Yüksek Yerler
الأعْرَاف
الاعراف
Surah Al-A'râf for kids content

LEARNING POINTS
- •
Sadece Allah ibadetimize ve şükrümüze layıktır.
- •
Hz.
Adem'in (aleyhisselam) kıssası, Şeytan'ın hilelerine karşı bir uyarıdır.
- •
Bu sure, Cennet ehli ve Cehennem ehli hakkında önemli detaylar sunar.
- •
Kötülük yapanlar Kıyamet Günü'nde pişman olacaklar, ama çok geç olacak.
- •
Önceki peygamberlerin kıssaları, Mekkeli putperestleri uyarmak ve Hz.
Peygamber'i (aleyhisselam) teselli etmek için zikredilir.
- •
Allah peygamberlerini daima destekler ve kibirli düşmanlarını yok eder.
- •
Musa kavmi (a.
s.
) çeşitli şekillerde sınandılar.
- •
Yalnızca Allah hakka hidayet edebilir.
- •
Allah'a ve diğer insanlara verdiğimiz sözleri tutmak önemlidir.
- •
Hiç kimseye gücünün yetmediği bir şey yüklenmez.
- •
Allah bize iyi olanı helal kılmış, kötü olanı haram kılmıştır.
- •
Kötüler, hakkı reddettikleri ve kuralları çiğnedikleri için cezalandırılır.
- •
Putlar acizdir ve tapanlarına hiçbir şekilde yardım edemezler.
- •
Hz.
Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) son Peygamberdir ve insanlığa bir rahmet olarak gönderilmiştir.
- •
Kur'an, Allah'tan gelen hak bir vahiydir; ona hürmet edilmeli ve uyulmalıdır.

Hakikati Açığa Çıkarma
1Alif Lam Mim Şad.
2Bu, sana indirilmiş bir Kitap'tır; onunla sıkıntıya düşmen için değil, kâfirleri uyarıp müminlere öğüt vermen içindir.
3Rabbinizden size indirilene uyun.
O'ndan başka veliler edinmeyin.
Ne kadar az öğüt alıyorsunuz!
4Nice kentleri helak ettik!
Azabımız onlara gece uyurlarken veya gündüz kaylûle yaparlarken ansızın geldi.
5Azabımız onlara geldiğinde, onların tek sözü: "Biz gerçekten zalimlerdik!
" demek oldu.
6Kendilerine elçi gönderilenleri de elçilerin kendilerini de kesinlikle sorgulayacağız.
7Sonra onlara yaptıklarını eksiksizce anlatacağız; Biz asla gafil değildik.
8O gün ameller hak ile tartılacaktır.
Kimlerin mizanları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
9Kimlerin mizanları hafif gelirse, işte onlar ayetlerimizi reddettikleri için kendilerini hüsrana uğratmışlardır.
الٓمٓصٓ1
كِتَٰبٌ أُنزِلَ إِلَيۡكَ فَلَا يَكُن فِي صَدۡرِكَ حَرَجٞ مِّنۡهُ لِتُنذِرَ بِهِۦ وَذِكۡرَىٰ لِلۡمُؤۡمِنِينَ2
ٱتَّبِعُواْ مَآ أُنزِلَ إِلَيۡكُم مِّن رَّبِّكُمۡ وَلَا تَتَّبِعُواْ مِن دُونِهِۦٓ أَوۡلِيَآءَۗ قَلِيلٗا مَّا تَذَكَّرُونَ3
وَكَم مِّن قَرۡيَةٍ أَهۡلَكۡنَٰهَا فَجَآءَهَا بَأۡسُنَا بَيَٰتًا أَوۡ هُمۡ قَآئِلُونَ4
فَمَا كَانَ دَعۡوَىٰهُمۡ إِذۡ جَآءَهُم بَأۡسُنَآ إِلَّآ أَن قَالُوٓاْ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ5
فَلَنَسَۡٔلَنَّ ٱلَّذِينَ أُرۡسِلَ إِلَيۡهِمۡ وَلَنَسَۡٔلَنَّ ٱلۡمُرۡسَلِينَ6
فَلَنَقُصَّنَّ عَلَيۡهِم بِعِلۡمٖۖ وَمَا كُنَّا غَآئِبِينَ7
وَٱلۡوَزۡنُ يَوۡمَئِذٍ ٱلۡحَقُّۚ فَمَن ثَقُلَتۡ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ8
وَمَنۡ خَفَّتۡ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُم بِمَا كَانُواْ بَِٔايَٰتِنَا يَظۡلِمُونَ9
Şeytan'ın Kibri
10Andolsun, sizi yeryüzüne yerleştirdik ve orada size geçimlikler (rızıklar) verdik.
Ne kadar az şükrediyorsunuz!
11Andolsun, sizi yarattık, sonra size şekil verdik.
Sonra meleklere "Âdem'e secde edin" dedik.
Hepsi secde ettiler, ancak İblis secde edenlerden olmadı.
12Allah buyurdu: "Sana emrettiğim zaman secde etmene ne engel oldu?
" (İblis) dedi ki: "Ben ondan daha hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.
"
13Allah buyurdu: "Öyleyse oradan (cennetten) in!
Orada büyüklük taslaman yakışmaz.
Çık!
Sen alçaklardansın.
"
14(İblis) dedi ki: "Bana, onların diriltilecekleri güne kadar mühlet ver.
"
15Allah buyurdu: "Sen mühlet verilenlerdensin.
"
16Dedi ki: "Beni azdırmana karşılık, Senin dosdoğru yolunda onlara pusu kuracağım.
"
17Sonra onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım da, Sen onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.
"
18Allah buyurdu: "Çık oradan!
Sen yerilmiş ve kovulmuşsun!
Andolsun ki, onlardan sana uyanlarla, hepinizle cehennemi dolduracağım!
