This translation is done through Artificial Intelligence (AI) modern technology. Moreover, it is based on Dr. Mustafa Khattab's "The Clear Quran".

Surah 10 - يُونُس

Yûnus (Surah 10)

يُونُس (Yunus)

Makki SurahMakki Surah

Introduction

Önceki sûreye benzer şekilde, bu Mekkî sûre, özellikle Yunus kavminin (98. ayet) durumunda olmak üzere, Allah'ın tövbeleri kabul etmesini vurgular. Kur'an'a yöneltilen müşrik iddiaları hem bu sûrede hem de bir sonrakinde çürütülür. Bu dünya hayatının kısalığı ve insanların Yaratıcılarına karşı nankörlüğü üzerinde durulur. Peygamber (ﷺ) inkâr karşısında sabretmeye çağrılır. Nuh kavminin ve Firavun kavminin kıssaları, Mekkeli inkârcılara ibretlik hikayeler olarak zikredilir ve bir sonraki sûredeki daha kapsamlı uyarılara zemin hazırlar. Bismillahirrahmanirrahim

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

In the Name of Allah—the Most Compassionate, Most Merciful.

Evrensel Resul

1. Elif-Lam-Ra. İşte bunlar, hikmet dolu Kitab'ın ayetleridir. 2. Kendi içlerinden bir adama, "İnsanları uyar ve iman edenlere Rableri katında bir sıdk makamı olduğunu müjdele" diye vahyetmemiz, insanlara şaşılacak bir şey mi oldu? Kâfirler ise, "Şüphesiz bu, apaçık bir sihirbazdır!" dediler.

الٓر ۚ تِلْكَ ءَايَـٰتُ ٱلْكِتَـٰبِ ٱلْحَكِيمِ
١
أَكَانَ لِلنَّاسِ عَجَبًا أَنْ أَوْحَيْنَآ إِلَىٰ رَجُلٍ مِّنْهُمْ أَنْ أَنذِرِ ٱلنَّاسَ وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا أَنَّ لَهُمْ قَدَمَ صِدْقٍ عِندَ رَبِّهِمْ ۗ قَالَ ٱلْكَـٰفِرُونَ إِنَّ هَـٰذَا لَسَـٰحِرٌ مُّبِينٌ
٢

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 1-2


Yaratılışın Kökeni

3. Şüphesiz Rabbiniz Allah'tır ki, O, gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra Arş'a istiva etti, her işi çekip çevirir. O'nun izni olmaksızın kimse şefaat edemez. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir; öyleyse O'na kulluk edin. Hala öğüt almayacak mısınız? 4. Hepinizin dönüşü ancak O'nadır. Allah'ın vaadi gerçektir. Şüphesiz O, iman edip salih ameller işleyenleri adaletle mükâfatlandırmak için yaratmayı başlatır, sonra onu iade eder (tekrar diriltir). Kâfir olanlara gelince, inkâr etmeleri sebebiyle onlara kaynar bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.

إِنَّ رَبَّكُمُ ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ ۖ يُدَبِّرُ ٱلْأَمْرَ ۖ مَا مِن شَفِيعٍ إِلَّا مِنۢ بَعْدِ إِذْنِهِۦ ۚ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمْ فَٱعْبُدُوهُ ۚ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
٣
إِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا ۖ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقًّا ۚ إِنَّهُۥ يَبْدَؤُا ٱلْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥ لِيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا وَعَمِلُوا ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ بِٱلْقِسْطِ ۚ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا لَهُمْ شَرَابٌ مِّنْ حَمِيمٍ وَعَذَابٌ أَلِيمٌۢ بِمَا كَانُوا يَكْفُرُونَ
٤

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 3-4


Allah'ın Yaratılışındaki Ayetler

5. Güneşi bir ışık (kaynağı), ayı ise bir nur (aydınlatıcı) yapan, yılların sayısını ve (zamanın) hesabını bilmeniz için ona (aya) menziller takdir eden O'dur. Allah bütün bunları ancak bir hak (amaç) ile yaratmıştır. O, ayetleri bilen bir kavim için açıklar. 6. Şüphesiz gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde ve Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı her şeyde, takva sahipleri için elbette ayetler vardır.

هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ ٱلشَّمْسَ ضِيَآءً وَٱلْقَمَرَ نُورًا وَقَدَّرَهُۥ مَنَازِلَ لِتَعْلَمُوا عَدَدَ ٱلسِّنِينَ وَٱلْحِسَابَ ۚ مَا خَلَقَ ٱللَّهُ ذَٰلِكَ إِلَّا بِٱلْحَقِّ ۚ يُفَصِّلُ ٱلْـَٔايَـٰتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
٥
إِنَّ فِى ٱخْتِلَـٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ وَمَا خَلَقَ ٱللَّهُ فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ لَـَٔايَـٰتٍ لِّقَوْمٍ يَتَّقُونَ
٦

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 5-6


Dirilişi İnkar Edenler

7. Şüphesiz ki, Bize kavuşmayı ummayanlar, dünya hayatına razı olup onunla yetinenler ve ayetlerimizden gafil olanlar, 8. İşledikleri yüzünden onların barınağı ateştir.

إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا وَرَضُوا بِٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَٱطْمَأَنُّوا بِهَا وَٱلَّذِينَ هُمْ عَنْ ءَايَـٰتِنَا غَـٰفِلُونَ
٧
أُولَـٰٓئِكَ مَأْوَىٰهُمُ ٱلنَّارُ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
٨

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 7-8


İmanla Hidayet Bulanlar

9. Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler var ya, Rableri onları imanları sayesinde (cennete) iletecektir. Naim cennetlerinde ayaklarının altından ırmaklar akacaktır. 10. Oradaki duaları "Sübhansın sen, ey Allah!" olacak, selamlaşmaları "Selam!" olacak ve son duaları da "Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur!" olacaktır.

