saptırdınız." İnsanlardan olan dostları ise diyecekler ki: "Rabbimiz! Birbirimizden faydalandık, ama şimdi bize tayin ettiğin sürenin sonuna ulaştık." Allah diyecek ki: "Allah'ın dilediği hariç olmak üzere, ateş sizin meskeninizdir, orada ebedi kalacaksınız." Şüphesiz Rabbin mutlak hikmet ve ilim sahibidir.
129İşte böylece, işledikleri yüzünden zalimlerin bir kısmını diğerlerine musallat ederiz.
130Allah diyecek ki: "Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size ayetlerimi anlatan ve bu gününüzün gelip çatacağını size bildiren elçiler gelmedi mi?" Onlar diyecekler ki: "Kendi aleyhimize şahitlik ederiz!" Dünya hayatı onları aldatmıştı da, kendilerinin inkarcı olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik edecekler.
131Bu şundandır ki, Rabbin, halkı gafil iken haksızlık eden bir toplumu helak edici değildir.
132Herkesin dereceleri, yaptıkları amellere göredir. Rabbin de onların yaptıklarından gafil değildir.
133Rabbin, Ganî ve merhamet sahibidir. Dilerse sizi ortadan kaldırır ve yerinize dilediğini getirir, tıpkı sizi başka bir kavmin zürriyetinden yarattığı gibi.
134Size vaat edilen kesinlikle gerçekleşecektir. Ve ondan kaçışınız olmayacaktır.
135De ki: Ey kavmim! Siz elinizden geleni yapın; ben de yapacağım. Yakında kimin akıbetinin hayırlı olacağını göreceksiniz. Şüphesiz ki zalimler asla iflah olmazlar!
وَيَوۡمَ يَحۡشُرُهُمۡ جَمِيعٗا يَٰمَعۡشَرَ ٱلۡجِنِّ قَدِ ٱسۡتَكۡثَرۡتُم مِّنَ ٱلۡإِنسِۖ وَقَالَ أَوۡلِيَآؤُهُم مِّنَ ٱلۡإِنسِ رَبَّنَا ٱسۡتَمۡتَعَ بَعۡضُنَا بِبَعۡضٖ وَبَلَغۡنَآ أَجَلَنَا ٱلَّذِيٓ أَجَّلۡتَ لَنَاۚ قَالَ ٱلنَّارُ مَثۡوَىٰكُمۡ خَٰلِدِينَ فِيهَآ إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُۗ إِنَّ رَبَّكَ حَكِيمٌ عَلِيمٞ128
وَكَذَٰلِكَ نُوَلِّي بَعۡضَ ٱلظَّٰلِمِينَ بَعۡضَۢا بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ129
يَٰمَعۡشَرَ ٱلۡجِنِّ وَٱلۡإِنسِ أَلَمۡ يَأۡتِكُمۡ رُسُلٞ مِّنكُمۡ يَقُصُّونَ عَلَيۡكُمۡ ءَايَٰتِي وَيُنذِرُونَكُمۡ لِقَآءَ يَوۡمِكُمۡ هَٰذَاۚ قَالُواْ شَهِدۡنَا عَلَىٰٓ أَنفُسِنَاۖ وَغَرَّتۡهُمُ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَا وَشَهِدُواْ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمۡ أَنَّهُمۡ كَانُواْ كَٰفِرِينَ130
ذَٰلِكَ أَن لَّمۡ يَكُن رَّبُّكَ مُهۡلِكَ ٱلۡقُرَىٰ بِظُلۡمٖ وَأَهۡلُهَا غَٰفِلُونَ131
وَلِكُلّٖ دَرَجَٰتٞ مِّمَّا عَمِلُواْۚ وَمَا رَبُّكَ بِغَٰفِلٍ عَمَّا يَعۡمَلُونَ132
وَرَبُّكَ ٱلۡغَنِيُّ ذُو ٱلرَّحۡمَةِۚ إِن يَشَأۡ يُذۡهِبۡكُمۡ وَيَسۡتَخۡلِفۡ مِنۢ بَعۡدِكُم مَّا يَشَآءُ كَمَآ أَنشَأَكُم مِّن ذُرِّيَّةِ قَوۡمٍ ءَاخَرِينَ133
إِنَّ مَا تُوعَدُونَ لَأٓتٖۖ وَمَآ أَنتُم بِمُعۡجِزِينَ134
قُلۡ يَٰقَوۡمِ ٱعۡمَلُواْ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمۡ إِنِّي عَامِلٞۖ فَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَ مَن تَكُونُ لَهُۥ عَٰقِبَةُ ٱلدَّارِۚ إِنَّهُۥ لَا يُفۡلِحُ ٱلظَّٰلِمُونَ135

BACKGROUND STORY
- •
Aşağıdaki pasaj, putperestlerin kötü uygulamalarından bazılarını eleştirmektedir. İmam Kurtubi'ye göre:
- •
1. Mallarından Allah'a bir pay ayırırlardı (fakirlere sadaka olarak). Putlarına da bir pay ayırırlardı (put bekçilerine ücret olarak). Ancak Allah'ın payı her zaman bekçilerin cebine girerdi, oysa putlara ayrılan pay asla fakirlere bağışlanmazdı.
