Surah 20
Volume 3

Ta-Ha

طه

طٰہٰ

Surah Ṭâ-Hâ for kids content

SIDE STORY

SIDE STORY

  • Bu, Kur'an öğretmeni olan Mısırlı bir hanımefendinin gerçek hikayesidir.

    O, bu surenin 84.

    ayeti olan "Rabbim, sana koştum ki hoşnut olasın.

    " ayetine göre yaşamaya dair Allah'a bir söz verdi.

    Bu söz, ezanı (namaz çağrısını) duyar duymaz hiç gecikmeden namaz kılacağı anlamına geliyordu.

    Fecirde alarm çaldığında bile (Şeytan'ın "Yorgunsun.

    Biraz daha uyu, sonra kılarsın.

    " diye fısıldadığı zaman), bu ayeti okur ve namaz için yatağından fırlardı.

  • Bir gün kocası aradı ve işten sonra mahşi (pirinçle doldurulmuş asma yaprağı sarması) yemek istediğini söyledi.

    Böylece asma yapraklarını doldurmaya ve bir tencereye yerleştirmeye başladı.

    Ezan okunduğunda birkaç yaprak kalmıştı.

    Bunun üzerine mutfağı terk etti ve oturma odasında namaz kılmaya gitti.

    Daha sonra kocası işten aç bir şekilde eve geldi ve tezgahın üzerinde pişmemiş mahşiyi buldu.

    Çok sinirlendi ve "Sübhanallah!

    Son birkaç yaprağı bitirmek, tencereyi ocağa koymak ve sonra namaza gitmek için sadece birkaç dakika daha ayırabilirdin.

    " dedi.

    Ama bir yanıt alamadı.

    Karısının secdede vefat ettiği ortaya çıktı.

  • Mutfakta ölebilirdi, ama Allah onun namazda ölmesini takdir etmişti.

    Peygamber Efendimiz'den (ﷺ) gelen bir hadise göre, bir kişi Kıyamet Günü'nde öldüğü halde diriltilecektir.

    Bu hanımefendi secdede diriltilecek, ki bu büyük bir şereftir.

ALTIN BUZAĞI

83Allah buyurdu ki: "Ey Musa, kavminden önce aceleyle niçin geldin?

"

84Dedi ki: "Onlar hemen arkamdan geliyorlar.

Ben de sana, Rabbim, razı olasın diye aceleyle koştum.

"

85Allah buyurdu ki: "Şüphesiz biz senin ardından kavmini imtihan ettik ve Samiri onları saptırdı.

"

86Bunun üzerine Musa, kavmine son derece öfkeli ve üzgün olarak döndü.

Dedi ki: "Ey kavmim!

Rabbiniz size güzel bir vaatte bulunmadı mı?

Yoksa benim ayrılığım size uzun mu geldi?

Ya da Rabbinizin gazabının üzerinize inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz sözü bozdunuz?

"

87Dediler ki: "Sana verdiğimiz sözü kendi isteğimizle bozmadık.

Fakat o kavmin ziynet eşyalarından ağır yükler yüklenmiştik de onları ateşe attık.

Samiri de öyle yaptı.

"

88Sonra onlara, buzağı gibi böğüren ve görünen bir put yaptı.

Dediler ki: "Bu sizin ilahınız ve Musa'nın ilahıdır, ama o unuttu!

"

89Görmediler mi ki o, onlara cevap vermiyor ve onlara ne bir fayda ne de bir koruma sağlayamıyordu?

وَمَآ أَعۡجَلَكَ عَن قَوۡمِكَ يَٰمُوسَىٰ83

قَالَ هُمۡ أُوْلَآءِ عَلَىٰٓ أَثَرِي وَعَجِلۡتُ إِلَيۡكَ رَبِّ لِتَرۡضَىٰ84

قَالَ فَإِنَّا قَدۡ فَتَنَّا قَوۡمَكَ مِنۢ بَعۡدِكَ وَأَضَلَّهُمُ ٱلسَّامِرِيُّ85

