Kıssalar
القَصَص
القَصَص
Surah Al-Qaṣaṣ for kids content
Mekkeliler Kur'an'ı Reddediyor
48Fakat onlara Bizden hakikat geldiği zaman dediler ki: "Musa'ya verilenin benzeri ona niçin verilmedi?
" Daha önce Musa'ya verilenleri inkâr etmemişler miydi?
Dediler ki: "İkisi de birbirini destekleyen iki sihirdir" ve "Biz ikisini de kesinlikle inkâr ediyoruz.
"
49De ki: "Öyleyse Allah katından bir kitap getirin ki o, bu ikisinden daha doğru bir yol gösterici olsun da ben ona uyayım, eğer doğru söylüyorsanız.
"
50Eğer sana icabet etmezlerse, bil ki onlar sadece kendi heva ve heveslerine uyuyorlardır.
Allah'tan bir yol gösterici olmaksızın kendi heva ve heveslerine uyandan daha sapık kim olabilir?
Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
فَلَمَّا جَآءَهُمُ ٱلۡحَقُّ مِنۡ عِندِنَا قَالُواْ لَوۡلَآ أُوتِيَ مِثۡلَ مَآ أُوتِيَ مُوسَىٰٓۚ أَوَ لَمۡ يَكۡفُرُواْ بِمَآ أُوتِيَ مُوسَىٰ مِن قَبۡلُۖ قَالُواْ سِحۡرَانِ تَظَٰهَرَا وَقَالُوٓاْ إِنَّا بِكُلّٖ كَٰفِرُونَ48
قُلۡ فَأۡتُواْ بِكِتَٰبٖ مِّنۡ عِندِ ٱللَّهِ هُوَ أَهۡدَىٰ مِنۡهُمَآ أَتَّبِعۡهُ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ49
فَإِن لَّمۡ يَسۡتَجِيبُواْ لَكَ فَٱعۡلَمۡ أَنَّمَا يَتَّبِعُونَ أَهۡوَآءَهُمۡۚ وَمَنۡ أَضَلُّ مِمَّنِ ٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ بِغَيۡرِ هُدٗى مِّنَ ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ50
İmanlı Ehl-i Kitap
51Gerçekten Biz, o Mekkelilere Kelâmı indirdik ki öğüt alsınlar.
52Kendilerine bundan önce Kitap verdiklerimiz ise, ona iman ederler.
53Onlara okunduğu zaman derler ki: "Biz ona iman ettik.
Bu, Rabbimizden gelen gerçektir.
Biz zaten bundan önce de Müslüman olmuştuk.
"
54İşte bunlara, sabrettikleri, kötülüğü iyilikle savdıkları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ettikleri için iki kat ecir verilecektir.
55Boş söz işittikleri zaman onlardan yüz çevirirler ve derler ki: "Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size.
Size selam olsun.
Biz cahillerle beraber olmayız.
"
وَلَقَدۡ وَصَّلۡنَا لَهُمُ ٱلۡقَوۡلَ لَعَلَّهُمۡ يَتَذَكَّرُونَ51
ٱلَّذِينَ ءَاتَيۡنَٰهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ مِن قَبۡلِهِۦ هُم بِهِۦ يُؤۡمِنُونَ52
وَإِذَا يُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡ قَالُوٓاْ ءَامَنَّا بِهِۦٓ إِنَّهُ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّنَآ إِنَّا كُنَّا مِن قَبۡلِهِۦ مُسۡلِمِينَ53
أُوْلَٰٓئِكَ يُؤۡتَوۡنَ أَجۡرَهُم مَّرَّتَيۡنِ بِمَا صَبَرُواْ وَيَدۡرَءُونَ بِٱلۡحَسَنَةِ ٱلسَّيِّئَةَ وَمِمَّا رَزَقۡنَٰهُمۡ يُنفِقُونَ54
وَإِذَا سَمِعُواْ ٱللَّغۡوَ أَعۡرَضُواْ عَنۡهُ وَقَالُواْ لَنَآ أَعۡمَٰلُنَا وَلَكُمۡ أَعۡمَٰلُكُمۡ سَلَٰمٌ عَلَيۡكُمۡ لَا نَبۡتَغِي ٱلۡجَٰهِلِينَ55

BACKGROUND STORY
- •
Rivayet edildiğine göre, Peygamber'in amcası Ebu Talib ölüm döşeğindeyken, Peygamber Efendimiz ona son kez İslam'ı teklif etmek için geldi.