- •
2. İslam'dan önce bazı Araplar, fakirlik korkusuyla veya utançtan dolayı kendi çocuklarını (özellikle kız çocuklarını) öldürürlerdi.
- •
3. Bazıları, belli sayıda erkek çocuğa sahip olmaları halinde bir oğullarını kurban etmeye adakta bulunurdu.
- •
4. Hiçbir bilgiye dayanmadan rastgele şeyleri helal veya haram kılarlardı.
Müşriklerin Çirkin Amelleri
136O müşrikler, Allah'ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan Allah'a bir pay ayırdılar. Kendi iddialarına göre "Bu Allah'a aittir" ve "Bu da ilahlarımıza aittir" dediler. Ama ilahlarına ayrılan pay Allah'a ulaşmazken, Allah'a ayrılan pay ilahlarına gider. Ne kötü hüküm veriyorlar!
137İşte böylece, müşriklerin ortakları onlara çocuklarını öldürmeyi güzel gösterdiler; hem kendilerini helake sürüklemek hem de dinlerini karıştırmak için. Eğer Allah dileseydi, bunu yapmazlardı. O halde onları ve uydurduklarını bırak.
138Kendi iddialarına göre, "Bu hayvanlar ve ekinler dokunulmazdır; bizim dilediklerimizden başkası bunları yiyemez" derler. Bazı hayvanların sırtlarına yük vurmayı yasaklarlar, bazı hayvanları da Allah'ın adını anmadan keserler. Bütün bunları Allah'a iftira ederek yaparlar. Allah onlara bu iftiralarının cezasını verecektir.
139Yine iddialarına göre, "Bu hayvanların karınlarındaki yavrular sadece erkeklerimize aittir, kadınlarımıza haramdır. Eğer ölü doğarsa, o zaman hem erkekler hem de kadınlar onda ortaktır." Allah onlara bu uydurmalarının cezasını verecektir. Şüphesiz O, tam bir hikmet ve ilim sahibidir.
140Gerçekten hüsrana uğramışlardır o kimseler ki, çocuklarını akılsızca ve bilgisizce öldürdüler. Ve Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiklerini haram kıldılar. Bütün bunları Allah'a iftira ederek yaptılar. Onlar gerçekten sapmışlardır ve doğru yolu bulamamışlardır.
