This translation is done through Artificial Intelligence (AI) modern technology. Moreover, it is based on Dr. Mustafa Khattab's "The Clear Quran".

Surah 4 - النِّسَاء

An-Nisâ' (Surah 4)

النِّسَاء (Kadınlar)

Madni SurahMadni Surah

Introduction

Bu sûre, kadın hakları (dolayısıyla sûrenin adı), miras hukuku, yetimlerin gözetilmesi, evlenilmesi helal ve haram olan kadınlar ve adaletin tesisi (bkz. 105-112. ayetlerde bir Yahudi'ye karşı adaletin dikkat çekici örneği) üzerinde durur. Sûre ilerledikçe, odak noktası Allah yolunda mücadelenin adabına ve Müslümanlar ile Ehl-i Kitap arasındaki ilişkiye kayar; İsa'nın (ﷺ) çarmıha gerilmesi ve ilahlığı iddialarına bir reddiye ile sonuçlanır. Önceki ve sonraki sûreler gibi, bu sûre de münafıklık meselesini ele alır —ki bu, birçok diğer Medine sûresinde ortak bir temadır. Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

In the Name of Allah—the Most Compassionate, Most Merciful.

Allah'a Bağlılık ve Akrabalık Bağları

1. Ey insanlar! Sizi tek bir nefisten yaratan, ondan eşini yaratan ve ikisinden birçok erkek ve kadın türetip yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Adını anarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'a karşı gelmekten sakının ve akrabalık bağlarını da gözetin. Şüphesiz Allah, sizin üzerinizde daima gözetleyicidir.

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُوا رَبَّكُمُ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍ وَٰحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَثِيرًا وَنِسَآءً ۚ وَٱتَّقُوا ٱللَّهَ ٱلَّذِى تَسَآءَلُونَ بِهِۦ وَٱلْأَرْحَامَ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيبًا
١

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 1-1


Yetimlere Mallarının İadesi

2. Yetimlere mallarını verin. Kötü olanı iyi olanla değiştirmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Şüphesiz bu, büyük bir günahtır.

وَءَاتُوا ٱلْيَتَـٰمَىٰٓ أَمْوَٰلَهُمْ ۖ وَلَا تَتَبَدَّلُوا ٱلْخَبِيثَ بِٱلطَّيِّبِ ۖ وَلَا تَأْكُلُوٓا أَمْوَٰلَهُمْ إِلَىٰٓ أَمْوَٰلِكُمْ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ حُوبًا كَبِيرًا
٢

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 2-2


Mehirler

3. Eğer yetim kadınlar hakkında adaleti yerine getirememekten korkarsanız, o zaman hoşunuza giden kadınlardan ikişer, üçer, dörder evlenin. Fakat adaleti sağlayamayacağınızdan korkarsanız, o zaman bir tane ile veya sahip olduğunuz cariyelerle yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur. 4. Evlendiğiniz kadınlara mehirlerini seve seve verin. Eğer onlar gönül rızasıyla ondan bir şeyi size bağışlarlarsa, onu afiyetle yiyin.

وَإِنْ خِفْتُمْ أَلَّا تُقْسِطُوا فِى ٱلْيَتَـٰمَىٰ فَٱنكِحُوا مَا طَابَ لَكُم مِّنَ ٱلنِّسَآءِ مَثْنَىٰ وَثُلَـٰثَ وَرُبَـٰعَ ۖ فَإِنْ خِفْتُمْ أَلَّا تَعْدِلُوا فَوَٰحِدَةً أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَـٰنُكُمْ ۚ ذَٰلِكَ أَدْنَىٰٓ أَلَّا تَعُولُوا
٣
وَءَاتُوا ٱلنِّسَآءَ صَدُقَـٰتِهِنَّ نِحْلَةً ۚ فَإِن طِبْنَ لَكُمْ عَن شَىْءٍ مِّنْهُ نَفْسًا فَكُلُوهُ هَنِيٓـًٔا مَّرِيٓـًٔا
٤

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 3-4


Malları Sorumlulukla Yönetmek

5. Mallarınızı, Allah'ın sizin için bir geçim kaynağı yaptığı o malları, sefihlere vermeyin. Onlara o mallardan yedirin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.

وَلَا تُؤْتُوا ٱلسُّفَهَآءَ أَمْوَٰلَكُمُ ٱلَّتِى جَعَلَ ٱللَّهُ لَكُمْ قِيَـٰمًا وَٱرْزُقُوهُمْ فِيهَا وَٱكْسُوهُمْ وَقُولُوا لَهُمْ قَوْلًا مَّعْرُوفًا
٥

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 5-5


Yetim Malları

6. Yetimleri, evlenme çağına gelinceye kadar deneyin. Eğer onlarda rüşd (akıl ve olgunluk) görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler diye israf ederek ve aceleyle yemeyin. Veli zengin ise (yetim malından) hiçbir şey almasın. Fakir ise örfe uygun bir şekilde (ihtiyacı kadar) alsın. Mallarını kendilerine teslim ettiğiniz zaman onlara şahit tutun. Hesap görücü olarak Allah yeter.

وَٱبْتَلُوا ٱلْيَتَـٰمَىٰ حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغُوا ٱلنِّكَاحَ فَإِنْ ءَانَسْتُم مِّنْهُمْ رُشْدًا فَٱدْفَعُوٓا إِلَيْهِمْ أَمْوَٰلَهُمْ ۖ وَلَا تَأْكُلُوهَآ إِسْرَافًا وَبِدَارًا أَن يَكْبَرُوا ۚ وَمَن كَانَ غَنِيًّا فَلْيَسْتَعْفِفْ ۖ وَمَن كَانَ فَقِيرًا فَلْيَأْكُلْ بِٱلْمَعْرُوفِ ۚ فَإِذَا دَفَعْتُمْ إِلَيْهِمْ أَمْوَٰلَهُمْ فَأَشْهِدُوا عَلَيْهِمْ ۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ حَسِيبًا
٦

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 6-6


Miras Hukuku 1) Erkekler ve Kadınlar

7. Erkekler için, ana babalarının ve yakın akrabalarının bıraktıklarından bir pay vardır; kadınlar için de, ana babalarının ve yakın akrabalarının bıraktıklarından bir pay vardır; az olsun çok olsun. (Bunlar) farz kılınmış paylardır.

لِّلرِّجَالِ نَصِيبٌ مِّمَّا تَرَكَ ٱلْوَٰلِدَانِ وَٱلْأَقْرَبُونَ وَلِلنِّسَآءِ نَصِيبٌ مِّمَّا تَرَكَ ٱلْوَٰلِدَانِ وَٱلْأَقْرَبُونَ مِمَّا قَلَّ مِنْهُ أَوْ كَثُرَ ۚ نَصِيبًا مَّفْرُوضًا
٧

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 7-7


İyilikler

8. Miras taksimi sırasında akrabalar, yetimler veya yoksullar hazır bulunursa, onlara ondan bir şeyler verin ve onlara güzel söz söyleyin.

وَإِذَا حَضَرَ ٱلْقِسْمَةَ أُولُوا ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَـٰمَىٰ وَٱلْمَسَـٰكِينُ فَٱرْزُقُوهُم مِّنْهُ وَقُولُوا لَهُمْ قَوْلًا مَّعْرُوفًا
٨

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 8-8


Yetimlere Bakmak

9. Kendi zayıf çocuklarını geride bırakacak olsalardı nasıl endişelenirlerse, (yetimlerin velileri de onlar için) öyle endişelensinler. Öyleyse Allah'tan korksunlar ve doğru söz söylesinler. 10. Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına ancak ateş doldurmuş olurlar. Ve alevli bir ateşte yanacaklardır!

وَلْيَخْشَ ٱلَّذِينَ لَوْ تَرَكُوا مِنْ خَلْفِهِمْ ذُرِّيَّةً ضِعَـٰفًا خَافُوا عَلَيْهِمْ فَلْيَتَّقُوا ٱللَّهَ وَلْيَقُولُوا قَوْلًا سَدِيدًا
٩
إِنَّ ٱلَّذِينَ يَأْكُلُونَ أَمْوَٰلَ ٱلْيَتَـٰمَىٰ ظُلْمًا إِنَّمَا يَأْكُلُونَ فِى بُطُونِهِمْ نَارًا ۖ وَسَيَصْلَوْنَ سَعِيرًا
١٠

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 9-10


Miras Hukuku 2) Çocuklar ve Ebeveynler

11. Allah size çocuklarınız hakkında emreder: Erkeğe, kadının iki payı kadar vardır. Eğer (mirasçılar) sadece iki veya daha fazla kız ise, mirasın üçte ikisi onlarındır. Eğer tek bir kız ise, mirasın yarısı onundur. Eğer çocuklarınız varsa, ana babadan her birine altıda bir düşer. Eğer çocuğunuz yoksa ve mirasçılarınız sadece ana babanız ise, annenin payı üçte birdir. Eğer kardeşleriniz varsa, annenin payı altıda birdir —yapılan vasiyetten ve borçtan sonra. Ana babalarınız ve çocuklarınızdan hangisinin size daha faydalı olduğunu bilmezsiniz. Bu, Allah'tan bir farzdır. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

يُوصِيكُمُ ٱللَّهُ فِىٓ أَوْلَـٰدِكُمْ ۖ لِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ ٱلْأُنثَيَيْنِ ۚ فَإِن كُنَّ نِسَآءً فَوْقَ ٱثْنَتَيْنِ فَلَهُنَّ ثُلُثَا مَا تَرَكَ ۖ وَإِن كَانَتْ وَٰحِدَةً فَلَهَا ٱلنِّصْفُ ۚ وَلِأَبَوَيْهِ لِكُلِّ وَٰحِدٍ مِّنْهُمَا ٱلسُّدُسُ مِمَّا تَرَكَ إِن كَانَ لَهُۥ وَلَدٌ ۚ فَإِن لَّمْ يَكُن لَّهُۥ وَلَدٌ وَوَرِثَهُۥٓ أَبَوَاهُ فَلِأُمِّهِ ٱلثُّلُثُ ۚ فَإِن كَانَ لَهُۥٓ إِخْوَةٌ فَلِأُمِّهِ ٱلسُّدُسُ ۚ مِنۢ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصِى بِهَآ أَوْ دَيْنٍ ۗ ءَابَآؤُكُمْ وَأَبْنَآؤُكُمْ لَا تَدْرُونَ أَيُّهُمْ أَقْرَبُ لَكُمْ نَفْعًا ۚ فَرِيضَةً مِّنَ ٱللَّهِ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا
١١

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 11-11


Miras Hukuku 3) Eşler, 4) Anne Bir Kardeşler

12. Eğer eşlerinizin çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Eğer çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir —yapılan vasiyetten ve borçtan sonra. Eğer sizin çocuğunuz yoksa, eşlerinizin payı bıraktığınızın dörtte biridir. Eğer çocuğunuz varsa, eşlerinizin payı bıraktığınızın sekizde biridir —yapılan vasiyetten ve borçtan sonra. Eğer bir erkek veya kadının ne ana babası ne de çocuğu yoksa, sadece anne bir erkek veya kız kardeşi varsa, her birine altıda bir düşer. Eğer birden fazla iseler, mirasın üçte birini paylaşırlar —yapılan vasiyetten ve borçtan sonra, kimseye zarar verilmeksizin. Bu, Allah'tan bir emirdir. Ve Allah, her şeyi bilendir, Halîm'dir.

۞ وَلَكُمْ نِصْفُ مَا تَرَكَ أَزْوَٰجُكُمْ إِن لَّمْ يَكُن لَّهُنَّ وَلَدٌ ۚ فَإِن كَانَ لَهُنَّ وَلَدٌ فَلَكُمُ ٱلرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْنَ ۚ مِنۢ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصِينَ بِهَآ أَوْ دَيْنٍ ۚ وَلَهُنَّ ٱلرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْتُمْ إِن لَّمْ يَكُن لَّكُمْ وَلَدٌ ۚ فَإِن كَانَ لَكُمْ وَلَدٌ فَلَهُنَّ ٱلثُّمُنُ مِمَّا تَرَكْتُم ۚ مِّنۢ بَعْدِ وَصِيَّةٍ تُوصُونَ بِهَآ أَوْ دَيْنٍ ۗ وَإِن كَانَ رَجُلٌ يُورَثُ كَلَـٰلَةً أَوِ ٱمْرَأَةٌ وَلَهُۥٓ أَخٌ أَوْ أُخْتٌ فَلِكُلِّ وَٰحِدٍ مِّنْهُمَا ٱلسُّدُسُ ۚ فَإِن كَانُوٓا أَكْثَرَ مِن ذَٰلِكَ فَهُمْ شُرَكَآءُ فِى ٱلثُّلُثِ ۚ مِنۢ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصَىٰ بِهَآ أَوْ دَيْنٍ غَيْرَ مُضَآرٍّ ۚ وَصِيَّةً مِّنَ ٱللَّهِ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَلِيمٌ
١٢

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 12-12


Miras Hukukuna Uymak

13. Bunlar Allah'ın hudududur. Kim Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederse, altından ırmaklar akan cennetlere sokulacaktır, orada ebediyen kalmak üzere. İşte bu, büyük kurtuluştur. 14. Kim de Allah'a ve Resûlü'ne isyan eder ve O'nun hududunu aşarsa, orada ebediyen kalmak üzere ateşe sokulacaktır. Ve onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

تِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ ۚ وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ يُدْخِلْهُ جَنَّـٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَا ۚ وَذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ
١٣
وَمَن يَعْصِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَيَتَعَدَّ حُدُودَهُۥ يُدْخِلْهُ نَارًا خَـٰلِدًا فِيهَا وَلَهُۥ عَذَابٌ مُّهِينٌ
١٤

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 13-14


Haram Cinsel İlişkiler

15. Kadınlarınızdan zina edenlere gelince, içinizden dört şahit getirin. Eğer şahitlik ederlerse, ölüm onları alıp götürünceye veya Allah onlara başka bir yol açıncaya kadar onları evlerinde alıkoyun. 16. İçinizden o çirkin fiili işleyen iki kişiye eziyet edin. Eğer tevbe ederler ve ıslah olurlarsa, onlardan vazgeçin. Şüphesiz Allah, tevbeleri çokça kabul edendir, çok merhametlidir.

