This translation is done through Artificial Intelligence (AI) modern technology. Moreover, it is based on Dr. Mustafa Khattab's "The Clear Quran".

Surah 25 - الفُرْقَان

Al-Furqân (Surah 25)

الفُرْقَان (Furkan)

Makki SurahMakki Surah

Introduction

Bu Mekkî sûre, adını Kur'an'ın uydurulduğu ve önceki kutsal kitaplardan intihal edildiği yönündeki müşrik iddialarını reddeden 1-6. ayetlerden almıştır. Diğer ayetler ise şirk koşmayı, dirilişi inkâr etmeyi ve Peygamber'le (ﷺ) alay etmeyi kınar. Yaratılışın ve yağmurun harikalarında tecelli eden Allah'ın kudreti, bu sûrede ve bir önceki sûrede vurgulanır. Allah'ın salih kullarının nitelikleri 63-76. ayetlerde güzel bir şekilde ortaya konulur. Bismillahirrahmanirrahim.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

In the Name of Allah—the Most Compassionate, Most Merciful.

Allah Teâlâ'nın Mülkü

1. Yücedir O ki, Furkan'ı kuluna indirdi; ta ki o, âlemlere bir uyarıcı olsun. 2. O ki, göklerin ve yerin mülkü kendisinindir, çocuk edinmemiştir, mülkünde ortağı yoktur. Her şeyi yaratmış ve onu bir ölçüye göre takdir etmiştir.

تَبَارَكَ ٱلَّذِى نَزَّلَ ٱلْفُرْقَانَ عَلَىٰ عَبْدِهِۦ لِيَكُونَ لِلْعَـٰلَمِينَ نَذِيرًا
١
ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَلَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُن لَّهُۥ شَرِيكٌ فِى ٱلْمُلْكِ وَخَلَقَ كُلَّ شَىْءٍ فَقَدَّرَهُۥ تَقْدِيرًا
٢

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 1-2


Müşrikler

3. Ama O'ndan başka ilahlar edindiler ki, onlar hiçbir şey yaratamazlar, kendileri yaratılmışlardır. Kendilerine ne bir zarar ne de bir fayda verebilirler. Ne ölüme ne hayata ne de yeniden diriltmeye güç yetirebilirler.

وَٱتَّخَذُوا مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةً لَّا يَخْلُقُونَ شَيْـًٔا وَهُمْ يُخْلَقُونَ وَلَا يَمْلِكُونَ لِأَنفُسِهِمْ ضَرًّا وَلَا نَفْعًا وَلَا يَمْلِكُونَ مَوْتًا وَلَا حَيَوٰةً وَلَا نُشُورًا
٣

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 3-3


Kur'an'ı İnkar Etmek

4. Kâfirler derler ki: "Bu (Kur'an), onun başkalarının yardımıyla uydurduğu bir düzmeceden başka bir şey değildir." Onların bu iddiası gerçekten zulüm ve yalandır. 5. Ve derler ki: "(Bu vahiyler sadece) öncekilerin masallarıdır; onu yazdırmıştır ve bunlar kendisine sabah akşam okunmaktadır." 6. De ki: "Bu (Kur'an), göklerin ve yerin sırrını bilen tarafından indirilmiştir. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."

وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا إِنْ هَـٰذَآ إِلَّآ إِفْكٌ ٱفْتَرَىٰهُ وَأَعَانَهُۥ عَلَيْهِ قَوْمٌ ءَاخَرُونَ ۖ فَقَدْ جَآءُو ظُلْمًا وَزُورًا
٤
وَقَالُوٓا أَسَـٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ ٱكْتَتَبَهَا فَهِىَ تُمْلَىٰ عَلَيْهِ بُكْرَةً وَأَصِيلًا
٥
قُلْ أَنزَلَهُ ٱلَّذِى يَعْلَمُ ٱلسِّرَّ فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا
٦

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 4-6


Peygamberi İnkar Etmek

7. Ve dediler ki: "Bu nasıl bir elçi ki yemek yer ve çarşılarda dolaşır? Keşke onunla birlikte bir melek indirilseydi de onunla beraber bir uyarıcı olsaydı!" 8. Ya da ona bir hazine indirilseydi, ya da kendisinden yiyeceği bir bahçesi olsaydı!" Ve zalimler dediler ki: "Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz." 9. Bak (Ey Peygamber) sana nasıl adlar takıyorlar! Böylece öyle bir sapıklığa düştüler ki artık (doğru) yolu bulamazlar. 10. Mübarektir O ki, dilerse size bundan çok daha hayırlısını, altından ırmaklar akan cennetler ve saraylar da verebilir.