فَرَجَعَ مُوسَىٰٓ إِلَىٰ قَوۡمِهِۦ غَضۡبَٰنَ أَسِفٗاۚ قَالَ يَٰقَوۡمِ أَلَمۡ يَعِدۡكُمۡ رَبُّكُمۡ وَعۡدًا حَسَنًاۚ أَفَطَالَ عَلَيۡكُمُ ٱلۡعَهۡدُ أَمۡ أَرَدتُّمۡ أَن يَحِلَّ عَلَيۡكُمۡ غَضَبٞ مِّن رَّبِّكُمۡ فَأَخۡلَفۡتُم مَّوۡعِدِي86

قَالُواْ مَآ أَخۡلَفۡنَا مَوۡعِدَكَ بِمَلۡكِنَا وَلَٰكِنَّا حُمِّلۡنَآ أَوۡزَارٗا مِّن زِينَةِ ٱلۡقَوۡمِ فَقَذَفۡنَٰهَا فَكَذَٰلِكَ أَلۡقَى ٱلسَّامِرِيُّ87

فَأَخۡرَجَ لَهُمۡ عِجۡلٗا جَسَدٗا لَّهُۥ خُوَارٞ فَقَالُواْ هَٰذَآ إِلَٰهُكُمۡ وَإِلَٰهُ مُوسَىٰ فَنَسِيَ88

أَفَلَا يَرَوۡنَ أَلَّا يَرۡجِعُ إِلَيۡهِمۡ قَوۡلٗا وَلَا يَمۡلِكُ لَهُمۡ ضَرّٗا وَلَا نَفۡعٗا89

HARUN'UN TUTUMU

90Harun onları önceden uyarmıştı: 'Ey kavmim!

Siz bununla sadece sınanıyorsunuz.

Sizin yegâne Rabbiniz Rahmân'dır.

Öyleyse bana uyun ve emrime itaat edin.

'

91Onlar şöyle cevap verdiler: 'Musa bize dönünceye kadar ona ibadet etmeye devam edeceğiz.

'

92Musa kardeşine çıkıştı: 'Ey Harun!

Onların sapıttığını gördüğünde seni ne alıkoydu?

'

93'benim ardımdan gelmekten?

Emrime nasıl isyan ettin?

'

94Harun şöyle cevap verdi: 'Ey anamın oğlu!

Sakalımdan veya başımın saçından tutma.

Ben gerçekten korktum ki sen, 'Sen İsrailoğulları'nı ayırdın ve sözüme uymadın,' dersin.

'

وَلَقَدۡ قَالَ لَهُمۡ هَٰرُونُ مِن قَبۡلُ يَٰقَوۡمِ إِنَّمَا فُتِنتُم بِهِۦۖ وَإِنَّ رَبَّكُمُ ٱلرَّحۡمَٰنُ فَٱتَّبِعُونِي وَأَطِيعُوٓاْ أَمۡرِي90

قَالُواْ لَن نَّبۡرَحَ عَلَيۡهِ عَٰكِفِينَ حَتَّىٰ يَرۡجِعَ إِلَيۡنَا مُوسَىٰ91

قَالَ يَٰهَٰرُونُ مَا مَنَعَكَ إِذۡ رَأَيۡتَهُمۡ ضَلُّوٓاْ92

أَلَّا تَتَّبِعَنِۖ أَفَعَصَيۡتَ أَمۡرِي93

قَالَ يَبۡنَؤُمَّ لَا تَأۡخُذۡ بِلِحۡيَتِي وَلَا بِرَأۡسِيٓۖ إِنِّي خَشِيتُ أَن تَقُولَ فَرَّقۡتَ بَيۡنَ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ وَلَمۡ تَرۡقُبۡ قَوۡلِي94

Samirî'nin Cezası

95Musa sordu: "Ne yapıyordun, Samiri?

"

96Dedi ki: "Ben onların görmediği bir şeyi gördüm.

Elçi melek Cibril'in atının ayak izinden bir avuç toprak aldım, sonra onu dökme buzağının üzerine attım.

Nefsim bana böylece hoş gösterdi.

"

97Musa dedi ki: "Defol git!

Artık hayatın boyunca 'Bana dokunma!

' diyeceksin.

Ve senin için kaçamayacağın, kaçınılmaz bir azap var.

Şimdi tapınıp durduğun ilahına bak - onu mutlaka yakacağız, sonra da denize savuracağız.

