This translation is done through Artificial Intelligence (AI) modern technology. Moreover, it is based on Dr. Mustafa Khattab's "The Clear Quran".

Surah 40 - غَافِر

Ghâfir (Surah 40)

غَافِر (Mümin)

Makki SurahMakki Surah

Introduction

Özünde, bu Mekkî sûre, hem önceki hem de sonraki sûrelerde öne çıkarılan ana kavramları vurgular: Allah'ın merhamette sonsuz, cezada ise şiddetli oluşu ile insanların Rablerine karşı ya şükreden ya da nankör olan kimseler olması ve bunun sonucunda hak ettikleri mükafat. Bütün bunlar, Musa kıssasında (23-54. ayetler) somutlaşır; Firavun nankör bir kafir olarak, Firavun'un kavminden kimliği belirsiz bir adam ise şükreden bir mümin olarak yer alır. Peygamber (s.a.v.)'e, Allah'ın peygamberlerini asla yalnız bırakmadığı (51 ve 77. ayetler) hatırlatılarak defalarca sabırlı olması öğütlenir. Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

In the Name of Allah—the Most Compassionate, Most Merciful.

Kur'an Yüce Allah'tandır

1. Hâ Mîm 2. Bu Kitab'ın indirilmesi, Azîz ve Alîm olan Allah'tandır. 3. Günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, azabı çetin, lütuf sahibi O'dur. O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş ancak O'nadır.

حمٓ
١
تَنزِيلُ ٱلْكِتَـٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْعَلِيمِ
٢
غَافِرِ ٱلذَّنۢبِ وَقَابِلِ ٱلتَّوْبِ شَدِيدِ ٱلْعِقَابِ ذِى ٱلطَّوْلِ ۖ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ۖ إِلَيْهِ ٱلْمَصِيرُ
٣

Surah 40 - غَافِر (The Forgiver) - Verses 1-3


Kâfirlere Uyarı

4. Allah'ın ayetleri hakkında inkarcılardan başkası çekişmez. O halde onların yeryüzündeki refahlarına aldanma. 5. Onlardan önce Nuh kavmi yalanladı, onlardan sonra da Ahzab (düşman gruplar). Her ümmet kendi peygamberini yakalamak için tuzak kurdu ve onunla hakkı yok etmek için batıl ile mücadele etti. Ben de onları yakaladım. Azabım nasıl oldu! 6. Böylece Rabbinin inkarcılar hakkındaki sözü hak oldu: Onlar ateşin halkıdırlar.

مَا يُجَـٰدِلُ فِىٓ ءَايَـٰتِ ٱللَّهِ إِلَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا فَلَا يَغْرُرْكَ تَقَلُّبُهُمْ فِى ٱلْبِلَـٰدِ
٤
كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَٱلْأَحْزَابُ مِنۢ بَعْدِهِمْ ۖ وَهَمَّتْ كُلُّ أُمَّةٍۭ بِرَسُولِهِمْ لِيَأْخُذُوهُ ۖ وَجَـٰدَلُوا بِٱلْبَـٰطِلِ لِيُدْحِضُوا بِهِ ٱلْحَقَّ فَأَخَذْتُهُمْ ۖ فَكَيْفَ كَانَ عِقَابِ
٥
وَكَذَٰلِكَ حَقَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا أَنَّهُمْ أَصْحَـٰبُ ٱلنَّارِ
٦

Surah 40 - غَافِر (The Forgiver) - Verses 4-6


Melekler Müminler İçin Dua Eder

7. Arşı taşıyanlar ve onun çevresindekiler Rablerini hamd ile tesbih ederler, O'na iman ederler ve müminler için bağışlanma dilerler (derler ki): "Rabbimiz! Sen her şeyi rahmetin ve ilminle kuşattın. O halde tevbe edenleri ve Senin yoluna uyanları bağışla ve onları Cehennem azabından koru." 8. Rabbimiz! Onları, kendilerine vaat ettiğin Adn cennetlerine koy; ana babalarından, eşlerinden ve zürriyetlerinden salih olanlarla birlikte. Şüphesiz Sen, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibisin. 9. Ve onları kötülüklerden koru. Sen kimi o gün kötülüklerden korursan, ona rahmet etmiş olursun. İşte bu, en büyük kurtuluştur."

ٱلَّذِينَ يَحْمِلُونَ ٱلْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُۥ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِهِۦ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَىْءٍ رَّحْمَةً وَعِلْمًا فَٱغْفِرْ لِلَّذِينَ تَابُوا وَٱتَّبَعُوا سَبِيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ
٧
رَبَّنَا وَأَدْخِلْهُمْ جَنَّـٰتِ عَدْنٍ ٱلَّتِى وَعَدتَّهُمْ وَمَن صَلَحَ مِنْ ءَابَآئِهِمْ وَأَزْوَٰجِهِمْ وَذُرِّيَّـٰتِهِمْ ۚ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
٨
وَقِهِمُ ٱلسَّيِّـَٔاتِ ۚ وَمَن تَقِ ٱلسَّيِّـَٔاتِ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمْتَهُۥ ۚ وَذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ
٩

Surah 40 - غَافِر (The Forgiver) - Verses 7-9


Cehennem Ehli

10. Şüphesiz ki inkâr edenlere şöyle seslenilecektir: "Allah'ın size olan buğzu, iman etmeye çağrıldığınızda inkâr etmenizden dolayı, sizin birbirinize olan buğzunuzdan (bugün) çok daha büyüktür." 11. Yalvaracaklar ki: "Rabbimiz! Bizi iki kez ölü kıldın ve iki kez dirilttin. Şimdi günahlarımızı itiraf ettik. Acaba bir çıkış yolu var mı?" 12. (Onlara denilecek ki:) "Hayır! Bu şundandır ki: Allah tek başına anıldığında siz inkâr ettiniz. Ama O'na ortak koşulduğunda hemen inandınız. İşte (bugün) hüküm, Yüce, Ulu Allah'ındır."