وَقَالُوا مَالِ هَـٰذَا ٱلرَّسُولِ يَأْكُلُ ٱلطَّعَامَ وَيَمْشِى فِى ٱلْأَسْوَاقِ ۙ لَوْلَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مَلَكٌ فَيَكُونَ مَعَهُۥ نَذِيرًا
٧
أَوْ يُلْقَىٰٓ إِلَيْهِ كَنزٌ أَوْ تَكُونُ لَهُۥ جَنَّةٌ يَأْكُلُ مِنْهَا ۚ وَقَالَ ٱلظَّـٰلِمُونَ إِن تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلًا مَّسْحُورًا
٨
ٱنظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا لَكَ ٱلْأَمْثَـٰلَ فَضَلُّوا فَلَا يَسْتَطِيعُونَ سَبِيلًا
٩
تَبَارَكَ ٱلَّذِىٓ إِن شَآءَ جَعَلَ لَكَ خَيْرًا مِّن ذَٰلِكَ جَنَّـٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ وَيَجْعَل لَّكَ قُصُورًۢا
١٠

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 7-10


İnkar Edenlere Azap

11. Daha doğrusu onlar Kıyamet'i yalanlıyorlar. Kıyamet'i yalanlayanlar için ise Biz alevli bir ateş hazırladık. 12. Onları uzaktan görünce, onun öfkeyle homurdandığını ve kükrediğini duyacaklar. 13. Dar bir yere atılıp, zincirlenmiş olarak tıkıldıklarında, orada yok olmayı çağırırlar. 14. Bir kere yok olmayı çağırmayın, defalarca çağırın!

بَلْ كَذَّبُوا بِٱلسَّاعَةِ ۖ وَأَعْتَدْنَا لِمَن كَذَّبَ بِٱلسَّاعَةِ سَعِيرًا
١١
إِذَا رَأَتْهُم مِّن مَّكَانٍۭ بَعِيدٍ سَمِعُوا لَهَا تَغَيُّظًا وَزَفِيرًا
١٢
وَإِذَآ أُلْقُوا مِنْهَا مَكَانًا ضَيِّقًا مُّقَرَّنِينَ دَعَوْا هُنَالِكَ ثُبُورًا
١٣
لَّا تَدْعُوا ٱلْيَوْمَ ثُبُورًا وَٰحِدًا وَٱدْعُوا ثُبُورًا كَثِيرًا
١٤

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 11-14


Salihlerin Mükafatı

15. De ki: Bu mu daha hayırlı, yoksa muttakilere vaat edilen Adn cenneti mi; bir mükafat ve bir dönüş yeri olarak? 16. Orada sonsuza dek diledikleri her şey onlarındır. Bu, Rabbinin üzerine aldığı kesin bir vaattir.

قُلْ أَذَٰلِكَ خَيْرٌ أَمْ جَنَّةُ ٱلْخُلْدِ ٱلَّتِى وُعِدَ ٱلْمُتَّقُونَ ۚ كَانَتْ لَهُمْ جَزَآءً وَمَصِيرًا
١٥
لَّهُمْ فِيهَا مَا يَشَآءُونَ خَـٰلِدِينَ ۚ كَانَ عَلَىٰ رَبِّكَ وَعْدًا مَّسْـُٔولًا
١٦

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 15-16


Beraat

17. O gün, onları Allah'tan başka taptıkları şeylerle birlikte toplayacak ve (taptıklarına) şöyle diyecek: "Benim şu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa onlar mı (kendi başlarına) yoldan saptılar?" 18. Onlar şöyle diyecekler: "Seni tenzih ederiz! Senin dışında başka ilahlar edinmek bize yakışmazdı. Fakat sen onlara ve atalarına öyle bir geçimlik verdin ki, (seni) anmayı unuttular ve helak olmayı hak eden bir kavim oldular." 19. (Onlara şöyle denir:) "Tanrılarınız iddialarınızı açıkça yalanlamışlardır. Artık ne (cezayı) savabilirsiniz ne de bir yardım alabilirsiniz." Ve içinizden kim zulmederse, ona korkunç bir azap tattırırız.

وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ فَيَقُولُ ءَأَنتُمْ أَضْلَلْتُمْ عِبَادِى هَـٰٓؤُلَآءِ أَمْ هُمْ ضَلُّوا ٱلسَّبِيلَ
١٧
قَالُوا سُبْحَـٰنَكَ مَا كَانَ يَنۢبَغِى لَنَآ أَن نَّتَّخِذَ مِن دُونِكَ مِنْ أَوْلِيَآءَ وَلَـٰكِن مَّتَّعْتَهُمْ وَءَابَآءَهُمْ حَتَّىٰ نَسُوا ٱلذِّكْرَ وَكَانُوا قَوْمًۢا بُورًا
١٨
فَقَدْ كَذَّبُوكُم بِمَا تَقُولُونَ فَمَا تَسْتَطِيعُونَ صَرْفًا وَلَا نَصْرًا ۚ وَمَن يَظْلِم مِّنكُمْ نُذِقْهُ عَذَابًا كَبِيرًا
١٩

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 17-19


Resuller Beşerdir

20. Senden önce gönderdiğimiz hiçbir elçi yoktur ki yemek yemesin ve çarşılarda dolaşmasın. Sizin bir kısmınızı diğerleri için bir imtihan kıldık. Sabredecek misiniz? Rabbin ise her şeyi görendir.

وَمَآ أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ إِلَّآ إِنَّهُمْ لَيَأْكُلُونَ ٱلطَّعَامَ وَيَمْشُونَ فِى ٱلْأَسْوَاقِ ۗ وَجَعَلْنَا بَعْضَكُمْ لِبَعْضٍ فِتْنَةً أَتَصْبِرُونَ ۗ وَكَانَ رَبُّكَ بَصِيرًا
٢٠

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 20-20


Meleklerle Buluşmaya Can Atmak

21. Bize kavuşmayı ummayanlar derler ki: "Keşke bize melekler indirilseydi veya Rabbimizi görseydik!" Andolsun ki onlar kendi içlerinde büyüklük taslamışlar ve hadlerini aşmışlardır. 22. Melekleri görecekleri gün, suçlular için hiçbir müjde yoktur. Onlar: "Uzak durun! Uzak durun!" diyeceklerdir. 23. Sonra onların yaptıkları her bir amele yönelecek ve onu saçılmış zerreler haline getireceğiz. 24. O gün cennet ehli, en güzel yerleşim yerine ve en güzel dinlenme yerine sahip olacaklardır.

۞ وَقَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْنَا ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ أَوْ نَرَىٰ رَبَّنَا ۗ لَقَدِ ٱسْتَكْبَرُوا فِىٓ أَنفُسِهِمْ وَعَتَوْ عُتُوًّا كَبِيرًا
٢١
يَوْمَ يَرَوْنَ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ لَا بُشْرَىٰ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُجْرِمِينَ وَيَقُولُونَ حِجْرًا مَّحْجُورًا
٢٢
وَقَدِمْنَآ إِلَىٰ مَا عَمِلُوا مِنْ عَمَلٍ فَجَعَلْنَـٰهُ هَبَآءً مَّنثُورًا
٢٣
أَصْحَـٰبُ ٱلْجَنَّةِ يَوْمَئِذٍ خَيْرٌ مُّسْتَقَرًّا وَأَحْسَنُ مَقِيلًا
٢٤

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 21-24


Kıyamet Günü

25. O gün ki, gökler bulutlarla yarılacak ve melekler saf saf indirilecek. 26. O gün gerçek egemenlik Rahman'ındır. Kâfirler için ise zorlu bir gün olacaktır.