وَٱلَّـٰتِى يَأْتِينَ ٱلْفَـٰحِشَةَ مِن نِّسَآئِكُمْ فَٱسْتَشْهِدُوا عَلَيْهِنَّ أَرْبَعَةً مِّنكُمْ ۖ فَإِن شَهِدُوا فَأَمْسِكُوهُنَّ فِى ٱلْبُيُوتِ حَتَّىٰ يَتَوَفَّىٰهُنَّ ٱلْمَوْتُ أَوْ يَجْعَلَ ٱللَّهُ لَهُنَّ سَبِيلًا
١٥
وَٱلَّذَانِ يَأْتِيَـٰنِهَا مِنكُمْ فَـَٔاذُوهُمَا ۖ فَإِن تَابَا وَأَصْلَحَا فَأَعْرِضُوا عَنْهُمَآ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ تَوَّابًا رَّحِيمًا
١٦

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 15-16


Kabul Edilen ve Reddedilen Tövbe

17. Allah, ancak bilmeyerek (cahillikle) bir kötülük işleyip de sonra hemen tevbe edenlerin tevbesini kabul eder. İşte Allah, onların tevbesini kabul eder. Allah, Alîm'dir (her şeyi bilendir), Hakîm'dir (hüküm ve hikmet sahibidir). 18. Fakat tevbe, kötülükleri işleyip işleyip de, nihayet birine ölüm gelince, "Ben şimdi tevbe ettim!" diyenler ile kâfir olarak ölenler için değildir. İşte onlar için elem dolu bir azap hazırlamışızdır.

إِنَّمَا ٱلتَّوْبَةُ عَلَى ٱللَّهِ لِلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلسُّوٓءَ بِجَهَـٰلَةٍ ثُمَّ يَتُوبُونَ مِن قَرِيبٍ فَأُولَـٰٓئِكَ يَتُوبُ ٱللَّهُ عَلَيْهِمْ ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا
١٧
وَلَيْسَتِ ٱلتَّوْبَةُ لِلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ حَتَّىٰٓ إِذَا حَضَرَ أَحَدَهُمُ ٱلْمَوْتُ قَالَ إِنِّى تُبْتُ ٱلْـَٔـٰنَ وَلَا ٱلَّذِينَ يَمُوتُونَ وَهُمْ كُفَّارٌ ۚ أُولَـٰٓئِكَ أَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
١٨

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 17-18


Kadınları Maddi Olarak İstismar Etmek

19. Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helal değildir. Açık bir fuhuş (zina) yapmaları hali müstesna, verdiğiniz mehrin bir kısmını geri almak için onlara kötü davranmayın. Onlarla güzellikle geçinin. Eğer onlardan hoşlanmazsanız, olabilir ki hoşlanmadığınız bir şeyde Allah pek çok hayır kılar. 20. Eğer bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz ve onlardan birine kantar kantar altın (mehir) vermiş olsanız bile, ondan hiçbir şeyi geri almayın. Onu bühtan ederek ve apaçık bir günah işleyerek mi alacaksınız? 21. Birbirinizle birleşmişken ve o sizden kuvvetli bir ahit almışken onu nasıl geri alabilirsiniz ki?

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا لَا يَحِلُّ لَكُمْ أَن تَرِثُوا ٱلنِّسَآءَ كَرْهًا ۖ وَلَا تَعْضُلُوهُنَّ لِتَذْهَبُوا بِبَعْضِ مَآ ءَاتَيْتُمُوهُنَّ إِلَّآ أَن يَأْتِينَ بِفَـٰحِشَةٍ مُّبَيِّنَةٍ ۚ وَعَاشِرُوهُنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ ۚ فَإِن كَرِهْتُمُوهُنَّ فَعَسَىٰٓ أَن تَكْرَهُوا شَيْـًٔا وَيَجْعَلَ ٱللَّهُ فِيهِ خَيْرًا كَثِيرًا
١٩
وَإِنْ أَرَدتُّمُ ٱسْتِبْدَالَ زَوْجٍ مَّكَانَ زَوْجٍ وَءَاتَيْتُمْ إِحْدَىٰهُنَّ قِنطَارًا فَلَا تَأْخُذُوا مِنْهُ شَيْـًٔا ۚ أَتَأْخُذُونَهُۥ بُهْتَـٰنًا وَإِثْمًا مُّبِينًا
٢٠
وَكَيْفَ تَأْخُذُونَهُۥ وَقَدْ أَفْضَىٰ بَعْضُكُمْ إِلَىٰ بَعْضٍ وَأَخَذْنَ مِنكُم مِّيثَـٰقًا غَلِيظًا
٢١

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 19-21


Evlenilmesi Helal ve Haram Olan Kadınlar

22. Babalarınızın nikahladığı kadınlarla evlenmeyin – geçmişte olanlar müstesna. Şüphesiz o, bir hayasızlık, bir iğrençlik ve kötü bir yoldu. 23. Size şunlarla evlenmek haram kılındı: anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşlerinizin kızları, kız kardeşlerinizin kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kız kardeşleriniz, kayınvalideleriniz, kendileriyle zifafa girdiğiniz kadınlarınızdan olup himayenizde bulunan üvey kızlarınız. Eğer onlarla zifafa girmemişseniz, size bir günah yoktur. Öz oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi bir arada nikahlamanız da – geçmişte olanlar müstesna. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. 24. Evli kadınlar da (size haram kılındı.) Ancak elinizin altında bulunan cariyeleriniz müstesna. Bunlar, Allah’ın üzerinize yazdığı hükümlerdir. Bunların dışındakiler, iffetli yaşamak, zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehir vererek) istemeniz üzere size helal kılındı. Kendileriyle zifafa girdiğiniz kadınlara mehirlerini farz olarak verin. Mehirlerini belirledikten sonra, karşılıklı rızalaşmanızda size bir günah yoktur. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

وَلَا تَنكِحُوا مَا نَكَحَ ءَابَآؤُكُم مِّنَ ٱلنِّسَآءِ إِلَّا مَا قَدْ سَلَفَ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ فَـٰحِشَةً وَمَقْتًا وَسَآءَ سَبِيلًا
٢٢
حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ أُمَّهَـٰتُكُمْ وَبَنَاتُكُمْ وَأَخَوَٰتُكُمْ وَعَمَّـٰتُكُمْ وَخَـٰلَـٰتُكُمْ وَبَنَاتُ ٱلْأَخِ وَبَنَاتُ ٱلْأُخْتِ وَأُمَّهَـٰتُكُمُ ٱلَّـٰتِىٓ أَرْضَعْنَكُمْ وَأَخَوَٰتُكُم مِّنَ ٱلرَّضَـٰعَةِ وَأُمَّهَـٰتُ نِسَآئِكُمْ وَرَبَـٰٓئِبُكُمُ ٱلَّـٰتِى فِى حُجُورِكُم مِّن نِّسَآئِكُمُ ٱلَّـٰتِى دَخَلْتُم بِهِنَّ فَإِن لَّمْ تَكُونُوا دَخَلْتُم بِهِنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ وَحَلَـٰٓئِلُ أَبْنَآئِكُمُ ٱلَّذِينَ مِنْ أَصْلَـٰبِكُمْ وَأَن تَجْمَعُوا بَيْنَ ٱلْأُخْتَيْنِ إِلَّا مَا قَدْ سَلَفَ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا
٢٣
۞ وَٱلْمُحْصَنَـٰتُ مِنَ ٱلنِّسَآءِ إِلَّا مَا مَلَكَتْ أَيْمَـٰنُكُمْ ۖ كِتَـٰبَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ ۚ وَأُحِلَّ لَكُم مَّا وَرَآءَ ذَٰلِكُمْ أَن تَبْتَغُوا بِأَمْوَٰلِكُم مُّحْصِنِينَ غَيْرَ مُسَـٰفِحِينَ ۚ فَمَا ٱسْتَمْتَعْتُم بِهِۦ مِنْهُنَّ فَـَٔاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ فَرِيضَةً ۚ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا تَرَٰضَيْتُم بِهِۦ مِنۢ بَعْدِ ٱلْفَرِيضَةِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا
٢٤

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 22-24


Cariyelerle Evlenmek

25. Sizden kim, hür mümin kadınlarla evlenmeye güç yetiremezse, o zaman sahip olduğunuz mümin cariyelerinizden (evlensin). Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Siz birbirinizdensiniz. Öyleyse onları sahiplerinin izniyle nikahlayın, iffetli, ne zina eden ne de gizli dost tutan kadınlar olmaları şartıyla mehirlerini adaletle verin. Eğer evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, hür kadınlara uygulanan cezanın yarısı onlara uygulanır. Bu, sizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Ama sabrederseniz, sizin için daha hayırlıdır. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

وَمَن لَّمْ يَسْتَطِعْ مِنكُمْ طَوْلًا أَن يَنكِحَ ٱلْمُحْصَنَـٰتِ ٱلْمُؤْمِنَـٰتِ فَمِن مَّا مَلَكَتْ أَيْمَـٰنُكُم مِّن فَتَيَـٰتِكُمُ ٱلْمُؤْمِنَـٰتِ ۚ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِإِيمَـٰنِكُم ۚ بَعْضُكُم مِّنۢ بَعْضٍ ۚ فَٱنكِحُوهُنَّ بِإِذْنِ أَهْلِهِنَّ وَءَاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ مُحْصَنَـٰتٍ غَيْرَ مُسَـٰفِحَـٰتٍ وَلَا مُتَّخِذَٰتِ أَخْدَانٍ ۚ فَإِذَآ أُحْصِنَّ فَإِنْ أَتَيْنَ بِفَـٰحِشَةٍ فَعَلَيْهِنَّ نِصْفُ مَا عَلَى ٱلْمُحْصَنَـٰتِ مِنَ ٱلْعَذَابِ ۚ ذَٰلِكَ لِمَنْ خَشِىَ ٱلْعَنَتَ مِنكُمْ ۚ وَأَن تَصْبِرُوا خَيْرٌ لَّكُمْ ۗ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
٢٥

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 25-25


Allah'ın Lütfu

26. Allah size (hükümlerini) açıklamak, sizden öncekilerin (doğru) yollarına sizi iletmek ve size merhametle yönelmek diler. Allah her şeyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. 27. Allah size lütfuyla yönelmek diler. Fakat nefislerinin arzularına uyanlar, sizin tamamen (Allah'ın yolundan) sapmanızı isterler. 28. Allah diler ki yükünüzü hafifletsin, çünkü insan zayıf yaratılmıştır.

يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيُبَيِّنَ لَكُمْ وَيَهْدِيَكُمْ سُنَنَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ وَيَتُوبَ عَلَيْكُمْ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
٢٦
وَٱللَّهُ يُرِيدُ أَن يَتُوبَ عَلَيْكُمْ وَيُرِيدُ ٱلَّذِينَ يَتَّبِعُونَ ٱلشَّهَوَٰتِ أَن تَمِيلُوا مَيْلًا عَظِيمًا
٢٧
يُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُخَفِّفَ عَنكُمْ ۚ وَخُلِقَ ٱلْإِنسَـٰنُ ضَعِيفًا
٢٨

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 26-28


İstismarın Yasaklanması

29. Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksız yollarla yemeyin, ancak karşılıklı rıza ile ticaret yapın. Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir. 30. Kim bunu zulmederek ve haksız yere yaparsa, onu ateşte yakacağız. Bu, Allah için kolaydır.

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا لَا تَأْكُلُوٓا أَمْوَٰلَكُم بَيْنَكُم بِٱلْبَـٰطِلِ إِلَّآ أَن تَكُونَ تِجَـٰرَةً عَن تَرَاضٍ مِّنكُمْ ۚ وَلَا تَقْتُلُوٓا أَنفُسَكُمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِكُمْ رَحِيمًا
٢٩
وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ عُدْوَٰنًا وَظُلْمًا فَسَوْفَ نُصْلِيهِ نَارًا ۚ وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرًا
٣٠

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 29-30


Büyük Günahlardan Kaçınmak

31. Eğer size yasaklanan büyük günahlardan sakınırsanız, sizin (küçük) kötülüklerinizi örteriz ve sizi şerefli bir yere sokarız.

إِن تَجْتَنِبُوا كَبَآئِرَ مَا تُنْهَوْنَ عَنْهُ نُكَفِّرْ عَنكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَنُدْخِلْكُم مُّدْخَلًا كَرِيمًا
٣١

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 31-31


Miras Hukuku 5) Rıza

32. Allah'ın kiminize kiminizden üstün verdiği şeyleri imrenerek arzu etmeyin. Erkeklere kendi kazandıklarından bir pay vardır, kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay vardır. Bilakis, Allah'tan O'nun lütfunu isteyin. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. 33. Ana babanın ve yakın akrabaların bıraktıklarına mirasçılar tayin ettik. Kendileriyle antlaşma yaptığınız kimselere gelince, onlara da paylarını verin. Şüphesiz Allah her şeye şahittir.

وَلَا تَتَمَنَّوْا مَا فَضَّلَ ٱللَّهُ بِهِۦ بَعْضَكُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ ۚ لِّلرِّجَالِ نَصِيبٌ مِّمَّا ٱكْتَسَبُوا ۖ وَلِلنِّسَآءِ نَصِيبٌ مِّمَّا ٱكْتَسَبْنَ ۚ وَسْـَٔلُوا ٱللَّهَ مِن فَضْلِهِۦٓ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمًا
٣٢
وَلِكُلٍّ جَعَلْنَا مَوَٰلِىَ مِمَّا تَرَكَ ٱلْوَٰلِدَانِ وَٱلْأَقْرَبُونَ ۚ وَٱلَّذِينَ عَقَدَتْ أَيْمَـٰنُكُمْ فَـَٔاتُوهُمْ نَصِيبَهُمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدًا
٣٣

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 32-33


Kocaların Geçim Sağlayıcı ve Koruyucu Olması

34. Erkekler, kadınların koruyup gözetenidirler. Çünkü Allah, kimini kiminden üstün kılmış ve mallarından harcamışlardır. Saliha kadınlar ise itaatkârdırlar; Allah'ın kendilerini korumasına karşılık gizliyi (namuslarını ve kocalarının sırlarını) koruyucudurlar. Serkeşlik etmelerinden (itaatsizliklerinden) korktuğunuz kadınlara önce öğüt verin, (yola gelmezlerse) yataklarında yalnız bırakın, (hâlâ devam ederlerse) onları (hafifçe) dövün. Eğer size itaat ederlerse, artık onların aleyhine bir yol aramayın. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür.