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا يُنَادَوْنَ لَمَقْتُ ٱللَّهِ أَكْبَرُ مِن مَّقْتِكُمْ أَنفُسَكُمْ إِذْ تُدْعَوْنَ إِلَى ٱلْإِيمَـٰنِ فَتَكْفُرُونَ
١٠
قَالُوا رَبَّنَآ أَمَتَّنَا ٱثْنَتَيْنِ وَأَحْيَيْتَنَا ٱثْنَتَيْنِ فَٱعْتَرَفْنَا بِذُنُوبِنَا فَهَلْ إِلَىٰ خُرُوجٍ مِّن سَبِيلٍ
١١
ذَٰلِكُم بِأَنَّهُۥٓ إِذَا دُعِىَ ٱللَّهُ وَحْدَهُۥ كَفَرْتُمْ ۖ وَإِن يُشْرَكْ بِهِۦ تُؤْمِنُوا ۚ فَٱلْحُكْمُ لِلَّهِ ٱلْعَلِىِّ ٱلْكَبِيرِ
١٢

Surah 40 - غَافِر (The Forgiver) - Verses 10-12


Allah'ın İki Dünyadaki Kudreti

13. O, size ayetlerini gösteren ve sizin için gökten rızık indirendir. Ancak (O'na) yönelenlerden başkası öğüt almaz. 14. Öyleyse dini O'na halis kılarak Allah'a dua edin, kafirler hoşlanmasa da. 15. Yüce derecelerin sahibi, Arşın Rabbi'dir. Kullarından dilediğine emriyle ruhu (vahyi) indirir ki, Buluşma Günü hakkında uyarsın— 16. O gün hepsi (Allah'ın huzuruna) çıkacak. Onlardan hiçbir şey O'na gizli kalmayacak. (O soracak:) "Bugün hükümranlık kime aittir?" Allah'a—Tek olana, Mutlak Üstün olana! 17. Bugün her nefis kazandığının karşılığını görecek. Bugün zulüm yok! Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.

هُوَ ٱلَّذِى يُرِيكُمْ ءَايَـٰتِهِۦ وَيُنَزِّلُ لَكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ رِزْقًا ۚ وَمَا يَتَذَكَّرُ إِلَّا مَن يُنِيبُ
١٣
فَٱدْعُوا ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْكَـٰفِرُونَ
١٤
رَفِيعُ ٱلدَّرَجَـٰتِ ذُو ٱلْعَرْشِ يُلْقِى ٱلرُّوحَ مِنْ أَمْرِهِۦ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ لِيُنذِرَ يَوْمَ ٱلتَّلَاقِ
١٥
يَوْمَ هُم بَـٰرِزُونَ ۖ لَا يَخْفَىٰ عَلَى ٱللَّهِ مِنْهُمْ شَىْءٌ ۚ لِّمَنِ ٱلْمُلْكُ ٱلْيَوْمَ ۖ لِلَّهِ ٱلْوَٰحِدِ ٱلْقَهَّارِ
١٦
ٱلْيَوْمَ تُجْزَىٰ كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ ۚ لَا ظُلْمَ ٱلْيَوْمَ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ
١٧

Surah 40 - غَافِر (The Forgiver) - Verses 13-17


Kıyamet Günü'nün Dehşetleri

18. Onları (Ey Peygamber) yaklaşan Gün hakkında uyar. O gün kalpler boğazlara dayanacak, kederlerini yutkunarak bastıracaklardır. Zalimlerin ne yakın bir dostu ne de sözü dinlenecek bir şefaatçisi olacaktır. 19. Allah, gözlerin hain bakışlarını ve kalplerin gizlediği her şeyi bilir. 20. Allah hak ile hükmeder. O'ndan başka yalvardıkları ise hiçbir şeye hükmedemezler. Şüphesiz Allah, her şeyi işiten, her şeyi görendir.

وَأَنذِرْهُمْ يَوْمَ ٱلْـَٔازِفَةِ إِذِ ٱلْقُلُوبُ لَدَى ٱلْحَنَاجِرِ كَـٰظِمِينَ ۚ مَا لِلظَّـٰلِمِينَ مِنْ حَمِيمٍ وَلَا شَفِيعٍ يُطَاعُ
١٨
يَعْلَمُ خَآئِنَةَ ٱلْأَعْيُنِ وَمَا تُخْفِى ٱلصُّدُورُ
١٩
وَٱللَّهُ يَقْضِى بِٱلْحَقِّ ۖ وَٱلَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ لَا يَقْضُونَ بِشَىْءٍ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْبَصِيرُ
٢٠

Surah 40 - غَافِر (The Forgiver) - Verses 18-20


İnkarcıların Akıbeti

21. Yeryüzünde dolaşmadılar mı ki, kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görsünler? Onlar kuvvetçe daha üstün ve yeryüzünde eserler bakımından daha zengindiler. Fakat Allah onları günahları yüzünden yakaladı ve onların Allah'a karşı hiçbir koruyucuları yoktu. 22. Bunun sebebi şuydu ki, elçileri onlara apaçık delillerle gelmişlerdi de onlar inkarda direndiler. Bunun üzerine Allah onları yakalayıverdi. Şüphesiz O, çok güçlüdür, cezası pek çetindir.