"
وَلَقَدۡ مَكَّنَّٰكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَجَعَلۡنَا لَكُمۡ فِيهَا مَعَٰيِشَۗ قَلِيلٗا مَّا تَشۡكُرُونَ10
وَلَقَدۡ خَلَقۡنَٰكُمۡ ثُمَّ صَوَّرۡنَٰكُمۡ ثُمَّ قُلۡنَا لِلۡمَلَٰٓئِكَةِ ٱسۡجُدُواْ لِأٓدَمَ فَسَجَدُوٓاْ إِلَّآ إِبۡلِيسَ لَمۡ يَكُن مِّنَ ٱلسَّٰجِدِينَ11
قَالَ مَا مَنَعَكَ أَلَّا تَسۡجُدَ إِذۡ أَمَرۡتُكَۖ قَالَ أَنَا۠ خَيۡرٞ مِّنۡهُ خَلَقۡتَنِي مِن نَّارٖ وَخَلَقۡتَهُۥ مِن طِين12
قَالَ فَٱهۡبِطۡ مِنۡهَا فَمَا يَكُونُ لَكَ أَن تَتَكَبَّرَ فِيهَا فَٱخۡرُجۡ إِنَّكَ مِنَ ٱلصَّٰغِرِينَ13
قَالَ أَنظِرۡنِيٓ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ14
قَالَ إِنَّكَ مِنَ ٱلۡمُنظَرِينَ15
قَالَ فَبِمَآ أَغۡوَيۡتَنِي لَأَقۡعُدَنَّ لَهُمۡ صِرَٰطَكَ ٱلۡمُسۡتَقِيمَ16
ثُمَّ لَأٓتِيَنَّهُم مِّنۢ بَيۡنِ أَيۡدِيهِمۡ وَمِنۡ خَلۡفِهِمۡ وَعَنۡ أَيۡمَٰنِهِمۡ وَعَن شَمَآئِلِهِمۡۖ وَلَا تَجِدُ أَكۡثَرَهُمۡ شَٰكِرِينَ17
قَالَ ٱخۡرُجۡ مِنۡهَا مَذۡءُومٗا مَّدۡحُورٗاۖ لَّمَن تَبِعَكَ مِنۡهُمۡ لَأَمۡلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنكُمۡ أَجۡمَعِينَ18

WORDS OF WISDOM
- •
Kimileri şöyle sorabilir: "İblis Cennet'ten kovulmuştuysa, Âdem'e ve eşine Cennet'in içinde nasıl fısıldadı?
" Kesin olarak bilmiyoruz, çünkü bu konuda Kur'an'da veya Sünnet'te bir bilgi verilmemiştir.
Bu durum, bize bu dünyada veya ahirette fayda sağlamayan her mesele için böyledir.
Ancak bazı âlimler der ki, İblis onlara muhtemelen gizlice fısıldadı veya Cennet'in kapısından dışarıdan seslendi.
En doğrusunu Allah bilir.


WORDS OF WISDOM
- •
Biri sorabilir ki, "Eğer Adem o ağaçtan yememiş olsaydı, şimdi Cennet'te olmaz mıydık?
" Kısa cevap hayır.
Adem'in kıssasını **2:30-39** ayetlerinde okuduğumuzda şunu anlarız:
- •
1.
Adem'i (aleyhisselam) yeryüzüne gönderme kararı, o daha yaratılmadan önce alınmıştı.
Ayrıca, Musa'nın (aleyhisselam) Adem'e şöyle dediği bir hadis de vardır: "Allah seni şereflendirdi, sonra da yaptığın yüzünden insanları yeryüzüne indirdin!
" Adem (aleyhisselam) şöyle cevap verdi: "Allah'ın benim için var olmadan çok önce yazdığı bir şeyden dolayı beni nasıl kınayabilirsin?
" (İmam Müslim)
- •
2.
O, Şeytan'ın hilelerine karşı önceden uyarılmıştı.
- •
3.
Adem'e (aleyhisselam) şöyle buyrulmuştu: "Yiyebileceğin çok sayıda ağaç var; sadece bundan uzak dur.
" O ağaçtan uzak durması söylenmişti, zehirli olduğu için değil, Allah onun itaatini sınamak istediği için.
Aynı şekilde, bizim itaatimiz de yapmamız emredilen veya kaçınmamız istenen şeylerle sınanır.
Bazılarımız bu testi geçerken, diğerleri başarısız olur.
Adem ve Havva: İmtihan ve Düşüş
19Allah buyurdu ki: "Ey Âdem!
Eşinle birlikte Cennet'te yaşa ve dilediğinizden yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.
"
20Derken Şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbiniz size bu ağacı, sadece melek olmamanız veya ebediyen yaşamamanız
için yasakladı.
"
21Ve onlara yemin etti: "Ben sizin için gerçekten hayırhahım.
"
22Böylece onları aldatarak saptırdı.
Ağacın meyvesinden tattıklarında, avret yerleri kendilerine açıldı.
Cennet yapraklarıyla üzerlerini örtmeye başladılar.
Derken Rableri onlara seslendi: "Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve Şeytan'ın sizin apaçık bir düşmanınız olduğunu bildirmedim mi?
"
23Dediler ki: "Rabbimiz!
Biz kendimize zulmettik.
Eğer bizi bağışlamazsan ve bize merhamet etmezsen, muhakkak ziyana uğrayanlardan oluruz.
"
24Allah buyurdu: "Birbirinize düşman olarak inin!
Yeryüzünde sizin için bir kalma yeri ve bir süreye kadar faydalanacağınız şeyler olacaktır.
"
25Ve dedi ki: "Orada yaşayacak, orada ölecek ve oradan diriltileceksiniz.