Odada, İslam'ın en büyük düşmanlarından biri olan Ebu Cehil de dahil olmak üzere bazı insanlar vardı.
Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: "Ey sevgili amcam!
'La ilahe illallah (Allah'tan başka ibadete layık ilah yoktur)' de ki, Kıyamet Günü'nde sana şefaat edebileyim.
" Ancak Ebu Cehil, Ebu Talib'e baskı yaparak, "Atalarının dininden mi vazgeçeceksin?
" dedi.
Bunun üzerine Ebu Talib, Peygamber Efendimiz'e, "Keşke söyleyebilseydim, ama insanların 'ölüm korkusundan dolayı söyledi' demelerini istemem" dedi.
Peygamber Efendimiz, amcasının İslam'ı kabul etmeden vefat etmesinden dolayı çok üzüldü.
Ona görevinin sadece mesajı iletmek olduğunu -hidayetin yalnızca Allah'tan olduğunu- bildirmek için 56.
ayet nazil oldu.
{İmam Buhari ve İmam Müslim} Peygamber Efendimiz'e amcası Abbas tarafından, "Ey Allah'ın Resulü!
Ebu Talib her zaman seni savundu ve sana baktı.
Kıyamet Günü'nde ona herhangi bir faydan dokunacak mı?
" diye soruldu.
Peygamber Efendimiz şöyle cevap verdi: "O, Cehennem'in sığ bir yerinde olacak.
Ben olmasaydım, ateşin en derinliklerinde olurdu.
" {İmam Buhari ve İmam Müslim}

Hidayet Yalnızca Allah'tandır.
56Sen, ey Peygamber, sevdiğini elbette hidayete erdiremezsin; ancak Allah dilediğini hidayete erdirir.
Hidayete erecek olanları en iyi O bilir.
إِنَّكَ لَا تَهۡدِي مَنۡ أَحۡبَبۡتَ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَهۡدِي مَن يَشَآءُۚ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِٱلۡمُهۡتَدِينَ56
Mekkelilerin Batıl Bahaneleri
57Derler ki: "Eğer seninle birlikte doğru yolu izleseydik, yurdumuzdan kesinlikle sökülüp atılırdık.
" Biz onlara, katımızdan bir rızık olarak her türlü meyvelerin getirildiği güvenli bir harem (Mekke'yi) kılmadık mı?
Fakat onların çoğu bilmezler.
58Nice kentleri helak ettik ki, rahatlıkları yüzünden şımarıp azmışlardı.
İşte onların meskenleri, kendilerinden sonra pek az kimse oturmuştur orada.
Sonunda Biz varis olduk.
59Rabbin hiçbir memleketi, ana kentine ayetlerimizi okuyan bir elçi göndermedikçe helak etmez.
Ve Biz hiçbir memleketi, halkı zalim olmadıkça helak etmeyiz.
وَقَالُوٓاْ إِن نَّتَّبِعِ ٱلۡهُدَىٰ مَعَكَ نُتَخَطَّفۡ مِنۡ أَرۡضِنَآۚ أَوَ لَمۡ نُمَكِّن لَّهُمۡ حَرَمًا ءَامِنٗا يُجۡبَىٰٓ إِلَيۡهِ ثَمَرَٰتُ كُلِّ شَيۡءٖ رِّزۡقٗا مِّن لَّدُنَّا وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ57
وَكَمۡ أَهۡلَكۡنَا مِن قَرۡيَةِۢ بَطِرَتۡ مَعِيشَتَهَاۖ فَتِلۡكَ مَسَٰكِنُهُمۡ لَمۡ تُسۡكَن مِّنۢ بَعۡدِهِمۡ إِلَّا قَلِيلٗاۖ وَكُنَّا نَحۡنُ ٱلۡوَٰرِثِينَ58
وَمَا كَانَ رَبُّكَ مُهۡلِكَ ٱلۡقُرَىٰ حَتَّىٰ يَبۡعَثَ فِيٓ أُمِّهَا رَسُولٗا يَتۡلُواْ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتِنَاۚ وَمَا كُنَّا مُهۡلِكِي ٱلۡقُرَىٰٓ إِلَّا وَأَهۡلُهَا ظَٰلِمُونَ59
Bu Hayat mı, Yoksa Ahiret mi?