۞ أَوَلَمْ يَسِيرُوا فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ كَانُوا مِن قَبْلِهِمْ ۚ كَانُوا هُمْ أَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَءَاثَارًا فِى ٱلْأَرْضِ فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ بِذُنُوبِهِمْ وَمَا كَانَ لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ مِن وَاقٍ
٢١
ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَانَت تَّأْتِيهِمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَـٰتِ فَكَفَرُوا فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ ۚ إِنَّهُۥ قَوِىٌّ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ
٢٢

Surah 40 - غَافِر (The Forgiver) - Verses 21-22


Musa Mısır'da İnkar Edildi

23. Andolsun ki biz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik. 24. Firavun'a, Haman'a ve Karun'a. Fakat onlar dediler ki: "Sihirbaz! Çok yalancı!" 25. Bizden onlara hak ile geldiğinde, dediler ki: "Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın." Kâfirlerin tuzağı ise ancak boşa çıktı. 26. Firavun dedi ki: "Bırakın beni, Musa'yı öldüreyim; o da Rabbine yalvarsın! Gerçekten korkarım ki o, sizin dininizi değiştirir veya yeryüzünde fesat çıkarır." 27. Musa dedi ki: "Ben, benim Rabbime ve sizin Rabbinize, Hesap Günü'ne inanmayan her kibirliden sığınırım."

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَـٰتِنَا وَسُلْطَـٰنٍ مُّبِينٍ
٢٣
إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَهَـٰمَـٰنَ وَقَـٰرُونَ فَقَالُوا سَـٰحِرٌ كَذَّابٌ
٢٤
فَلَمَّا جَآءَهُم بِٱلْحَقِّ مِنْ عِندِنَا قَالُوا ٱقْتُلُوٓا أَبْنَآءَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا مَعَهُۥ وَٱسْتَحْيُوا نِسَآءَهُمْ ۚ وَمَا كَيْدُ ٱلْكَـٰفِرِينَ إِلَّا فِى ضَلَـٰلٍ
٢٥
وَقَالَ فِرْعَوْنُ ذَرُونِىٓ أَقْتُلْ مُوسَىٰ وَلْيَدْعُ رَبَّهُۥٓ ۖ إِنِّىٓ أَخَافُ أَن يُبَدِّلَ دِينَكُمْ أَوْ أَن يُظْهِرَ فِى ٱلْأَرْضِ ٱلْفَسَادَ
٢٦
وَقَالَ مُوسَىٰٓ إِنِّى عُذْتُ بِرَبِّى وَرَبِّكُم مِّن كُلِّ مُتَكَبِّرٍ لَّا يُؤْمِنُ بِيَوْمِ ٱلْحِسَابِ
٢٧

Surah 40 - غَافِر (The Forgiver) - Verses 23-27


Müminin Öğüdü: 1) İnanç Yüzünden Zulmetmeyin

28. Firavun ailesinden, imanını gizleyen mümin bir adam dedi ki: "Rabbinden size apaçık delillerle gelmişken, bir adamı 'Rabbim Allah'tır' demesinden dolayı mı öldüreceksiniz? Eğer yalancı ise, yalanı kendi aleyhinedir. Ama eğer doğru söylüyorsa, o zaman sizi tehdit ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelecektir. Şüphesiz Allah, haddi aşan, çok yalancı kimseyi doğru yola iletmez." 29. "Ey kavmim! Bugün yeryüzünde hükümranlık sizindir, üstün olan sizsiniz. Ama eğer bize Allah'ın azabı gelip çatarsa, bize kim yardım eder?" Firavun dedi ki: "Ben size sadece kendi görüşümü bildiriyorum ve sizi sadece doğru yola iletiyorum."

وَقَالَ رَجُلٌ مُّؤْمِنٌ مِّنْ ءَالِ فِرْعَوْنَ يَكْتُمُ إِيمَـٰنَهُۥٓ أَتَقْتُلُونَ رَجُلًا أَن يَقُولَ رَبِّىَ ٱللَّهُ وَقَدْ جَآءَكُم بِٱلْبَيِّنَـٰتِ مِن رَّبِّكُمْ ۖ وَإِن يَكُ كَـٰذِبًا فَعَلَيْهِ كَذِبُهُۥ ۖ وَإِن يَكُ صَادِقًا يُصِبْكُم بَعْضُ ٱلَّذِى يَعِدُكُمْ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى مَنْ هُوَ مُسْرِفٌ كَذَّابٌ
٢٨
يَـٰقَوْمِ لَكُمُ ٱلْمُلْكُ ٱلْيَوْمَ ظَـٰهِرِينَ فِى ٱلْأَرْضِ فَمَن يَنصُرُنَا مِنۢ بَأْسِ ٱللَّهِ إِن جَآءَنَا ۚ قَالَ فِرْعَوْنُ مَآ أُرِيكُمْ إِلَّا مَآ أَرَىٰ وَمَآ أَهْدِيكُمْ إِلَّا سَبِيلَ ٱلرَّشَادِ
٢٩