"

98Musa kavmine dedi ki: "Sizin tek ilahınız Allah'tır.

O'ndan başka ilah yoktur.

O, her şeyi ilmiyle kuşatmıştır.

"

قَالَ فَمَا خَطۡبُكَ يَٰسَٰمِرِيُّ95

قَالَ بَصُرۡتُ بِمَا لَمۡ يَبۡصُرُواْ بِهِۦ فَقَبَضۡتُ قَبۡضَةٗ مِّنۡ أَثَرِ ٱلرَّسُولِ فَنَبَذۡتُهَا وَكَذَٰلِكَ سَوَّلَتۡ لِي نَفۡسِي96

قَالَ فَٱذۡهَبۡ فَإِنَّ لَكَ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ أَن تَقُولَ لَا مِسَاسَۖ وَإِنَّ لَكَ مَوۡعِدٗا لَّن تُخۡلَفَهُۥۖ وَٱنظُرۡ إِلَىٰٓ إِلَٰهِكَ ٱلَّذِي ظَلۡتَ عَلَيۡهِ عَاكِفٗاۖ لَّنُحَرِّقَنَّهُۥ ثُمَّ لَنَنسِفَنَّهُۥ فِي ٱلۡيَمِّ نَسۡفًا97

إِنَّمَآ إِلَٰهُكُمُ ٱللَّهُ ٱلَّذِي لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۚ وَسِعَ كُلَّ شَيۡءٍ عِلۡمٗا98

KUR'AN İnkârcıları

99Böylece sana geçmişin bazı kıssalarını anlatıyoruz ey Peygamber.

Ve şüphesiz sana katımızdan bir Zikir verdik.

100Kim ondan yüz çevirirse, Kıyamet Günü'nde bir günah yükü taşıyacaktır,

101Onun (cezasını) ebediyen çekeceklerdir.

Kıyamet Günü'nde taşıyacakları ne kötü bir yüktür!

102Sûr'a üfürüleceği o Günü hatırla!

O gün suçluları/mücrimleri yüzleri mosmor (korkudan ve susuzluktan) bir halde toplayacağız.

103Kendi aralarında fısıldaşacaklar: "Yeryüzünde ancak on gün kaldınız.

"

104Biz onların ne dediklerini en iyi biliriz.

Onların en makul olanı diyecek ki: "Bir günden fazla kalmadınız.

"

كَذَٰلِكَ نَقُصُّ عَلَيۡكَ مِنۡ أَنۢبَآءِ مَا قَدۡ سَبَقَۚ وَقَدۡ ءَاتَيۡنَٰكَ مِن لَّدُنَّا ذِكۡرٗا99

مَّنۡ أَعۡرَضَ عَنۡهُ فَإِنَّهُۥ يَحۡمِلُ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ وِزۡرًا100

خَٰلِدِينَ فِيهِۖ وَسَآءَ لَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ حِمۡلٗا101

يَوۡمَ يُنفَخُ فِي ٱلصُّورِۚ وَنَحۡشُرُ ٱلۡمُجۡرِمِينَ يَوۡمَئِذٖ زُرۡقٗا102

يَتَخَٰفَتُونَ بَيۡنَهُمۡ إِن لَّبِثۡتُمۡ إِلَّا عَشۡرٗا103

نَّحۡنُ أَعۡلَمُ بِمَا يَقُولُونَ إِذۡ يَقُولُ أَمۡثَلُهُمۡ طَرِيقَةً إِن لَّبِثۡتُمۡ إِلَّا يَوۡمٗا104

Illustration

Kıyamet Günü'nün Dehşetleri

105Ve sana dağlar hakkında sorarlarsa, de ki: 'Rabbim onları tamamen silip süpürecek,'

106yeryüzünü dümdüz ve bomboş bırakacak,

107onda ne bir yükseklik ne de bir çukurluk görülecek.

'

108O Gün herkes çağırıcıya uyacak, hiç kimse ondan kaçamayacak.

Bütün sesler Rahman'ın huzurunda kısılacak.

Sadece fısıltılar duyulacak.

109O Gün, Rahman'ın izin verdikleri ve sözleri O'nun katında makbul olanlar dışında hiçbir şefaat fayda vermeyecek.