60Size verilen her ne zevk, dünya hayatının geçici bir zevki ve süsüdür.
Fakat Allah katında olan daha hayırlı ve kalıcıdır.
Hala akıl etmez misiniz?
61Kendilerine güzel bir vaatte bulunduğumuz ve o vaadin gerçekleştiğini görecek olan kimseler, dünya hayatının zevklerinden faydalanmaya bıraktığımız, fakat Kıyamet Günü azap içinde
tutulacak olan kimseler gibi midir?
وَمَآ أُوتِيتُم مِّن شَيۡءٖ فَمَتَٰعُ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَزِينَتُهَاۚ وَمَا عِندَ ٱللَّهِ خَيۡرٞ وَأَبۡقَىٰٓۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ60
أَفَمَن وَعَدۡنَٰهُ وَعۡدًا حَسَنٗا فَهُوَ لَٰقِيهِ كَمَن مَّتَّعۡنَٰهُ مَتَٰعَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا ثُمَّ هُوَ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ مِنَ ٱلۡمُحۡضَرِينَ61
Kötüler helak olacak.
62Ve o gün onlara seslenecek: "Nerede o, Benim ortaklarım olduğunu iddia ettiğiniz düzmece ilahlar?
"
63Helak olmayı hak eden o saptırıcılar diyecekler ki: "Rabbimiz!
İşte bunlar, bizim saptırdığımız kimselerdir.
Biz onları saptırdık, çünkü biz de kendimiz sapmıştık.
Senin huzurunda onlardan uzağız.
Onlar bize tapmıyorlardı.
"
64Ve o inkarcılara denilecek ki: "Yardım için düzmece ilahlarınızı çağırın!
" Onlar da onları çağıracaklar, fakat onlardan hiçbir karşılık bulamayacaklar.
Ve azabı görecekler, keşke hidayete ermiş olsaydık diyecekler!
65Ve o gün onlara seslenecek ve soracak: "Elçilere nasıl cevap verdiniz?
"
66O gün şaşkınlıktan birbirlerine cevap soramayacaklar.
67Tevbe eden, iman eden ve dünyada salih ameller işleyenlere gelince, onların felaha erenlerden olmaları umulur.
وَيَوۡمَ يُنَادِيهِمۡ فَيَقُولُ أَيۡنَ شُرَكَآءِيَ ٱلَّذِينَ كُنتُمۡ تَزۡعُمُونَ62
قَالَ ٱلَّذِينَ حَقَّ عَلَيۡهِمُ ٱلۡقَوۡلُ رَبَّنَا هَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ أَغۡوَيۡنَآ أَغۡوَيۡنَٰهُمۡ كَمَا غَوَيۡنَاۖ تَبَرَّأۡنَآ إِلَيۡكَۖ مَا كَانُوٓاْ إِيَّانَا يَعۡبُدُونَ63
وَقِيلَ ٱدۡعُواْ شُرَكَآءَكُمۡ فَدَعَوۡهُمۡ فَلَمۡ يَسۡتَجِيبُواْ لَهُمۡ وَرَأَوُاْ ٱلۡعَذَابَۚ لَوۡ أَنَّهُمۡ كَانُواْ يَهۡتَدُونَ64
وَيَوۡمَ يُنَادِيهِمۡ فَيَقُولُ مَاذَآ أَجَبۡتُمُ ٱلۡمُرۡسَلِينَ65
فَعَمِيَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلۡأَنۢبَآءُ يَوۡمَئِذٖ فَهُمۡ لَا يَتَسَآءَلُونَ66
فَأَمَّا مَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحٗا فَعَسَىٰٓ أَن يَكُونَ مِنَ ٱلۡمُفۡلِحِينَ67
Allah'ın Kudreti ve İlmi
68Rabbin dilediğini yaratır ve seçer.
Seçim onlara ait değildir.
Allah, onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir ve çok yücedir.
69Rabbin, kalplerinin gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir.
70O, Allah'tır.
O'ndan başka ilah yoktur.
Hamd, dünyada da ahirette de O'na mahsustur.
Hüküm yalnızca O'nundur.
Ve O'na döndürüleceksiniz.