"
وَيَٰٓـَٔادَمُ ٱسۡكُنۡ أَنتَ وَزَوۡجُكَ ٱلۡجَنَّةَ فَكُلَا مِنۡ حَيۡثُ شِئۡتُمَا وَلَا تَقۡرَبَا هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ19
فَوَسۡوَسَ لَهُمَا ٱلشَّيۡطَٰنُ لِيُبۡدِيَ لَهُمَا مَا وُۥرِيَ عَنۡهُمَا مِن سَوۡءَٰتِهِمَا وَقَالَ مَا نَهَىٰكُمَا رَبُّكُمَا عَنۡ هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةِ إِلَّآ أَن تَكُونَا مَلَكَيۡنِ أَوۡ تَكُونَا مِنَ ٱلۡخَٰلِدِينَ20
وَقَاسَمَهُمَآ إِنِّي لَكُمَا لَمِنَ ٱلنَّٰصِحِينَ21
فَدَلَّىٰهُمَا بِغُرُورٖۚ فَلَمَّا ذَاقَا ٱلشَّجَرَةَ بَدَتۡ لَهُمَا سَوۡءَٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخۡصِفَانِ عَلَيۡهِمَا مِن وَرَقِ ٱلۡجَنَّةِۖ وَنَادَىٰهُمَا رَبُّهُمَآ أَلَمۡ أَنۡهَكُمَا عَن تِلۡكُمَا ٱلشَّجَرَةِ وَأَقُل لَّكُمَآ إِنَّ ٱلشَّيۡطَٰنَ لَكُمَا عَدُوّٞ مُّبِينٞ22
قَالَا رَبَّنَا ظَلَمۡنَآ أَنفُسَنَا وَإِن لَّمۡ تَغۡفِرۡ لَنَا وَتَرۡحَمۡنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ23
قَالَ ٱهۡبِطُواْ بَعۡضُكُمۡ لِبَعۡضٍ عَدُوّٞۖ وَلَكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ مُسۡتَقَرّٞ وَمَتَٰعٌ إِلَىٰ حِينٖ24
قَالَ فِيهَا تَحۡيَوۡنَ وَفِيهَا تَمُوتُونَ وَمِنۡهَا تُخۡرَجُونَ25

BACKGROUND STORY
- •
Mekkeliler dışındaki putperestler Hac'da Kâbe'yi çıplak tavaf ederlerdi.
Ayrıca bazı yiyecekleri kendilerine haram kılmışlardı.
Bu uygulamaları yasaklamak üzere aşağıdaki ayet nazil oldu.
- •
Müminlere, namaz kılarken uygun şekilde örtünmeleri ve Allah'ın kendileri için yarattığı güzel nimetlerden istifade etmeleri emredildi.
{İmam Müslim ve İmam Taberî}
Şerden Sakındırma
26Ey Ademoğulları!
Size avret yerlerinizi örtecek ve süslenecek elbise indirdik.
Takva elbisesi ise daha hayırlıdır.
Bu, Allah'ın ayetlerindendir.
Belki öğüt alırlar.
27Ey Ademoğulları!
Şeytan, anne babanızı Cennet'ten çıkardığı ve avret yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini üzerlerinden sıyırdığı gibi, sizi de aldatmasın.
Şüphesiz o ve kabilesi (yardımcıları), sizin onları görmediğiniz yerden sizi görürler.
Biz şeytanları, iman etmeyenlere dostlar kıldık.
28Onlar bir hayasızlık yaptıkları zaman, "Biz atalarımızı böyle yaparken bulduk" ve "Allah bize bunu emretti" derler.
De ki: "Hayır!
Allah hayasızlığı emretmez.
Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz!
"
29De ki: "Rabbim adaleti emreder.
Her mescidde yüzünüzü O'na çevirin ve dini yalnız O'na has kılarak O'na dua edin.
Sizi ilk yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz.
"
30Kimini doğru yola iletti, kiminin üzerine de sapıklık hak oldu.
Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdir ve kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.
31Ey Âdemoğulları!
Her mescide gidişinizde ziynetinizi takının.
Yiyin, için fakat israf etmeyin.
Çünkü O, israf edenleri sevmez.
32De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kılmıştır?
" De ki: "Onlar dünya hayatında inananlar içindir, kıyamet gününde ise sadece onlara mahsustur.
" Bilen bir kavim için ayetlerimizi işte böyle açıklıyoruz.
33De ki: "Rabbim ancak açık ve gizli çirkin işleri, günahı, haksız yere saldırmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz
şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.
"
34Her ümmetin bir eceli vardır.
Ecelleri geldiği zaman ne bir an geri kalabilirler ne de bir an ileri gidebilirler.
35Ey Âdemoğulları!
İçinizden size ayetlerimi anlatan elçiler geldiğinde, kimler sakınır ve kendini düzeltirse, işte onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
36Fakat ayetlerimizi inkâr eden ve onlara karşı büyüklük taslayanlar, ateş ehli olacaklardır.
Onlar orada ebediyen kalacaklardır.