Surah 40 - غَافِر (The Forgiver) - Verses 28-29


Öğüt 2) Tarihten İbret Alın

30. O iman eden adam uyardı ki: "Ey kavmim! Ben sizin için gerçekten önceki düşman toplulukların akıbetinden korkuyorum—" 31. Nuh, Ad, Semud kavminin ve onlardan sonrakilerin akıbeti gibi. Çünkü Allah kullarına zulmetmeyi asla dilemez. 32. Ey kavmim! Ben sizin için gerçekten, o çağrışma gününden korkuyorum— 33. O gün ki arkanızı dönüp kaçacaksınız, Allah'tan sizi koruyacak kimse olmaksızın. Ve Allah kimi saptırırsa, artık onun için bir yol gösterici yoktur. 34. Yusuf size daha önce apaçık delillerle gelmişti; yine de onun size getirdiği şeylerden şüphe etmekten vazgeçmediniz. O ölünce de dediniz ki: 'Allah ondan sonra asla bir elçi göndermeyecektir.' İşte Allah, her haddi aşanı ve şüpheciyi böyle saptırır— 35. Kendilerine verilmiş hiçbir delil olmaksızın Allah'ın ayetleri hakkında tartışanlar. Bu, Allah katında ve iman edenler nezdinde ne kadar çirkin bir şeydir! İşte Allah, her kibirli zorbanın kalbini böyle mühürler.”

وَقَالَ ٱلَّذِىٓ ءَامَنَ يَـٰقَوْمِ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُم مِّثْلَ يَوْمِ ٱلْأَحْزَابِ
٣٠
مِثْلَ دَأْبِ قَوْمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَ وَٱلَّذِينَ مِنۢ بَعْدِهِمْ ۚ وَمَا ٱللَّهُ يُرِيدُ ظُلْمًا لِّلْعِبَادِ
٣١
وَيَـٰقَوْمِ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ يَوْمَ ٱلتَّنَادِ
٣٢
يَوْمَ تُوَلُّونَ مُدْبِرِينَ مَا لَكُم مِّنَ ٱللَّهِ مِنْ عَاصِمٍ ۗ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِنْ هَادٍ
٣٣
وَلَقَدْ جَآءَكُمْ يُوسُفُ مِن قَبْلُ بِٱلْبَيِّنَـٰتِ فَمَا زِلْتُمْ فِى شَكٍّ مِّمَّا جَآءَكُم بِهِۦ ۖ حَتَّىٰٓ إِذَا هَلَكَ قُلْتُمْ لَن يَبْعَثَ ٱللَّهُ مِنۢ بَعْدِهِۦ رَسُولًا ۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَنْ هُوَ مُسْرِفٌ مُّرْتَابٌ
٣٤
ٱلَّذِينَ يُجَـٰدِلُونَ فِىٓ ءَايَـٰتِ ٱللَّهِ بِغَيْرِ سُلْطَـٰنٍ أَتَىٰهُمْ ۖ كَبُرَ مَقْتًا عِندَ ٱللَّهِ وَعِندَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا ۚ كَذَٰلِكَ يَطْبَعُ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ قَلْبِ مُتَكَبِّرٍ جَبَّارٍ
٣٥

Surah 40 - غَافِر (The Forgiver) - Verses 30-35


Firavun'un Cevabı

36. Firavun dedi ki: “Ey Hâmân! Bana yüksek bir kule yap ki yollara ulaşayım— 37. "göklere uzanan (bir yol yapayım da) Musa'nın Tanrısı'nı göreyim, gerçi ben onun yalancı olduğunu sanıyorum." Böylece Firavun'un kötü amelleri kendisine süslü gösterildi ve o (doğru) yoldan alıkonuldu. Firavun'un tuzağı ise ancak boşa çıktı.

وَقَالَ فِرْعَوْنُ يَـٰهَـٰمَـٰنُ ٱبْنِ لِى صَرْحًا لَّعَلِّىٓ أَبْلُغُ ٱلْأَسْبَـٰبَ
٣٦
أَسْبَـٰبَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ فَأَطَّلِعَ إِلَىٰٓ إِلَـٰهِ مُوسَىٰ وَإِنِّى لَأَظُنُّهُۥ كَـٰذِبًا ۚ وَكَذَٰلِكَ زُيِّنَ لِفِرْعَوْنَ سُوٓءُ عَمَلِهِۦ وَصُدَّ عَنِ ٱلسَّبِيلِ ۚ وَمَا كَيْدُ فِرْعَوْنَ إِلَّا فِى تَبَابٍ
٣٧

Surah 40 - غَافِر (The Forgiver) - Verses 36-37


Öğüt 3) Hallerini Islah Edin

38. İman eden adam dedi ki: "Ey kavmim! Bana uyun ki sizi hidayet yoluna ileteyim." 39. Ey kavmim! Bu dünya hayatı ancak geçici bir zevktir. Ahiret ise gerçekten asıl kalınacak yurttur. 40. Kim bir kötülük yaparsa, ancak onun misliyle cezalandırılır. Erkek olsun kadın olsun, mümin olarak salih amel işleyenler ise cennete girecekler ve orada hesapsız rızıklandırılacaklardır. 41. Ey kavmim! Nasıl oluyor da ben sizi kurtuluşa davet ederken, siz beni ateşe davet ediyorsunuz! 42. Siz beni Allah'ı inkâr etmeye ve hakkında hiçbir bilgim olmayan şeyleri O'na ortak koşmaya davet ediyorsunuz. Ben ise sizi O Aziz ve Gaffar olana davet ediyorum. 43. Şüphesiz ki sizin beni davet ettiğiniz (putlar), ne dünyada ne de ahirette kendisine dua edilmeye layık değildir. Şüphesiz ki dönüşümüz Allah'adır ve haddi aşanlar ateşin ehlidir. 44. Size söylediklerimi hatırlayacaksınız, ben işimi Allah'a havale ediyorum. Şüphesiz ki Allah, kullarını hakkıyla görendir.