وَجَعَلُواْ لِلَّهِ مِمَّا ذَرَأَ مِنَ ٱلۡحَرۡثِ وَٱلۡأَنۡعَٰمِ نَصِيبٗا فَقَالُواْ هَٰذَا لِلَّهِ بِزَعۡمِهِمۡ وَهَٰذَا لِشُرَكَآئِنَاۖ فَمَا كَانَ لِشُرَكَآئِهِمۡ فَلَا يَصِلُ إِلَى ٱللَّهِۖ وَمَا كَانَ لِلَّهِ فَهُوَ يَصِلُ إِلَىٰ شُرَكَآئِهِمۡۗ سَآءَ مَا يَحۡكُمُونَ136
وَكَذَٰلِكَ زَيَّنَ لِكَثِيرٖ مِّنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ قَتۡلَ أَوۡلَٰدِهِمۡ شُرَكَآؤُهُمۡ لِيُرۡدُوهُمۡ وَلِيَلۡبِسُواْ عَلَيۡهِمۡ دِينَهُمۡۖ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ مَا فَعَلُوهُۖ فَذَرۡهُمۡ وَمَا يَفۡتَرُونَ137
وَقَالُواْ هَٰذِهِۦٓ أَنۡعَٰمٞ وَحَرۡثٌ حِجۡرٞ لَّا يَطۡعَمُهَآ إِلَّا مَن نَّشَآءُ بِزَعۡمِهِمۡ وَأَنۡعَٰمٌ حُرِّمَتۡ ظُهُورُهَا وَأَنۡعَٰمٞ لَّا يَذۡكُرُونَ ٱسۡمَ ٱللَّهِ عَلَيۡهَا ٱفۡتِرَآءً عَلَيۡهِۚ سَيَجۡزِيهِم بِمَا كَانُواْ يَفۡتَرُونَ138
١٣٨ وَقَالُواْ مَا فِي بُطُونِ هَٰذِهِ ٱلۡأَنۡعَٰمِ خَالِصَةٞ لِّذُكُورِنَا وَمُحَرَّمٌ عَلَىٰٓ أَزۡوَٰجِنَاۖ وَإِن يَكُن مَّيۡتَةٗ فَهُمۡ فِيهِ شُرَكَآءُۚ سَيَجۡزِيهِمۡ وَصۡفَهُمۡۚ إِنَّهُۥ حَكِيمٌ عَلِيمٞ139
قَدۡ خَسِرَ ٱلَّذِينَ قَتَلُوٓاْ أَوۡلَٰدَهُمۡ سَفَهَۢا بِغَيۡرِ عِلۡمٖ وَحَرَّمُواْ مَا رَزَقَهُمُ ٱللَّهُ ٱفۡتِرَآءً عَلَى ٱللَّهِۚ قَدۡ ضَلُّواْ وَمَا كَانُواْ مُهۡتَدِينَ140

ALLAH'IN BEREKETLERİ
141O, asmalı ve asmasız bahçeleri, hurma ağaçlarını, tadı farklı ekinleri, görünüşte birbirine benzeyen, tatta farklı olan zeytinleri ve narları yaratandır. Onların meyvelerinden yiyin ve hasat günü zekatını verin, ama israf etmeyin. Şüphesiz O, israf edenleri sevmez.
142Hayvanlardan yük taşıyanlar ve (yere) serilmiş olanlar vardır. Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden yiyin ve şeytanın adımlarına uymayın. Şüphesiz o, sizin apaçık düşmanınızdır.
143Allah dört çift (hayvan) yarattı: koyundan bir çift ve keçiden bir çift. De ki: "İki erkeği mi haram kıldı, yoksa iki dişiyi mi, ya da iki dişinin rahimlerinde bulunanları mı? Eğer doğru söyleyenler iseniz, bana bir bilgiye dayanarak haber verin."
144Deveden bir çift ve sığırdan bir çift (yarattı). De ki: "İki erkeği mi haram kıldı, yoksa iki dişiyi mi, ya da iki dişinin rahimlerinde bulunanları mı? Yoksa Allah size bunu emrederken siz şahit miydiniz?" Hiçbir bilgiye dayanmadan insanları saptırmak için Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.