يَٰبَنِيٓ ءَادَمَ قَدۡ أَنزَلۡنَا عَلَيۡكُمۡ لِبَاسٗا يُوَٰرِي سَوۡءَٰتِكُمۡ وَرِيشٗاۖ وَلِبَاسُ ٱلتَّقۡوَىٰ ذَٰلِكَ خَيۡرٞۚ ذَٰلِكَ مِنۡ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ لَعَلَّهُمۡ يَذَّكَّرُونَ26
يَٰبَنِيٓ ءَادَمَ لَا يَفۡتِنَنَّكُمُ ٱلشَّيۡطَٰنُ كَمَآ أَخۡرَجَ أَبَوَيۡكُم مِّنَ ٱلۡجَنَّةِ يَنزِعُ عَنۡهُمَا لِبَاسَهُمَا لِيُرِيَهُمَا سَوۡءَٰتِهِمَآۚ إِنَّهُۥ يَرَىٰكُمۡ هُوَ وَقَبِيلُهُۥ مِنۡ حَيۡثُ لَا تَرَوۡنَهُمۡۗ إِنَّا جَعَلۡنَا ٱلشَّيَٰطِينَ أَوۡلِيَآءَ لِلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ27
وَإِذَا فَعَلُواْ فَٰحِشَةٗ قَالُواْ وَجَدۡنَا عَلَيۡهَآ ءَابَآءَنَا وَٱللَّهُ أَمَرَنَا بِهَاۗ قُلۡ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَأۡمُرُ بِٱلۡفَحۡشَآءِۖ أَتَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعۡلَمُونَ28
قُلۡ أَمَرَ رَبِّي بِٱلۡقِسۡطِۖ وَأَقِيمُواْ وُجُوهَكُمۡ عِندَ كُلِّ مَسۡجِدٖ وَٱدۡعُوهُ مُخۡلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَۚ كَمَا بَدَأَكُمۡ تَعُودُونَ29
فَرِيقًا هَدَىٰ وَفَرِيقًا حَقَّ عَلَيۡهِمُ ٱلضَّلَٰلَةُۚ إِنَّهُمُ ٱتَّخَذُواْ ٱلشَّيَٰطِينَ أَوۡلِيَآءَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَيَحۡسَبُونَ أَنَّهُم مُّهۡتَدُونَ30
يَٰبَنِيٓ ءَادَمَ خُذُواْ زِينَتَكُمۡ عِندَ كُلِّ مَسۡجِدٖ وَكُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ وَلَا تُسۡرِفُوٓاْۚ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُسۡرِفِينَ31
قُلۡ مَنۡ حَرَّمَ زِينَةَ ٱللَّهِ ٱلَّتِيٓ أَخۡرَجَ لِعِبَادِهِۦ وَٱلطَّيِّبَٰتِ مِنَ ٱلرِّزۡقِۚ قُلۡ هِيَ لِلَّذِينَ ءَامَنُواْ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا خَالِصَةٗ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۗ كَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلۡأٓيَٰتِ لِقَوۡمٖ يَعۡلَمُونَ32
قُلۡ إِنَّمَا حَرَّمَ رَبِّيَ ٱلۡفَوَٰحِشَ مَا ظَهَرَ مِنۡهَا وَمَا بَطَنَ وَٱلۡإِثۡمَ وَٱلۡبَغۡيَ بِغَيۡرِ ٱلۡحَقِّ وَأَن تُشۡرِكُواْ بِٱللَّهِ مَا لَمۡ يُنَزِّلۡ بِهِۦ سُلۡطَٰنٗا وَأَن تَقُولُواْ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعۡلَمُونَ33
وَلِكُلِّ أُمَّةٍ أَجَلٞۖ فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمۡ لَا يَسۡتَأۡخِرُونَ سَاعَةٗ وَلَا يَسۡتَقۡدِمُونَ34
يَٰبَنِيٓ ءَادَمَ إِمَّا يَأۡتِيَنَّكُمۡ رُسُلٞ مِّنكُمۡ يَقُصُّونَ عَلَيۡكُمۡ ءَايَٰتِي فَمَنِ ٱتَّقَىٰ وَأَصۡلَحَ فَلَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ35
وَٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بَِٔايَٰتِنَا وَٱسۡتَكۡبَرُواْ عَنۡهَآ أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِۖ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ36
Zalim Liderler ve Takipçileri
37Allah'a karşı yalan uyduran veya O'nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kim olabilir?
Onlara yazılmış olan 'bu dünyadaki' payları verilecektir, ta ki elçi meleklerimiz canlarını almak üzere kendilerine gelinceye kadar.
Melekler onlara, 'Allah'tan başka taptığınız o şeyler nerede?
' diye soracaklar.
Onlar da, 'Bizi yüzüstü bıraktılar,' diyecekler.
Ve kendi aleyhlerine, gerçekten kafir olduklarına şahitlik edecekler.
38Allah buyuracak ki: 'Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan topluluklarıyla birlikte ateşe girin!
' Her ümmet cehenneme girdikçe, kendisinden önce geleni lanetler.
Nihayet hepsi bir araya toplandığında, takipçiler liderleri hakkında şöyle diyecekler: 'Rabbimiz!
Bizi bunlar saptırdılar, öyleyse onlara ateşte iki kat azap ver!
' Allah buyuracak ki: 'Herkes için kat kat azap vardır, fakat siz bilmezsiniz!
'
39O zaman liderler, takipçilerine şöyle diyecekler: 'Siz de bizden üstün değildiniz!
Öyleyse yaptıklarınızın karşılığı olarak azabı tadın!
'
فَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوۡ كَذَّبَ بَِٔايَٰتِهِۦٓۚ أُوْلَٰٓئِكَ يَنَالُهُمۡ نَصِيبُهُم مِّنَ ٱلۡكِتَٰبِۖ حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَتۡهُمۡ رُسُلُنَا يَتَوَفَّوۡنَهُمۡ قَالُوٓاْ أَيۡنَ مَا كُنتُمۡ تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِۖ قَالُواْ ضَلُّواْ عَنَّا وَشَهِدُواْ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمۡ أَنَّهُمۡ كَانُواْ كَٰفِرِينَ37
قَالَ ٱدۡخُلُواْ فِيٓ أُمَمٖ قَدۡ خَلَتۡ مِن قَبۡلِكُم مِّنَ ٱلۡجِنِّ وَٱلۡإِنسِ فِي ٱلنَّارِۖ كُلَّمَا دَخَلَتۡ أُمَّةٞ لَّعَنَتۡ أُخۡتَهَاۖ حَتَّىٰٓ إِذَا ٱدَّارَكُواْ فِيهَا جَمِيعٗا قَالَتۡ أُخۡرَىٰهُمۡ لِأُولَىٰهُمۡ رَبَّنَا هَٰٓؤُلَآءِ أَضَلُّونَا فََٔاتِهِمۡ عَذَابٗا ضِعۡفٗا مِّنَ ٱلنَّارِۖ قَالَ لِكُلّٖ ضِعۡفٞ وَلَٰكِن لَّا تَعۡلَمُونَ38
وَقَالَتۡ أُولَىٰهُمۡ لِأُخۡرَىٰهُمۡ فَمَا كَانَ لَكُمۡ عَلَيۡنَا مِن فَضۡلٖ فَذُوقُواْ ٱلۡعَذَابَ بِمَا كُنتُمۡ تَكۡسِبُونَ39


WORDS OF WISDOM
- •
Kur'an, Allah'ın çocukları olduğunu iddia edenleri her zaman eleştirir.