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا وَعَمِلُوا ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ يَهْدِيهِمْ رَبُّهُم بِإِيمَـٰنِهِمْ ۖ تَجْرِى مِن تَحْتِهِمُ ٱلْأَنْهَـٰرُ فِى جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ
٩
دَعْوَىٰهُمْ فِيهَا سُبْحَـٰنَكَ ٱللَّهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمْ فِيهَا سَلَـٰمٌ ۚ وَءَاخِرُ دَعْوَىٰهُمْ أَنِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
١٠

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 9-10


Şer İçin Acele Etmeyin

11. Eğer Allah, insanlara şerri, onların hayrı acele istedikleri gibi çabuklaştırsaydı, mutlaka helak olurlardı. Fakat bize kavuşmayı ummayanları, azgınlıkları içinde körü körüne dolaşmaya bırakırız.

۞ وَلَوْ يُعَجِّلُ ٱللَّهُ لِلنَّاسِ ٱلشَّرَّ ٱسْتِعْجَالَهُم بِٱلْخَيْرِ لَقُضِىَ إِلَيْهِمْ أَجَلُهُمْ ۖ فَنَذَرُ ٱلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا فِى طُغْيَـٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ
١١

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 11-11


Nankörler

12. İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman, yan üstü yatarken, otururken veya ayakta iken bize yalvarır. Fakat biz onun sıkıntısını giderdiğimizde, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi eski haline döner. İşte haddi aşanların amelleri kendilerine böyle süslü gösterilmiştir.

وَإِذَا مَسَّ ٱلْإِنسَـٰنَ ٱلضُّرُّ دَعَانَا لِجَنۢبِهِۦٓ أَوْ قَاعِدًا أَوْ قَآئِمًا فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُ ضُرَّهُۥ مَرَّ كَأَن لَّمْ يَدْعُنَآ إِلَىٰ ضُرٍّ مَّسَّهُۥ ۚ كَذَٰلِكَ زُيِّنَ لِلْمُسْرِفِينَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
١٢

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 12-12


Mekkeli Müşriklere Uyarı

13. Biz senden önce nice nesilleri, zulmettikleri zaman helak ettik. Onlara resulleri apaçık delillerle gelmişti de onlar iman etmemişlerdi. İşte biz mücrim kavimleri böyle cezalandırırız. 14. Sonra sizi yeryüzünde onların yerine halifeler kıldık ki, nasıl davranacağınızı görelim.

وَلَقَدْ أَهْلَكْنَا ٱلْقُرُونَ مِن قَبْلِكُمْ لَمَّا ظَلَمُوا ۙ وَجَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَـٰتِ وَمَا كَانُوا لِيُؤْمِنُوا ۚ كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْقَوْمَ ٱلْمُجْرِمِينَ
١٣
ثُمَّ جَعَلْنَـٰكُمْ خَلَـٰٓئِفَ فِى ٱلْأَرْضِ مِنۢ بَعْدِهِمْ لِنَنظُرَ كَيْفَ تَعْمَلُونَ
١٤

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 13-14


Müşrikler Yeni Bir Kur'an Talep Ediyor

15. Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman, bize kavuşmayı ummayanlar derler ki: "Bize bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir." De ki: "Benim onu kendi tarafımdan değiştirmem mümkün değildir. Ben ancak bana vahyedilene uyarım. Eğer Rabbime isyan edersem, büyük bir günün azabından korkarım." 16. De ki: "Eğer Allah dileseydi, ben onu size okumazdım, O da onu size bildirmezdi. Ben bundan önce aranızda bir ömür yaşadım. Hâlâ akıl etmez misiniz?" 17. Allah'a karşı yalan uydurandan veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Şüphesiz ki zalimler kurtuluşa ermezler.

وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَاتُنَا بَيِّنَـٰتٍ ۙ قَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا ٱئْتِ بِقُرْءَانٍ غَيْرِ هَـٰذَآ أَوْ بَدِّلْهُ ۚ قُلْ مَا يَكُونُ لِىٓ أَنْ أُبَدِّلَهُۥ مِن تِلْقَآئِ نَفْسِىٓ ۖ إِنْ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ ۖ إِنِّىٓ أَخَافُ إِنْ عَصَيْتُ رَبِّى عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ
١٥
قُل لَّوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَا تَلَوْتُهُۥ عَلَيْكُمْ وَلَآ أَدْرَىٰكُم بِهِۦ ۖ فَقَدْ لَبِثْتُ فِيكُمْ عُمُرًا مِّن قَبْلِهِۦٓ ۚ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
١٦
فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوْ كَذَّبَ بِـَٔايَـٰتِهِۦٓ ۚ إِنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلْمُجْرِمُونَ
١٧

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 15-17


Batıl İlahlar

18. Allah'tan başka, kendilerine ne zarar ne de fayda veremeyen şeylere tapıyorlar ve: "Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir" diyorlar. De ki: "Siz Allah'a göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?" O, onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir, yücedir.

وَيَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنفَعُهُمْ وَيَقُولُونَ هَـٰٓؤُلَآءِ شُفَعَـٰٓؤُنَا عِندَ ٱللَّهِ ۚ قُلْ أَتُنَبِّـُٔونَ ٱللَّهَ بِمَا لَا يَعْلَمُ فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَلَا فِى ٱلْأَرْضِ ۚ سُبْحَـٰنَهُۥ وَتَعَـٰلَىٰ عَمَّا يُشْرِكُونَ
١٨

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 18-18


Artık İmanla Birleşmeyenler

19. İnsanlar bir zamanlar tek bir ümmetten başka bir şey değildi. Sonra ayrılığa düştüler. Eğer Rabbin'den (daha önce) bir söz geçmiş olmasaydı, ayrılığa düştükleri konuda aralarında derhal hüküm verilirdi.