وَهُوَ ٱلَّذِيٓ أَنشَأَ جَنَّٰتٖ مَّعۡرُوشَٰتٖ وَغَيۡرَ مَعۡرُوشَٰتٖ وَٱلنَّخۡلَ وَٱلزَّرۡعَ مُخۡتَلِفًا أُكُلُهُۥ وَٱلزَّيۡتُونَ وَٱلرُّمَّانَ مُتَشَٰبِهٗا وَغَيۡرَ مُتَشَٰبِهٖۚ كُلُواْ مِن ثَمَرِهِۦٓ إِذَآ أَثۡمَرَ وَءَاتُواْ حَقَّهُۥ يَوۡمَ حَصَادِهِۦۖ وَلَا تُسۡرِفُوٓاْۚ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُسۡرِفِينَ141
وَمِنَ ٱلۡأَنۡعَٰمِ حَمُولَةٗ وَفَرۡشٗاۚ كُلُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ وَلَا تَتَّبِعُواْ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيۡطَٰنِۚ إِنَّهُۥ لَكُمۡ عَدُوّٞ مُّبِينٞ142
ثَمَٰنِيَةَ أَزۡوَٰجٖۖ مِّنَ ٱلضَّأۡنِ ٱثۡنَيۡنِ وَمِنَ ٱلۡمَعۡزِ ٱثۡنَيۡنِۗ قُلۡ ءَآلذَّكَرَيۡنِ حَرَّمَ أَمِ ٱلۡأُنثَيَيۡنِ أَمَّا ٱشۡتَمَلَتۡ عَلَيۡهِ أَرۡحَامُ ٱلۡأُنثَيَيۡنِۖ نَبُِّٔونِي بِعِلۡمٍ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ143
وَمِنَ ٱلۡإِبِلِ ٱثۡنَيۡنِ وَمِنَ ٱلۡبَقَرِ ٱثۡنَيۡنِۗ قُلۡ ءَآلذَّكَرَيۡنِ حَرَّمَ أَمِ ٱلۡأُنثَيَيۡنِ أَمَّا ٱشۡتَمَلَتۡ عَلَيۡهِ أَرۡحَامُ ٱلۡأُنثَيَيۡنِۖ أَمۡ كُنتُمۡ شُهَدَآءَ إِذۡ وَصَّىٰكُمُ ٱللَّهُ بِهَٰذَاۚ فَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبٗا لِّيُضِلَّ ٱلنَّاسَ بِغَيۡرِ عِلۡمٍۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ144
Haram Etler
145De ki: "Bana vahyolunanlar içinde, yiyen bir kimse için leş, akıtılmış kan, domuz eti -ki o pistir- veya Allah'tan başkası adına kesilmiş bir fısk dışında haram kılınmış bir şey bulamıyorum. Ama kim zaruret halinde kalırsa, isteyerek değil, haddi aşmayarak (yerse), şüphesiz Rabbin çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."
146Yahudilere tırnaklı her hayvanı haram kıldık. Sığır ve koyunların da sırtlarına veya bağırsaklarına yapışan yahut kemikle karışanlar dışındaki yağlarını (haram kıldık). Bu, onların isyanları yüzünden onlara verdiğimiz cezadır. Ve şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.
147Ama seni yalanlarlarsa, de ki: "Rabbin geniş rahmet sahibidir, ama O'nun azabı suçlu topluluktan geri çevrilmez."
قُل لَّآ أَجِدُ فِي مَآ أُوحِيَ إِلَيَّ مُحَرَّمًا عَلَىٰ طَاعِمٖ يَطۡعَمُهُۥٓ إِلَّآ أَن يَكُونَ مَيۡتَةً أَوۡ دَمٗا مَّسۡفُوحًا أَوۡ لَحۡمَ خِنزِيرٖ فَإِنَّهُۥ رِجۡسٌ أَوۡ فِسۡقًا أُهِلَّ لِغَيۡرِ ٱللَّهِ بِهِۦۚ فَمَنِ ٱضۡطُرَّ غَيۡرَ بَاغٖ وَلَا عَادٖ فَإِنَّ رَبَّكَ غَفُورٞ رَّحِيمٞ145
وَعَلَى ٱلَّذِينَ هَادُواْ حَرَّمۡنَا كُلَّ ذِي ظُفُرٖۖ وَمِنَ ٱلۡبَقَرِ وَٱلۡغَنَمِ حَرَّمۡنَا عَلَيۡهِمۡ شُحُومَهُمَآ إِلَّا مَا حَمَلَتۡ ظُهُورُهُمَآ أَوِ ٱلۡحَوَايَآ أَوۡ مَا ٱخۡتَلَطَ بِعَظۡمٖۚ ذَٰلِكَ جَزَيۡنَٰهُم بِبَغۡيِهِمۡۖ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ146
فَإِن كَذَّبُوكَ فَقُل رَّبُّكُمۡ ذُو رَحۡمَةٖ وَٰسِعَةٖ وَلَا يُرَدُّ بَأۡسُهُۥ عَنِ ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡمُجۡرِمِينَ147
BATIL İDDİA
148Müşrikler diyecekler ki: "Eğer Allah dileseydi, ne biz ne de atalarımız O'na ortak koşmazdık ve hiçbir şeyi haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de azabımızı tadıncaya kadar (hakikati) yalanladılar. De ki: "Yanınızda bize sunabileceğiniz bir deliliniz var mı? Siz ancak zanna uyuyorsunuz ve siz ancak yalan söylersiniz."