ٱلرِّجَالُ قَوَّٰمُونَ عَلَى ٱلنِّسَآءِ بِمَا فَضَّلَ ٱللَّهُ بَعْضَهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ وَبِمَآ أَنفَقُوا مِنْ أَمْوَٰلِهِمْ ۚ فَٱلصَّـٰلِحَـٰتُ قَـٰنِتَـٰتٌ حَـٰفِظَـٰتٌ لِّلْغَيْبِ بِمَا حَفِظَ ٱللَّهُ ۚ وَٱلَّـٰتِى تَخَافُونَ نُشُوزَهُنَّ فَعِظُوهُنَّ وَٱهْجُرُوهُنَّ فِى ٱلْمَضَاجِعِ وَٱضْرِبُوهُنَّ ۖ فَإِنْ أَطَعْنَكُمْ فَلَا تَبْغُوا عَلَيْهِنَّ سَبِيلًا ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيًّا كَبِيرًا
٣٤

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 34-34


Evli Çiftleri Barıştırmak

35. Eğer karı-koca arasının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin. Eğer (hakemler ve eşler) barışmak isterlerse, Allah onların arasını bulur. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, her şeyden haberdardır.

وَإِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا فَٱبْعَثُوا حَكَمًا مِّنْ أَهْلِهِۦ وَحَكَمًا مِّنْ أَهْلِهَآ إِن يُرِيدَآ إِصْلَـٰحًا يُوَفِّقِ ٱللَّهُ بَيْنَهُمَآ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا خَبِيرًا
٣٥

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 35-35


Cömertler, Cimriler ve Samimiyetsizler

36. Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve elinizin altında bulunanlara (köle ve cariyelerinize) iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseyi sevmez. 37. Cimrilik eden, insanlara cimriliği emreden ve Allah’ın lütfundan kendilerine verdiğini gizleyen kimseler var ya, işte biz o kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. 38. Mallarını insanlara gösteriş için harcayan, Allah’a ve ahiret gününe inanmayan kimseler de (böyledir). Şeytan kimin arkadaşı olursa, o ne kötü bir arkadaştır!

۞ وَٱعْبُدُوا ٱللَّهَ وَلَا تُشْرِكُوا بِهِۦ شَيْـًٔا ۖ وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ إِحْسَـٰنًا وَبِذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَـٰمَىٰ وَٱلْمَسَـٰكِينِ وَٱلْجَارِ ذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْجَارِ ٱلْجُنُبِ وَٱلصَّاحِبِ بِٱلْجَنۢبِ وَٱبْنِ ٱلسَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَـٰنُكُمْ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ مَن كَانَ مُخْتَالًا فَخُورًا
٣٦
ٱلَّذِينَ يَبْخَلُونَ وَيَأْمُرُونَ ٱلنَّاسَ بِٱلْبُخْلِ وَيَكْتُمُونَ مَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ ۗ وَأَعْتَدْنَا لِلْكَـٰفِرِينَ عَذَابًا مُّهِينًا
٣٧
وَٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَٰلَهُمْ رِئَآءَ ٱلنَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَلَا بِٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ ۗ وَمَن يَكُنِ ٱلشَّيْطَـٰنُ لَهُۥ قَرِينًا فَسَآءَ قَرِينًا
٣٨

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 36-38


İlahi Adalet

39. Eğer Allah’a ve ahiret gününe iman etselerdi ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiklerinden (Allah yolunda) harcasalardı, onlara ne zarar gelirdi ki? Allah, onları hakkıyla bilendir. 40. Şüphesiz Allah, zerre ağırlığınca bile haksızlık etmez. Eğer bir iyilik olursa, onu kat kat artırır ve kendi katından büyük bir mükafat verir.

وَمَاذَا عَلَيْهِمْ لَوْ ءَامَنُوا بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَأَنفَقُوا مِمَّا رَزَقَهُمُ ٱللَّهُ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ بِهِمْ عَلِيمًا
٣٩
إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَظْلِمُ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ ۖ وَإِن تَكُ حَسَنَةً يُضَـٰعِفْهَا وَيُؤْتِ مِن لَّدُنْهُ أَجْرًا عَظِيمًا
٤٠

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 39-40


Kıyamet Günü Şahitleri

41. Peki, her ümmetten bir şahit getirdiğimizde ve seni de (Ey Peygamber) onların üzerine şahit olarak getirdiğimizde nasıl olacak? 42. O gün, inkar edenler ve Peygambere isyan edenler, keşke yerle bir olsalardı diye temenni edecekler. Ve Allah'tan hiçbir şeyi gizleyemeyecekler.

فَكَيْفَ إِذَا جِئْنَا مِن كُلِّ أُمَّةٍۭ بِشَهِيدٍ وَجِئْنَا بِكَ عَلَىٰ هَـٰٓؤُلَآءِ شَهِيدًا
٤١
يَوْمَئِذٍ يَوَدُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا وَعَصَوُا ٱلرَّسُولَ لَوْ تُسَوَّىٰ بِهِمُ ٱلْأَرْضُ وَلَا يَكْتُمُونَ ٱللَّهَ حَدِيثًا
٤٢

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 41-42


Namazdan Önce Temizlenme

43. Ey iman edenler! Sarhoşken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın. Cünüpken de –yolcu olanlar müstesna– gusül edinceye kadar (namaza yaklaşmayın). Eğer hasta olur, yolculukta bulunur, tuvaletten gelir veya kadınlarınızla cinsel ilişkide bulunmuş olur da su bulamazsanız, o zaman temiz toprakla teyemmüm edin; yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah çok affedici, çok bağışlayıcıdır.

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا لَا تَقْرَبُوا ٱلصَّلَوٰةَ وَأَنتُمْ سُكَـٰرَىٰ حَتَّىٰ تَعْلَمُوا مَا تَقُولُونَ وَلَا جُنُبًا إِلَّا عَابِرِى سَبِيلٍ حَتَّىٰ تَغْتَسِلُوا ۚ وَإِن كُنتُم مَّرْضَىٰٓ أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍ أَوْ جَآءَ أَحَدٌ مِّنكُم مِّنَ ٱلْغَآئِطِ أَوْ لَـٰمَسْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَلَمْ تَجِدُوا مَآءً فَتَيَمَّمُوا صَعِيدًا طَيِّبًا فَٱمْسَحُوا بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُمْ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا
٤٣

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 43-43


Sapmaya Karşı Uyarı

44. Görmedin mi (Ey Peygamber), Kitaptan kendilerine bir pay verilenleri ki, onu sapıklıkla satın alıyorlar ve sizin (doğru) yoldan sapmanızı arzu ediyorlar? 45. Allah düşmanlarınızı en iyi bilendir! Koruyucu olarak Allah yeter, yardımcı olarak da Allah yeter.

أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ أُوتُوا نَصِيبًا مِّنَ ٱلْكِتَـٰبِ يَشْتَرُونَ ٱلضَّلَـٰلَةَ وَيُرِيدُونَ أَن تَضِلُّوا ٱلسَّبِيلَ
٤٤
وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِأَعْدَآئِكُمْ ۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَلِيًّا وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ نَصِيرًا
٤٥

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 44-45


Peygambere Karşı Tevazu

46. Yahudilerden bazıları kelimelerin yerlerini değiştirerek/bağlamından kopararak şöyle derler: "Dinledik ve isyan ettik," "Dinle! Duymaz olasıca," ve "Râ'ina!" [Bizi güt!] diyerek kelimelerle oynarlar ve dini karalarlar. Eğer onlar (edeple) "Dinledik ve itaat ettik," "Bizi dinle," ve "Unzurna," [Bize bak/bizi gözet!] deselerdi, kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Allah onları küfürleri yüzünden lanetlemiştir, bu yüzden pek azı hariç inanmazlar.

مِّنَ ٱلَّذِينَ هَادُوا يُحَرِّفُونَ ٱلْكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِۦ وَيَقُولُونَ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَٱسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ وَرَٰعِنَا لَيًّۢا بِأَلْسِنَتِهِمْ وَطَعْنًا فِى ٱلدِّينِ ۚ وَلَوْ أَنَّهُمْ قَالُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَٱسْمَعْ وَٱنظُرْنَا لَكَانَ خَيْرًا لَّهُمْ وَأَقْوَمَ وَلَـٰكِن لَّعَنَهُمُ ٱللَّهُ بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ إِلَّا قَلِيلًا
٤٦

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 46-46


Hakkı Reddetmenin Cezası

47. Ey Kitap verilenler! Kendi Kitabınızı doğrulayıcı olarak indirdiğimiz şeye (Kur'an'a) iman edin, Biz birtakım yüzleri silip arkalarına çevirmeden önce, yahut Cumartesi yasağını çiğneyenleri lanetlediğimiz gibi onları lanetlemeden önce. Allah'ın emri mutlaka yerine gelir!

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ أُوتُوا ٱلْكِتَـٰبَ ءَامِنُوا بِمَا نَزَّلْنَا مُصَدِّقًا لِّمَا مَعَكُم مِّن قَبْلِ أَن نَّطْمِسَ وُجُوهًا فَنَرُدَّهَا عَلَىٰٓ أَدْبَارِهَآ أَوْ نَلْعَنَهُمْ كَمَا لَعَنَّآ أَصْحَـٰبَ ٱلسَّبْتِ ۚ وَكَانَ أَمْرُ ٱللَّهِ مَفْعُولًا
٤٧

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 47-47


Tek Affedilmez Günah

48. Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz, bunun dışındaki (günahları) dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa, şüphesiz büyük bir günah işlemiş olur.

إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِۦ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَٰلِكَ لِمَن يَشَآءُ ۚ وَمَن يُشْرِكْ بِٱللَّهِ فَقَدِ ٱفْتَرَىٰٓ إِثْمًا عَظِيمًا
٤٨

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 48-48


Kendini Beğenmişlik

49. Görmedin mi (Ey Peygamber) kendilerini temize çıkaranları? Oysa Allah dilediğini temize çıkarır. Ve hiç kimseye hurma çekirdeğinin lifi kadar bile zulmedilmez. 50. Bak nasıl Allah'a iftira ediyorlar! Bu, apaçık bir günahtır.

أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ يُزَكُّونَ أَنفُسَهُم ۚ بَلِ ٱللَّهُ يُزَكِّى مَن يَشَآءُ وَلَا يُظْلَمُونَ فَتِيلًا
٤٩
ٱنظُرْ كَيْفَ يَفْتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ ۖ وَكَفَىٰ بِهِۦٓ إِثْمًا مُّبِينًا
٥٠

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 49-50


Sahte Güvence

51. Görmedin mi (Ey Peygamber) kendilerine Kitap'tan bir pay verilenleri ki, putlara ve tağutlara inanıyorlar ve inkarcılara, müminlerden daha doğru yolda olduklarını söylüyorlar? 52. Onlar, Allah'ın lanetlediği kimselerdir. Allah'ın lanetlediği kimseye de hiçbir yardımcı yoktur.

أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ أُوتُوا نَصِيبًا مِّنَ ٱلْكِتَـٰبِ يُؤْمِنُونَ بِٱلْجِبْتِ وَٱلطَّـٰغُوتِ وَيَقُولُونَ لِلَّذِينَ كَفَرُوا هَـٰٓؤُلَآءِ أَهْدَىٰ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا سَبِيلًا
٥١
أُولَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَعَنَهُمُ ٱللَّهُ ۖ وَمَن يَلْعَنِ ٱللَّهُ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ نَصِيرًا
٥٢

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 51-52


Haset Küfrü Doğurur

53. Yoksa mülkten bir payları mı var? Eğer öyle olsaydı, insanlara hurma çekirdeğinin üzerindeki küçücük bir noktayı bile vermezlerdi. 54. Yoksa Allah'ın lütfundan insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar? Şüphesiz biz İbrahim soyuna Kitab'ı ve hikmeti verdik, onlara büyük bir saltanat da bahşettik. 55. Kimileri ona iman etti, kimileri de ondan yüz çevirdi. Cehennem azap olarak yeter!

أَمْ لَهُمْ نَصِيبٌ مِّنَ ٱلْمُلْكِ فَإِذًا لَّا يُؤْتُونَ ٱلنَّاسَ نَقِيرًا
٥٣
أَمْ يَحْسُدُونَ ٱلنَّاسَ عَلَىٰ مَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ ۖ فَقَدْ ءَاتَيْنَآ ءَالَ إِبْرَٰهِيمَ ٱلْكِتَـٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَءَاتَيْنَـٰهُم مُّلْكًا عَظِيمًا
٥٤
فَمِنْهُم مَّنْ ءَامَنَ بِهِۦ وَمِنْهُم مَّن صَدَّ عَنْهُ ۚ وَكَفَىٰ بِجَهَنَّمَ سَعِيرًا
٥٥

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 53-55


Kafirlerin Cezası

56. Şüphesiz ayetlerimizi inkâr edenleri ateşe atacağız. Derileri her yandığında, azabı tatmaları için derilerini başka derilerle değiştireceğiz. Şüphesiz Allah Aziz'dir, Hakim'dir.

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا بِـَٔايَـٰتِنَا سَوْفَ نُصْلِيهِمْ نَارًا كُلَّمَا نَضِجَتْ جُلُودُهُم بَدَّلْنَـٰهُمْ جُلُودًا غَيْرَهَا لِيَذُوقُوا ٱلْعَذَابَ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَزِيزًا حَكِيمًا
٥٦

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 56-56


Müminlerin Mükafatı

57. İman edip salih amel işleyenlere gelince, onları altından ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Orada ebediyen kalacaklardır. Orada kendileri için tertemiz eşler vardır ve onları geniş bir gölgeye koyacağız.

وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا وَعَمِلُوا ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّـٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا ۖ لَّهُمْ فِيهَآ أَزْوَٰجٌ مُّطَهَّرَةٌ ۖ وَنُدْخِلُهُمْ ظِلًّا ظَلِيلًا
٥٧

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 57-57


Adaleti Ayakta Tutmak

58. Şüphesiz Allah size emanetleri sahiplerine vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah'ın size öğütlediği ne güzel bir şeydir! Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

۞ إِنَّ ٱللَّهَ يَأْمُرُكُمْ أَن تُؤَدُّوا ٱلْأَمَـٰنَـٰتِ إِلَىٰٓ أَهْلِهَا وَإِذَا حَكَمْتُم بَيْنَ ٱلنَّاسِ أَن تَحْكُمُوا بِٱلْعَدْلِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ نِعِمَّا يَعِظُكُم بِهِۦٓ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ سَمِيعًۢا بَصِيرًا
٥٨

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 58-58


İlahi Hüküm

59. Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin ve sizden olan ulü'l-emre (yönetim sahiplerine) de. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, onu Allah'a ve Peygamber'e götürün, eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız. Bu, daha hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir.