وَرَبُّكَ يَخۡلُقُ مَا يَشَآءُ وَيَخۡتَارُۗ مَا كَانَ لَهُمُ ٱلۡخِيَرَةُۚ سُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ68
وَرَبُّكَ يَعۡلَمُ مَا تُكِنُّ صُدُورُهُمۡ وَمَا يُعۡلِنُونَ69
وَهُوَ ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ لَهُ ٱلۡحَمۡدُ فِي ٱلۡأُولَىٰ وَٱلۡأٓخِرَةِۖ وَلَهُ ٱلۡحُكۡمُ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ70
Allah'ın Kudreti ve Merhameti
71De ki: Ey Peygamber!
Düşünün ki Allah geceyi üzerinize kıyamet gününe kadar sürekli kılsa, Allah'tan başka hangi ilah size aydınlık getirebilir?
Hala mı kulak vermeyeceksiniz?
72De ki: Düşünün ki Allah gündüzü üzerinize kıyamet gününe kadar sürekli kılsa, Allah'tan başka hangi ilah size içinde dinleneceğiniz bir gece getirebilir?
Hala mı görmeyeceksiniz?
73O'nun rahmetindendir ki sizin için geceyi ve gündüzü var etti; ki onda dinlenesiniz ve onda O'nun lütfundan arayasınız.
Umulur ki şükredersiniz.
قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ إِن جَعَلَ ٱللَّهُ عَلَيۡكُمُ ٱلَّيۡلَ سَرۡمَدًا إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ مَنۡ إِلَٰهٌ غَيۡرُ ٱللَّهِ يَأۡتِيكُم بِضِيَآءٍۚ أَفَلَا تَسۡمَعُونَ71
قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ إِن جَعَلَ ٱللَّهُ عَلَيۡكُمُ ٱلنَّهَارَ سَرۡمَدًا إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ مَنۡ إِلَٰهٌ غَيۡرُ ٱللَّهِ يَأۡتِيكُم بِلَيۡلٖ تَسۡكُنُونَ فِيهِۚ أَفَلَا تُبۡصِرُونَ72
وَمِن رَّحۡمَتِهِۦ جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيۡلَ وَٱلنَّهَارَ لِتَسۡكُنُواْ فِيهِ وَلِتَبۡتَغُواْ مِن فَضۡلِهِۦ وَلَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ73
Putperestlerin Utancı
74Yine o günü hatırla ki, onlara seslenecek: "Benim ortaklarım olduğunu iddia ettiğiniz o sahte ilahlarınız nerede?
"
75Ve her ümmetten bir şahit çıkaracağız ve o putperestlere soracağız: "Delilinizi bize gösterin.
" İşte o zaman anlayacaklar ki, hakikat yalnızca Allah'ın yanındadır.
Ve uydurdukları tüm ilahlar onları yüzüstü bırakacak.
وَيَوۡمَ يُنَادِيهِمۡ فَيَقُولُ أَيۡنَ شُرَكَآءِيَ ٱلَّذِينَ كُنتُمۡ تَزۡعُمُونَ74
وَنَزَعۡنَا مِن كُلِّ أُمَّةٖ شَهِيدٗا فَقُلۡنَا هَاتُواْ بُرۡهَٰنَكُمۡ فَعَلِمُوٓاْ أَنَّ ٱلۡحَقَّ لِلَّهِ وَضَلَّ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يَفۡتَرُونَ75


BACKGROUND STORY
- •
Karun, Hz.
Musa'nın kuzeniydi.
Firavun için çalışıyordu ve ona çok yakındı.
Aşırı zenginleştiğinde, kendi halkına karşı kibirli davranmaya başladı.
Hz.
Musa ona, halkının fakirlerine yardım etmek için defalarca bağışta bulunmasını istedi, ancak Karun reddetti ve hatta Hz.
Musa'ya sorun çıkarmaya başladı.
Karun'a bu dünyadan zevk almak ile ahiret için çalışmak arasında dengeyi koruması tavsiye edildi, ama o umursamadı.
Akıllı olduğu için zengin olduğunu düşündü, Allah sayesinde değil.
Birçok insan onun gösterişli yaşam tarzından etkilendi.
Hikmetle donatılmış olanlara gelince, onun servetini Allah'tan gelen bir imtihan olarak anladılar.
Sonunda Karun, kibri yüzünden helak edildi.