149De ki: "En kesin delil Allah'ındır. Eğer dileseydi, hepinizi elbette doğru yola iletirdi."
150De ki: "Allah'ın bunları haram kıldığına şahitlik edecek şahitlerinizi getirin." Eğer şahitlik ederlerse, sen onlarla beraber şahitlik etme. Ve ayetlerimizi yalanlayanların, ahirete inanmayanların ve Rablerine eş koşanların heveslerine uyma.
سَيَقُولُ ٱلَّذِينَ أَشۡرَكُواْ لَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ مَآ أَشۡرَكۡنَا وَلَآ ءَابَآؤُنَا وَلَا حَرَّمۡنَا مِن شَيۡءٖۚ كَذَٰلِكَ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ حَتَّىٰ ذَاقُواْ بَأۡسَنَاۗ قُلۡ هَلۡ عِندَكُم مِّنۡ عِلۡمٖ فَتُخۡرِجُوهُ لَنَآۖ إِن تَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَإِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا تَخۡرُصُونَ148
قُلۡ فَلِلَّهِ ٱلۡحُجَّةُ ٱلۡبَٰلِغَةُۖ فَلَوۡ شَآءَ لَهَدَىٰكُمۡ أَجۡمَعِينَ149
قُلۡ هَلُمَّ شُهَدَآءَكُمُ ٱلَّذِينَ يَشۡهَدُونَ أَنَّ ٱللَّهَ حَرَّمَ هَٰذَاۖ فَإِن شَهِدُواْ فَلَا تَشۡهَدۡ مَعَهُمۡۚ وَلَا تَتَّبِعۡ أَهۡوَآءَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بَِٔايَٰتِنَا وَٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ وَهُم بِرَبِّهِمۡ يَعۡدِلُونَ150

Allah'ın Koyduğu Hükümler
151De ki: "Gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya iyilik edin. Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. Açık veya gizli hayasızlıklara yaklaşmayın. Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın. İşte bunları size emretti ki düşünüp anlayasınız."
152Yetimin malına, rüşdüne erinceye kadar, en güzel şekilde olmadıkça yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz hiçbir nefse gücünün yetmediğini yüklemeyiz. Konuştuğunuz zaman, akraba dahi olsa adil olun. Allah'a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunları size emretti ki öğüt alasınız.
153Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur. O halde ona uyun; başka yollara uymayın ki sizi O'nun yolundan ayırmasınlar. İşte bunları size emretti ki sakınasınız.
قُلۡ تَعَالَوۡاْ أَتۡلُ مَا حَرَّمَ رَبُّكُمۡ عَلَيۡكُمۡۖ أَلَّا تُشۡرِكُواْ بِهِۦ شَيۡٔٗاۖ وَبِٱلۡوَٰلِدَيۡنِ إِحۡسَٰنٗاۖ وَلَا تَقۡتُلُوٓاْ أَوۡلَٰدَكُم مِّنۡ إِمۡلَٰقٖ نَّحۡنُ نَرۡزُقُكُمۡ وَإِيَّاهُمۡۖ وَلَا تَقۡرَبُواْ ٱلۡفَوَٰحِشَ مَا ظَهَرَ مِنۡهَا وَمَا بَطَنَۖ وَلَا تَقۡتُلُواْ ٱلنَّفۡسَ ٱلَّتِي حَرَّمَ ٱللَّهُ إِلَّا بِٱلۡحَقِّۚ ذَٰلِكُمۡ وَصَّىٰكُم بِهِۦ لَعَلَّكُمۡ تَعۡقِلُونَ151
وَلَا تَقۡرَبُواْ مَالَ ٱلۡيَتِيمِ إِلَّا بِٱلَّتِي هِيَ أَحۡسَنُ حَتَّىٰ يَبۡلُغَ أَشُدَّهُۥۚ وَأَوۡفُواْ ٱلۡكَيۡلَ وَٱلۡمِيزَانَ بِٱلۡقِسۡطِۖ لَا نُكَلِّفُ نَفۡسًا إِلَّا وُسۡعَهَاۖ وَإِذَا قُلۡتُمۡ فَٱعۡدِلُواْ وَلَوۡ كَانَ ذَا قُرۡبَىٰۖ وَبِعَهۡدِ ٱللَّهِ أَوۡفُواْۚ ذَٰلِكُمۡ وَصَّىٰكُم بِهِۦ لَعَلَّكُمۡ تَذَكَّرُونَ152