وَيَوْمَ تَشَقَّقُ ٱلسَّمَآءُ بِٱلْغَمَـٰمِ وَنُزِّلَ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ تَنزِيلًا
٢٥
ٱلْمُلْكُ يَوْمَئِذٍ ٱلْحَقُّ لِلرَّحْمَـٰنِ ۚ وَكَانَ يَوْمًا عَلَى ٱلْكَـٰفِرِينَ عَسِيرًا
٢٦

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 25-26


Faydasız Pişmanlık

27. O gün ki, zalim ellerini ısıracak ve şöyle diyecek: "Keşke Peygamberle birlikte bir yol tutsaydım!" 28. Vay halime! Keşke falancayı kendime dost edinmeseydim. 29. Beni, bana ulaştıktan sonra Zikir'den saptıran gerçekten oydu.” Şeytan insanlığı daima yüzüstü bırakmıştır.

وَيَوْمَ يَعَضُّ ٱلظَّالِمُ عَلَىٰ يَدَيْهِ يَقُولُ يَـٰلَيْتَنِى ٱتَّخَذْتُ مَعَ ٱلرَّسُولِ سَبِيلًا
٢٧
يَـٰوَيْلَتَىٰ لَيْتَنِى لَمْ أَتَّخِذْ فُلَانًا خَلِيلًا
٢٨
لَّقَدْ أَضَلَّنِى عَنِ ٱلذِّكْرِ بَعْدَ إِذْ جَآءَنِى ۗ وَكَانَ ٱلشَّيْطَـٰنُ لِلْإِنسَـٰنِ خَذُولًا
٢٩

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 27-29


Putperestlerin Kur'an'ı İhmali

30. Resul dedi ki: “Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'ı gerçekten terk edilmiş bir şey olarak gördüler.” 31. İşte böylece her peygamber için mücrimlerden düşmanlar kıldık. Rabbin, yol gösterici ve yardımcı olarak yeter. 32. İnkar edenler derler ki: "Keşke Kur'an ona bir defada indirilseydi!" Biz onu böylece (parça parça indirdik) ki onunla senin kalbini pekiştirelim. Ve onu ağır ağır (tedricen) indirdik. 33. Onlar sana bir delil getirdiklerinde, Biz sana hakkı ve en güzel açıklamayı getiririz. 34. Yüzleri üstü cehenneme sürüklenecek olanlar, en kötü yerde olacaklar ve yoldan en uzak olanlardır.

وَقَالَ ٱلرَّسُولُ يَـٰرَبِّ إِنَّ قَوْمِى ٱتَّخَذُوا هَـٰذَا ٱلْقُرْءَانَ مَهْجُورًا
٣٠
وَكَذَٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِىٍّ عَدُوًّا مِّنَ ٱلْمُجْرِمِينَ ۗ وَكَفَىٰ بِرَبِّكَ هَادِيًا وَنَصِيرًا
٣١
وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ ٱلْقُرْءَانُ جُمْلَةً وَٰحِدَةً ۚ كَذَٰلِكَ لِنُثَبِّتَ بِهِۦ فُؤَادَكَ ۖ وَرَتَّلْنَـٰهُ تَرْتِيلًا
٣٢
وَلَا يَأْتُونَكَ بِمَثَلٍ إِلَّا جِئْنَـٰكَ بِٱلْحَقِّ وَأَحْسَنَ تَفْسِيرًا
٣٣
ٱلَّذِينَ يُحْشَرُونَ عَلَىٰ وُجُوهِهِمْ إِلَىٰ جَهَنَّمَ أُولَـٰٓئِكَ شَرٌّ مَّكَانًا وَأَضَلُّ سَبِيلًا
٣٤

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 30-34


Firavun Kavminin Helakı

35. Andolsun ki Musa'ya Kitab'ı verdik ve kardeşi Harun'u ona yardımcı kıldık. 36. Onlara, "Ayetlerimizi yalanlayacak olan kavme gidin!" diye emretmiştik. Sonra da o yalanlayanları kökten helak ettik.

وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَـٰبَ وَجَعَلْنَا مَعَهُۥٓ أَخَاهُ هَـٰرُونَ وَزِيرًا
٣٥
فَقُلْنَا ٱذْهَبَآ إِلَى ٱلْقَوْمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا بِـَٔايَـٰتِنَا فَدَمَّرْنَـٰهُمْ تَدْمِيرًا
٣٦

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 35-36


Nuh Kavminin Helakı

37. Nuh kavmi de resulleri yalanladığında, onları boğduk ve insanlara bir ibret kıldık. Zalimler için de elem verici bir azap hazırlamışızdır.

وَقَوْمَ نُوحٍ لَّمَّا كَذَّبُوا ٱلرُّسُلَ أَغْرَقْنَـٰهُمْ وَجَعَلْنَـٰهُمْ لِلنَّاسِ ءَايَةً ۖ وَأَعْتَدْنَا لِلظَّـٰلِمِينَ عَذَابًا أَلِيمًا
٣٧

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 37-37


Diğer Kavimlerin Helakı

38. Ve Ad'ı, Semud'u ve Ress halkını da (helak ettik); bunların arasında nice kavimleri de. 39. Her birine nice ibretler verdik ve sonunda hepsini helak ettik.

وَعَادًا وَثَمُودَا وَأَصْحَـٰبَ ٱلرَّسِّ وَقُرُونًۢا بَيْنَ ذَٰلِكَ كَثِيرًا
٣٨
وَكُلًّا ضَرَبْنَا لَهُ ٱلْأَمْثَـٰلَ ۖ وَكُلًّا تَبَّرْنَا تَتْبِيرًا
٣٩

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 38-39


Mekkeli Müşriklere Uyarı

40. Onlar, üzerine dehşetli bir taş yağmuru yağdırılmış olan o şehre elbette uğramışlardır. Onun harabelerini görmediler mi? Ama onlar dirilmeyi ummuyorlar. 41. Seni gördüklerinde, seninle sadece alay ederler (ve derler ki): "Allah'ın elçi olarak gönderdiği bu mu?" 42. "Eğer onlara bu kadar bağlı olmasaydık, bizi tanrılarımızdan neredeyse saptıracaktı." Yakında, azabı gördüklerinde, kimin (doğru) yoldan çok sapmış olduğunu bilecekler. 43. Kendi hevasını ilah edineni gördün mü (Ey Peygamber)? Sen mi onların üzerine vekil olacaksın? 44. Yoksa sen onların çoğunun işittiğini veya aklettiğini mi sanıyorsun? Onlar ancak hayvanlar gibidirler; hayır, hatta onlardan da sapıktırlar, yoldan daha da sapmışlardır.

وَلَقَدْ أَتَوْا عَلَى ٱلْقَرْيَةِ ٱلَّتِىٓ أُمْطِرَتْ مَطَرَ ٱلسَّوْءِ ۚ أَفَلَمْ يَكُونُوا يَرَوْنَهَا ۚ بَلْ كَانُوا لَا يَرْجُونَ نُشُورًا
٤٠
وَإِذَا رَأَوْكَ إِن يَتَّخِذُونَكَ إِلَّا هُزُوًا أَهَـٰذَا ٱلَّذِى بَعَثَ ٱللَّهُ رَسُولًا
٤١
إِن كَادَ لَيُضِلُّنَا عَنْ ءَالِهَتِنَا لَوْلَآ أَن صَبَرْنَا عَلَيْهَا ۚ وَسَوْفَ يَعْلَمُونَ حِينَ يَرَوْنَ ٱلْعَذَابَ مَنْ أَضَلُّ سَبِيلًا
٤٢
أَرَءَيْتَ مَنِ ٱتَّخَذَ إِلَـٰهَهُۥ هَوَىٰهُ أَفَأَنتَ تَكُونُ عَلَيْهِ وَكِيلًا
٤٣
أَمْ تَحْسَبُ أَنَّ أَكْثَرَهُمْ يَسْمَعُونَ أَوْ يَعْقِلُونَ ۚ إِنْ هُمْ إِلَّا كَٱلْأَنْعَـٰمِ ۖ بَلْ هُمْ أَضَلُّ سَبِيلًا
٤٤

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 40-44


Allah'ın Kudreti: 1) Güneş ve Gölge

45. Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Dileseydi onu sabit kılardı. Sonra güneşi ona rehber kılıp, 46. onu yavaş yavaş kendimize çekişimizi?