110O, onların önlerindekini ve arkalarındakini tam olarak bilir,9 ama onlar O'nu ilmen kuşatamazlar.

111Bütün yüzler, Hayy olanın ve her şeyi ayakta tutanın huzurunda boyun eğecektir.

Kötülük yüklenmiş olanlar ise hüsranda olacaktır.

112Kim ki salih amel işler ve mümin olursa, o ne zulme uğramaktan ne de hakkının eksiltilmesinden korkar.

وَيَسۡ‍َٔلُونَكَ عَنِ ٱلۡجِبَالِ فَقُلۡ يَنسِفُهَا رَبِّي نَسۡفٗا105

فَيَذَرُهَا قَاعٗا صَفۡصَفٗا106

لَّا تَرَىٰ فِيهَا عِوَجٗا وَلَآ أَمۡتٗا107

يَوۡمَئِذٖ يَتَّبِعُونَ ٱلدَّاعِيَ لَا عِوَجَ لَهُۥۖ وَخَشَعَتِ ٱلۡأَصۡوَاتُ لِلرَّحۡمَٰنِ فَلَا تَسۡمَعُ إِلَّا هَمۡسٗا108

يَوۡمَئِذٖ لَّا تَنفَعُ ٱلشَّفَٰعَةُ إِلَّا مَنۡ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحۡمَٰنُ وَرَضِيَ لَهُۥ قَوۡلٗا109

١٠٩ يَعۡلَمُ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَمَا خَلۡفَهُمۡ وَلَا يُحِيطُونَ بِهِۦ عِلۡمٗا110

وَعَنَتِ ٱلۡوُجُوهُ لِلۡحَيِّ ٱلۡقَيُّومِۖ وَقَدۡ خَابَ مَنۡ حَمَلَ ظُلۡمٗا111

وَمَن يَعۡمَلۡ مِنَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَهُوَ مُؤۡمِنٞ فَلَا يَخَافُ ظُلۡمٗا وَلَا هَضۡمٗا112

BACKGROUND STORY

BACKGROUND STORY

  • Peygamber Efendimiz (s.

    a.

    v.

    ), Kur'an'dan yeni nazil olan ayetleri ezberlemeye çok hevesliydi.

    Bu nedenle, Cebrail (a.

    s.

    ) aracılığıyla kendisine vahyedilirken ayetleri okumakta acele ederdi.

    Bunun üzerine, ayetler kendisine tam olarak tebliğ edildikten sonra onları ezberlemek için acele etmemesi emredildi.

    {İmam İbn Kesir}

  • Illustration

Kur'an'ın Nüzulü

113İşte böylece onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onda her türlü uyarıyı açıkladık ki, belki sakınırlar veya öğüt alırlar.

114Allah, Hakiki Melik, çok yücedir!

Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur'an'dan bir vahyi okumakta acele etme, ey Peygamber, ve de ki: "Rabbim!

İlmimi artır.

"

وَكَذَٰلِكَ أَنزَلۡنَٰهُ قُرۡءَانًا عَرَبِيّٗا وَصَرَّفۡنَا فِيهِ مِنَ ٱلۡوَعِيدِ لَعَلَّهُمۡ يَتَّقُونَ أَوۡ يُحۡدِثُ لَهُمۡ ذِكۡرٗا113

فَتَعَٰلَى ٱللَّهُ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡحَقُّۗ وَلَا تَعۡجَلۡ بِٱلۡقُرۡءَانِ مِن قَبۡلِ أَن يُقۡضَىٰٓ إِلَيۡكَ وَحۡيُهُۥۖ وَقُل رَّبِّ زِدۡنِي عِلۡمٗا114

ŞEYTAN'A KARŞI ADEM

115Andolsun ki, biz daha önce Âdem'e ahit vermiştik, fakat o unuttu ve biz onu azimli bulmadık.

116Hani meleklere 'Âdem'e secde edin' demiştik de İblis hariç hepsi secde etmişti, o ise büyüklük taslayarak karşı gelmişti.

117Bunun üzerine dedik ki: 'Ey Âdem!

Şüphesiz bu, sana ve eşine bir düşmandır.

Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa zahmet çekersin.