Buna, İsa'nın ('İsa) Allah'ın oğlu olduğuna inanan Hristiyanlar ile meleklerin Allah'ın kızları olduğuna inanan putperestler de dahildir (100.
ayet).
- •
Müslümanlar olarak, Allah'ın hiçbir oğlu veya kızı olmadığına inanırız.
- •
Birçok insan, yaşlılıklarında kendilerine destek olacakları veya bakacakları ya da öldükten sonra adlarını yaşatacakları için çocuk sahibi olmanın önemli olduğunu düşünür.
- •
Allah'ın bunlardan herhangi birine ihtiyacı var mıdır?
Elbette hayır!
O, evrendeki her şeye hükmeden Kudretli ve Ebedi Rab'dir.
- •
Hepimiz O'na muhtacız, ama O, hiçbirimize muhtaç değildir.
Var olmamız veya olmamamız O'nu hiçbir şekilde etkilemez.

WORDS OF WISDOM
- •
40-42.
ayetlere göre, müminler yalnızca Allah'a ibadet etmek, oruç tutmak ve zekat vermek gibi bazı basit görevleri yerine getirdikleri için Cennet'te sonsuza dek kalacaklar ve muazzam
mükafatlara nail olacaklar.
Kafirler ise, o basit şeyleri yapmayı ihmal ettikleri için sonsuza dek Cehennem'de mahsur kalacaklar.
Cehennemlikler ve Cennetlikler
40Şüphesiz ki, ayetlerimizi yalanlayan ve onlara karşı kibirlenen kimselere gök kapıları açılmayacaktır.
Onlar, bir deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete giremeyeceklerdir.
İşte biz suçluları böyle cezalandırırız.
41Cehennem onların yatağı, ateşten örtüler de üzerleri olacaktır.
İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.
42İman edip salih ameller işleyenlere gelince -ki biz hiçbir nefse gücünün yetmeyeceği yükü yüklemeyiz- işte onlar cennetliklerdir.
Onlar orada ebedî kalacaklardır.
43Kalplerindeki kinleri çıkarıp atacağız.
Altlarından ırmaklar akacaktır.
Ve diyecekler ki: "Bizi buna hidayet eden Allah'a hamdolsun.
Allah bize hidayet etmeseydi biz asla hidayete eremezdik.
Rabbimizin elçileri gerçekten hakkı getirmişlerdi.
" Onlara şöyle seslenilecek: "İşte bu, yaptıklarınız karşılığında size miras bırakılan cennettir.
"
44Cennet ehli, Cehennem ehline seslenecekler: "Biz Rabbimizin bize vaat ettiğini gerçek bulduk.
Siz de Rabbinizin vaadini gerçek buldunuz mu?
" Onlar da: "Evet, bulduk!
" diyecekler.
Sonra bir çağırıcı ikisinin arasında şöyle seslenecek: "Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun!
45.
Allah'ın yolundan alıkoyan, onu eğri göstermeye çalışan ve ahireti inkâr edenlerin.
"
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بَِٔايَٰتِنَا وَٱسۡتَكۡبَرُواْ عَنۡهَا لَا تُفَتَّحُ لَهُمۡ أَبۡوَٰبُ ٱلسَّمَآءِ وَلَا يَدۡخُلُونَ ٱلۡجَنَّةَ حَتَّىٰ يَلِجَ ٱلۡجَمَلُ فِي سَمِّ ٱلۡخِيَاطِۚ وَكَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُجۡرِمِينَ40
لَهُم مِّن جَهَنَّمَ مِهَادٞ وَمِن فَوۡقِهِمۡ غَوَاشٖۚ وَكَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلظَّٰلِمِينَ41
وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَا نُكَلِّفُ نَفۡسًا إِلَّا وُسۡعَهَآ أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَنَّةِۖ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ42
وَنَزَعۡنَا مَا فِي صُدُورِهِم مِّنۡ غِلّٖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهِمُ ٱلۡأَنۡهَٰرُۖ وَقَالُواْ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي هَدَىٰنَا لِهَٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهۡتَدِيَ لَوۡلَآ أَنۡ هَدَىٰنَا ٱللَّهُۖ لَقَدۡ جَآءَتۡ رُسُلُ رَبِّنَا بِٱلۡحَقِّۖ وَنُودُوٓاْ أَن تِلۡكُمُ ٱلۡجَنَّةُ أُورِثۡتُمُوهَا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ43
وَنَادَىٰٓ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَنَّةِ أَصۡحَٰبَ ٱلنَّارِ أَن قَدۡ وَجَدۡنَا مَا وَعَدَنَا رَبُّنَا حَقّٗا فَهَلۡ وَجَدتُّم مَّا وَعَدَ رَبُّكُمۡ حَقّٗاۖ قَالُواْ نَعَمۡۚ فَأَذَّنَ مُؤَذِّنُۢ بَيۡنَهُمۡ أَن لَّعۡنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلظَّٰلِمِينَ44

BACKGROUND STORY
- •
Aşağıdaki pasajda, Kıyamet Günü'nde Cennet ile Cehennem arasındaki yükseklerde duracak olan bir grup insandan bahsedilmektedir.
Birçok âlime göre, bu insanlar iyilikleri kötülüklerine eşit olduğu için bir süre orada tutulacaklardır.
Nihayetinde, yükseklerdekiler Allah'ın rahmetiyle Cennet'e gireceklerdir.