أَلَمْ تَرَ إِلَىٰ رَبِّكَ كَيْفَ مَدَّ ٱلظِّلَّ وَلَوْ شَآءَ لَجَعَلَهُۥ سَاكِنًا ثُمَّ جَعَلْنَا ٱلشَّمْسَ عَلَيْهِ دَلِيلًا
٤٥
ثُمَّ قَبَضْنَـٰهُ إِلَيْنَا قَبْضًا يَسِيرًا
٤٦

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 45-46


2) Gündüz ve Gece

47. O'dur ki, geceyi sizin için bir örtü, uykuyu bir dinlenme ve gündüzü de yayılma zamanı kıldı.

وَهُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ لِبَاسًا وَٱلنَّوْمَ سُبَاتًا وَجَعَلَ ٱلنَّهَارَ نُشُورًا
٤٧

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 47-47


3) Yağmur

48. Ve O'dur ki, rüzgarları rahmetinin önünden müjdeci olarak gönderir; ve biz gökten tertemiz bir su indiririz, 49. ölü bir toprağa onunla hayat vermek ve yarattığımız sayısız hayvanlara ve insanlara su sağlamak için. 50. Biz onu aralarında çeşitlendirdik ki öğüt alsınlar, fakat insanların çoğu nankörlükte ısrar eder.

وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَرْسَلَ ٱلرِّيَـٰحَ بُشْرًۢا بَيْنَ يَدَىْ رَحْمَتِهِۦ ۚ وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً طَهُورًا
٤٨
لِّنُحْـِۧىَ بِهِۦ بَلْدَةً مَّيْتًا وَنُسْقِيَهُۥ مِمَّا خَلَقْنَآ أَنْعَـٰمًا وَأَنَاسِىَّ كَثِيرًا
٤٩
وَلَقَدْ صَرَّفْنَـٰهُ بَيْنَهُمْ لِيَذَّكَّرُوا فَأَبَىٰٓ أَكْثَرُ ٱلنَّاسِ إِلَّا كُفُورًا
٥٠

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 48-50


Tek Evrensel Elçi

51. Dileseydik, elbette her topluma bir uyarıcı gönderirdik. 52. Öyleyse inkarcılara boyun eğme, fakat onlara karşı onunla (Kur'an ile) büyük bir cihatla mücadele et.

وَلَوْ شِئْنَا لَبَعَثْنَا فِى كُلِّ قَرْيَةٍ نَّذِيرًا
٥١
فَلَا تُطِعِ ٱلْكَـٰفِرِينَ وَجَـٰهِدْهُم بِهِۦ جِهَادًا كَبِيرًا
٥٢

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 51-52


4) Tatlı ve Tuzlu Su

53. Ve O'dur iki denizi birbirine katan: biri tatlı ve içimi hoş, diğeri tuzlu ve acı. Ve ikisinin arasına bir engel koymuştur ki onu aşamazlar.

۞ وَهُوَ ٱلَّذِى مَرَجَ ٱلْبَحْرَيْنِ هَـٰذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ وَهَـٰذَا مِلْحٌ أُجَاجٌ وَجَعَلَ بَيْنَهُمَا بَرْزَخًا وَحِجْرًا مَّحْجُورًا
٥٣

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 53-53


5) İnsanların Yaratılışı

54. Ve O'dur insanı bir sudan yaratan, sonra ona soy ve evlilik bağları kuran. Şüphesiz Rabbin her şeye gücü yetendir.

وَهُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ مِنَ ٱلْمَآءِ بَشَرًا فَجَعَلَهُۥ نَسَبًا وَصِهْرًا ۗ وَكَانَ رَبُّكَ قَدِيرًا
٥٤

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 54-54


Aciz Tanrılar

55. Yine de onlar Allah'tan başka, kendilerine ne fayda ne de zarar veremeyen şeylere taparlar. Ve kafir, Rabbine karşı daima işbirliği yapar.

وَيَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُهُمْ وَلَا يَضُرُّهُمْ ۗ وَكَانَ ٱلْكَافِرُ عَلَىٰ رَبِّهِۦ ظَهِيرًا
٥٥

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 55-55


Peygambere Nasihat: Allah'a Tevekkül Et

56. Ve seni ancak bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. 57. De ki: "Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Ancak dileyen, Rabbine giden bir yol tutsun." 58. Ölmeyen, diri olana tevekkül et ve O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar olarak O yeter. 59. Gökleri ve yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yaratan, sonra Arş'a istiva eden O'dur. O, Rahmân'dır! Onu, her şeyden haberdar olana sor.

وَمَآ أَرْسَلْنَـٰكَ إِلَّا مُبَشِّرًا وَنَذِيرًا
٥٦
قُلْ مَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِلَّا مَن شَآءَ أَن يَتَّخِذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلًا
٥٧
وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱلْحَىِّ ٱلَّذِى لَا يَمُوتُ وَسَبِّحْ بِحَمْدِهِۦ ۚ وَكَفَىٰ بِهِۦ بِذُنُوبِ عِبَادِهِۦ خَبِيرًا
٥٨
ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ ۚ ٱلرَّحْمَـٰنُ فَسْـَٔلْ بِهِۦ خَبِيرًا
٥٩

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 56-59


Allah'ı İnkar Etmek

60. Onlara, "Rahmân'a secde edin" denildiği zaman, "Rahmân da neymiş? Bize emrettiğin şeye mi secde edeceğiz?" derler. Bu da onların sadece uzaklaşmalarını artırır.

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱسْجُدُوا لِلرَّحْمَـٰنِ قَالُوا وَمَا ٱلرَّحْمَـٰنُ أَنَسْجُدُ لِمَا تَأْمُرُنَا وَزَادَهُمْ نُفُورًا ۩
٦٠

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 60-60


Allah Teâlâ

61. Gökte burçlar, bir lamba ve nur saçan bir ay var eden O ne yücedir! 62. O, zikretmek veya şükretmek dileyen kimse için gece ile gündüzü birbiri ardınca getirendir.

تَبَارَكَ ٱلَّذِى جَعَلَ فِى ٱلسَّمَآءِ بُرُوجًا وَجَعَلَ فِيهَا سِرَٰجًا وَقَمَرًا مُّنِيرًا
٦١
وَهُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ خِلْفَةً لِّمَنْ أَرَادَ أَن يَذَّكَّرَ أَوْ أَرَادَ شُكُورًا
٦٢

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 61-62


Salihlerin Nitelikleri: 1) Tevazu

63. Rahman'ın kulları, yeryüzünde tevazu ile yürüyen ve cahiller kendilerine hitap ettiklerinde sadece 'selam' deyip geçenlerdir.

وَعِبَادُ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلَّذِينَ يَمْشُونَ عَلَى ٱلْأَرْضِ هَوْنًا وَإِذَا خَاطَبَهُمُ ٱلْجَـٰهِلُونَ قَالُوا سَلَـٰمًا
٦٣

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 63-63


2) Samimi Kulluk

64. Onlar ki, gecelerini Rablerine secde ederek ve kıyamda durarak geçirirler.

وَٱلَّذِينَ يَبِيتُونَ لِرَبِّهِمْ سُجَّدًا وَقِيَـٰمًا
٦٤

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 64-64


3) (Ümit ve) Korku

65. Onlar ki şöyle derler: "Rabbimiz! Cehennem azabını bizden uzak tut; çünkü onun azabı gerçekten ayrılmaz bir azaptır." 66. Şüphesiz o, ne kötü bir durak ve ne kötü bir ikametgâhtır.

وَٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا ٱصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَ ۖ إِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًا
٦٥
إِنَّهَا سَآءَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا
٦٦

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 65-66


4) Ölçülü Harcama

67. Onlar ki harcadıkları zaman ne israf ederler ne de cimrilik yaparlar; ikisi arasında orta bir yol tutarlar.

وَٱلَّذِينَ إِذَآ أَنفَقُوا لَمْ يُسْرِفُوا وَلَمْ يَقْتُرُوا وَكَانَ بَيْنَ ذَٰلِكَ قَوَامًا
٦٧

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 67-67


5) Büyük Günahlardan Sakınmak

68. Onlar, Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarmazlar, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa cezasını bulur. 69. Kıyamet Günü'nde azapları kat kat artırılır ve orada zillet içinde ebediyen kalırlar. 70. Ancak tevbe edip iman eden ve salih amel işleyenlere gelince, Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir. 71. Ve kim tövbe eder ve salih amel işlerse, şüphesiz Allah'a hakkıyla dönmüş olur.

وَٱلَّذِينَ لَا يَدْعُونَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَ وَلَا يَقْتُلُونَ ٱلنَّفْسَ ٱلَّتِى حَرَّمَ ٱللَّهُ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَلَا يَزْنُونَ ۚ وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ يَلْقَ أَثَامًا
٦٨
يُضَـٰعَفْ لَهُ ٱلْعَذَابُ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ وَيَخْلُدْ فِيهِۦ مُهَانًا
٦٩
إِلَّا مَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ عَمَلًا صَـٰلِحًا فَأُولَـٰٓئِكَ يُبَدِّلُ ٱللَّهُ سَيِّـَٔاتِهِمْ حَسَنَـٰتٍ ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
٧٠
وَمَن تَابَ وَعَمِلَ صَـٰلِحًا فَإِنَّهُۥ يَتُوبُ إِلَى ٱللَّهِ مَتَابًا
٧١

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 68-71


6) Yalandan Sakınmak

72. Onlar ki, yalan şahitlik etmezler ve batıla rastladıklarında vakarla geçip giderler.

وَٱلَّذِينَ لَا يَشْهَدُونَ ٱلزُّورَ وَإِذَا مَرُّوا بِٱللَّغْوِ مَرُّوا كِرَامًا
٧٢

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 72-72


7) Tam Teslimiyet

73. Onlar ki, Rablerinin ayetleri kendilerine hatırlatıldığında, onlara karşı körler ve sağırlar gibi davranmazlar.

وَٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِّرُوا بِـَٔايَـٰتِ رَبِّهِمْ لَمْ يَخِرُّوا عَلَيْهَا صُمًّا وَعُمْيَانًا
٧٣

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 73-73


8) Salih Arkadaşlık

74. Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve zürriyetimizden göz aydınlığı olacak (kimseler) lütfet ve bizi takva sahiplerine önder kıl.

وَٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَٰجِنَا وَذُرِّيَّـٰتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَٱجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا
٧٤

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 74-74


Salihlerin Mükafatı

75. İşte onlar, sabretmelerine karşılık (Cennetteki) yüksek köşklerle mükafatlandırılacaklar ve orada selam ve esenlikle karşılanacaklar, 76. orada ebedi kalıcıdırlar. Ne güzel bir durak ve ikametgah!

أُولَـٰٓئِكَ يُجْزَوْنَ ٱلْغُرْفَةَ بِمَا صَبَرُوا وَيُلَقَّوْنَ فِيهَا تَحِيَّةً وَسَلَـٰمًا
٧٥
خَـٰلِدِينَ فِيهَا ۚ حَسُنَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا
٧٦

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 75-76


İnsanlığa Çağrı

77. De ki: "İmanınız olmasaydı Rabbin katında ne kıymetiniz olurdu? Fakat şimdi siz yalanladınız, o halde azap size yapışacaktır."

قُلْ مَا يَعْبَؤُا بِكُمْ رَبِّى لَوْلَا دُعَآؤُكُمْ ۖ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَامًۢا
٧٧

Surah 25 - الفُرْقَان (The Standard) - Verses 77-77


Al-Furqân () - Chapter 25 - AI-Powered Clear Quran by Dr. Mustafa Khattab with Word-by-Word Translation & Recitation