'

118Burada senin için şüphesiz ki ne aç kalacaksın ne de çıplak kalacaksın,

119ve asla susuzluk çekmeyecek, ne de güneşin hararetinden etkileneceksin.

وَلَقَدۡ عَهِدۡنَآ إِلَىٰٓ ءَادَمَ مِن قَبۡلُ فَنَسِيَ وَلَمۡ نَجِدۡ لَهُۥ عَزۡمٗا115

وَإِذۡ قُلۡنَا لِلۡمَلَٰٓئِكَةِ ٱسۡجُدُواْ لِأٓدَمَ فَسَجَدُوٓاْ إِلَّآ إِبۡلِيسَ أَبَىٰ116

فَقُلۡنَا يَٰٓـَٔادَمُ إِنَّ هَٰذَا عَدُوّٞ لَّكَ وَلِزَوۡجِكَ فَلَا يُخۡرِجَنَّكُمَا مِنَ ٱلۡجَنَّةِ فَتَشۡقَىٰٓ117

إِنَّ لَكَ أَلَّا تَجُوعَ فِيهَا وَلَا تَعۡرَىٰ118

وَأَنَّكَ لَا تَظۡمَؤُاْ فِيهَا وَلَا تَضۡحَىٰ119

Düşüş

123Allah buyurdu ki: "Şimdi hepiniz oradan inin, birbirinize düşman olarak.

Benden size bir hidayet geldiği zaman, kim benim hidayetime uyarsa, ne sapar ne de bedbaht olur.

"

124Kim de benim zikrimden yüz çevirirse, mutlaka sıkıntılı bir hayat yaşar, kıyamet günü de onu kör olarak haşrederiz.

125O der ki: "Rabbim!

Beni niçin kör olarak haşrettin, oysa ben görüyordum?

"

126Allah buyurur ki: "İşte böyle, sana ayetlerimiz geldi de sen onları unuttun, bugün de sen unutulursun.

"

127İşte haddi aşanları ve Rablerinin ayetlerini inkâr edenleri böyle cezalandırırız.

Ahiret azabı ise elbette daha şiddetli ve daha kalıcıdır.

قَالَ ٱهۡبِطَا مِنۡهَا جَمِيعَۢاۖ بَعۡضُكُمۡ لِبَعۡضٍ عَدُوّٞۖ فَإِمَّا يَأۡتِيَنَّكُم مِّنِّي هُدٗى فَمَنِ ٱتَّبَعَ هُدَايَ فَلَا يَضِلُّ وَلَا يَشۡقَىٰ123

وَمَنۡ أَعۡرَضَ عَن ذِكۡرِي فَإِنَّ لَهُۥ مَعِيشَةٗ ضَنكٗا وَنَحۡشُرُهُۥ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ أَعۡمَىٰ124

١٢٤ قَالَ رَبِّ لِمَ حَشَرۡتَنِيٓ أَعۡمَىٰ وَقَدۡ كُنتُ بَصِيرٗا125

قَالَ كَذَٰلِكَ أَتَتۡكَ ءَايَٰتُنَا فَنَسِيتَهَاۖ وَكَذَٰلِكَ ٱلۡيَوۡمَ تُنسَىٰ126

وَكَذَٰلِكَ نَجۡزِي مَنۡ أَسۡرَفَ وَلَمۡ يُؤۡمِنۢ بِ‍َٔايَٰتِ رَبِّهِۦۚ وَلَعَذَابُ ٱلۡأٓخِرَةِ أَشَدُّ وَأَبۡقَىٰٓ127

Müşriklere Uyarı

128Onlara daha belli olmadı mı ki, kendilerinden önce nice nesilleri helak ettik?

Oysa onlar hala onların yurtlarından geçip duruyorlar.

Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ibretler vardır.

129Rabbin'den (gelen) bir kelime ve belirlenmiş bir ecel olmasaydı, (Ey Peygamber!

) elbette onlar hemen helak edilmişlerdi.