وَقَالَ ٱلَّذِىٓ ءَامَنَ يَـٰقَوْمِ ٱتَّبِعُونِ أَهْدِكُمْ سَبِيلَ ٱلرَّشَادِ
٣٨
يَـٰقَوْمِ إِنَّمَا هَـٰذِهِ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا مَتَـٰعٌ وَإِنَّ ٱلْـَٔاخِرَةَ هِىَ دَارُ ٱلْقَرَارِ
٣٩
مَنْ عَمِلَ سَيِّئَةً فَلَا يُجْزَىٰٓ إِلَّا مِثْلَهَا ۖ وَمَنْ عَمِلَ صَـٰلِحًا مِّن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَىٰ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَأُولَـٰٓئِكَ يَدْخُلُونَ ٱلْجَنَّةَ يُرْزَقُونَ فِيهَا بِغَيْرِ حِسَابٍ
٤٠
۞ وَيَـٰقَوْمِ مَا لِىٓ أَدْعُوكُمْ إِلَى ٱلنَّجَوٰةِ وَتَدْعُونَنِىٓ إِلَى ٱلنَّارِ
٤١
تَدْعُونَنِى لِأَكْفُرَ بِٱللَّهِ وَأُشْرِكَ بِهِۦ مَا لَيْسَ لِى بِهِۦ عِلْمٌ وَأَنَا۠ أَدْعُوكُمْ إِلَى ٱلْعَزِيزِ ٱلْغَفَّـٰرِ
٤٢
لَا جَرَمَ أَنَّمَا تَدْعُونَنِىٓ إِلَيْهِ لَيْسَ لَهُۥ دَعْوَةٌ فِى ٱلدُّنْيَا وَلَا فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ وَأَنَّ مَرَدَّنَآ إِلَى ٱللَّهِ وَأَنَّ ٱلْمُسْرِفِينَ هُمْ أَصْحَـٰبُ ٱلنَّارِ
٤٣
فَسَتَذْكُرُونَ مَآ أَقُولُ لَكُمْ ۚ وَأُفَوِّضُ أَمْرِىٓ إِلَى ٱللَّهِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ بَصِيرٌۢ بِٱلْعِبَادِ
٤٤

Surah 40 - غَافِر (The Forgiver) - Verses 38-44


Allah'ın Cevabı

45. Böylece Allah onu onların kurdukları tuzakların şerrinden korudu. Firavun'un kavmini ise kötü bir azap kuşattı. 46. Onlar sabah akşam ateşe arz olunurlar. Kıyamet kopacağı gün de (denilir ki): Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun!

فَوَقَىٰهُ ٱللَّهُ سَيِّـَٔاتِ مَا مَكَرُوا ۖ وَحَاقَ بِـَٔالِ فِرْعَوْنَ سُوٓءُ ٱلْعَذَابِ
٤٥
ٱلنَّارُ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا غُدُوًّا وَعَشِيًّا ۖ وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ أَدْخِلُوٓا ءَالَ فِرْعَوْنَ أَشَدَّ ٱلْعَذَابِ
٤٦

Surah 40 - غَافِر (The Forgiver) - Verses 45-46


Cehennem Ehli Arasındaki Tartışmalar

47. Hani ateşte çekişirlerken, zayıf olanlar büyüklük taslayanlara şöyle derler: "Biz size tabi olmuştuk. Şimdi siz bizden ateşin bir kısmını savabilir misiniz?" 48. Büyüklük taslayanlar şöyle derler: "Hepimiz onun içindeyiz! Şüphesiz Allah kulları arasında hükmünü vermiştir."

وَإِذْ يَتَحَآجُّونَ فِى ٱلنَّارِ فَيَقُولُ ٱلضُّعَفَـٰٓؤُا لِلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوٓا إِنَّا كُنَّا لَكُمْ تَبَعًا فَهَلْ أَنتُم مُّغْنُونَ عَنَّا نَصِيبًا مِّنَ ٱلنَّارِ
٤٧
قَالَ ٱلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوٓا إِنَّا كُلٌّ فِيهَآ إِنَّ ٱللَّهَ قَدْ حَكَمَ بَيْنَ ٱلْعِبَادِ
٤٨

Surah 40 - غَافِر (The Forgiver) - Verses 47-48


Cehennemden Yakarılar

49. Ateşte olanlar, Cehennem bekçilerine seslenirler: "Rabbinize dua edin de azabı bizden bir gün olsun hafifletsin!" 50. Bekçiler derler ki: "Size apaçık delillerle elçileriniz gelmedi miydi?" Onlar da "Evet" derler. Bekçiler derler ki: "O halde dua edin! Kâfirlerin duası ancak boşa gider."