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا أَطِيعُوا ٱللَّهَ وَأَطِيعُوا ٱلرَّسُولَ وَأُولِى ٱلْأَمْرِ مِنكُمْ ۖ فَإِن تَنَـٰزَعْتُمْ فِى شَىْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى ٱللَّهِ وَٱلرَّسُولِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ ۚ ذَٰلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلًا
٥٩

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 59-59


Münafıkların İlahi Hükmü Reddetmesi

60. Sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmedin mi? Onlar, kendilerine onu reddetmeleri emredildiği halde, tağutun hükmüne başvurmak istiyorlar. Şeytan ise onları büsbütün saptırmak ister. 61. Onlara, "Allah'ın indirdiklerine ve Resul'e gelin!" denildiği zaman, münafıkların senden inatla yüz çevirdiklerini görürsün. 62. Kendi elleriyle işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiğinde, sonra sana gelip Allah'a yemin ederek, "Biz sadece iyilik ve uzlaşma istedik" demeleri nasıl olacak? 63. Allah onların kalplerindekini bilir. Öyleyse onlardan yüz çevir, onları uyar ve onlara canlarına işleyecek bir öğüt ver.

أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ يَزْعُمُونَ أَنَّهُمْ ءَامَنُوا بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ يُرِيدُونَ أَن يَتَحَاكَمُوٓا إِلَى ٱلطَّـٰغُوتِ وَقَدْ أُمِرُوٓا أَن يَكْفُرُوا بِهِۦ وَيُرِيدُ ٱلشَّيْطَـٰنُ أَن يُضِلَّهُمْ ضَلَـٰلًۢا بَعِيدًا
٦٠
وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا إِلَىٰ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَإِلَى ٱلرَّسُولِ رَأَيْتَ ٱلْمُنَـٰفِقِينَ يَصُدُّونَ عَنكَ صُدُودًا
٦١
فَكَيْفَ إِذَآ أَصَـٰبَتْهُم مُّصِيبَةٌۢ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ ثُمَّ جَآءُوكَ يَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ إِنْ أَرَدْنَآ إِلَّآ إِحْسَـٰنًا وَتَوْفِيقًا
٦٢
أُولَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ يَعْلَمُ ٱللَّهُ مَا فِى قُلُوبِهِمْ فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ وَعِظْهُمْ وَقُل لَّهُمْ فِىٓ أَنفُسِهِمْ قَوْلًۢا بَلِيغًا
٦٣

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 60-63


Resule İtaat Etmek

64. Biz elçileri ancak Allah'ın izniyle kendilerine itaat edilsin diye gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettiklerinde sana gelselerdi, Allah'tan af dileyerek ve Resul de onlar için istiğfar etseydi, elbette Allah'ı tövbeleri çokça kabul eden, çok merhametli bulurlardı.

وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن رَّسُولٍ إِلَّا لِيُطَاعَ بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۚ وَلَوْ أَنَّهُمْ إِذ ظَّلَمُوٓا أَنفُسَهُمْ جَآءُوكَ فَٱسْتَغْفَرُوا ٱللَّهَ وَٱسْتَغْفَرَ لَهُمُ ٱلرَّسُولُ لَوَجَدُوا ٱللَّهَ تَوَّابًا رَّحِيمًا
٦٤

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 64-64


Koşulsuz İtaat

65. Hayır, öyle değil! Rabbine andolsun ki, onlar aralarındaki anlaşmazlıklarda seni hakem kılmadıkça, sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde hiçbir sıkıntı duymadıkça ve tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe gerçek mümin olamazlar. 66. Eğer onlara 'Kendinizi feda edin' veya 'Yurtlarınızdan çıkın' diye emretseydik, pek azı müstesna, kimse uymazdı. Eğer kendilerine öğütleneni yapsalardı, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha sağlam olurdu. 67. ve onlara katımızdan bir lütuf olarak büyük bir ecir bahşederdik. 68. ve onları Sırat-ı Müstakim'e hidayet ederdik.

فَلَا وَرَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَ حَتَّىٰ يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لَا يَجِدُوا فِىٓ أَنفُسِهِمْ حَرَجًا مِّمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُوا تَسْلِيمًا
٦٥
وَلَوْ أَنَّا كَتَبْنَا عَلَيْهِمْ أَنِ ٱقْتُلُوٓا أَنفُسَكُمْ أَوِ ٱخْرُجُوا مِن دِيَـٰرِكُم مَّا فَعَلُوهُ إِلَّا قَلِيلٌ مِّنْهُمْ ۖ وَلَوْ أَنَّهُمْ فَعَلُوا مَا يُوعَظُونَ بِهِۦ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُمْ وَأَشَدَّ تَثْبِيتًا
٦٦
وَإِذًا لَّـَٔاتَيْنَـٰهُم مِّن لَّدُنَّآ أَجْرًا عَظِيمًا
٦٧
وَلَهَدَيْنَـٰهُمْ صِرَٰطًا مُّسْتَقِيمًا
٦٨

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 65-68


İtaatin Mükafatı

69. Kim Allah'a ve Resul'e itaat ederse, Allah'ın kendilerine nimet verdiği nebilerle, sıddıklarla, şehitlerle ve salihlerle beraber olacaktır. Onlar ne güzel arkadaştır! 70. Bu Allah'ın lütfudur ve Allah hakkıyla bilendir.

وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ فَأُولَـٰٓئِكَ مَعَ ٱلَّذِينَ أَنْعَمَ ٱللَّهُ عَلَيْهِم مِّنَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ وَٱلصِّدِّيقِينَ وَٱلشُّهَدَآءِ وَٱلصَّـٰلِحِينَ ۚ وَحَسُنَ أُولَـٰٓئِكَ رَفِيقًا
٦٩
ذَٰلِكَ ٱلْفَضْلُ مِنَ ٱللَّهِ ۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ عَلِيمًا
٧٠

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 69-70


İtaatin Mükafatı

71. Ey iman edenler! Tedbirinizi alın ve bölük bölük yahut topluca çıkın. 72. İçinizden öyleleri vardır ki geri kalacaktır. Şayet size bir musibet isabet ederse, "Allah bize lütfetti de onlarla beraber bulunmadık" derler. 73. Ama eğer Allah'tan bir lütuf ve kazançla dönerseniz, sanki sizinle aralarında hiçbir bağ yokmuş gibi, "Keşke onlarla beraber olsaydık da biz de o büyük kazançtan pay alsaydık!" derler.

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا خُذُوا حِذْرَكُمْ فَٱنفِرُوا ثُبَاتٍ أَوِ ٱنفِرُوا جَمِيعًا
٧١
وَإِنَّ مِنكُمْ لَمَن لَّيُبَطِّئَنَّ فَإِنْ أَصَـٰبَتْكُم مُّصِيبَةٌ قَالَ قَدْ أَنْعَمَ ٱللَّهُ عَلَىَّ إِذْ لَمْ أَكُن مَّعَهُمْ شَهِيدًا
٧٢
وَلَئِنْ أَصَـٰبَكُمْ فَضْلٌ مِّنَ ٱللَّهِ لَيَقُولَنَّ كَأَن لَّمْ تَكُنۢ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُۥ مَوَدَّةٌ يَـٰلَيْتَنِى كُنتُ مَعَهُمْ فَأَفُوزَ فَوْزًا عَظِيمًا
٧٣

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 71-73


Zulme Karşı Savaşmak

74. Dünya hayatını ahiret karşılığında satanlar Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse, Biz ona büyük bir ecir vereceğiz. 75. Size ne oluyor da Allah yolunda ve "Rabbimiz! Bizi bu zalimler diyarından çıkar! Bize katından bir veli (sahip) gönder; bize katından bir yardımcı gönder!" diye feryat eden zayıf düşürülmüş erkekler, kadınlar ve çocuklar uğruna savaşmıyorsunuz?

۞ فَلْيُقَـٰتِلْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ٱلَّذِينَ يَشْرُونَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا بِٱلْـَٔاخِرَةِ ۚ وَمَن يُقَـٰتِلْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَيُقْتَلْ أَوْ يَغْلِبْ فَسَوْفَ نُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا
٧٤
وَمَا لَكُمْ لَا تُقَـٰتِلُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ ٱلرِّجَالِ وَٱلنِّسَآءِ وَٱلْوِلْدَٰنِ ٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَآ أَخْرِجْنَا مِنْ هَـٰذِهِ ٱلْقَرْيَةِ ٱلظَّالِمِ أَهْلُهَا وَٱجْعَل لَّنَا مِن لَّدُنكَ وَلِيًّا وَٱجْعَل لَّنَا مِن لَّدُنكَ نَصِيرًا
٧٥

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 74-75


Şeytanın Dostlarıyla Savaşmak

76. Müminler Allah yolunda savaşır, kâfirler ise şeytan yolunda savaşır. Öyleyse şeytanın dostlarına karşı savaşın. Şüphesiz şeytanın tuzağı zayıftır.

ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا يُقَـٰتِلُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ۖ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا يُقَـٰتِلُونَ فِى سَبِيلِ ٱلطَّـٰغُوتِ فَقَـٰتِلُوٓا أَوْلِيَآءَ ٱلشَّيْطَـٰنِ ۖ إِنَّ كَيْدَ ٱلشَّيْطَـٰنِ كَانَ ضَعِيفًا
٧٦

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 76-76


Korkaklar

77. Kendilerine "Savaşa girişmeyin; namazı kılın ve zekâtı verin" denilenleri görmedin mi? Sonra onlara savaş emredilince, içlerinden bir grup insanlardan Allah'tan korkar gibi, hatta daha şiddetli korktular. Dediler ki: "Rabbimiz! Bize niçin savaşmayı emrettin? Keşke bizi yakın bir süreye kadar erteleseydin!" De ki: "Dünyanın geçici zevki azdır. Ahiret ise takva sahipleri için çok daha hayırlıdır. Ve hurma çekirdeğinin üzerindeki incecik iplik kadar bile haksızlığa uğratılmazsınız."

أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ قِيلَ لَهُمْ كُفُّوٓا أَيْدِيَكُمْ وَأَقِيمُوا ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا ٱلزَّكَوٰةَ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ ٱلْقِتَالُ إِذَا فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَخْشَوْنَ ٱلنَّاسَ كَخَشْيَةِ ٱللَّهِ أَوْ أَشَدَّ خَشْيَةً ۚ وَقَالُوا رَبَّنَا لِمَ كَتَبْتَ عَلَيْنَا ٱلْقِتَالَ لَوْلَآ أَخَّرْتَنَآ إِلَىٰٓ أَجَلٍ قَرِيبٍ ۗ قُلْ مَتَـٰعُ ٱلدُّنْيَا قَلِيلٌ وَٱلْـَٔاخِرَةُ خَيْرٌ لِّمَنِ ٱتَّقَىٰ وَلَا تُظْلَمُونَ فَتِيلًا
٧٧

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 77-77


İlahi Kader

78. Nerede olursanız olun, ölüm size yetişir; sağlam kaleler içinde bile olsanız. Onlara bir iyilik dokunsa, "Bu Allah'tandır" derler; bir kötülük dokunsa, "Bu sendendir" derler. De ki: "Hepsi Allah'tandır." Bu insanlara ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar! 79. Size gelen her iyilik Allah'tandır, size gelen her kötülük ise nefsindendir. Seni (Ey Muhammed) insanlara bir elçi olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter.

أَيْنَمَا تَكُونُوا يُدْرِككُّمُ ٱلْمَوْتُ وَلَوْ كُنتُمْ فِى بُرُوجٍ مُّشَيَّدَةٍ ۗ وَإِن تُصِبْهُمْ حَسَنَةٌ يَقُولُوا هَـٰذِهِۦ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ ۖ وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَقُولُوا هَـٰذِهِۦ مِنْ عِندِكَ ۚ قُلْ كُلٌّ مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ ۖ فَمَالِ هَـٰٓؤُلَآءِ ٱلْقَوْمِ لَا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ حَدِيثًا
٧٨
مَّآ أَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ ٱللَّهِ ۖ وَمَآ أَصَابَكَ مِن سَيِّئَةٍ فَمِن نَّفْسِكَ ۚ وَأَرْسَلْنَـٰكَ لِلنَّاسِ رَسُولًا ۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدًا
٧٩

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 78-79


Resule İtaat Etmek

80. Kim Resul'e itaat ederse, muhakkak Allah'a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, (bil ki) biz seni onların üzerine bir bekçi olarak göndermedik. 81. Ve "İtaat!" derler. Fakat senin yanından ayrıldıklarında, onlardan bir grup, senin söylediklerinin aksini kurarak geceyi geçirirler. Allah onların geceleyin kurduklarını yazar. Öyleyse onlardan yüz çevir ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.

مَّن يُطِعِ ٱلرَّسُولَ فَقَدْ أَطَاعَ ٱللَّهَ ۖ وَمَن تَوَلَّىٰ فَمَآ أَرْسَلْنَـٰكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا
٨٠
وَيَقُولُونَ طَاعَةٌ فَإِذَا بَرَزُوا مِنْ عِندِكَ بَيَّتَ طَآئِفَةٌ مِّنْهُمْ غَيْرَ ٱلَّذِى تَقُولُ ۖ وَٱللَّهُ يَكْتُبُ مَا يُبَيِّتُونَ ۖ فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ ۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلًا
٨١

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 80-81


Kur'an Üzerine Düşünmek

82. O halde Kur'an'ı tefekkür etmezler mi? Eğer o, Allah'tan başkasından olsaydı, elbette onda birçok çelişki bulurlardı.

أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ ٱلْقُرْءَانَ ۚ وَلَوْ كَانَ مِنْ عِندِ غَيْرِ ٱللَّهِ لَوَجَدُوا فِيهِ ٱخْتِلَـٰفًا كَثِيرًا
٨٢

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 82-82


Dedikodu Yaymak

83. Onlar güven veya korku ile ilgili bir haber aldıklarında onu hemen yayarlar. Eğer onu Resul'e veya kendi ulul-emre götürselerdi, onlardan (haberlerin doğruluğunu) araştırıp çıkaranlar onu elbette anlarlardı. Eğer Allah'ın lütfu ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, pek azınız hariç, şeytana uyardınız.