وَأَنَّ هَٰذَا صِرَٰطِي مُسۡتَقِيمٗا فَٱتَّبِعُوهُۖ وَلَا تَتَّبِعُواْ ٱلسُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمۡ عَن سَبِيلِهِۦۚ ذَٰلِكُمۡ وَصَّىٰكُم بِهِۦ لَعَلَّكُمۡ تَتَّقُونَ153
Putperestlerin Hiçbir Mazereti Yoktur
154Ve iyilik yapanlara nimetimizi tamamlamak ve her şeyi açıklamak için Musa'ya Kitab'ı bir hidayet ve rahmet olarak verdik; ta ki Rableriyle buluşacaklarına kesin olarak inansınlar.
155Ve bu 'Kur'an', indirdiğimiz mübarek bir Kitap'tır. Öyleyse ona uyun ve takva sahibi olun ki merhamet edilesiniz.
156Şimdi siz 'putperestler' artık şöyle diyemezsiniz: "Kitaplar bizden önce sadece iki topluluğa indirildi ve biz onların öğretilerinden habersizdik."
157Ve şöyle de diyemezsiniz: "Bize de bir kitap indirilseydi, o topluluklardan daha iyi hidayete ererdik." İşte size Rabbinizden apaçık bir Kitap geldi; bir hidayet ve rahmet olarak. Allah'ın ayetlerini yalanlayıp onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmeleri sebebiyle şiddetli bir azapla cezalandıracağız.
158Onlar sadece meleklerin kendilerine gelmesini mi, yahut Rabbinin (azabının) gelmesini mi, yahut Rabbinin bazı büyük alametlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bazı alametleri geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan kimsenin imanı kendisine fayda vermez. De ki: "Bekleyin! Biz de bekliyoruz."
ثُمَّ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَٰبَ تَمَامًا عَلَى ٱلَّذِيٓ أَحۡسَنَ وَتَفۡصِيلٗا لِّكُلِّ شَيۡءٖ وَهُدٗى وَرَحۡمَةٗ لَّعَلَّهُم بِلِقَآءِ رَبِّهِمۡ يُؤۡمِنُونَ154
وَهَٰذَا كِتَٰبٌ أَنزَلۡنَٰهُ مُبَارَكٞ فَٱتَّبِعُوهُ وَٱتَّقُواْ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ155
أَن تَقُولُوٓاْ إِنَّمَآ أُنزِلَ ٱلۡكِتَٰبُ عَلَىٰ طَآئِفَتَيۡنِ مِن قَبۡلِنَا وَإِن كُنَّا عَن دِرَاسَتِهِمۡ لَغَٰفِلِينَ156
أَوۡ تَقُولُواْ لَوۡ أَنَّآ أُنزِلَ عَلَيۡنَا ٱلۡكِتَٰبُ لَكُنَّآ أَهۡدَىٰ مِنۡهُمۡۚ فَقَدۡ جَآءَكُم بَيِّنَةٞ مِّن رَّبِّكُمۡ وَهُدٗى وَرَحۡمَةٞۚ فَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّن كَذَّبَ بَِٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَصَدَفَ عَنۡهَاۗ سَنَجۡزِي ٱلَّذِينَ يَصۡدِفُونَ عَنۡ ءَايَٰتِنَا سُوٓءَ ٱلۡعَذَابِ بِمَا كَانُواْ يَصۡدِفُونَ157
هَلۡ يَنظُرُونَ إِلَّآ أَن تَأۡتِيَهُمُ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ أَوۡ يَأۡتِيَ رَبُّكَ أَوۡ يَأۡتِيَ بَعۡضُ ءَايَٰتِ رَبِّكَۗ يَوۡمَ يَأۡتِي بَعۡضُ ءَايَٰتِ رَبِّكَ لَا يَنفَعُ نَفۡسًا إِيمَٰنُهَا لَمۡ تَكُنۡ ءَامَنَتۡ مِن قَبۡلُ أَوۡ كَسَبَتۡ فِيٓ إِيمَٰنِهَا خَيۡرٗاۗ قُلِ ٱنتَظِرُوٓاْ إِنَّا مُنتَظِرُونَ158
Peygamber'e Nasihat
159Şüphesiz sen, dinlerini parça parça edip fırkalara ayrılanlar hakkında hiçbir şeyden sorumlu değilsin. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Ve O, onlara yaptıklarını haber verecektir.