وَمَا كَانَ ٱلنَّاسُ إِلَّآ أُمَّةً وَٰحِدَةً فَٱخْتَلَفُوا ۚ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ لَقُضِىَ بَيْنَهُمْ فِيمَا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ
١٩

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 19-19


Yeni Bir Mucize Talep Etmek

20. Derler ki: "Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" De ki: "Gayb ancak Allah'a aittir. Öyleyse bekleyin! Şüphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim."

وَيَقُولُونَ لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْهِ ءَايَةٌ مِّن رَّبِّهِۦ ۖ فَقُلْ إِنَّمَا ٱلْغَيْبُ لِلَّهِ فَٱنتَظِرُوٓا إِنِّى مَعَكُم مِّنَ ٱلْمُنتَظِرِينَ
٢٠

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 20-20


Nimeti İnkarla Karşılamak

21. İnsanlara dokunan bir sıkıntıdan sonra onlara bir rahmet tattırdığımızda, ayetlerimiz hakkında hemen tuzak kurmaya başlarlar. De ki: "Allah, tuzak kurmada daha hızlıdır." Şüphesiz elçi meleklerimiz, kurduğunuz tuzakları yazmaktadırlar.

وَإِذَآ أَذَقْنَا ٱلنَّاسَ رَحْمَةً مِّنۢ بَعْدِ ضَرَّآءَ مَسَّتْهُمْ إِذَا لَهُم مَّكْرٌ فِىٓ ءَايَاتِنَا ۚ قُلِ ٱللَّهُ أَسْرَعُ مَكْرًا ۚ إِنَّ رُسُلَنَا يَكْتُبُونَ مَا تَمْكُرُونَ
٢١

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 21-21


İnsan Nankörlüğüne Bir Benzetme

22. O'dur ki sizi karada ve denizde dolaştırır. Hatta siz gemilerde iken, güzel bir rüzgarla seyredersiniz ve yolcular onunla sevinirler. Derken, şiddetli bir fırtına rüzgarı onlara gelir ve her yandan dalgalar onları kuşatır, onlar da kendilerinin kuşatıldığını (helak olacaklarını) sanırlar. İşte o zaman, dini yalnız O'na has kılarak Allah'a yalvarırlar: "Eğer bizi bundan kurtarırsan, elbette şükredenlerden olacağız." 23. Ama O onları kurtarınca, hemen yeryüzünde haksız yere taşkınlık yaparlar. Ey insanlar! Sizin taşkınlığınız ancak kendi nefislerinizin aleyhinedir. Bu dünya hayatının (geçici) zevki (sadece kısa bir süreliğinedir), sonra dönüşünüz Bizedir. Sonra Biz de size yaptıklarınızı haber vereceğiz.

هُوَ ٱلَّذِى يُسَيِّرُكُمْ فِى ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ ۖ حَتَّىٰٓ إِذَا كُنتُمْ فِى ٱلْفُلْكِ وَجَرَيْنَ بِهِم بِرِيحٍ طَيِّبَةٍ وَفَرِحُوا بِهَا جَآءَتْهَا رِيحٌ عَاصِفٌ وَجَآءَهُمُ ٱلْمَوْجُ مِن كُلِّ مَكَانٍ وَظَنُّوٓا أَنَّهُمْ أُحِيطَ بِهِمْ ۙ دَعَوُا ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ لَئِنْ أَنجَيْتَنَا مِنْ هَـٰذِهِۦ لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّـٰكِرِينَ
٢٢
فَلَمَّآ أَنجَىٰهُمْ إِذَا هُمْ يَبْغُونَ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ ۗ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّمَا بَغْيُكُمْ عَلَىٰٓ أَنفُسِكُم ۖ مَّتَـٰعَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ۖ ثُمَّ إِلَيْنَا مَرْجِعُكُمْ فَنُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
٢٣

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 22-23


Bu Fani Dünya

24. Dünya hayatının misali, gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki, onunla yeryüzünün bitkileri, insanların ve hayvanların yediği şeyler birbirine karışır. Nihayet yeryüzü bütün güzelliğini takınıp süslendiği ve halkı da ona tam güçlerinin yettiğini sandığı bir sırada, gece veya gündüz ona emrimiz gelir de, sanki dün hiç var olmamış gibi onu biçilmiş bir hale getiririz. İşte düşünen bir toplum için ayetleri böyle açıklarız.

إِنَّمَا مَثَلُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا كَمَآءٍ أَنزَلْنَـٰهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ فَٱخْتَلَطَ بِهِۦ نَبَاتُ ٱلْأَرْضِ مِمَّا يَأْكُلُ ٱلنَّاسُ وَٱلْأَنْعَـٰمُ حَتَّىٰٓ إِذَآ أَخَذَتِ ٱلْأَرْضُ زُخْرُفَهَا وَٱزَّيَّنَتْ وَظَنَّ أَهْلُهَآ أَنَّهُمْ قَـٰدِرُونَ عَلَيْهَآ أَتَىٰهَآ أَمْرُنَا لَيْلًا أَوْ نَهَارًا فَجَعَلْنَـٰهَا حَصِيدًا كَأَن لَّمْ تَغْنَ بِٱلْأَمْسِ ۚ كَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلْـَٔايَـٰتِ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
٢٤

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 24-24


Cennete Davet

25. Allah, Darüsselam'a davet eder ve dilediğini doğru yola iletir. 26. İyilik yapanlara en güzel mükâfat ve fazlası da vardır. Yüzlerini ne bir karartı ne de bir zillet kaplar. İşte onlar cennet ehlidir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.