وَإِذَا جَآءَهُمْ أَمْرٌ مِّنَ ٱلْأَمْنِ أَوِ ٱلْخَوْفِ أَذَاعُوا بِهِۦ ۖ وَلَوْ رَدُّوهُ إِلَى ٱلرَّسُولِ وَإِلَىٰٓ أُولِى ٱلْأَمْرِ مِنْهُمْ لَعَلِمَهُ ٱلَّذِينَ يَسْتَنۢبِطُونَهُۥ مِنْهُمْ ۗ وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ لَٱتَّبَعْتُمُ ٱلشَّيْطَـٰنَ إِلَّا قَلِيلًا
٨٣

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 83-83


Güç Gösterisi

84. O halde Allah yolunda savaş (Ey Peygamber). Sen ancak kendi nefsinden sorumlusun. Müminleri de (savaşa) teşvik et, umulur ki Allah, kafirlerin gücünü kırar. Allah, gücü ve cezası bakımından çok daha şiddetlidir.

فَقَـٰتِلْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ لَا تُكَلَّفُ إِلَّا نَفْسَكَ ۚ وَحَرِّضِ ٱلْمُؤْمِنِينَ ۖ عَسَى ٱللَّهُ أَن يَكُفَّ بَأْسَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا ۚ وَٱللَّهُ أَشَدُّ بَأْسًا وَأَشَدُّ تَنكِيلًا
٨٤

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 84-84


İyi ve Kötü Şefaat

85. Kim güzel bir şefaatte bulunursa, ondan bir pay alır. Kim de kötü bir şefaatte bulunursa, onun vebalinden bir pay alır. Allah her şeye şahittir.

مَّن يَشْفَعْ شَفَـٰعَةً حَسَنَةً يَكُن لَّهُۥ نَصِيبٌ مِّنْهَا ۖ وَمَن يَشْفَعْ شَفَـٰعَةً سَيِّئَةً يَكُن لَّهُۥ كِفْلٌ مِّنْهَا ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ مُّقِيتًا
٨٥

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 85-85


Selamlara Karşılık Vermek

86. Size bir selam verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynısıyla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını hakkıyla tutandır.

وَإِذَا حُيِّيتُم بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّوا بِأَحْسَنَ مِنْهَآ أَوْ رُدُّوهَآ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ حَسِيبًا
٨٦

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 86-86


Kıyamet Günü İçin Toplanma

87. Allah, O'ndan başka ilah yoktur. O, sizi mutlaka Kıyamet Günü'nde toplayacaktır ki bunda hiçbir şüphe yoktur. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?

ٱللَّهُ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ۚ لَيَجْمَعَنَّكُمْ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَـٰمَةِ لَا رَيْبَ فِيهِ ۗ وَمَنْ أَصْدَقُ مِنَ ٱللَّهِ حَدِيثًا
٨٧

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 87-87


Münafıklara Karşı Tutum

88. Ey müminler, Allah onları kendi işledikleri yüzünden (küfre) geri döndürmüşken, münafıklar hakkında neden iki gruba ayrılıyorsunuz? Allah'ın saptırdığı kimseleri mi hidayete erdirmek istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, artık siz onlar için asla bir yol bulamazsınız. 89. Onlar kendileri inkâr ettikleri gibi sizin de inkâr etmenizi isterler ki hepiniz bir olasınız. Bu yüzden, Allah yolunda hicret etmedikçe onları dost edinmeyin. Ama eğer yüz çevirirlerse, onları yakalayın ve nerede bulursanız öldürün; onlardan hiçbirini dost veya yardımcı edinmeyin. 90. Ancak sizinle antlaşma yapmış bir kavmin dostları olanlar veya size ya da kendi kavimlerine karşı savaşmaktan gönülden çekinenler hariç. Eğer Allah dileseydi, onları size karşı savaşmaya güçlendirirdi. Bu yüzden, eğer size karşı savaşmaktan çekinirler ve size barış teklif ederlerse, o zaman Allah size onlara zarar vermenize izin vermez. 91. Hem sizden hem de kendi kavimlerinden güvende olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız. Ancak onlar (küfür veya düşmanlık) fitnesine düşmekten kendilerini alamazlar. Eğer sizden uzak durmazlar, size barış teklif etmezler veya size saldırmaktan vazgeçmezlerse, onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. İşte böyleleri hakkında size apaçık bir yetki verdik.

۞ فَمَا لَكُمْ فِى ٱلْمُنَـٰفِقِينَ فِئَتَيْنِ وَٱللَّهُ أَرْكَسَهُم بِمَا كَسَبُوٓا ۚ أَتُرِيدُونَ أَن تَهْدُوا مَنْ أَضَلَّ ٱللَّهُ ۖ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ سَبِيلًا
٨٨
وَدُّوا لَوْ تَكْفُرُونَ كَمَا كَفَرُوا فَتَكُونُونَ سَوَآءً ۖ فَلَا تَتَّخِذُوا مِنْهُمْ أَوْلِيَآءَ حَتَّىٰ يُهَاجِرُوا فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ۚ فَإِن تَوَلَّوْا فَخُذُوهُمْ وَٱقْتُلُوهُمْ حَيْثُ وَجَدتُّمُوهُمْ ۖ وَلَا تَتَّخِذُوا مِنْهُمْ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا
٨٩
إِلَّا ٱلَّذِينَ يَصِلُونَ إِلَىٰ قَوْمٍۭ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُم مِّيثَـٰقٌ أَوْ جَآءُوكُمْ حَصِرَتْ صُدُورُهُمْ أَن يُقَـٰتِلُوكُمْ أَوْ يُقَـٰتِلُوا قَوْمَهُمْ ۚ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَسَلَّطَهُمْ عَلَيْكُمْ فَلَقَـٰتَلُوكُمْ ۚ فَإِنِ ٱعْتَزَلُوكُمْ فَلَمْ يُقَـٰتِلُوكُمْ وَأَلْقَوْا إِلَيْكُمُ ٱلسَّلَمَ فَمَا جَعَلَ ٱللَّهُ لَكُمْ عَلَيْهِمْ سَبِيلًا
٩٠
سَتَجِدُونَ ءَاخَرِينَ يُرِيدُونَ أَن يَأْمَنُوكُمْ وَيَأْمَنُوا قَوْمَهُمْ كُلَّ مَا رُدُّوٓا إِلَى ٱلْفِتْنَةِ أُرْكِسُوا فِيهَا ۚ فَإِن لَّمْ يَعْتَزِلُوكُمْ وَيُلْقُوٓا إِلَيْكُمُ ٱلسَّلَمَ وَيَكُفُّوٓا أَيْدِيَهُمْ فَخُذُوهُمْ وَٱقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ ۚ وَأُولَـٰٓئِكُمْ جَعَلْنَا لَكُمْ عَلَيْهِمْ سُلْطَـٰنًا مُّبِينًا
٩١

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 88-91


Bir Mümini Yanlışlıkla Öldürmek

92. Bir müminin, bir mümini hata dışında öldürmesi caiz değildir. Kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse, mümin bir köle azat etmesi ve ölenin ailesine diyet ödemesi gerekir—ancak onlar sadaka olarak bağışlarlarsa başka. Eğer ölen, düşman bir kavimden mümin ise, o zaman mümin bir köle azat etmek gerekir. Eğer ölen, sizinle antlaşmalı bir kavimden ise, o zaman ölenin ailesine diyet ödenmesi ve mümin bir köle azat edilmesi gerekir. Buna gücü yetmeyenler ise, Allah'a bir tövbe olarak iki ay peş peşe oruç tutsunlar. Allah her şeyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ أَن يَقْتُلَ مُؤْمِنًا إِلَّا خَطَـًٔا ۚ وَمَن قَتَلَ مُؤْمِنًا خَطَـًٔا فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ وَدِيَةٌ مُّسَلَّمَةٌ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦٓ إِلَّآ أَن يَصَّدَّقُوا ۚ فَإِن كَانَ مِن قَوْمٍ عَدُوٍّ لَّكُمْ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ ۖ وَإِن كَانَ مِن قَوْمٍۭ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُم مِّيثَـٰقٌ فَدِيَةٌ مُّسَلَّمَةٌ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ وَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ ۖ فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ تَوْبَةً مِّنَ ٱللَّهِ ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا
٩٢

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 92-92


Bir Mümini Kasten Öldürmek

93. Kim bir mümini kasten öldürürse, onun cezası, içinde sürekli kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lanetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.

وَمَن يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُّتَعَمِّدًا فَجَزَآؤُهُۥ جَهَنَّمُ خَـٰلِدًا فِيهَا وَغَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيْهِ وَلَعَنَهُۥ وَأَعَدَّ لَهُۥ عَذَابًا عَظِيمًا
٩٣

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 93-93


Rastgele Savaşmak

94. Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman iyice araştırın. Size barış teklif edene, geçici dünya malı elde etmek amacıyla "Sen mümin değilsin!" demeyin. Oysa Allah katında sayısız nimetler vardır. Siz de önceleri onlar gibiydiniz, sonra Allah size lütfetti. Öyleyse iyice araştırın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا إِذَا ضَرَبْتُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَتَبَيَّنُوا وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ أَلْقَىٰٓ إِلَيْكُمُ ٱلسَّلَـٰمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا تَبْتَغُونَ عَرَضَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا فَعِندَ ٱللَّهِ مَغَانِمُ كَثِيرَةٌ ۚ كَذَٰلِكَ كُنتُم مِّن قَبْلُ فَمَنَّ ٱللَّهُ عَلَيْكُمْ فَتَبَيَّنُوٓا ۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا
٩٤

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 94-94


Allah Yolunda Mücadele Etmek

95. Geçerli bir mazereti olanlar dışında, oturup kalanlar ile Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler bir olmazlar. Allah, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri, (mazeretleri sebebiyle) geride kalanlardan derece bakımından üstün kılmıştır. Allah her birine en güzel karşılığı vaat etmiştir. Ancak cihad edenlere, oturanlardan çok daha büyük bir mükafat verecektir— 96. Kendi katından yüksek dereceler, bağışlama ve rahmet. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

لَّا يَسْتَوِى ٱلْقَـٰعِدُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ غَيْرُ أُولِى ٱلضَّرَرِ وَٱلْمُجَـٰهِدُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ ۚ فَضَّلَ ٱللَّهُ ٱلْمُجَـٰهِدِينَ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ عَلَى ٱلْقَـٰعِدِينَ دَرَجَةً ۚ وَكُلًّا وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلْحُسْنَىٰ ۚ وَفَضَّلَ ٱللَّهُ ٱلْمُجَـٰهِدِينَ عَلَى ٱلْقَـٰعِدِينَ أَجْرًا عَظِيمًا
٩٥
دَرَجَـٰتٍ مِّنْهُ وَمَغْفِرَةً وَرَحْمَةً ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
٩٦

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 95-96


Zulme Boyun Eğmek

97. Melekler, kendilerine zulmetmiş olanların canlarını alırken onlara, "Ne haldeydiniz?" diyecekler. Onlar da, "Biz yeryüzünde mustaz'af bırakılmıştık." diyecekler. Melekler de, "Allah'ın arzı, hicret etmeniz için geniş değil miydi?" diyecekler. İşte onların barınağı cehennemdir. O ne kötü bir dönüş yeridir! 98. Ancak hiçbir çareye güç yetiremeyen, zayıf düşürülmüş erkekler, kadınlar ve çocuklar hariç— 99. Umulur ki Allah onları affeder. Şüphesiz Allah çok affedendir, çok bağışlayandır.

إِنَّ ٱلَّذِينَ تَوَفَّىٰهُمُ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ ظَالِمِىٓ أَنفُسِهِمْ قَالُوا فِيمَ كُنتُمْ ۖ قَالُوا كُنَّا مُسْتَضْعَفِينَ فِى ٱلْأَرْضِ ۚ قَالُوٓا أَلَمْ تَكُنْ أَرْضُ ٱللَّهِ وَٰسِعَةً فَتُهَاجِرُوا فِيهَا ۚ فَأُولَـٰٓئِكَ مَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ ۖ وَسَآءَتْ مَصِيرًا
٩٧
إِلَّا ٱلْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ ٱلرِّجَالِ وَٱلنِّسَآءِ وَٱلْوِلْدَٰنِ لَا يَسْتَطِيعُونَ حِيلَةً وَلَا يَهْتَدُونَ سَبِيلًا
٩٨
فَأُولَـٰٓئِكَ عَسَى ٱللَّهُ أَن يَعْفُوَ عَنْهُمْ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَفُوًّا غَفُورًا
٩٩

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 97-99


Allah Yolunda Hicret Etmek

100. Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde çok yerleşilecek yer ve genişlik bulur. Kim evinden Allah'a ve Resulü'ne hicret etmek niyetiyle çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun ecri Allah katındadır. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

۞ وَمَن يُهَاجِرْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ يَجِدْ فِى ٱلْأَرْضِ مُرَٰغَمًا كَثِيرًا وَسَعَةً ۚ وَمَن يَخْرُجْ مِنۢ بَيْتِهِۦ مُهَاجِرًا إِلَى ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ ثُمَّ يُدْرِكْهُ ٱلْمَوْتُ فَقَدْ وَقَعَ أَجْرُهُۥ عَلَى ٱللَّهِ ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
١٠٠

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 100-100


Namazları Kısaltmak

101. Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, kâfirlerin size bir kötülük yapmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.

وَإِذَا ضَرَبْتُمْ فِى ٱلْأَرْضِ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَقْصُرُوا مِنَ ٱلصَّلَوٰةِ إِنْ خِفْتُمْ أَن يَفْتِنَكُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا ۚ إِنَّ ٱلْكَـٰفِرِينَ كَانُوا لَكُمْ عَدُوًّا مُّبِينًا
١٠١

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 101-101


Korku Halinde Namaz Kılmak

102. Sen de onların içinde bulunup onlara namaz kıldırdığın zaman, bir grup seninle beraber namaza dursun, silahlarını da yanlarına alsınlar. Secde ettiklerinde, diğer grup arkanızda beklesin. Sonra namaz kılmamış olan diğer grup gelsin, seninle beraber namaz kılsınlar ve tedbirli olsunlar, silahlarını da yanlarına alsınlar. Kâfirler isterler ki, siz silahlarınızdan ve eşyanızdan gafil olasınız da üzerinize ani bir baskın yapsınlar. Eğer yağmurdan dolayı bir sıkıntı içinde iseniz veya hasta iseniz, silahlarınızı bırakmanızda size bir günah yoktur. Ama yine de tedbirinizi alın. Şüphesiz Allah kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır. 103. Namazı bitirdiğiniz zaman, ayakta iken, otururken ve yanlarınız üzerine yatarken Allah'ı anın. Güvenliğe kavuştuğunuzda ise namazı dosdoğru kılın. Şüphesiz namaz, müminler üzerine belirli vakitlerde farz kılınmıştır.