{İmam İbn Kesir ve İmam Kurtubi}
YÜKSEK YERLERDEKİ İNSANLAR
46O iki grup arasında bir perde olacaktır ve onun yüksek yerlerinde her iki grubu da simalarından tanıyacak insanlar bulunacaktır.
Cennet ehline seslenerek: "Selamün aleyküm!
" diyecekler.
Onlar (yükseklerdekiler) henüz Cennet'e girmemişlerdir, ama çok umut etmektedirler.
47Gözleri Cehennem ehline çevrildiğinde, "Rabbimiz!
Bizi zalimler topluluğuyla bir araya getirme!
" diye dua edecekler.
48Yükseklerdekiler, simalarından tanıyacakları bazı kötü liderlere seslenerek: "Sizin çokluğunuz ve kibiriniz size bugün hiçbir fayda vermedi!
" diyecekler.
49"Allah'ın rahmetine asla nail olamayacaklarına yemin ettikleriniz bunlar mıydı?
" Onlara şöyle denilir: "Cennet'e girin!
Size hiçbir korku yoktur ve siz asla üzülmeyeceksiniz.
"
50Cehennem ehli, Cennet ehline seslenerek: "Bize biraz su veya Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden bir şeyler gönderin!
" derler.
Onlar da şöyle cevap verirler: "Allah, bunları kafirlere haram kılmıştır.
"
51Dinlerini eğlence ve oyun edinenler ve dünya hayatının kendilerini aldattığı kimseler.
İşte bugün biz de onları, bu günlerine kavuşmayı unuttukları gibi ve ayetlerimizi inkâr etmeleri yüzünden unutacağız.
وَبَيۡنَهُمَا حِجَابٞۚ وَعَلَى ٱلۡأَعۡرَافِ رِجَالٞ يَعۡرِفُونَ كُلَّۢا بِسِيمَىٰهُمۡۚ وَنَادَوۡاْ أَصۡحَٰبَ ٱلۡجَنَّةِ أَن سَلَٰمٌ عَلَيۡكُمۡۚ لَمۡ يَدۡخُلُوهَا وَهُمۡ يَطۡمَعُونَ46
۞ وَإِذَا صُرِفَتۡ أَبۡصَٰرُهُمۡ تِلۡقَآءَ أَصۡحَٰبِ ٱلنَّارِ قَالُواْ رَبَّنَا لَا تَجۡعَلۡنَا مَعَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ47
وَنَادَىٰٓ أَصۡحَٰبُ ٱلۡأَعۡرَافِ رِجَالٗا يَعۡرِفُونَهُم بِسِيمَىٰهُمۡ قَالُواْ مَآ أَغۡنَىٰ عَنكُمۡ جَمۡعُكُمۡ وَمَا كُنتُمۡ تَسۡتَكۡبِرُونَ48
أَهَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ أَقۡسَمۡتُمۡ لَا يَنَالُهُمُ ٱللَّهُ بِرَحۡمَةٍۚ ٱدۡخُلُواْ ٱلۡجَنَّةَ لَا خَوۡفٌ عَلَيۡكُمۡ وَلَآ أَنتُمۡ تَحۡزَنُونَ49
وَنَادَىٰٓ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِ أَصۡحَٰبَ ٱلۡجَنَّةِ أَنۡ أَفِيضُواْ عَلَيۡنَا مِنَ ٱلۡمَآءِ أَوۡ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُۚ قَالُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ حَرَّمَهُمَا عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ50
ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُواْ دِينَهُمۡ لَهۡوٗا وَلَعِبٗا وَغَرَّتۡهُمُ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَاۚ فَٱلۡيَوۡمَ نَنسَىٰهُمۡ كَمَا نَسُواْ لِقَآءَ يَوۡمِهِمۡ هَٰذَا وَمَا كَانُواْ بَِٔايَٰتِنَا يَجۡحَدُونَ51
İnkarcılara Uyarı
52Andolsun ki onlara, ilim üzere açıkladığımız bir Kitap getirdik; iman edenler için bir hidayet ve rahmettir.
53Onlar sadece onun uyarısının gerçekleşmesini mi bekliyorlar?
Onun gerçekleştiği gün, onu daha önce unutanlar diyecekler ki: "Rabbimizin elçileri şüphesiz hak ile gelmişlerdi.
Bize şefaat edecek kimse var mı?
Yahut geri döndürülsek de eskiden yaptıklarımızdan başka türlü yapsak?
" Onlar gerçekten kendilerini hüsrana uğratmışlardır ve uydurdukları şeyler de onları terk etmiştir.
وَلَقَدۡ جِئۡنَٰهُم بِكِتَٰبٖ فَصَّلۡنَٰهُ عَلَىٰ عِلۡمٍ هُدٗى وَرَحۡمَةٗ لِّقَوۡمٖ يُؤۡمِنُونَ52
هَلۡ يَنظُرُونَ إِلَّا تَأۡوِيلَهُۥۚ يَوۡمَ يَأۡتِي تَأۡوِيلُهُۥ يَقُولُ ٱلَّذِينَ نَسُوهُ مِن قَبۡلُ قَدۡ جَآءَتۡ رُسُلُ رَبِّنَا بِٱلۡحَقِّ فَهَل لَّنَا مِن شُفَعَآءَ فَيَشۡفَعُواْ لَنَآ أَوۡ نُرَدُّ فَنَعۡمَلَ غَيۡرَ ٱلَّذِي كُنَّا نَعۡمَلُۚ قَدۡ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ وَضَلَّ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يَفۡتَرُونَ53

WORDS OF WISDOM
- •
Kur'an'daki diğer bazı ayetler gibi, **54**.
ayet de Allah'ın gökleri ve yeri 6 günde yarattığını belirtir.
Genellikle 'gün' kelimesi farklı zaman dilimlerini ifade eder.
Örneğin, Jüpiter'de bir gün yaklaşık 10 dünya saatine eşitken, Venüs'te bir gün 243 dünya gününe eşittir.