وَٱللَّهُ يَدْعُوٓا إِلَىٰ دَارِ ٱلسَّلَـٰمِ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ
٢٥
۞ لِّلَّذِينَ أَحْسَنُوا ٱلْحُسْنَىٰ وَزِيَادَةٌ ۖ وَلَا يَرْهَقُ وُجُوهَهُمْ قَتَرٌ وَلَا ذِلَّةٌ ۚ أُولَـٰٓئِكَ أَصْحَـٰبُ ٱلْجَنَّةِ ۖ هُمْ فِيهَا خَـٰلِدُونَ
٢٦

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 25-26


Cehennemden Sakındırma

27. Kötülük yapanlara gelince, kötülüğün karşılığı dengi kadardır. Yüzlerini zillet kaplar. Onları Allah'tan koruyacak kimse yoktur. Sanki yüzleri, gecenin zifiri karanlıklarından bir parçayla kaplanmıştır. İşte onlar cehennem ehlidir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.

وَٱلَّذِينَ كَسَبُوا ٱلسَّيِّـَٔاتِ جَزَآءُ سَيِّئَةٍۭ بِمِثْلِهَا وَتَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ ۖ مَّا لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ مِنْ عَاصِمٍ ۖ كَأَنَّمَآ أُغْشِيَتْ وُجُوهُهُمْ قِطَعًا مِّنَ ٱلَّيْلِ مُظْلِمًا ۚ أُولَـٰٓئِكَ أَصْحَـٰبُ ٱلنَّارِ ۖ هُمْ فِيهَا خَـٰلِدُونَ
٢٧

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 27-27


Batıl İlahlar ve Tapanları

28. O günü (hatırla ki), hepsini bir araya toplayacağız, sonra şirk koşanlara diyeceğiz ki: "Siz ve ortak koştuklarınız yerinizde durun." Biz onları birbirinden ayıracağız ve ortak koştukları diyecek ki: "Siz bize tapmıyordunuz!" 29. Allah aramızda şahit olarak yeter ki, biz sizin ibadetinizden kesinlikle habersizdik.” 30. İşte o zaman her nefis, önceden yaptıklarının karşılığını bulacak. Hepsi gerçek Mevlaları olan Allah'a döndürülecekler. Ve uydurdukları şeyler onları yüzüstü bırakacak.

وَيَوْمَ نَحْشُرُهُمْ جَمِيعًا ثُمَّ نَقُولُ لِلَّذِينَ أَشْرَكُوا مَكَانَكُمْ أَنتُمْ وَشُرَكَآؤُكُمْ ۚ فَزَيَّلْنَا بَيْنَهُمْ ۖ وَقَالَ شُرَكَآؤُهُم مَّا كُنتُمْ إِيَّانَا تَعْبُدُونَ
٢٨
فَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدًۢا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ إِن كُنَّا عَنْ عِبَادَتِكُمْ لَغَـٰفِلِينَ
٢٩
هُنَالِكَ تَبْلُوا كُلُّ نَفْسٍ مَّآ أَسْلَفَتْ ۚ وَرُدُّوٓا إِلَى ٱللَّهِ مَوْلَىٰهُمُ ٱلْحَقِّ ۖ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا يَفْتَرُونَ
٣٠

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 28-30


Müşriklere Sorular: 1) Kim Rızık Verir?

31. De ki: "Size gökten ve yerden rızık veren kimdir? Kulak ve gözlerin sahibi kimdir? Diriyi ölüden çıkaran, ölüyü de diriden çıkaran kimdir? Ve her işi çekip çeviren kimdir?" Onlar hemen "Allah" diyeceklerdir. De ki: "O halde (O'na karşı gelmekten) sakınmayacak mısınız?" 32. İşte O Allah, sizin hak Rabbinizdir. Haktan sonra dalaletten başka ne vardır? O halde nasıl (haktan) döndürülüyorsunuz? 33. Böylece Rabbinin, fasıklar hakkındaki sözü gerçekleşmiş oldu: Onlar asla inanmazlar.

قُلْ مَن يَرْزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ أَمَّن يَمْلِكُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَـٰرَ وَمَن يُخْرِجُ ٱلْحَىَّ مِنَ ٱلْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ ٱلْمَيِّتَ مِنَ ٱلْحَىِّ وَمَن يُدَبِّرُ ٱلْأَمْرَ ۚ فَسَيَقُولُونَ ٱللَّهُ ۚ فَقُلْ أَفَلَا تَتَّقُونَ
٣١
فَذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمُ ٱلْحَقُّ ۖ فَمَاذَا بَعْدَ ٱلْحَقِّ إِلَّا ٱلضَّلَـٰلُ ۖ فَأَنَّىٰ تُصْرَفُونَ
٣٢
كَذَٰلِكَ حَقَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى ٱلَّذِينَ فَسَقُوٓا أَنَّهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
٣٣

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 31-33


2) Kim Yaratır?

34. De ki: "Ortak koştuklarınızdan hiçbiri yaratılışı başlatıp sonra onu tekrar diriltebilir mi?" De ki: "Allah yaratılışı başlatır, sonra onu tekrar diriltir." O halde nasıl (haktan) saptırılıyorsunuz?

قُلْ هَلْ مِن شُرَكَآئِكُم مَّن يَبْدَؤُا ٱلْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥ ۚ قُلِ ٱللَّهُ يَبْدَؤُا ٱلْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥ ۖ فَأَنَّىٰ تُؤْفَكُونَ
٣٤

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 34-34


3) Kim Hidayet Eder?

35. De ki: "Ortak koştuklarınızdan hiçbiri hakka iletebilir mi?" De ki: "Allah hakka iletir." O halde hakka ileten mi uyulmaya daha layıktır, yoksa kendisi hidayete erdirilmedikçe doğru yolu bulamayan mı? Size ne oluyor? Nasıl hükmediyorsunuz? 36. Onların çoğu zandan başka bir şeye uymazlar. Şüphesiz zan, gerçeğin yerini tutmaz. Allah, onların yaptıklarını elbette hakkıyla bilendir.