وَإِذَا كُنتَ فِيهِمْ فَأَقَمْتَ لَهُمُ ٱلصَّلَوٰةَ فَلْتَقُمْ طَآئِفَةٌ مِّنْهُم مَّعَكَ وَلْيَأْخُذُوٓا أَسْلِحَتَهُمْ فَإِذَا سَجَدُوا فَلْيَكُونُوا مِن وَرَآئِكُمْ وَلْتَأْتِ طَآئِفَةٌ أُخْرَىٰ لَمْ يُصَلُّوا فَلْيُصَلُّوا مَعَكَ وَلْيَأْخُذُوا حِذْرَهُمْ وَأَسْلِحَتَهُمْ ۗ وَدَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا لَوْ تَغْفُلُونَ عَنْ أَسْلِحَتِكُمْ وَأَمْتِعَتِكُمْ فَيَمِيلُونَ عَلَيْكُم مَّيْلَةً وَٰحِدَةً ۚ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِن كَانَ بِكُمْ أَذًى مِّن مَّطَرٍ أَوْ كُنتُم مَّرْضَىٰٓ أَن تَضَعُوٓا أَسْلِحَتَكُمْ ۖ وَخُذُوا حِذْرَكُمْ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ أَعَدَّ لِلْكَـٰفِرِينَ عَذَابًا مُّهِينًا
١٠٢
فَإِذَا قَضَيْتُمُ ٱلصَّلَوٰةَ فَٱذْكُرُوا ٱللَّهَ قِيَـٰمًا وَقُعُودًا وَعَلَىٰ جُنُوبِكُمْ ۚ فَإِذَا ٱطْمَأْنَنتُمْ فَأَقِيمُوا ٱلصَّلَوٰةَ ۚ إِنَّ ٱلصَّلَوٰةَ كَانَتْ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ كِتَـٰبًا مَّوْقُوتًا
١٠٣

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 102-103


Düşmana Karşı Gayret

104. Düşman topluluğunu takip etmekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı çekiyorsanız, şüphesiz onlar da sizin çektiğiniz gibi acı çekiyorlar. Ama siz Allah'tan onların ummadığı şeyleri umuyorsunuz. Allah her şeyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

وَلَا تَهِنُوا فِى ٱبْتِغَآءِ ٱلْقَوْمِ ۖ إِن تَكُونُوا تَأْلَمُونَ فَإِنَّهُمْ يَأْلَمُونَ كَمَا تَأْلَمُونَ ۖ وَتَرْجُونَ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا يَرْجُونَ ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا
١٠٤

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 104-104


Bir Yahudiye Adalet

105. Şüphesiz Biz sana Kitab'ı hak ile indirdik ki, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği ile hükmedesin. Sakın hainlerin savunucusu olma. 106. Ve Allah'tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah, Gafûr'dur, Rahîm'dir. 107. Nefislerine zulmedenleri savunmayın. Şüphesiz Allah, hainleri, günahkârları sevmez. 108. İnsanlardan gizlemeye çalışırlar, ama Allah'tan gizleyemezler. Oysa onlar, O'nun razı olmadığı şeyleri geceleyin kurarken Allah onların yanındadır. Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır. 109. İşte sizler! Dünya hayatında onlar adına savunuyorsunuz. Peki, Kıyamet Günü'nde Allah katında onları kim savunacak? Yahut onlara kim vekil olacak?

إِنَّآ أَنزَلْنَآ إِلَيْكَ ٱلْكِتَـٰبَ بِٱلْحَقِّ لِتَحْكُمَ بَيْنَ ٱلنَّاسِ بِمَآ أَرَىٰكَ ٱللَّهُ ۚ وَلَا تَكُن لِّلْخَآئِنِينَ خَصِيمًا
١٠٥
وَٱسْتَغْفِرِ ٱللَّهَ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا
١٠٦
وَلَا تُجَـٰدِلْ عَنِ ٱلَّذِينَ يَخْتَانُونَ أَنفُسَهُمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ مَن كَانَ خَوَّانًا أَثِيمًا
١٠٧
يَسْتَخْفُونَ مِنَ ٱلنَّاسِ وَلَا يَسْتَخْفُونَ مِنَ ٱللَّهِ وَهُوَ مَعَهُمْ إِذْ يُبَيِّتُونَ مَا لَا يَرْضَىٰ مِنَ ٱلْقَوْلِ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ بِمَا يَعْمَلُونَ مُحِيطًا
١٠٨
هَـٰٓأَنتُمْ هَـٰٓؤُلَآءِ جَـٰدَلْتُمْ عَنْهُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا فَمَن يُجَـٰدِلُ ٱللَّهَ عَنْهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ أَم مَّن يَكُونُ عَلَيْهِمْ وَكِيلًا
١٠٩

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 105-109


Günahtan Sonra

110. Kim bir kötülük işler veya nefsine zulmeder de sonra Allah'tan bağışlanma dilerse, mutlaka Allah'ı çok bağışlayıcı, çok merhametli bulacaktır. 111. Kim bir günah işlerse, ancak kendi zararına işlemiş olur. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. 112. Ve kim bir hata veya günah işler de sonra onu suçsuz birine yüklerse, muhakkak iftira ve apaçık bir günahın vebalini yüklenmiş olur.

وَمَن يَعْمَلْ سُوٓءًا أَوْ يَظْلِمْ نَفْسَهُۥ ثُمَّ يَسْتَغْفِرِ ٱللَّهَ يَجِدِ ٱللَّهَ غَفُورًا رَّحِيمًا
١١٠
وَمَن يَكْسِبْ إِثْمًا فَإِنَّمَا يَكْسِبُهُۥ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا
١١١
وَمَن يَكْسِبْ خَطِيٓـَٔةً أَوْ إِثْمًا ثُمَّ يَرْمِ بِهِۦ بَرِيٓـًٔا فَقَدِ ٱحْتَمَلَ بُهْتَـٰنًا وَإِثْمًا مُّبِينًا
١١٢

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 110-112


Allah'ın Peygambere Lütfu

113. Eğer Allah'ın sana lütfu ve rahmeti olmasaydı, onlardan bir grup seni yanıltmaya çalışırdı. Oysa onlar kendilerinden başkasını yanıltamazlar ve sana hiçbir zarar veremezler. Allah sana Kitab'ı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah'ın sana olan lütfu pek büyüktür!

وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكَ وَرَحْمَتُهُۥ لَهَمَّت طَّآئِفَةٌ مِّنْهُمْ أَن يُضِلُّوكَ وَمَا يُضِلُّونَ إِلَّآ أَنفُسَهُمْ ۖ وَمَا يَضُرُّونَكَ مِن شَىْءٍ ۚ وَأَنزَلَ ٱللَّهُ عَلَيْكَ ٱلْكِتَـٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَعَلَّمَكَ مَا لَمْ تَكُن تَعْلَمُ ۚ وَكَانَ فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكَ عَظِيمًا
١١٣

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 113-113


Gizli Konuşmalar

114. Onların gizli konuşmalarının çoğunda bir hayır yoktur; ancak sadaka vermeyi, iyiliği veya insanlar arasını düzeltmeyi emredenler müstesna. Kim de bunu Allah'ın rızasını gözeterek yaparsa, Biz ona büyük bir mükafat vereceğiz.

۞ لَّا خَيْرَ فِى كَثِيرٍ مِّن نَّجْوَىٰهُمْ إِلَّا مَنْ أَمَرَ بِصَدَقَةٍ أَوْ مَعْرُوفٍ أَوْ إِصْلَـٰحٍۭ بَيْنَ ٱلنَّاسِ ۚ وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ ٱبْتِغَآءَ مَرْضَاتِ ٱللَّهِ فَسَوْفَ نُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا
١١٤

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 114-114


Resule Karşı Gelmek

115. Kim de kendisine doğru yol belli olduktan sonra Resûl'e karşı gelir ve müminlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu döndüğü yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Ne kötü bir dönüş yeridir o!

وَمَن يُشَاقِقِ ٱلرَّسُولَ مِنۢ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُ ٱلْهُدَىٰ وَيَتَّبِعْ غَيْرَ سَبِيلِ ٱلْمُؤْمِنِينَ نُوَلِّهِۦ مَا تَوَلَّىٰ وَنُصْلِهِۦ جَهَنَّمَ ۖ وَسَآءَتْ مَصِيرًا
١١٥

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 115-115


Affedilmez Günah

116. Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki (günahları) dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa, şüphesiz (haktan) uzak bir sapıklığa düşmüştür.

إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِۦ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَٰلِكَ لِمَن يَشَآءُ ۚ وَمَن يُشْرِكْ بِٱللَّهِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَـٰلًۢا بَعِيدًا
١١٦

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 116-116


Şeytanın Dostları

117. Onlar Allah'ı bırakıp da yalnızca dişi tanrıçalara yalvarırlar ve aslında onlar, inatçı bir şeytandan başkasına yalvarmazlar— 118. Allah'ın lanetlediği (Şeytan) dedi ki: "Ben kesinlikle Senin kullarından belirli bir pay edineceğim." 119. Onları kesinlikle saptıracağım ve onları boş kuruntulara düşüreceğim. Onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını kesecekler ve Allah'ın yaratışını değiştirecekler. Kim Allah'tan başka Şeytan'ı dost edinirse, kesinlikle apaçık bir hüsrana uğramıştır. 120. Şeytan onlara sadece vaatlerde bulunur ve onları kuruntulara düşürür. Oysa Şeytan onlara aldatmadan başka bir şey vaat etmez. 121. Onların yurdu Cehennem'dir ve ondan bir kurtuluş yolu bulamayacaklardır!

إِن يَدْعُونَ مِن دُونِهِۦٓ إِلَّآ إِنَـٰثًا وَإِن يَدْعُونَ إِلَّا شَيْطَـٰنًا مَّرِيدًا
١١٧
لَّعَنَهُ ٱللَّهُ ۘ وَقَالَ لَأَتَّخِذَنَّ مِنْ عِبَادِكَ نَصِيبًا مَّفْرُوضًا
١١٨
وَلَأُضِلَّنَّهُمْ وَلَأُمَنِّيَنَّهُمْ وَلَـَٔامُرَنَّهُمْ فَلَيُبَتِّكُنَّ ءَاذَانَ ٱلْأَنْعَـٰمِ وَلَـَٔامُرَنَّهُمْ فَلَيُغَيِّرُنَّ خَلْقَ ٱللَّهِ ۚ وَمَن يَتَّخِذِ ٱلشَّيْطَـٰنَ وَلِيًّا مِّن دُونِ ٱللَّهِ فَقَدْ خَسِرَ خُسْرَانًا مُّبِينًا
١١٩
يَعِدُهُمْ وَيُمَنِّيهِمْ ۖ وَمَا يَعِدُهُمُ ٱلشَّيْطَـٰنُ إِلَّا غُرُورًا
١٢٠
أُولَـٰٓئِكَ مَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ وَلَا يَجِدُونَ عَنْهَا مَحِيصًا
١٢١

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 117-121


Müminlerin Mükafatı

122. İman edip salih ameller işleyenlere gelince, Biz onları altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağız, orada ebediyen kalacaklardır. Allah'ın vaadi haktır. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir ki?

وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا وَعَمِلُوا ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّـٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا ۖ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقًّا ۚ وَمَنْ أَصْدَقُ مِنَ ٱللَّهِ قِيلًا
١٢٢

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 122-122


Dilemek Değil, Yapmak

123. Ne sizin kuruntularınızla ne de Kitap Ehli'nin kuruntularıyla (olur). Kim bir kötülük işlerse, onun karşılığını görür ve Allah'tan başka ne bir veli ne de bir yardımcı bulamaz. 124. Salih amel işleyenlere gelince, erkek olsun kadın olsun, iman etmiş olanlar Cennete girecekler ve hurma çekirdeğinin üzerindeki bir nokta kadar bile zulme uğratılmayacaklardır.

لَّيْسَ بِأَمَانِيِّكُمْ وَلَآ أَمَانِىِّ أَهْلِ ٱلْكِتَـٰبِ ۗ مَن يَعْمَلْ سُوٓءًا يُجْزَ بِهِۦ وَلَا يَجِدْ لَهُۥ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا
١٢٣
وَمَن يَعْمَلْ مِنَ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ مِن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَىٰ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَأُولَـٰٓئِكَ يَدْخُلُونَ ٱلْجَنَّةَ وَلَا يُظْلَمُونَ نَقِيرًا
١٢٤

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 123-124


İbrahim'in Yolu

125. Din bakımından, yüzünü Allah'a teslim eden, iyilik yapan ve hanif olarak İbrahim'in dinine uyan kimseden daha güzel kim olabilir? Allah, İbrahim'i dost edinmiştir. 126. Göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah'ındır. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

وَمَنْ أَحْسَنُ دِينًا مِّمَّنْ أَسْلَمَ وَجْهَهُۥ لِلَّهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ وَٱتَّبَعَ مِلَّةَ إِبْرَٰهِيمَ حَنِيفًا ۗ وَٱتَّخَذَ ٱللَّهُ إِبْرَٰهِيمَ خَلِيلًا
١٢٥
وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ مُّحِيطًا
١٢٦

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 125-126


Kız Yetimlere Bakmak

127. Sana kadınlar hakkında soruyorlar. De ki: Onlar hakkında size Allah bilgi veriyor. Kitap'ta (daha önce) size haklarını vermediğiniz halde evlenmek istediğiniz yetim kadınlar hakkında, zayıf çocuklara ve yetimlerin haklarını gözetmeye dair hükümler indirilmiştir. Yaptığınız her hayrı şüphesiz Allah bilir.