(İmam İbn Kesir & İmam Kurtubi)

WORDS OF WISDOM
- •
102.
Sure'de bahsettiğimiz gibi, insanlar mutluluğa birçok farklı yolla ulaşmaya çalışırlar.
Çoğu, sadece paranın kendilerini mutlu edebileceğini düşünür.
Bazıları paralarının helal mi haram mı olduğuna aldırış etmez ve fakirleri de umursamaz.
İslam'da çok para kazanmakta yanlış bir şey yoktur.
Cennete gidecekleri müjdelenen birçok sahabe zengindi; bunlara Ebu Bekir, Osman ve Abdurrahman bin Avf dahildir.
Paranın bir lanet değil, bir nimet olması için: Kabul edilebilir bir iş veya ticaret gibi helal bir kaynaktan gelmesi gerekir.
Kişinin iyi bir hayat sürmesini, güzel kıyafetler, ev ve araba almasını kolaylaştırır.
Peygamber Efendimiz kirli elbiseler içinde ve perişan halde bir adam gördü.
Adama parası olup olmadığını sordu ve adam zengin olduğunu söyledi.
Peygamber Efendimiz ona şöyle buyurdu: "Allah sana mal verirse, Allah'ın nimeti üzerinde görülmelidir.
" {İmam Ahmed} Kişi zekat ve sadaka vermeli ve parayı Allah'ın rızasını kazanmak için kullanmalıdır.
İnsanlara karşı cömert olduğumuzda, Allah da bize karşı cömert olacaktır.
Kişiyi kibirli veya başkalarına kötü davranmaya itmemelidir.
Kişiyi namaz kılmaktan ve hayattaki önemli işlerden alıkoymamalıdır.
- •
Paranın her şey olmadığını aklımızda tutmalıyız.
Örneğin, para bize ilaç alabilir ama iyi bir sağlık alamaz.
Yatak alabilir ama uyku alamaz.
Gösterişli şeyler alabilir ama mutluluk alamaz.
Bu, bazı milyonerlerin neden perişan olduğunu ve hatta bazılarının intihar ettiğini açıklar.
Hayatları fakirdir çünkü sahip oldukları tek şey paradır.
Bazen insanlar para için öldürdüğünde, çaldığında, hile yaptığında ve utanç verici şeyler yaptığında para bir nimetten lanete dönüşür.
Bazı insanlar aile bağlarını koparır, kardeşleriyle kavga eder ve para yüzünden onları mahkemeye verir.
Öldüklerinde geride bırakacakları para için hayatlarını boşa harcar ve ilişkilerini mahvederler.
Peygamber Efendimiz, ahir zamanda yeryüzünün büyük altın ve gümüş parçalarını dışarı atacağını buyurdu.
Bir katil bu parçaların yanından geçecek ve "Bunun için öldürdüm!
" diye ağlayacak.
Akrabalık bağlarını koparan kişi yanından geçecek ve "Akrabalarımı bunun için ihmal ettim!
" diye ağlayacak.
Bir hırsız yanından geçecek ve "Bunun için başımı belaya soktum!
" diyecek.
Sonra hepsi o parçaları öylece bırakıp hiçbir şey almadan gidecekler.
{İmam Müslim} 43:32'de Allah bize, insanların birbirlerine hizmet etmeleri ve yardım etmeleri için onları farklı şekillerde rızıklandırdığını bildirir.
Örneğin, dişçi çocuklarını eğitmek için öğretmene ihtiyaç duyar.
Öğretmen saçını kestirmek için berbere ihtiyaç duyar.
Berber evindeki su borularını tamir etmesi için tesisatçıya ihtiyaç duyar.
Tesisatçı fırıncıya, fırıncı çiftçiye, çiftçi dişçiye ihtiyaç duyar ve bu böyle devam eder.
Hepimiz birbirimize muhtacız ve birbirimize saygıyla davranmalıyız.
Bugün birine ihtiyacın olmasa bile, yarın ona ihtiyacın olabilir.



SIDE STORY
- •
Yemen krallarının uzun bir soyundan gelen Vail bin Amr, İslam'ı kabul etmek üzere Medine'ye geldi.
Onu onurlandırmak için Peygamber, Yemen'de geride bıraktığı mülküne karşılık ona bir arazi parçası hediye etti.