قُلْ هَلْ مِن شُرَكَآئِكُم مَّن يَهْدِىٓ إِلَى ٱلْحَقِّ ۚ قُلِ ٱللَّهُ يَهْدِى لِلْحَقِّ ۗ أَفَمَن يَهْدِىٓ إِلَى ٱلْحَقِّ أَحَقُّ أَن يُتَّبَعَ أَمَّن لَّا يَهِدِّىٓ إِلَّآ أَن يُهْدَىٰ ۖ فَمَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ
٣٥
وَمَا يَتَّبِعُ أَكْثَرُهُمْ إِلَّا ظَنًّا ۚ إِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغْنِى مِنَ ٱلْحَقِّ شَيْـًٔا ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِمَا يَفْعَلُونَ
٣٦

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 35-36


Kur'an'ın Meydan Okuması

37. Bu Kur'an'ın Allah'tan başkası tarafından uydurulması mümkün değildir. Aksine o, kendinden öncekini tasdik eden ve Kitab'ı açıklayandır. Hiç şüphe yok ki o, âlemlerin Rabbi'ndendir. 38. Yoksa "Onu uydurdu!" mu diyorlar? De ki: "Eğer doğru söylüyorsanız, Allah'tan başka gücünüzün yettiği herkesi yardıma çağırın da onun benzeri bir sûre getirin!" 39. Bilakis onlar, onu kavramadan ve tehditlerinin gerçekleşmesinden önce yalanladılar. Kendilerinden öncekiler de aynı şekilde yalanlamışlardı. Gör ki, zalimlerin sonu nasıl oldu!

وَمَا كَانَ هَـٰذَا ٱلْقُرْءَانُ أَن يُفْتَرَىٰ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَـٰكِن تَصْدِيقَ ٱلَّذِى بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْصِيلَ ٱلْكِتَـٰبِ لَا رَيْبَ فِيهِ مِن رَّبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
٣٧
أَمْ يَقُولُونَ ٱفْتَرَىٰهُ ۖ قُلْ فَأْتُوا بِسُورَةٍ مِّثْلِهِۦ وَٱدْعُوا مَنِ ٱسْتَطَعْتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ
٣٨
بَلْ كَذَّبُوا بِمَا لَمْ يُحِيطُوا بِعِلْمِهِۦ وَلَمَّا يَأْتِهِمْ تَأْوِيلُهُۥ ۚ كَذَٰلِكَ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۖ فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلظَّـٰلِمِينَ
٣٩

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 37-39


Hidayet Eden Ancak Allah'tır

40. Onlardan kimisi ona iman edecek, kimisi de iman etmeyecek. Rabbin ise fesatçıları en iyi bilendir. 41. Eğer seni yalanlarlarsa, de ki: Benim amelim bana, sizin ameliniz sizedir. Siz benim amelimden berisiniz, ben de sizin amelinizden beriyim! 42. Onlardan seni dinleyenler vardır, fakat onlar akıl etmeseler bile sen sağırlara işittirebilir misin? 43. Onlardan sana bakanlar da vardır. Görmedikleri halde körlere sen mi yol göstereceksin? 44. Şüphesiz Allah insanlara zerre kadar zulmetmez; fakat insanlar kendi nefislerine zulmederler.

وَمِنْهُم مَّن يُؤْمِنُ بِهِۦ وَمِنْهُم مَّن لَّا يُؤْمِنُ بِهِۦ ۚ وَرَبُّكَ أَعْلَمُ بِٱلْمُفْسِدِينَ
٤٠
وَإِن كَذَّبُوكَ فَقُل لِّى عَمَلِى وَلَكُمْ عَمَلُكُمْ ۖ أَنتُم بَرِيٓـُٔونَ مِمَّآ أَعْمَلُ وَأَنَا۠ بَرِىٓءٌ مِّمَّا تَعْمَلُونَ
٤١
وَمِنْهُم مَّن يَسْتَمِعُونَ إِلَيْكَ ۚ أَفَأَنتَ تُسْمِعُ ٱلصُّمَّ وَلَوْ كَانُوا لَا يَعْقِلُونَ
٤٢
وَمِنْهُم مَّن يَنظُرُ إِلَيْكَ ۚ أَفَأَنتَ تَهْدِى ٱلْعُمْىَ وَلَوْ كَانُوا لَا يُبْصِرُونَ
٤٣
إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَظْلِمُ ٱلنَّاسَ شَيْـًٔا وَلَـٰكِنَّ ٱلنَّاسَ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
٤٤

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 40-44


Kısa Ömür

45. Onları toplayacağı gün, sanki dünyada bir günün ancak bir saati kadar kalmışlar da birbirleriyle tanışıyorlarmış gibi olacak. Allah'a kavuşmayı yalanlayanlar ve hidayete ermemiş olanlar, gerçekten hüsrana uğramışlardır.

وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ كَأَن لَّمْ يَلْبَثُوٓا إِلَّا سَاعَةً مِّنَ ٱلنَّهَارِ يَتَعَارَفُونَ بَيْنَهُمْ ۚ قَدْ خَسِرَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا بِلِقَآءِ ٱللَّهِ وَمَا كَانُوا مُهْتَدِينَ
٤٥

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 45-45


Hesap Gününden Önce Uyarı

46. Sana (Ey Peygamber) onlara vaat ettiğimiz azabın bir kısmını göstersek de yahut seni vefat ettirsek de, dönüşleri Bizedir ve Allah onların yaptıklarına şahittir. 47. Her ümmet için bir elçi vardır. Elçileri geldiği zaman, aralarında adaletle hükmedilir ve onlara zulmedilmez.

وَإِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ ٱلَّذِى نَعِدُهُمْ أَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ ثُمَّ ٱللَّهُ شَهِيدٌ عَلَىٰ مَا يَفْعَلُونَ
٤٦
وَلِكُلِّ أُمَّةٍ رَّسُولٌ ۖ فَإِذَا جَآءَ رَسُولُهُمْ قُضِىَ بَيْنَهُم بِٱلْقِسْطِ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
٤٧

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 46-47


Vakit Geldiğinde…

48. Onlar (müminlere) soruyorlar: "Eğer doğru söylüyorsanız, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" 49. De ki: "Ben kendime Allah'ın dilemesi dışında ne bir fayda sağlayabilirim ne de kendimi koruyabilirim." Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiğinde, onu bir an bile geciktiremezler, öne de alamazlar.

وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ
٤٨
قُل لَّآ أَمْلِكُ لِنَفْسِى ضَرًّا وَلَا نَفْعًا إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُ ۗ لِكُلِّ أُمَّةٍ أَجَلٌ ۚ إِذَا جَآءَ أَجَلُهُمْ فَلَا يَسْتَـْٔخِرُونَ سَاعَةً ۖ وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ
٤٩

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 48-49


Allah'ın Azabı

50. De ki: "O'nun azabı size gece veya gündüz geliverirse... Günahkarlar, acele edilmesini istedikleri şeyin ne olduğunu gerçekten farkında mıdırlar?" 51. O size ulaştıktan sonra mı ona inanacaksınız? Şimdi mi? Oysa siz onu acele ettirmek istiyordunuz! 52. Sonra zalimlere denilecek ki: "Tadın ebedi azabı! Siz ancak işlediklerinizin karşılığını mı görüyorsunuz?"

قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِنْ أَتَىٰكُمْ عَذَابُهُۥ بَيَـٰتًا أَوْ نَهَارًا مَّاذَا يَسْتَعْجِلُ مِنْهُ ٱلْمُجْرِمُونَ
٥٠
أَثُمَّ إِذَا مَا وَقَعَ ءَامَنتُم بِهِۦٓ ۚ ءَآلْـَٔـٰنَ وَقَدْ كُنتُم بِهِۦ تَسْتَعْجِلُونَ
٥١
ثُمَّ قِيلَ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا ذُوقُوا عَذَابَ ٱلْخُلْدِ هَلْ تُجْزَوْنَ إِلَّا بِمَا كُنتُمْ تَكْسِبُونَ
٥٢

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 50-52


Allah'ın Vaadi

53. Sana soruyorlar: "Bu gerçek mi?" De ki: "Evet, Rabbime yemin olsun ki, o kesinlikle gerçektir! Ve sizin için hiçbir kaçış yoktur." 54. Eğer her zalim, dünyadaki her şeye sahip olsaydı, onu fidye olarak verirlerdi. Azabı gördüklerinde pişmanlıklarını gizleyecekler. Ve onlara tam bir adaletle hükmedilecek, hiç kimseye zulmedilmeyecek. 55. Şüphesiz göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Şüphesiz Allah'ın vaadi haktır. Fakat onların çoğu bilmezler. 56. O, diriltir ve öldürür. Ve O'na döndürüleceksiniz.

۞ وَيَسْتَنۢبِـُٔونَكَ أَحَقٌّ هُوَ ۖ قُلْ إِى وَرَبِّىٓ إِنَّهُۥ لَحَقٌّ ۖ وَمَآ أَنتُم بِمُعْجِزِينَ
٥٣
وَلَوْ أَنَّ لِكُلِّ نَفْسٍ ظَلَمَتْ مَا فِى ٱلْأَرْضِ لَٱفْتَدَتْ بِهِۦ ۗ وَأَسَرُّوا ٱلنَّدَامَةَ لَمَّا رَأَوُا ٱلْعَذَابَ ۖ وَقُضِىَ بَيْنَهُم بِٱلْقِسْطِ ۚ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
٥٤
أَلَآ إِنَّ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۗ أَلَآ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَلَـٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
٥٥
هُوَ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
٥٦

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 53-56


Kur'an'ın Üstünlüğü

57. Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt, kalplerdeki hastalıklara bir şifa, müminler için bir hidayet ve bir rahmet gelmiştir. 58. De ki: Allah’ın lütfuyla ve rahmetiyle, işte bunlarla sevinsinler. Bu, onların toplayıp durduklarından daha hayırlıdır.

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدْ جَآءَتْكُم مَّوْعِظَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَشِفَآءٌ لِّمَا فِى ٱلصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ
٥٧
قُلْ بِفَضْلِ ٱللَّهِ وَبِرَحْمَتِهِۦ فَبِذَٰلِكَ فَلْيَفْرَحُوا هُوَ خَيْرٌ مِّمَّا يَجْمَعُونَ
٥٨

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 57-58


Allah'ın Rızıkları

59. De ki: Allah’ın size rızık olarak indirdiği şeylerden bir kısmını helal, bir kısmını haram kıldığınızı gördünüz mü? De ki: Allah mı size izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz? 60. Allah’a yalan uyduranlar kıyamet günü ne zannederler? Şüphesiz Allah insanlara karşı lütuf sahibidir, fakat insanların çoğu şükretmezler.

قُلْ أَرَءَيْتُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ لَكُم مِّن رِّزْقٍ فَجَعَلْتُم مِّنْهُ حَرَامًا وَحَلَـٰلًا قُلْ ءَآللَّهُ أَذِنَ لَكُمْ ۖ أَمْ عَلَى ٱللَّهِ تَفْتَرُونَ
٥٩
وَمَا ظَنُّ ٱلَّذِينَ يَفْتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى ٱلنَّاسِ وَلَـٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَشْكُرُونَ
٦٠

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 59-60


Allah'ın İlmi

61. Senin içinde bulunduğun hiçbir iş, Kur'an'dan okuduğun hiçbir bölüm ve sizin yaptığınız hiçbir amel yoktur ki, biz ona şahit olmayalım. Yerde ve gökte zerre ağırlığınca bir şey bile Rabbinden gizli kalmaz; ondan daha küçük veya daha büyük hiçbir şey de mutlaka apaçık bir Kitap'ta (yazılı) olmasın.