وَقَالَ ٱلَّذِينَ فِى ٱلنَّارِ لِخَزَنَةِ جَهَنَّمَ ٱدْعُوا رَبَّكُمْ يُخَفِّفْ عَنَّا يَوْمًا مِّنَ ٱلْعَذَابِ
٤٩
قَالُوٓا أَوَلَمْ تَكُ تَأْتِيكُمْ رُسُلُكُم بِٱلْبَيِّنَـٰتِ ۖ قَالُوا بَلَىٰ ۚ قَالُوا فَٱدْعُوا ۗ وَمَا دُعَـٰٓؤُا ٱلْكَـٰفِرِينَ إِلَّا فِى ضَلَـٰلٍ
٥٠

Surah 40 - غَافِر (The Forgiver) - Verses 49-50


Allah'ın Müminlere Yardımı

51. Şüphesiz biz, elçilerimize ve iman edenlere, dünya hayatında ve şahitlerin (şahitlik için) ayağa kalkacağı gün yardım ederiz. 52. O Gün, zalimlerin özürleri kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir. Onlar lanetlenecekler ve en kötü akıbete uğrayacaklardır.

إِنَّا لَنَنصُرُ رُسُلَنَا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَيَوْمَ يَقُومُ ٱلْأَشْهَـٰدُ
٥١
يَوْمَ لَا يَنفَعُ ٱلظَّـٰلِمِينَ مَعْذِرَتُهُمْ ۖ وَلَهُمُ ٱللَّعْنَةُ وَلَهُمْ سُوٓءُ ٱلدَّارِ
٥٢

Surah 40 - غَافِر (The Forgiver) - Verses 51-52


Peygamberi Teselli Etmek

53. Andolsun ki Musa'ya hidayet verdik ve İsrailoğulları'nı Kitab'a vâris kıldık— 54. akıl sahipleri için bir rehber ve bir öğüt. 55. Öyleyse sabret (Ey Peygamber)! Şüphesiz Allah'ın vaadi haktır. Günahların için istiğfar et. Rabbini sabah akşam hamd ile tesbih et. 56. Şüphesiz kendilerine gelmiş bir delil olmaksızın Allah'ın ayetleri hakkında tartışanların kalplerinde, asla ulaşamayacakları bir üstünlük kurma hırsından başka bir şey yoktur. Öyleyse Allah'a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْهُدَىٰ وَأَوْرَثْنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱلْكِتَـٰبَ
٥٣
هُدًى وَذِكْرَىٰ لِأُولِى ٱلْأَلْبَـٰبِ
٥٤
فَٱصْبِرْ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَٱسْتَغْفِرْ لِذَنۢبِكَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ بِٱلْعَشِىِّ وَٱلْإِبْكَـٰرِ
٥٥
إِنَّ ٱلَّذِينَ يُجَـٰدِلُونَ فِىٓ ءَايَـٰتِ ٱللَّهِ بِغَيْرِ سُلْطَـٰنٍ أَتَىٰهُمْ ۙ إِن فِى صُدُورِهِمْ إِلَّا كِبْرٌ مَّا هُم بِبَـٰلِغِيهِ ۚ فَٱسْتَعِذْ بِٱللَّهِ ۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْبَصِيرُ
٥٦

Surah 40 - غَافِر (The Forgiver) - Verses 53-56


Büyük Yaratılış

57. Göklerin ve yerin yaratılışı, insanların yeniden yaratılmasından elbette daha büyüktür, fakat insanların çoğu bilmezler.

لَخَلْقُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ أَكْبَرُ مِنْ خَلْقِ ٱلنَّاسِ وَلَـٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
٥٧

Surah 40 - غَافِر (The Forgiver) - Verses 57-57


İman ve Küfür Meseli

58. Kör ile gören bir olmaz, iman edip salih ameller işleyenlerle kötülük yapanlar da bir olmaz. Ne kadar az öğüt alıyorsunuz! 59. Kıyamet mutlaka gelecektir, bunda hiç şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu iman etmezler.

وَمَا يَسْتَوِى ٱلْأَعْمَىٰ وَٱلْبَصِيرُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا وَعَمِلُوا ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَلَا ٱلْمُسِىٓءُ ۚ قَلِيلًا مَّا تَتَذَكَّرُونَ
٥٨
إِنَّ ٱلسَّاعَةَ لَـَٔاتِيَةٌ لَّا رَيْبَ فِيهَا وَلَـٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يُؤْمِنُونَ
٥٩

Surah 40 - غَافِر (The Forgiver) - Verses 58-59


Allah Duaları Kabul Eder

60. Rabbiniz şöyle buyurdu: "Bana dua edin, size icabet edeyim. Şüphesiz bana ibadet etmekten büyüklük taslayanlar, zelil ve horlanmış olarak cehenneme gireceklerdir."

وَقَالَ رَبُّكُمُ ٱدْعُونِىٓ أَسْتَجِبْ لَكُمْ ۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِى سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ
٦٠

Surah 40 - غَافِر (The Forgiver) - Verses 60-60


Allah Yarattıklarına Merhametlidir

61. O Allah'tır ki, geceyi sizin için bir dinlenme, gündüzü de aydınlık kılmıştır. Şüphesiz Allah, insanlara karşı lütuf sahibidir, fakat insanların çoğu şükretmezler. 62. İşte bu Allah, Rabbiniz, her şeyin yaratıcısıdır. O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse nasıl (haktan) döndürülüyorsunuz? 63. İşte böylece Allah'ın ayetlerini inkâr edenler de döndürülüyorlardı.