Muaviye bin Ebu Süfyan'a, Vail'e yeni arazisine kadar eşlik etmesini buyurdu.
Vail İslam'ı kabul etmiş olsa da, bir zamanlar kral olduğunu unutması biraz zaman aldı.
Sıcak bir yaz günüydü ve Muaviye bir çift ayakkabı alacak kadar yoksuldu.
Yolda Vail'e kendisiyle deveye binip binemeyeceğini sordu, ancak Vail, "Hayır!
Bir kralla deveye binmeye layık değilsin!
" dedi.
Muaviye sonra, "Bari ayakkabılarını alabilir miyim?
" diye sordu.
O da, "Hayır!
Bir kralın ayakkabılarını giymeye layık değilsin!
" diye cevap verdi.
Sonra Muaviye'ye, "Bunun yerine, devemimin gölgesinde yürümeni sağlayacağım!
" dedi.
Yıllar sonra Muaviye, Müslüman dünyasının hükümdarı oldu.
Vail, tahtında otururken onu Suriye'deki sarayında ziyarete geldi.
Muaviye sonra Vail'in kendisiyle birlikte tahta oturmasına izin verdi ve ona para sundu.
Vail bu muameleden etkilendi.
Özür diledi ve "Zamanı geri alabilseydim, sana farklı davranırdım," dedi.
(İmam Ahmed ve İmam İbn Hibban)
Karun'un Kibri Yüzünden Helakı
76Şüphesiz Karun, Musa kavmindendi; fakat onlara karşı azgınlık etti.
Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını taşımak bile güçlü bir topluluğa ağır geliyordu.
Kavminden bazıları ona dedi ki: "Şımarma!
Şüphesiz Allah şımaranları sevmez.
"
77Allah'ın sana verdikleriyle ahiret yurdunu ara, dünyadan da nasibini unutma.
Allah sana ihsan ettiği gibi sen de (başkalarına) ihsan et.
Yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışma.
Şüphesiz Allah fesat çıkaranları sevmez.
78O dedi ki: "Bunlar bana ancak bendeki bilgi sayesinde verildi!
" Bilmiyor muydu ki Allah, ondan önceki nesillerden kendisinden kuvvetçe de, malca da daha üstün olan kimilerini helak etmişti?
Günahkarlara günahları sorulmaz.
79Bir gün, bütün zinetiyle kavminin karşısına çıktı.
Dünya hayatını arzulayanlar dedi ki: "Keşke Karun'a verilenin benzeri bize de verilseydi.
Gerçekten o, büyük bir nasip sahibidir!
"
80Kendilerine ilim verilenler ise dedi ki: "Vay halinize!
İman edip salih amel işleyenler için Allah'ın sevabı daha hayırlıdır.
Buna ise ancak sabredenler kavuşur.
"
81Sonunda onu da, evini de yere batırdık.
Allah'a karşı ona yardım edecek kimse yoktu, kendi kendine de yardım edemedi.
82Dün onun yerinde olmayı arzu edenler, "Vay!
Demek ki Allah, kullarından dilediğine rızkı bol verir, dilediğine daraltır.
Eğer Allah'ın bize lütfu olmasaydı, bizi de yere batırırdı!
Vay!
Gerçekten de kâfirler asla iflah olmazlar" demeye başladılar.