وَمَا تَكُونُ فِى شَأْنٍ وَمَا تَتْلُوا مِنْهُ مِن قُرْءَانٍ وَلَا تَعْمَلُونَ مِنْ عَمَلٍ إِلَّا كُنَّا عَلَيْكُمْ شُهُودًا إِذْ تُفِيضُونَ فِيهِ ۚ وَمَا يَعْزُبُ عَن رَّبِّكَ مِن مِّثْقَالِ ذَرَّةٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِ وَلَآ أَصْغَرَ مِن ذَٰلِكَ وَلَآ أَكْبَرَ إِلَّا فِى كِتَـٰبٍ مُّبِينٍ
٦١

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 61-61


Allah'ın Has Kullar

62. Şüphesiz Allah'ın dostlarına hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır. 63. Onlar iman edenler ve (Allah'tan) sakınanlardır. 64. Onlar için dünya hayatında ve ahirette müjde vardır. Allah'ın vaadinde değişiklik yoktur. İşte bu, en büyük kurtuluştur.

أَلَآ إِنَّ أَوْلِيَآءَ ٱللَّهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
٦٢
ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا وَكَانُوا يَتَّقُونَ
٦٣
لَهُمُ ٱلْبُشْرَىٰ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَفِى ٱلْـَٔاخِرَةِ ۚ لَا تَبْدِيلَ لِكَلِمَـٰتِ ٱللَّهِ ۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ
٦٤

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 62-64


El-Aziz

65. Onların sözleri seni üzmesin. Şüphesiz bütün izzet Allah'ındır. O, hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir. 66. Şüphesiz göklerde ve yerde kim varsa hepsi Allah'ındır. Allah'tan başkasına ortak koşanlar neye uyarlar? Onlar sadece zanna uyarlar ve sadece yalan söylerler. 67. O, geceyi sizin için bir dinlenme, gündüzü de aydınlık kılmıştır. Şüphesiz bunda, işiten bir kavim için ayetler vardır.

وَلَا يَحْزُنكَ قَوْلُهُمْ ۘ إِنَّ ٱلْعِزَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًا ۚ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ
٦٥
أَلَآ إِنَّ لِلَّهِ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ ۗ وَمَا يَتَّبِعُ ٱلَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ شُرَكَآءَ ۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَإِنْ هُمْ إِلَّا يَخْرُصُونَ
٦٦
هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ لِتَسْكُنُوا فِيهِ وَٱلنَّهَارَ مُبْصِرًا ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَـٰتٍ لِّقَوْمٍ يَسْمَعُونَ
٦٧

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 65-67


Allah'ın Çocuğu Yoktur

68. Derler ki: "Allah çocuk edinmiştir." O, bundan münezzehtir! O, Gani'dir. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Buna dair hiçbir deliliniz yoktur! Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz? 69. De ki: "Şüphesiz Allah'a karşı yalan uyduranlar asla kurtuluşa ermezler." 70. Dünya hayatında kısa bir geçimliktir; sonra dönüşleri Bizedir; sonra da inkâr etmelerinden dolayı onlara şiddetli azabı tattıracağız.

قَالُوا ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدًا ۗ سُبْحَـٰنَهُۥ ۖ هُوَ ٱلْغَنِىُّ ۖ لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۚ إِنْ عِندَكُم مِّن سُلْطَـٰنٍۭ بِهَـٰذَآ ۚ أَتَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
٦٨
قُلْ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَفْتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ لَا يُفْلِحُونَ
٦٩
مَتَـٰعٌ فِى ٱلدُّنْيَا ثُمَّ إِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ ثُمَّ نُذِيقُهُمُ ٱلْعَذَابَ ٱلشَّدِيدَ بِمَا كَانُوا يَكْفُرُونَ
٧٠

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 68-70


Nuh ve Kavmi

71. Onlara Nuh'un haberini oku. Hani o, kavmine şöyle demişti: "Ey kavmim! Eğer benim aranızda bulunmam ve Allah'ın ayetlerini size hatırlatmam size ağır geliyorsa, ben Allah'a tevekkül ettim. Öyleyse ortaklarınızla birlikte işinizi kararlaştırın; sonra işiniz size kapalı kalmasın; sonra da bana karşı uygulayın ve bana mühlet vermeyin!" 72. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizden hiçbir ücret istemedim. Benim ücretim ancak Allah'tandır. Ve ben Müslümanlardan olmamla emrolundum. 73. Fakat yine de onu yalanladılar. Bunun üzerine onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık ve onları halifeler kıldık. Ayetlerimizi yalanlayanları ise boğduk. Bak da gör, uyarılanların akıbeti nasıl oldu!

۞ وَٱتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ نُوحٍ إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦ يَـٰقَوْمِ إِن كَانَ كَبُرَ عَلَيْكُم مَّقَامِى وَتَذْكِيرِى بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ فَعَلَى ٱللَّهِ تَوَكَّلْتُ فَأَجْمِعُوٓا أَمْرَكُمْ وَشُرَكَآءَكُمْ ثُمَّ لَا يَكُنْ أَمْرُكُمْ عَلَيْكُمْ غُمَّةً ثُمَّ ٱقْضُوٓا إِلَىَّ وَلَا تُنظِرُونِ
٧١
فَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَمَا سَأَلْتُكُم مِّنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَى ٱللَّهِ ۖ وَأُمِرْتُ أَنْ أَكُونَ مِنَ ٱلْمُسْلِمِينَ
٧٢
فَكَذَّبُوهُ فَنَجَّيْنَـٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ فِى ٱلْفُلْكِ وَجَعَلْنَـٰهُمْ خَلَـٰٓئِفَ وَأَغْرَقْنَا ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا بِـَٔايَـٰتِنَا ۖ فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلْمُنذَرِينَ
٧٣

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 71-73


Nuh'tan Sonraki Resuller

74. Sonra onun ardından elçileri kendi kavimlerine gönderdik. Onlar da onlara apaçık delillerle geldiler. Fakat daha önce yalanladıkları şeye inanmadılar. İşte haddi aşanların kalplerini böyle mühürleriz.