160Kim bir iyilikle gelirse ona on misli vardır. Kim de bir kötülükle gelirse ona ancak bir misliyle karşılık verilir. Onlara zulmedilmez.
161De ki: "Şüphesiz Rabbim beni dosdoğru bir yola, dosdoğru bir dine, İbrahim'in hanif dinine iletti. O, müşriklerden değildi."
162De ki: "Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir."
163O'nun ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben Müslümanların ilkiyim.
164De ki: "Oysa O, her şeyin Rabbi iken ben Allah'tan başka bir rab mi arayacağım?" Herkes ancak kendi kazandığının karşılığını alır. Hiçbir günahkâr, başkasının günahını yüklenmez. Sonra hepiniz Rabbinize döneceksiniz ve O, ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında size gerçeği haber verecektir.
165O'dur ki sizi yeryüzünün halifeleri kıldı ve kiminizi kiminizden derecelerle üstün kıldı ki size verdikleriyle sizi imtihan etsin. Şüphesiz Rabbin, cezası pek çabuk olandır. Ama O, gerçekten çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.
إِنَّ ٱلَّذِينَ فَرَّقُواْ دِينَهُمۡ وَكَانُواْ شِيَعٗا لَّسۡتَ مِنۡهُمۡ فِي شَيۡءٍۚ إِنَّمَآ أَمۡرُهُمۡ إِلَى ٱللَّهِ ثُمَّ يُنَبِّئُهُم بِمَا كَانُواْ يَفۡعَلُونَ159
مَن جَآءَ بِٱلۡحَسَنَةِ فَلَهُۥ عَشۡرُ أَمۡثَالِهَاۖ وَمَن جَآءَ بِٱلسَّيِّئَةِ فَلَا يُجۡزَىٰٓ إِلَّا مِثۡلَهَا وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ160
قُلۡ إِنَّنِي هَدَىٰنِي رَبِّيٓ إِلَىٰ صِرَٰطٖ مُّسۡتَقِيمٖ دِينٗا قِيَمٗا مِّلَّةَ إِبۡرَٰهِيمَ حَنِيفٗاۚ وَمَا كَانَ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ161
قُلۡ إِنَّ صَلَاتِي وَنُسُكِي وَمَحۡيَايَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ162
لَا شَرِيكَ لَهُۥۖ وَبِذَٰلِكَ أُمِرۡتُ وَأَنَا۠ أَوَّلُ ٱلۡمُسۡلِمِينَ163
قُلۡ أَغَيۡرَ ٱللَّهِ أَبۡغِي رَبّٗا وَهُوَ رَبُّ كُلِّ شَيۡءٖۚ وَلَا تَكۡسِبُ كُلُّ نَفۡسٍ إِلَّا عَلَيۡهَاۚ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٞ وِزۡرَ أُخۡرَىٰۚ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّكُم مَّرۡجِعُكُمۡ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ فِيهِ تَخۡتَلِفُونَ164
وَهُوَ ٱلَّذِي جَعَلَكُمۡ خَلَٰٓئِفَ ٱلۡأَرۡضِ وَرَفَعَ بَعۡضَكُمۡ فَوۡقَ بَعۡضٖ دَرَجَٰتٖ لِّيَبۡلُوَكُمۡ فِي مَآ ءَاتَىٰكُمۡۗ إِنَّ رَبَّكَ سَرِيعُ ٱلۡعِقَابِ وَإِنَّهُۥ لَغَفُورٞ رَّحِيمُۢ165