وَيَسْتَفْتُونَكَ فِى ٱلنِّسَآءِ ۖ قُلِ ٱللَّهُ يُفْتِيكُمْ فِيهِنَّ وَمَا يُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ فِى ٱلْكِتَـٰبِ فِى يَتَـٰمَى ٱلنِّسَآءِ ٱلَّـٰتِى لَا تُؤْتُونَهُنَّ مَا كُتِبَ لَهُنَّ وَتَرْغَبُونَ أَن تَنكِحُوهُنَّ وَٱلْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ ٱلْوِلْدَٰنِ وَأَن تَقُومُوا لِلْيَتَـٰمَىٰ بِٱلْقِسْطِ ۚ وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِهِۦ عَلِيمًا
١٢٧

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 127-127


Evli Çiftleri Barıştırmak

128. Eğer bir kadın kocasından yüz çevirme veya ilgisizlik korkarsa, aralarında bir uzlaşma sağlamalarında ikisine de bir günah yoktur. Uzlaşma daha hayırlıdır. Nefisler cimriliğe/bencilliğe eğilimlidir. Ama eğer iyilik yapar ve (Allah'tan) sakınırsanız, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

وَإِنِ ٱمْرَأَةٌ خَافَتْ مِنۢ بَعْلِهَا نُشُوزًا أَوْ إِعْرَاضًا فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَآ أَن يُصْلِحَا بَيْنَهُمَا صُلْحًا ۚ وَٱلصُّلْحُ خَيْرٌ ۗ وَأُحْضِرَتِ ٱلْأَنفُسُ ٱلشُّحَّ ۚ وَإِن تُحْسِنُوا وَتَتَّقُوا فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا
١٢٨

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 128-128


Eşler Arasında Adaleti Korumak

129. Ne kadar isteseniz de eşleriniz arasında (duygusal) adaleti sağlamaya asla güç yetiremezsiniz. Öyleyse (birine) tamamen meyletmeyin ki diğerini askıda/muallakta bırakmış olmayın. Eğer (işleri) ıslah eder ve (Allah'tan) sakınırsanız, şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. 130. Eğer ayrılırlarsa, Allah, geniş lütfundan her birini zenginleştirir. Allah, lütfu geniş olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

وَلَن تَسْتَطِيعُوٓا أَن تَعْدِلُوا بَيْنَ ٱلنِّسَآءِ وَلَوْ حَرَصْتُمْ ۖ فَلَا تَمِيلُوا كُلَّ ٱلْمَيْلِ فَتَذَرُوهَا كَٱلْمُعَلَّقَةِ ۚ وَإِن تُصْلِحُوا وَتَتَّقُوا فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا
١٢٩
وَإِن يَتَفَرَّقَا يُغْنِ ٱللَّهُ كُلًّا مِّن سَعَتِهِۦ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ وَٰسِعًا حَكِيمًا
١٣٠

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 129-130


Allah'ın Kudreti ve Lütfu

131. Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Andolsun, sizden önce kendilerine kitap verilenlere de size de “Allah'a karşı gelmekten sakının” diye emrettik. Eğer inkâr ederseniz bilin ki, göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, övülmeye layıktır. 132. Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Allah, vekil olarak yeter. 133. Ey insanlar! Dilerse sizi yok eder ve yerinize başkalarını getirir. Allah buna kadirdir. 134. Kim dünya mükafatını isterse, bilsin ki Allah katında hem dünya hem de ahiret mükafatı vardır. Allah Semi'dir, Basir'dir.

وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۗ وَلَقَدْ وَصَّيْنَا ٱلَّذِينَ أُوتُوا ٱلْكِتَـٰبَ مِن قَبْلِكُمْ وَإِيَّاكُمْ أَنِ ٱتَّقُوا ٱللَّهَ ۚ وَإِن تَكْفُرُوا فَإِنَّ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ غَنِيًّا حَمِيدًا
١٣١
وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلًا
١٣٢
إِن يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ أَيُّهَا ٱلنَّاسُ وَيَأْتِ بِـَٔاخَرِينَ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ ذَٰلِكَ قَدِيرًا
١٣٣
مَّن كَانَ يُرِيدُ ثَوَابَ ٱلدُّنْيَا فَعِندَ ٱللَّهِ ثَوَابُ ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ سَمِيعًۢا بَصِيرًا
١٣٤

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 131-134


Adalet İçin Ayakta Durmak

135. Ey iman edenler! Kendi aleyhinize, ana babanızın veya yakın akrabanızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti ayakta tutun. İster zengin olsunlar, ister fakir, Allah onların velisi olmaya daha layıktır. Sakın heveslerinize uyarak adaletten sapmayın. Eğer şahitliği çarpıtırsanız veya vermekten kaçınırsanız, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

۞ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا كُونُوا قَوَّٰمِينَ بِٱلْقِسْطِ شُهَدَآءَ لِلَّهِ وَلَوْ عَلَىٰٓ أَنفُسِكُمْ أَوِ ٱلْوَٰلِدَيْنِ وَٱلْأَقْرَبِينَ ۚ إِن يَكُنْ غَنِيًّا أَوْ فَقِيرًا فَٱللَّهُ أَوْلَىٰ بِهِمَا ۖ فَلَا تَتَّبِعُوا ٱلْهَوَىٰٓ أَن تَعْدِلُوا ۚ وَإِن تَلْوُۥٓا أَوْ تُعْرِضُوا فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا
١٣٥

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 135-135


Gerçek İman

136. Ey iman edenler! Allah'a, Resûlüne, Resûlüne indirdiği Kitab'a ve daha önce indirdiği kitaplara iman edin. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, resûllerini ve Âhiret Günü'nü inkâr ederse, şüphesiz ki apaçık bir sapıklığa düşmüştür.

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا ءَامِنُوا بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَٱلْكِتَـٰبِ ٱلَّذِى نَزَّلَ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَٱلْكِتَـٰبِ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ مِن قَبْلُ ۚ وَمَن يَكْفُرْ بِٱللَّهِ وَمَلَـٰٓئِكَتِهِۦ وَكُتُبِهِۦ وَرُسُلِهِۦ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَـٰلًۢا بَعِيدًا
١٣٦

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 136-136


Münafıklara Karşı Uyarı

137. Şüphesiz ki iman edip sonra inkâr eden, sonra tekrar iman edip yine inkâr eden, sonra da inkârlarını artıran kimseleri Allah asla bağışlamayacak ve onları doğru yola iletmeyecektir. 138. Münafıklara elem verici bir azabı müjdele. 139. Müminleri bırakıp kâfirleri dost edinenler. Onların yanında izzet mi arıyorlar? Şüphesiz bütün izzet Allah'ındır.

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا ثُمَّ كَفَرُوا ثُمَّ ءَامَنُوا ثُمَّ كَفَرُوا ثُمَّ ٱزْدَادُوا كُفْرًا لَّمْ يَكُنِ ٱللَّهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ سَبِيلًۢا
١٣٧
بَشِّرِ ٱلْمُنَـٰفِقِينَ بِأَنَّ لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
١٣٨
ٱلَّذِينَ يَتَّخِذُونَ ٱلْكَـٰفِرِينَ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِ ٱلْمُؤْمِنِينَ ۚ أَيَبْتَغُونَ عِندَهُمُ ٱلْعِزَّةَ فَإِنَّ ٱلْعِزَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًا
١٣٩

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 137-139


Alay Edenlerden Uzak Durmak

140. O size Kitap'ta (şunu) indirmiştir ki, Allah'ın âyetlerinin inkâr edildiğini veya alaya alındığını işittiğiniz zaman, başka bir söze geçinceye kadar onlarla oturmayın. Yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Şüphesiz Allah, münafıkları ve kâfirleri Cehennem'de hep birlikte toplayacaktır.

وَقَدْ نَزَّلَ عَلَيْكُمْ فِى ٱلْكِتَـٰبِ أَنْ إِذَا سَمِعْتُمْ ءَايَـٰتِ ٱللَّهِ يُكْفَرُ بِهَا وَيُسْتَهْزَأُ بِهَا فَلَا تَقْعُدُوا مَعَهُمْ حَتَّىٰ يَخُوضُوا فِى حَدِيثٍ غَيْرِهِۦٓ ۚ إِنَّكُمْ إِذًا مِّثْلُهُمْ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ جَامِعُ ٱلْمُنَـٰفِقِينَ وَٱلْكَـٰفِرِينَ فِى جَهَنَّمَ جَمِيعًا
١٤٠

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 140-140


İkiyüzlü Tutum

141. Onlar ki, sizin başınıza gelecekleri gözlerler. Eğer Allah size bir zafer nasip ederse, size derler ki: "Biz sizinle değil miydik?" Ama kâfirlerin bir payı olursa, onlara derler ki: "Bizim size karşı bir üstünlüğümüz yok muydu, yine de sizi müminlerden korumadık mı?" Allah, Kıyamet Günü aranızda hükmedecektir. Ve Allah, müminler aleyhine kâfirlere asla bir yol vermeyecektir.

ٱلَّذِينَ يَتَرَبَّصُونَ بِكُمْ فَإِن كَانَ لَكُمْ فَتْحٌ مِّنَ ٱللَّهِ قَالُوٓا أَلَمْ نَكُن مَّعَكُمْ وَإِن كَانَ لِلْكَـٰفِرِينَ نَصِيبٌ قَالُوٓا أَلَمْ نَسْتَحْوِذْ عَلَيْكُمْ وَنَمْنَعْكُم مِّنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ۚ فَٱللَّهُ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ ۗ وَلَن يَجْعَلَ ٱللَّهُ لِلْكَـٰفِرِينَ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ سَبِيلًا
١٤١

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 141-141


Münafıkların Nitelikleri

142. Şüphesiz münafıklar Allah'ı aldatmaya çalışırlar; halbuki Allah onları aldatır. Namaza kalktıkları zaman üşene üşene kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı pek az anarlar. 143. Onlar iman ile küfür arasında bocalayıp dururlar. Ne müminlere ne de kâfirlere (tam olarak) bağlanırlar. Allah kimi şaşırtırsa, artık sen ona asla bir yol bulamazsın.

إِنَّ ٱلْمُنَـٰفِقِينَ يُخَـٰدِعُونَ ٱللَّهَ وَهُوَ خَـٰدِعُهُمْ وَإِذَا قَامُوٓا إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ قَامُوا كُسَالَىٰ يُرَآءُونَ ٱلنَّاسَ وَلَا يَذْكُرُونَ ٱللَّهَ إِلَّا قَلِيلًا
١٤٢
مُّذَبْذَبِينَ بَيْنَ ذَٰلِكَ لَآ إِلَىٰ هَـٰٓؤُلَآءِ وَلَآ إِلَىٰ هَـٰٓؤُلَآءِ ۚ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ سَبِيلًا
١٤٣

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 142-143


Kabul Edilemez Velayet

144. Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah'a apaçık bir delil mi vermek istersiniz?

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا لَا تَتَّخِذُوا ٱلْكَـٰفِرِينَ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِ ٱلْمُؤْمِنِينَ ۚ أَتُرِيدُونَ أَن تَجْعَلُوا لِلَّهِ عَلَيْكُمْ سُلْطَـٰنًا مُّبِينًا
١٤٤

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 144-144


Münafıkların Cezası

145. Şüphesiz münafıklar, Cehennem'in en alt tabakasındadırlar. Onlar için asla bir yardımcı bulamazsın. 146. Ancak tövbe edenler, ıslah edenler, Allah'a sımsıkı sarılanlar ve dinlerini Allah'a halis kılanlar müstesna. İşte onlar müminlerle beraberdirler. Allah müminlere büyük bir mükafat verecektir. 147. Şükreder ve iman ederseniz, Allah size neden azap etsin ki? Allah Şekûr'dur, Alîm'dir.

إِنَّ ٱلْمُنَـٰفِقِينَ فِى ٱلدَّرْكِ ٱلْأَسْفَلِ مِنَ ٱلنَّارِ وَلَن تَجِدَ لَهُمْ نَصِيرًا
١٤٥
إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُوا وَأَصْلَحُوا وَٱعْتَصَمُوا بِٱللَّهِ وَأَخْلَصُوا دِينَهُمْ لِلَّهِ فَأُولَـٰٓئِكَ مَعَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ۖ وَسَوْفَ يُؤْتِ ٱللَّهُ ٱلْمُؤْمِنِينَ أَجْرًا عَظِيمًا
١٤٦
مَّا يَفْعَلُ ٱللَّهُ بِعَذَابِكُمْ إِن شَكَرْتُمْ وَءَامَنتُمْ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ شَاكِرًا عَلِيمًا
١٤٧

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 145-147


Halk İçinde Olumsuzluk

148. Allah, zulme uğrayanınki hariç, kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. 149. Bir hayrı açıklar veya gizlerseniz, yahut bir kötülüğü affederseniz, şüphesiz Allah çok affedicidir, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

۞ لَّا يُحِبُّ ٱللَّهُ ٱلْجَهْرَ بِٱلسُّوٓءِ مِنَ ٱلْقَوْلِ إِلَّا مَن ظُلِمَ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ سَمِيعًا عَلِيمًا
١٤٨
إِن تُبْدُوا خَيْرًا أَوْ تُخْفُوهُ أَوْ تَعْفُوا عَن سُوٓءٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَفُوًّا قَدِيرًا
١٤٩

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 148-149


Tüm Peygamberlere İman

150. Şüphesiz Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak isteyenler, “Kimine inanırız, kimini inkâr ederiz” diyenler ve böylece iman ile küfür arasında bir yol tutmak isteyenler, 151. İşte onlar gerçekten kâfirlerin ta kendileridir. Kâfirler için de alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. 152. Allah'a ve elçilerine iman edenler, onlardan hiçbirini ayırmadan hepsine iman edenler var ya, işte onlara ecirlerini verecektir. Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.

إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْفُرُونَ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ وَيُرِيدُونَ أَن يُفَرِّقُوا بَيْنَ ٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ وَيَقُولُونَ نُؤْمِنُ بِبَعْضٍ وَنَكْفُرُ بِبَعْضٍ وَيُرِيدُونَ أَن يَتَّخِذُوا بَيْنَ ذَٰلِكَ سَبِيلًا
١٥٠
أُولَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَـٰفِرُونَ حَقًّا ۚ وَأَعْتَدْنَا لِلْكَـٰفِرِينَ عَذَابًا مُّهِينًا
١٥١
وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ وَلَمْ يُفَرِّقُوا بَيْنَ أَحَدٍ مِّنْهُمْ أُولَـٰٓئِكَ سَوْفَ يُؤْتِيهِمْ أُجُورَهُمْ ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
١٥٢

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 150-152


Musa ve İsrailoğulları

153. Kitap Ehli senden (Ey Muhammed) gökten kendilerine yazılı bir kitap indirmeni istiyorlar. Onlar Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi de, "Allah'ı bize açıkça göster!" demişlerdi. Bunun üzerine zulümleri yüzünden onları bir yıldırım çarpmıştı. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmişken buzağıyı (tanrı edinip) tapmışlardı. Yine de onları affetmiştik (tevbelerinden sonra) ve Musa'ya apaçık bir delil vermiştik. 154. Ahidlerini bozmaları sebebiyle dağı onların üzerine kaldırdık ve onlara: "Kapıdan (Kudüs'ün kapısından) secde ederek girin" dedik. Onlara ayrıca "Cumartesi yasağını çiğnemeyin" diye de uyardık ve onlardan sağlam bir ahid aldık.