- •
İmam İbn Aşur'a göre, Kur'an'da 'gün' kelimesi her zaman 24 saatlik bir zaman dilimini ifade etmez.
Örneğin, **22:47** ve **32:5**'e göre, normal bir semavi gün bizim bin yılımıza eşittir.
Kıyamet Günü çok özel olacak ve bizim zamanımıza göre 50.
000 yıl sürecektir (**70:4**).
Bu nedenle, yaratılışın 6 Günü, 6 uzun zaman dilimini ifade eder.
En doğrusunu Allah bilir.

WORDS OF WISDOM
- •
Kimileri sorabilir ki, "Allah, her şeyi bir göz açıp kapayıncaya kadar yaratabilecekken, evreni neden 6 günde yarattı?
" Bu yerinde bir sorudur.
İmam Kurtubi ve İmam İbnü'l-Cevzi'ye göre Allah, gökleri ve yeri 6 günde yaratmıştır ki:
- •
Uzun bir zaman diliminde yaratmanın O'nun hikmetinin bir işareti olduğunu, anında yaratmanın ise O'nun kudretinin bir işareti olduğunu göstermek.
- •
Her gün bir şey yaratarak meleklere yaratma kudretini sergilemek.
- •
Adem'e (a.
s.
) ve insan nesline gösterdiği özeni ve ihtimamı ortaya koymak.
- •
Bize acele etmeden, işlerimizi zaman ayırarak ve düzgün bir şekilde yapmayı öğretmek.
Buna işimiz, dualarımız veya herhangi bir faaliyetimiz dahildir.
Acele ettiğimizde, çoğu zaman unutur veya hatta hata yaparız.
- •
Şunu belirtmek önemlidir ki, Allah gökleri ve yeri "kün (Ol!
)" sözüyle var etmeyi emretti ve bu O'nun için hiç zaman almadı.
Ancak her şeyin bildiğimiz evren olarak gelişmesi 6 Gün sürdü.

WORDS OF WISDOM
- •
58.
ayet, yağmurdan faydalanıp bolca ürün veren iyi topraktan ve yağmurdan faydalanmayıp neredeyse hiçbir şey üretmeyen kötü topraktan bahseder.
İyi toprak, Allah'ın vahyinden faydalanan müminler gibidir; kötü toprak ise vahiyden neredeyse hiç faydalanamayan inkarcılar gibidir.
- •
Peygamber Efendimiz (s.
a.
v.
) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın benimle gönderdiği hidayet ve ilim, yeryüzüne düşen sağanak yağmur gibidir.
Toprağın bir kısmı iyiydi; suyu emdi ve bolca bitki ve ot yeşertti.
Bir kısım toprak ise kumlu idi; suyu tutamadı ve bitki bitirmedi.
" {İmam Buhari ve İmam Müslim}
- •
Başka bir deyişle, müminler bu hidayet ve hikmetten faydalanır ve onun bereketlerini kazanırken, inkarcılar ise onu reddeder ve ondan hiçbir şekilde faydalanamazlar.

Allah'ın Kudreti
54Şüphesiz Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş'a istiva eden Allah'tır.
Geceyi gündüze bürüyüp duran, ikisi de birbirini durmadan kovalayan O'dur.
Güneşi, ayı ve yıldızları yaratan da O'dur; hepsi de O'nun emrine boyun eğmişlerdir.
Yaratma da emir de O'na aittir.
Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir!
55Rabbinize alçak gönüllülükle ve gizlice dua edin.
Şüphesiz O, haddi aşanları sevmez.
56Yeryüzünde ıslah edildikten sonra fesat çıkarmayın.
O'na ümit ederek ve korkarak dua edin.
Şüphesiz Allah'ın rahmeti iyilik yapanlara yakındır.
57O'dur rüzgarları rahmetinin müjdecisi olarak gönderen.
Onlar ağır bulutları yüklenince, biz onları ölü bir beldeye sevk ederiz ve orada yağmur yağdırır, onunla her türlü meyveyi çıkarırız.
İşte ölüleri de böylece diriltiriz.
Belki ibret alırsınız.
58Güzel toprak, Rabbinin izniyle ürününü bolca verir.
Kötü toprak ise ancak zorla ve kıt ürün verir.
İşte biz ayetleri şükreden bir topluluğa böyle farklı şekillerde açıklarız.
إِنَّ رَبَّكُمُ ٱللَّهُ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٖ ثُمَّ ٱسۡتَوَىٰ عَلَى ٱلۡعَرۡشِۖ يُغۡشِي ٱلَّيۡلَ ٱلنَّهَارَ يَطۡلُبُهُۥ حَثِيثٗا وَٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَ وَٱلنُّجُومَ مُسَخَّرَٰتِۢ بِأَمۡرِهِۦٓۗ أَلَا لَهُ ٱلۡخَلۡقُ وَٱلۡأَمۡرُۗ تَبَارَكَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلۡعَٰلَمِينَ54
ٱدۡعُواْ رَبَّكُمۡ تَضَرُّعٗا وَخُفۡيَةًۚ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُعۡتَدِينَ55
وَلَا تُفۡسِدُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ بَعۡدَ إِصۡلَٰحِهَا وَٱدۡعُوهُ خَوۡفٗا وَطَمَعًاۚ إِنَّ رَحۡمَتَ ٱللَّهِ قَرِيبٞ مِّنَ ٱلۡمُحۡسِنِينَ56
وَهُوَ ٱلَّذِي يُرۡسِلُ ٱلرِّيَٰحَ بُشۡرَۢا بَيۡنَ يَدَيۡ رَحۡمَتِهِۦۖ حَتَّىٰٓ إِذَآ أَقَلَّتۡ سَحَابٗا ثِقَالٗا سُقۡنَٰهُ لِبَلَدٖ مَّيِّتٖ فَأَنزَلۡنَا بِهِ ٱلۡمَآءَ فَأَخۡرَجۡنَا بِهِۦ مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِۚ كَذَٰلِكَ نُخۡرِجُ ٱلۡمَوۡتَىٰ لَعَلَّكُمۡ تَذَكَّرُونَ57
وَٱلۡبَلَدُ ٱلطَّيِّبُ يَخۡرُجُ نَبَاتُهُۥ بِإِذۡنِ رَبِّهِۦۖ وَٱلَّذِي خَبُثَ لَا يَخۡرُجُ إِلَّا نَكِدٗاۚ كَذَٰلِكَ نُصَرِّفُ ٱلۡأٓيَٰتِ لِقَوۡمٖ يَشۡكُرُونَ58

WORDS OF WISDOM
- •
Biri şöyle sorabilir: "Kuran neden aynı hikayeleri veya konuları farklı surelerde tekrarlar?