إِنَّ قَٰرُونَ كَانَ مِن قَوۡمِ مُوسَىٰ فَبَغَىٰ عَلَيۡهِمۡۖ وَءَاتَيۡنَٰهُ مِنَ ٱلۡكُنُوزِ مَآ إِنَّ مَفَاتِحَهُۥ لَتَنُوٓأُ بِٱلۡعُصۡبَةِ أُوْلِي ٱلۡقُوَّةِ إِذۡ قَالَ لَهُۥ قَوۡمُهُۥ لَا تَفۡرَحۡۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلۡفَرِحِينَ76
وَٱبۡتَغِ فِيمَآ ءَاتَىٰكَ ٱللَّهُ ٱلدَّارَ ٱلۡأٓخِرَةَۖ وَلَا تَنسَ نَصِيبَكَ مِنَ ٱلدُّنۡيَاۖ وَأَحۡسِن كَمَآ أَحۡسَنَ ٱللَّهُ إِلَيۡكَۖ وَلَا تَبۡغِ ٱلۡفَسَادَ فِي ٱلۡأَرۡضِۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُفۡسِدِينَ77
قَالَ إِنَّمَآ أُوتِيتُهُۥ عَلَىٰ عِلۡمٍ عِندِيٓۚ أَوَ لَمۡ يَعۡلَمۡ أَنَّ ٱللَّهَ قَدۡ أَهۡلَكَ مِن قَبۡلِهِۦ مِنَ ٱلۡقُرُونِ مَنۡ هُوَ أَشَدُّ مِنۡهُ قُوَّةٗ وَأَكۡثَرُ جَمۡعٗاۚ وَلَا يُسَۡٔلُ عَن ذُنُوبِهِمُ ٱلۡمُجۡرِمُونَ78
فَخَرَجَ عَلَىٰ قَوۡمِهِۦ فِي زِينَتِهِۦۖ قَالَ ٱلَّذِينَ يُرِيدُونَ ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا يَٰلَيۡتَ لَنَا مِثۡلَ مَآ أُوتِيَ قَٰرُونُ إِنَّهُۥ لَذُو حَظٍّ عَظِيمٖ79
وَقَالَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡعِلۡمَ وَيۡلَكُمۡ ثَوَابُ ٱللَّهِ خَيۡرٞ لِّمَنۡ ءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحٗاۚ وَلَا يُلَقَّىٰهَآ إِلَّا ٱلصَّٰبِرُونَ80
فَخَسَفۡنَا بِهِۦ وَبِدَارِهِ ٱلۡأَرۡضَ فَمَا كَانَ لَهُۥ مِن فِئَةٖ يَنصُرُونَهُۥ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَمَا كَانَ مِنَ ٱلۡمُنتَصِرِينَ81
وَأَصۡبَحَ ٱلَّذِينَ تَمَنَّوۡاْ مَكَانَهُۥ بِٱلۡأَمۡسِ يَقُولُونَ وَيۡكَأَنَّ ٱللَّهَ يَبۡسُطُ ٱلرِّزۡقَ لِمَن يَشَآءُ مِنۡ عِبَادِهِۦ وَيَقۡدِرُۖ لَوۡلَآ أَن مَّنَّ ٱللَّهُ عَلَيۡنَا لَخَسَفَ بِنَاۖ وَيۡكَأَنَّهُۥ لَا يُفۡلِحُ ٱلۡكَٰفِرُونَ82
Hesap Günü
83O 'ebedi' Ahiret Yurdu'nu, yeryüzünde büyüklük taslamayanlara ve fesat çıkarmayanlara ayırırız.
Akıbet müminlerindir.
84Kim bir iyilikle gelirse, ona daha hayırlısı vardır.
Kim de bir kötülükle gelirse, kötülük işleyenler ancak yaptıklarıyla cezalandırılırlar.
تِلۡكَ ٱلدَّارُ ٱلۡأٓخِرَةُ نَجۡعَلُهَا لِلَّذِينَ لَا يُرِيدُونَ عُلُوّٗا فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَا فَسَادٗاۚ وَٱلۡعَٰقِبَةُ لِلۡمُتَّقِينَ83
مَن جَآءَ بِٱلۡحَسَنَةِ فَلَهُۥ خَيۡرٞ مِّنۡهَاۖ وَمَن جَآءَ بِٱلسَّيِّئَةِ فَلَا يُجۡزَى ٱلَّذِينَ عَمِلُواْ ٱلسَّئَِّاتِ إِلَّا مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ84

BACKGROUND STORY
- •
85.
ayet, Peygamber'in Mekke'de 13 yıl süren eziyetin ardından Medine'ye giderken nazil oldu.
Müşrikler onu öldürmeye teşebbüs ettikten sonra şehri gizlice terk ettiğinde, yanında sadece bir kişi, Ebû Bekir vardı.
Fakat Peygamber 8 yıl sonra Mekke'ye döndüğünde, 10.
000'den fazla askeri vardı.
Peygamber, daha önce kendisine ve birçok sahabesine eziyet etmiş olan düşmanlarını kolayca ezebilirdi.
Ancak onları affetmeye ve şehirle yeni bir sayfa açmaya karar verdi.
Mekkelilerin çoğunun İslam'ı kabul etmesinin başlıca nedenlerinden biri budur.