يَسْـَٔلُكَ أَهْلُ ٱلْكِتَـٰبِ أَن تُنَزِّلَ عَلَيْهِمْ كِتَـٰبًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ ۚ فَقَدْ سَأَلُوا مُوسَىٰٓ أَكْبَرَ مِن ذَٰلِكَ فَقَالُوٓا أَرِنَا ٱللَّهَ جَهْرَةً فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّـٰعِقَةُ بِظُلْمِهِمْ ۚ ثُمَّ ٱتَّخَذُوا ٱلْعِجْلَ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْهُمُ ٱلْبَيِّنَـٰتُ فَعَفَوْنَا عَن ذَٰلِكَ ۚ وَءَاتَيْنَا مُوسَىٰ سُلْطَـٰنًا مُّبِينًا
١٥٣
وَرَفَعْنَا فَوْقَهُمُ ٱلطُّورَ بِمِيثَـٰقِهِمْ وَقُلْنَا لَهُمُ ٱدْخُلُوا ٱلْبَابَ سُجَّدًا وَقُلْنَا لَهُمْ لَا تَعْدُوا فِى ٱلسَّبْتِ وَأَخَذْنَا مِنْهُم مِّيثَـٰقًا غَلِيظًا
١٥٤

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 153-154


Meryem ve İsa Hakkında Yalan

155. Ahidlerini bozmaları, Allah'ın ayetlerini inkâr etmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve "Kalplerimiz perdelidir!" demeleri yüzünden lanetlendiler. Hayır, Allah inkârları yüzünden onların kalplerini mühürlemiştir de pek azı hariç inanmazlar. 156. ve inkârları ve Meryem'e karşı büyük bir iftira atmaları yüzünden. 157. Ve "Biz, Allah'ın elçisi Meryem oğlu Mesih İsa'yı öldürdük" demeleri yüzünden. Oysa onu ne öldürdüler ne de astılar; fakat onlara (öyle) gösterildi. Bu konuda ihtilafa düşenler bile şüphe içindedirler. Onların bu konuda hiçbir bilgileri yoktur, sadece zanna uyuyorlar. Onu kesinlikle öldürmediler. 158. Bilakis Allah onu kendi katına yükseltti. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 159. Ehl-i Kitap'tan her biri, onun ölümünden önce ona mutlaka inanacaktır. Kıyamet gününde ise o, onlara şahit olacaktır.

فَبِمَا نَقْضِهِم مِّيثَـٰقَهُمْ وَكُفْرِهِم بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ وَقَتْلِهِمُ ٱلْأَنۢبِيَآءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَقَوْلِهِمْ قُلُوبُنَا غُلْفٌۢ ۚ بَلْ طَبَعَ ٱللَّهُ عَلَيْهَا بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ إِلَّا قَلِيلًا
١٥٥
وَبِكُفْرِهِمْ وَقَوْلِهِمْ عَلَىٰ مَرْيَمَ بُهْتَـٰنًا عَظِيمًا
١٥٦
وَقَوْلِهِمْ إِنَّا قَتَلْنَا ٱلْمَسِيحَ عِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ ٱللَّهِ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلَـٰكِن شُبِّهَ لَهُمْ ۚ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ ٱخْتَلَفُوا فِيهِ لَفِى شَكٍّ مِّنْهُ ۚ مَا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ إِلَّا ٱتِّبَاعَ ٱلظَّنِّ ۚ وَمَا قَتَلُوهُ يَقِينًۢا
١٥٧
بَل رَّفَعَهُ ٱللَّهُ إِلَيْهِ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا
١٥٨
وَإِن مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَـٰبِ إِلَّا لَيُؤْمِنَنَّ بِهِۦ قَبْلَ مَوْتِهِۦ ۖ وَيَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ يَكُونُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا
١٥٩

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 155-159


İtaatsizliğin Sonuçları

160. Yaptıkları zulümlerden dolayı ve birçoklarını Allah yolundan alıkoymaları sebebiyle, kendilerine helal kılınmış olan bazı güzel ve helal şeyleri Yahudilere haram kıldık. 161. Yasaklandığı halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri yüzünden. Onlardan inkâr edenlere elem verici bir azap hazırladık. 162. Fakat onlardan ilimde köklü olanlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman edenler, namazı ikame edenler, zekâtı verenler ve Allah'a ve ahiret gününe iman edenler var ya, işte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz.

فَبِظُلْمٍ مِّنَ ٱلَّذِينَ هَادُوا حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ طَيِّبَـٰتٍ أُحِلَّتْ لَهُمْ وَبِصَدِّهِمْ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ كَثِيرًا
١٦٠
وَأَخْذِهِمُ ٱلرِّبَوٰا وَقَدْ نُهُوا عَنْهُ وَأَكْلِهِمْ أَمْوَٰلَ ٱلنَّاسِ بِٱلْبَـٰطِلِ ۚ وَأَعْتَدْنَا لِلْكَـٰفِرِينَ مِنْهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
١٦١
لَّـٰكِنِ ٱلرَّٰسِخُونَ فِى ٱلْعِلْمِ مِنْهُمْ وَٱلْمُؤْمِنُونَ يُؤْمِنُونَ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ ۚ وَٱلْمُقِيمِينَ ٱلصَّلَوٰةَ ۚ وَٱلْمُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱلْمُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ أُولَـٰٓئِكَ سَنُؤْتِيهِمْ أَجْرًا عَظِيمًا
١٦٢

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 160-162


İslam Peygamberleri

163. Şüphesiz biz sana, Nuh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve torunlarına da; İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a da vahyettik. Davud'a da Zebur'u verdik. 164. Sana kıssalarını daha önce anlattığımız peygamberler de var, anlatmadıklarımız da. Allah, Musa ile bizzat konuştu. 165. Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdik ki, insanların peygamberlerden sonra Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

۞ إِنَّآ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ كَمَآ أَوْحَيْنَآ إِلَىٰ نُوحٍ وَٱلنَّبِيِّـۧنَ مِنۢ بَعْدِهِۦ ۚ وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْمَـٰعِيلَ وَإِسْحَـٰقَ وَيَعْقُوبَ وَٱلْأَسْبَاطِ وَعِيسَىٰ وَأَيُّوبَ وَيُونُسَ وَهَـٰرُونَ وَسُلَيْمَـٰنَ ۚ وَءَاتَيْنَا دَاوُۥدَ زَبُورًا
١٦٣
وَرُسُلًا قَدْ قَصَصْنَـٰهُمْ عَلَيْكَ مِن قَبْلُ وَرُسُلًا لَّمْ نَقْصُصْهُمْ عَلَيْكَ ۚ وَكَلَّمَ ٱللَّهُ مُوسَىٰ تَكْلِيمًا
١٦٤
رُّسُلًا مُّبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَى ٱللَّهِ حُجَّةٌۢ بَعْدَ ٱلرُّسُلِ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا
١٦٥

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 163-165


Muhammed'in Risaleti

166. Fakat Allah, sana indirdiğini kendi ilmiyle indirdiğine şahitlik eder. Melekler de şahitlik eder. Şahit olarak Allah yeter.

لَّـٰكِنِ ٱللَّهُ يَشْهَدُ بِمَآ أَنزَلَ إِلَيْكَ ۖ أَنزَلَهُۥ بِعِلْمِهِۦ ۖ وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ يَشْهَدُونَ ۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدًا
١٦٦

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 166-166


Hakkı Reddetmenin Cezası

167. İnkâr edenler ve Allah yolundan alıkoyanlar, gerçekten uzak bir sapıklıkla sapmışlardır. 168. İnkâr edenler ve kendilerine zulmedenler var ya, şüphesiz Allah onları asla bağışlamayacak ve onları hiçbir yola iletmeyecektir. 169. ancak cehennem ateşi müstesna, orada ebedî kalmak üzere. Bu da Allah için çok kolaydır.

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ قَدْ ضَلُّوا ضَلَـٰلًۢا بَعِيدًا
١٦٧
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا وَظَلَمُوا لَمْ يَكُنِ ٱللَّهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ طَرِيقًا
١٦٨
إِلَّا طَرِيقَ جَهَنَّمَ خَـٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا ۚ وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرًا
١٦٩

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 167-169


İslam'ın Evrenselliği

170. Ey insanlar! Şüphesiz size Rabbinizden hak ile Resul gelmiştir. Öyleyse kendi hayrınıza iman edin. Eğer inkâr ederseniz, bilin ki göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدْ جَآءَكُمُ ٱلرَّسُولُ بِٱلْحَقِّ مِن رَّبِّكُمْ فَـَٔامِنُوا خَيْرًا لَّكُمْ ۚ وَإِن تَكْفُرُوا فَإِنَّ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا
١٧٠

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 170-170


Uyandırma Çağrısı

171. Ey Kitap Ehli! Dininizde aşırı gitmeyin ve Allah hakkında haktan başkasını söylemeyin. Meryem oğlu Mesih İsa, ancak Allah'ın bir Resulü, Meryem'e ilka ettiği kelimesi ve O'ndan bir ruhtu. Öyleyse Allah'a ve Resullerine iman edin ve "Üçtür" demeyin. Vazgeçin, sizin için daha hayırlıdır. Allah ancak tek bir ilahtır. O, çocuk edinmekten münezzehtir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Vekil olarak Allah yeter. 172. Mesih, Allah'a kul olmaktan asla çekinmez, Allah'a yakın melekler de. Kim ki O'na kulluk etmekten kibirlenir ve büyüklük taslarsa, onların hepsini kendi huzuruna toplayacaktır.

يَـٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَـٰبِ لَا تَغْلُوا فِى دِينِكُمْ وَلَا تَقُولُوا عَلَى ٱللَّهِ إِلَّا ٱلْحَقَّ ۚ إِنَّمَا ٱلْمَسِيحُ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ رَسُولُ ٱللَّهِ وَكَلِمَتُهُۥٓ أَلْقَىٰهَآ إِلَىٰ مَرْيَمَ وَرُوحٌ مِّنْهُ ۖ فَـَٔامِنُوا بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ ۖ وَلَا تَقُولُوا ثَلَـٰثَةٌ ۚ ٱنتَهُوا خَيْرًا لَّكُمْ ۚ إِنَّمَا ٱللَّهُ إِلَـٰهٌ وَٰحِدٌ ۖ سُبْحَـٰنَهُۥٓ أَن يَكُونَ لَهُۥ وَلَدٌ ۘ لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۗ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلًا
١٧١
لَّن يَسْتَنكِفَ ٱلْمَسِيحُ أَن يَكُونَ عَبْدًا لِّلَّهِ وَلَا ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ ٱلْمُقَرَّبُونَ ۚ وَمَن يَسْتَنكِفْ عَنْ عِبَادَتِهِۦ وَيَسْتَكْبِرْ فَسَيَحْشُرُهُمْ إِلَيْهِ جَمِيعًا
١٧٢

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 171-172


Mükafat

173. İman edip salih ameller işleyenlere gelince, onların mükafatlarını eksiksiz verecek ve lütfundan onlara fazlasıyla ihsan edecektir. Ama kibirlenip büyüklük taslayanlara gelince, onları acıklı bir azaba uğratacaktır. Kendilerine Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı bulacaklardır.

فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا وَعَمِلُوا ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ فَيُوَفِّيهِمْ أُجُورَهُمْ وَيَزِيدُهُم مِّن فَضْلِهِۦ ۖ وَأَمَّا ٱلَّذِينَ ٱسْتَنكَفُوا وَٱسْتَكْبَرُوا فَيُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا وَلَا يَجِدُونَ لَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا
١٧٣

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 173-173


İslam'a Evrensel Çağrı

174. Ey insanlar! Rabbinizden size kesin bir delil gelmiştir. Ve size apaçık bir nur indirmişizdir. 175. Allah'a iman eden ve O'na sımsıkı sarılanlara gelince, Allah onları rahmetine ve lütfuna dahil edecek ve onları Kendine doğru Sırat-ı Müstakim'e iletecektir.

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدْ جَآءَكُم بُرْهَـٰنٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَأَنزَلْنَآ إِلَيْكُمْ نُورًا مُّبِينًا
١٧٤
فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا بِٱللَّهِ وَٱعْتَصَمُوا بِهِۦ فَسَيُدْخِلُهُمْ فِى رَحْمَةٍ مِّنْهُ وَفَضْلٍ وَيَهْدِيهِمْ إِلَيْهِ صِرَٰطًا مُّسْتَقِيمًا
١٧٥

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 174-175


Miras Hukuku 6) Öz Kardeşler

176. Sana fetva soruyorlar. De ki: "Allah size, çocuğu ve ana-babası olmayan kimse hakkında hüküm veriyor: Eğer çocuğu olmayan bir erkek ölür ve bir kız kardeş bırakırsa, mirasın yarısı onundur. Eğer o (kız kardeş) çocuksuz ölürse, erkek kardeşi onun tüm mirasına varis olur. Eğer ölen kişi iki kız kardeş bırakırsa, mirasın üçte ikisi onların olacaktır. Eğer ölen kişi hem erkek hem de kız kardeşler bırakırsa, erkeğin payı iki kız kardeşin payı kadardır. Allah size (hükümlerini) açıklıyor ki sapmayasınız. Allah her şeyi hakkıyla bilendir."

يَسْتَفْتُونَكَ قُلِ ٱللَّهُ يُفْتِيكُمْ فِى ٱلْكَلَـٰلَةِ ۚ إِنِ ٱمْرُؤٌا هَلَكَ لَيْسَ لَهُۥ وَلَدٌ وَلَهُۥٓ أُخْتٌ فَلَهَا نِصْفُ مَا تَرَكَ ۚ وَهُوَ يَرِثُهَآ إِن لَّمْ يَكُن لَّهَا وَلَدٌ ۚ فَإِن كَانَتَا ٱثْنَتَيْنِ فَلَهُمَا ٱلثُّلُثَانِ مِمَّا تَرَكَ ۚ وَإِن كَانُوٓا إِخْوَةً رِّجَالًا وَنِسَآءً فَلِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ ٱلْأُنثَيَيْنِ ۗ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ أَن تَضِلُّوا ۗ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌۢ
١٧٦

Surah 4 - النِّسَاء (Women) - Verses 176-176


An-Nisâ' () - Chapter 4 - AI-Powered Clear Quran by Dr. Mustafa Khattab with Word-by-Word Translation & Recitation