" Şu noktalara dikkat edin:
- •
Bu kitabın Giriş bölümünde belirtildiği gibi, herkes Kuran'ın tamamını okumayacaktır.
Bu yüzden önemli konular farklı yerlerde tekrarlanır; böylece nerede okursanız okuyun, Allah hakkında derslerle, hayatın amacı, Kıyamet Günü'nün gerçeği ve benzeri konularla
karşılaşacaksınız.
- •
Bu konuların ve hikayelerin odak noktası bir sureden diğerine değişir ve bize yeni bilgiler sunar.
Örneğin, birçok sure Cennet ve Cehennem'den bahseder, ancak bir sure yaşam kalitesine odaklanırken, bir diğeri yiyecek ve içeceklere, bir üçüncüsü gölge ve giysilere odaklanır ve
bu böyle devam eder.
Aynı durum Musa ve Nuh gibi hikayeler için de geçerlidir.
Örneğin, bu sure Musa'nın kavminin çektiği sıkıntılara odaklanırken, **18**.
Sure onun Hızır ile deneyimine, **28**.
Sure ise Mısır'daki çocukluğuna, Medyen'e kaçışına ve evliliğine odaklanır.
Nuh'a gelince, bu sure onun hikayesinden kısaca bahsederken, **11**.
Sure Tufan ve sadakatsiz oğlu hakkında ayrıntılar verirken, **71**.
Sure onun davet tekniklerine odaklanır.
Farklı surelerde bahsedilen tüm bu bilgileri okursanız, her bir hikaye veya konu hakkında tam bir resim elde edebilirsiniz.
- •
Bu aynı zamanda Kuran'ın yaratıcı üslubunu da gösterir; hikayeler her seferinde yeni bir tatla tekrarlanır.
Örneğin, Musa'nın Allah'ın kendisine ilk kez konuşmasından önce yanan çalılığı gördüğü an Kuran'da 3 kez zikredilir: **20:10**, **27:7** ve **28:29** ayetlerinde.
Her ayet farklı bir üslup kullanır, ancak anlam aynı kalır.
- •
**4**.
Sure'de belirttiğimiz gibi, bu tekrarlanan hikayeler ve konular, okuma yazma bilmeyen bir peygambere 23 yıllık bir süre zarfında indirilmiş olmalarına rağmen, mükemmel bir
tutarlılık gösterir.
Bu durum, Kuran'ın gerçekten Allah'tan geldiğinin açık bir delilidir.
HZ. NUH VE KAVMİ
59Andolsun, Nuh'u kendi kavmine gönderdik.
Dedi ki: "Ey kavmim!
Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur.
Ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum.
"
60Kavminden ileri gelenler ise şöyle cevap verdiler: "Bize göre sen kesinlikle apaçık bir sapıklık içindesin.
"
61Dedi ki: "Ey kavmim!
Ben sapıklık içinde değilim!
Fakat ben âlemlerin Rabbi'nden bir elçiyim,"
62Size Rabbimin mesajlarını ulaştırıyorum ve size samimi öğüt veriyorum.
Ve ben Allah'tan sizin bilmediklerinizi biliyorum.
63Sizi uyarması için Rabbinizden size kendi içinizden bir adam aracılığıyla bir öğüt gelmesine mi şaşıyorsunuz ki sakınasınız ve belki merhamet olunasınız?
64Fakat onlar onu yine de yalanladılar.
Bunun üzerine Biz onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları ise boğduk.
Şüphesiz onlar kör bir kavimdi.
لَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوۡمِهِۦ فَقَالَ يَٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥٓ إِنِّيٓ أَخَافُ عَلَيۡكُمۡ عَذَابَ يَوۡمٍ عَظِيمٖ59
قَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِهِۦٓ إِنَّا لَنَرَىٰكَ فِي ضَلَٰلٖ مُّبِين60
قَالَ يَٰقَوۡمِ لَيۡسَ بِي ضَلَٰلَةٞ وَلَٰكِنِّي رَسُولٞ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ61
أُبَلِّغُكُمۡ رِسَٰلَٰتِ رَبِّي وَأَنصَحُ لَكُمۡ وَأَعۡلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعۡلَمُونَ62
أَوَعَجِبۡتُمۡ أَن جَآءَكُمۡ ذِكۡرٞ مِّن رَّبِّكُمۡ عَلَىٰ رَجُلٖ مِّنكُمۡ لِيُنذِرَكُمۡ وَلِتَتَّقُواْ وَلَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ63
فَكَذَّبُوهُ فَأَنجَيۡنَٰهُ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥ فِي ٱلۡفُلۡكِ وَأَغۡرَقۡنَا ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بَِٔايَٰتِنَآۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَوۡمًا عَمِينَ64
How to study Surah Al-A'râf with children
Use this children's lesson as a guided path: read the short explanation, look at the Arabic verse, listen to related recitation, and return to the full surah when
your child is ready for more detail.
Parents can review one section at a time, ask the child to repeat the main idea, and then continue with the next part or a nearby surah.
This keeps the lesson connected with Quran reading, audio, and daily practice.