ٱللَّهُ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ لِتَسْكُنُوا فِيهِ وَٱلنَّهَارَ مُبْصِرًا ۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى ٱلنَّاسِ وَلَـٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَشْكُرُونَ
٦١
ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمْ خَـٰلِقُ كُلِّ شَىْءٍ لَّآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ۖ فَأَنَّىٰ تُؤْفَكُونَ
٦٢
كَذَٰلِكَ يُؤْفَكُ ٱلَّذِينَ كَانُوا بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ يَجْحَدُونَ
٦٣

Surah 40 - غَافِر (The Forgiver) - Verses 61-63


Allah Herkese Rızık Verir

64. Yeryüzünü sizin için bir yerleşim yeri, göğü de bir tavan yapan Allah'tır. Sizi şekillendirdi ve suretinizi güzelleştirdi. Size temiz ve güzel rızıklar verdi. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir. Alemlerin Rabbi Allah ne mübarektir. 65. O, Hayy'dır. O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse, dini O'na halis kılarak O'na dua edin: "Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır."

ٱللَّهُ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ قَرَارًا وَٱلسَّمَآءَ بِنَآءً وَصَوَّرَكُمْ فَأَحْسَنَ صُوَرَكُمْ وَرَزَقَكُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَـٰتِ ۚ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمْ ۖ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
٦٤
هُوَ ٱلْحَىُّ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ فَٱدْعُوهُ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ ۗ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
٦٥

Surah 40 - غَافِر (The Forgiver) - Verses 64-65


Allah Hayat ve Ölüm Üzerine Kadirdir

66. De ki: "Bana, sizin Allah'tan başka taptıklarınıza tapmam yasaklandı. Çünkü Rabbimden bana apaçık deliller gelmiştir. Ve bana, alemlerin Rabbine teslim olmam emredildi." 67. Sizi topraktan, sonra bir nutfeden, sonra bir alakadan yaratan O'dur. Sonra sizi bebekler olarak çıkarır ki, olgunluk çağınıza erişesiniz ve yaşlanasınız. Kiminiz daha önce vefat ettirilse de, (bu) belirlenmiş bir süreye ulaşmanız içindir. Umulur ki akıl edersiniz. 68. Dirilten ve öldüren O'dur. Bir işe hükmettiği zaman, ona sadece "Ol!" der, o da hemen oluverir.

۞ قُلْ إِنِّى نُهِيتُ أَنْ أَعْبُدَ ٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ لَمَّا جَآءَنِىَ ٱلْبَيِّنَـٰتُ مِن رَّبِّى وَأُمِرْتُ أَنْ أُسْلِمَ لِرَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
٦٦
هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن تُرَابٍ ثُمَّ مِن نُّطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ يُخْرِجُكُمْ طِفْلًا ثُمَّ لِتَبْلُغُوٓا أَشُدَّكُمْ ثُمَّ لِتَكُونُوا شُيُوخًا ۚ وَمِنكُم مَّن يُتَوَفَّىٰ مِن قَبْلُ ۖ وَلِتَبْلُغُوٓا أَجَلًا مُّسَمًّى وَلَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ
٦٧
هُوَ ٱلَّذِى يُحْىِۦ وَيُمِيتُ ۖ فَإِذَا قَضَىٰٓ أَمْرًا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ
٦٨

Surah 40 - غَافِر (The Forgiver) - Verses 66-68


İnkarcıların Azabı

69. Görmedin mi, Allah'ın ayetleri hakkında tartışanların nasıl çevrildiklerini? 70. Bu Kitabı ve resullerimizi kendisiyle gönderdiğimiz her şeyi inkâr edenler, yakında bilecekler. 71. Boyunlarında prangalar ve zincirler olduğu halde sürüklenecekler. 72. Kaynar suya, sonra ateşte yakılacaklar. 73. Sonra onlara sorulacak: "Nerede o ortak koştuğunuz (ilahlar) 74. Allah'a?" Onlar feryat edecekler: "Onlar bizi yüzüstü bıraktılar. Aslında biz daha önce hiçbir şeye (gerçek bir şeye) dua etmemiştik." İşte Allah, kâfirleri böylece saptırır. 75. (Onlara denilecek ki,) "Bu (ceza), yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve azgınlık etmenizden dolayıdır." 76. Cehennem kapılarından girin, orada ebedî kalmak üzere! Büyüklük taslayanlar için ne kötü bir yerleşim yeri!

أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ يُجَـٰدِلُونَ فِىٓ ءَايَـٰتِ ٱللَّهِ أَنَّىٰ يُصْرَفُونَ
٦٩
ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا بِٱلْكِتَـٰبِ وَبِمَآ أَرْسَلْنَا بِهِۦ رُسُلَنَا ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
٧٠
إِذِ ٱلْأَغْلَـٰلُ فِىٓ أَعْنَـٰقِهِمْ وَٱلسَّلَـٰسِلُ يُسْحَبُونَ
٧١
فِى ٱلْحَمِيمِ ثُمَّ فِى ٱلنَّارِ يُسْجَرُونَ
٧٢
ثُمَّ قِيلَ لَهُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ تُشْرِكُونَ
٧٣
مِن دُونِ ٱللَّهِ ۖ قَالُوا ضَلُّوا عَنَّا بَل لَّمْ نَكُن نَّدْعُوا مِن قَبْلُ شَيْـًٔا ۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ ٱلْكَـٰفِرِينَ
٧٤
ذَٰلِكُم بِمَا كُنتُمْ تَفْرَحُونَ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَبِمَا كُنتُمْ تَمْرَحُونَ
٧٥
ٱدْخُلُوٓا أَبْوَٰبَ جَهَنَّمَ خَـٰلِدِينَ فِيهَا ۖ فَبِئْسَ مَثْوَى ٱلْمُتَكَبِّرِينَ
٧٦