أَفَلَمۡ يَهۡدِ لَهُمۡ كَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّنَ ٱلۡقُرُونِ يَمۡشُونَ فِي مَسَٰكِنِهِمۡۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتٖ لِّأُوْلِي ٱلنُّهَىٰ128

وَلَوۡلَا كَلِمَةٞ سَبَقَتۡ مِن رَّبِّكَ لَكَانَ لِزَامٗا وَأَجَلٞ مُّسَمّٗى129

Peygamber'e Nasihatler

130Öyleyse onların söylediklerine sabret ey Peygamber!

Rabbini güneş doğmadan önce ve batmadan önce tesbih et; gecenin saatlerinde ve gündüzün iki ucunda da O'nu tesbih et ki hoşnut olasın.

131Kendilerini denemek için verdiğimiz dünya hayatının geçici zevki olan, inkârcıların bir kısmına verdiğimiz zinetlere gözlerini dikme.

Rabbinin katındaki rızık ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır.

132Ailene namazı emret ve kendin de onda sabırlı ol.

Senden rızık istemiyoruz; sana biz rızık veriyoruz.

Güzel sonuç takva sahiplerinindir.

فَٱصۡبِرۡ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ قَبۡلَ طُلُوعِ ٱلشَّمۡسِ وَقَبۡلَ غُرُوبِهَاۖ وَمِنۡ ءَانَآيِٕ ٱلَّيۡلِ فَسَبِّحۡ وَأَطۡرَافَ ٱلنَّهَارِ لَعَلَّكَ تَرۡضَىٰ130

وَلَا تَمُدَّنَّ عَيۡنَيۡكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعۡنَا بِهِۦٓ أَزۡوَٰجٗا مِّنۡهُمۡ زَهۡرَةَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا لِنَفۡتِنَهُمۡ فِيهِۚ وَرِزۡقُ رَبِّكَ خَيۡرٞ وَأَبۡقَىٰ131

وَأۡمُرۡ أَهۡلَكَ بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱصۡطَبِرۡ عَلَيۡهَاۖ لَا نَسۡ‍َٔلُكَ رِزۡقٗاۖ نَّحۡنُ نَرۡزُقُكَۗ وَٱلۡعَٰقِبَةُ لِلتَّقۡوَىٰ132

PUTPERESTLERE UYARI

133Onlar: "Keşke bize Rabbinden bir ayet getirseydi!

" diyorlar.

Daha önceki kitaplarda olanın bir tasdiki onlara gelmedi mi?

134Eğer biz onları bundan önce bir azapla helak etseydik, mutlaka Kıyamet Günü şöyle diyeceklerdi: "Rabbimiz!

Keşke bize bir elçi gönderseydin de, biz zelil olmadan ve rezil olmadan önce senin ayetlerine uysaydık.

"

135De ki: "Her birimiz beklemekteyiz, öyleyse siz de bekleyin!

Yakında kimin dosdoğru yol üzerinde olduğunu ve kimin hidayete erdiğini göreceksiniz.

"

وَقَالُواْ لَوۡلَا يَأۡتِينَا بِ‍َٔايَةٖ مِّن رَّبِّهِۦٓۚ أَوَ لَمۡ تَأۡتِهِم بَيِّنَةُ مَا فِي ٱلصُّحُفِ ٱلۡأُولَىٰ133

وَلَوۡ أَنَّآ أَهۡلَكۡنَٰهُم بِعَذَابٖ مِّن قَبۡلِهِۦ لَقَالُواْ رَبَّنَا لَوۡلَآ أَرۡسَلۡتَ إِلَيۡنَا رَسُولٗا فَنَتَّبِعَ ءَايَٰتِكَ مِن قَبۡلِ أَن نَّذِلَّ وَنَخۡزَىٰ134

قُلۡ كُلّٞ مُّتَرَبِّصٞ فَتَرَبَّصُواْۖ فَسَتَعۡلَمُونَ مَنۡ أَصۡحَٰبُ ٱلصِّرَٰطِ ٱلسَّوِيِّ وَمَنِ ٱهۡتَدَىٰ135

How to study Surah Ṭâ-Hâ with children

Use this children's lesson as a guided path: read the short explanation, look at the Arabic verse, listen to related recitation, and return to the full surah when your child is ready for more detail.

Parents can review one section at a time, ask the child to repeat the main idea, and then continue with the next part or a nearby surah. This keeps the lesson connected with Quran reading, audio, and daily practice.