{İmam İbn Kesir & İmam Kurtubî}


WORDS OF WISDOM
- •
Birisi şöyle sorabilir: "Eğer 88.
ayet Allah'ın Vechini (Yüzünü) zikrediyorsa, neden onu Allah'ın Kendisi olarak tercüme ettiniz?
" Bu iyi bir soru.
Şu noktaları akılda tutalım: Allah'ın bizimkine benzemeyen bir Vech'i (Yüzü), Elleri ve Gözleri olduğunu defalarca belirttik.
Bu nitelikler bizim idrakimizin ötesindedir.
Arap dilinde bazen bir yönü veya niteliği bütünü kastetmek için kullanırız.
Örneğin, Kur'an namazı rüku veya secde olarak anar ki bunlar namazın sadece birer parçasıdır.
Peygamberimiz (s.
a.
v.
) haccın 'Arafat olduğunu söyler, oysa 'Arafat haccın sadece bir parçasıdır.
Kur'an bir kölenin 'boynunu' azat etmekten bahsettiğinde, bu onun vücudunun geri kalanının geride kaldığı anlamına gelmez.
İngilizcede bile, birinin elini evlilik için istediğinizde, sadece eliyle evlenmezsiniz.
55:26-27 ayetlerinde olduğu gibi, 88.
ayet de Allah'tan başka her şeyin yok olacağı anlamına gelir (örneğin sadece O'nun Vech'i veya Elleri değil).
Bu, İbn Kesir, El-Kurtubi, Es-Sa'di, İbn Aşur ve diğer birçok tefsir âliminin anlayışına dayanmaktadır.
Aynı şekilde, bir ayet bir iyiliğin "Allah'ın Vechini (Yüzünü) arayarak" yapıldığını söylüyorsa, bu ifade Arapçada "Allah için samimiyetle, sadece O'nu hoşnut etmek amacıyla
yapılmıştır" şeklinde anlaşılır.
Dipnotlar genellikle Allah'ın bir Vech'i (Yüzü) olduğu gerçeğini vurgulamak için harfi tercümeyi içerir.
Peygambere Nasihat
85Şüphesiz ki sana Kur'an'ı farz kılan, seni mutlaka dönülecek yere (Mekke'ye) döndürecektir.
De ki: "Rabbim, kimin hidayetle geldiğini ve kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu en iyi bilir.
"
86Sen bu Kitab'ın sana indirileceğini ummuyordun; ancak o, Rabbinden bir rahmet olarak geldi.
O halde sakın inkârcılara arka çıkma.
87Sana indirildikten sonra sakın seni Allah'ın ayetlerinden alıkoymasınlar.
Rabbine davet et ve sakın müşriklerden olma.
88Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarma.
O'ndan başka ilah yoktur.
O'nun zatından başka her şey helak olacaktır.
Hüküm yalnızca O'nundur.
Ve O'na döndürüleceksiniz.
إِنَّ ٱلَّذِي فَرَضَ عَلَيۡكَ ٱلۡقُرۡءَانَ لَرَآدُّكَ إِلَىٰ مَعَادٖۚ قُل رَّبِّيٓ أَعۡلَمُ مَن جَآءَ بِٱلۡهُدَىٰ وَمَنۡ هُوَ فِي ضَلَٰلٖ مُّبِين85
وَمَا كُنتَ تَرۡجُوٓاْ أَن يُلۡقَىٰٓ إِلَيۡكَ ٱلۡكِتَٰبُ إِلَّا رَحۡمَةٗ مِّن رَّبِّكَۖ فَلَا تَكُونَنَّ ظَهِيرٗا لِّلۡكَٰفِرِينَ86
وَلَا يَصُدُّنَّكَ عَنۡ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ بَعۡدَ إِذۡ أُنزِلَتۡ إِلَيۡكَۖ وَٱدۡعُ إِلَىٰ رَبِّكَۖ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ87
وَلَا تَدۡعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَۘ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۚ كُلُّ شَيۡءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجۡهَهُۥۚ لَهُ ٱلۡحُكۡمُ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ88
How to study Surah Al-Qaṣaṣ with children
Use this children's lesson as a guided path: read the short explanation, look at the Arabic verse, listen to related recitation, and return to the full surah when your child is ready for more detail.
Parents can review one section at a time, ask the child to repeat the main idea, and then continue with the next part or a nearby surah. This keeps the lesson connected with Quran reading, audio, and daily practice.