Surah 40 - غَافِر (The Forgiver) - Verses 69-76


Peygambere Öğüt

77. Öyleyse sabret (Ey Peygamber)! Şüphesiz Allah'ın vaadi haktır. İster onlara vaat ettiğimiz azabın bir kısmını sana gösterelim, ister seni vefat ettirelim, onlar Bize döndürüleceklerdir. 78. Andolsun ki senden önce de resuller gönderdik. Onlardan kiminin kıssasını sana anlattık, kiminin kıssasını ise anlatmadık. Hiçbir resulün, Allah'ın izni olmaksızın bir ayet (mucize) getirmesi mümkün değildir. Allah'ın emri geldiği zaman hak ile hükmedilir ve işte o zaman batıl ehli hüsrana uğrar.

فَٱصْبِرْ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ ۚ فَإِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ ٱلَّذِى نَعِدُهُمْ أَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِلَيْنَا يُرْجَعُونَ
٧٧
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلًا مِّن قَبْلِكَ مِنْهُم مَّن قَصَصْنَا عَلَيْكَ وَمِنْهُم مَّن لَّمْ نَقْصُصْ عَلَيْكَ ۗ وَمَا كَانَ لِرَسُولٍ أَن يَأْتِىَ بِـَٔايَةٍ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۚ فَإِذَا جَآءَ أَمْرُ ٱللَّهِ قُضِىَ بِٱلْحَقِّ وَخَسِرَ هُنَالِكَ ٱلْمُبْطِلُونَ
٧٨

Surah 40 - غَافِر (The Forgiver) - Verses 77-78


Allah'ın Bazı Nimetleri

79. Allah'tır o ki, sizin için davarları yarattı; onlardan kimine binesiniz, kimini de yiyesiniz diye. 80. Onlarda sizin için nice faydalar da vardır. Onlarla gönüllerinizdeki bir takım ihtiyaçlara ulaşırsınız. Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız. 81. Ve O, size ayetlerini gösterir. Şimdi Allah'ın hangi ayetlerini inkar edeceksiniz?

ٱللَّهُ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَنْعَـٰمَ لِتَرْكَبُوا مِنْهَا وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ
٧٩
وَلَكُمْ فِيهَا مَنَـٰفِعُ وَلِتَبْلُغُوا عَلَيْهَا حَاجَةً فِى صُدُورِكُمْ وَعَلَيْهَا وَعَلَى ٱلْفُلْكِ تُحْمَلُونَ
٨٠
وَيُرِيكُمْ ءَايَـٰتِهِۦ فَأَىَّ ءَايَـٰتِ ٱللَّهِ تُنكِرُونَ
٨١

Surah 40 - غَافِر (The Forgiver) - Verses 79-81


İnkarcılara Daha Fazla Uyarı

82. Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, kendilerinden öncekilerin akıbeti nasıl olmuş görsünler? Onlar kuvvetçe de, yeryüzündeki eserler bakımından da kendilerinden çok daha üstündüler. Fakat elde ettikleri onlara bir yarar sağlamadı. 83. Resulleri onlara apaçık delillerle geldiği zaman, kendilerindeki (dünyevi) ilimle şımardılar ve alay etmekte oldukları şey onları çepeçevre kuşattı. 84. Azabımızı gördükleri zaman dediler ki: "Artık yalnız Allah'a iman ettik ve O'na ortak koştuğumuz şeyleri inkar ettik!" 85. Fakat azabımızı gördükleri zaman imanları kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah'ın kulları hakkındaki süregelen sünnetidir. İşte orada kâfirler hüsrana uğradılar.

أَفَلَمْ يَسِيرُوا فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ كَانُوٓا أَكْثَرَ مِنْهُمْ وَأَشَدَّ قُوَّةً وَءَاثَارًا فِى ٱلْأَرْضِ فَمَآ أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُوا يَكْسِبُونَ
٨٢
فَلَمَّا جَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَـٰتِ فَرِحُوا بِمَا عِندَهُم مِّنَ ٱلْعِلْمِ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ
٨٣
فَلَمَّا رَأَوْا بَأْسَنَا قَالُوٓا ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَحْدَهُۥ وَكَفَرْنَا بِمَا كُنَّا بِهِۦ مُشْرِكِينَ
٨٤
فَلَمْ يَكُ يَنفَعُهُمْ إِيمَـٰنُهُمْ لَمَّا رَأَوْا بَأْسَنَا ۖ سُنَّتَ ٱللَّهِ ٱلَّتِى قَدْ خَلَتْ فِى عِبَادِهِۦ ۖ وَخَسِرَ هُنَالِكَ ٱلْكَـٰفِرُونَ
٨٥

Surah 40 - غَافِر (The Forgiver) - Verses 82-85


Ghâfir () - Chapter 40 - AI-Powered Clear Quran by Dr. Mustafa Khattab with Word-by-Word Translation & Recitation