ثُمَّ بَعَثْنَا مِنۢ بَعْدِهِۦ رُسُلًا إِلَىٰ قَوْمِهِمْ فَجَآءُوهُم بِٱلْبَيِّنَـٰتِ فَمَا كَانُوا لِيُؤْمِنُوا بِمَا كَذَّبُوا بِهِۦ مِن قَبْلُ ۚ كَذَٰلِكَ نَطْبَعُ عَلَىٰ قُلُوبِ ٱلْمُعْتَدِينَ
٧٤

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 74-74


Musa ve Harun

75. Sonra bunların ardından Musa ve Harun'u Firavun'a ve onun ileri gelenlerine ayetlerimizle gönderdik. Fakat onlar büyüklük tasladılar ve mücrim bir kavim idiler. 76. Onlara bizden hak geldiğinde, dediler ki: "Bu kesinlikle apaçık bir sihirdir!" 77. Musa dedi ki: "Size hak geldiğinde ona böyle mi diyorsunuz? Bu sihir midir? Sihirbazlar asla iflah olmazlar." 78. Dediler ki: "Atalarımızın dininden bizi çevirmek ve yeryüzünde ikinize büyüklük olsun diye mi geldiniz? Biz size asla iman etmeyiz!" 79. Firavun, "Bana bütün usta sihirbazları getirin!" dedi. 80. Sihirbazlar gelince, Musa onlara şöyle dedi: "Dilediğiniz şeyi atın!" 81. Onlar atınca, Musa dedi ki: "Sizin getirdiğiniz sihirdir. Şüphesiz Allah onu boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah, bozguncuların işini düzeltmez." 82. Ve Allah, sözleriyle hakkı gerçekleştirir, günahkarlar hoşlanmasa da.

ثُمَّ بَعَثْنَا مِنۢ بَعْدِهِم مُّوسَىٰ وَهَـٰرُونَ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِيهِۦ بِـَٔايَـٰتِنَا فَٱسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْمًا مُّجْرِمِينَ
٧٥
فَلَمَّا جَآءَهُمُ ٱلْحَقُّ مِنْ عِندِنَا قَالُوٓا إِنَّ هَـٰذَا لَسِحْرٌ مُّبِينٌ
٧٦
قَالَ مُوسَىٰٓ أَتَقُولُونَ لِلْحَقِّ لَمَّا جَآءَكُمْ ۖ أَسِحْرٌ هَـٰذَا وَلَا يُفْلِحُ ٱلسَّـٰحِرُونَ
٧٧
قَالُوٓا أَجِئْتَنَا لِتَلْفِتَنَا عَمَّا وَجَدْنَا عَلَيْهِ ءَابَآءَنَا وَتَكُونَ لَكُمَا ٱلْكِبْرِيَآءُ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا نَحْنُ لَكُمَا بِمُؤْمِنِينَ
٧٨
وَقَالَ فِرْعَوْنُ ٱئْتُونِى بِكُلِّ سَـٰحِرٍ عَلِيمٍ
٧٩
فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلْقُوا مَآ أَنتُم مُّلْقُونَ
٨٠
فَلَمَّآ أَلْقَوْا قَالَ مُوسَىٰ مَا جِئْتُم بِهِ ٱلسِّحْرُ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ سَيُبْطِلُهُۥٓ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُصْلِحُ عَمَلَ ٱلْمُفْسِدِينَ
٨١
وَيُحِقُّ ٱللَّهُ ٱلْحَقَّ بِكَلِمَـٰتِهِۦ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْمُجْرِمُونَ
٨٢

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 75-82


Az Sayıda Mümin

83. Musa'ya, kavminden pek az genç dışında kimse inanmadı; Firavun'un ve kendi ileri gelenlerinin kendilerine zulmetmesinden korkarak. Şüphesiz Firavun, yeryüzünde bir zorba idi ve o gerçekten de haddi aşanlardandı. 84. Musa dedi ki: "Ey kavmim! Eğer Allah'a iman etmiş ve (O'na) teslim olmuşsanız, o zaman sadece O'na tevekkül edin." 85. Dediler ki: Allah'a tevekkül ettik. Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğunun fitnesine düşürme, 86. ve bizi rahmetinle kâfirler topluluğundan kurtar.”

فَمَآ ءَامَنَ لِمُوسَىٰٓ إِلَّا ذُرِّيَّةٌ مِّن قَوْمِهِۦ عَلَىٰ خَوْفٍ مِّن فِرْعَوْنَ وَمَلَإِيهِمْ أَن يَفْتِنَهُمْ ۚ وَإِنَّ فِرْعَوْنَ لَعَالٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَإِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلْمُسْرِفِينَ
٨٣
وَقَالَ مُوسَىٰ يَـٰقَوْمِ إِن كُنتُمْ ءَامَنتُم بِٱللَّهِ فَعَلَيْهِ تَوَكَّلُوٓا إِن كُنتُم مُّسْلِمِينَ
٨٤
فَقَالُوا عَلَى ٱللَّهِ تَوَكَّلْنَا رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِّلْقَوْمِ ٱلظَّـٰلِمِينَ
٨٥
وَنَجِّنَا بِرَحْمَتِكَ مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلْكَـٰفِرِينَ
٨٦

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 83-86


Duanın Gücü

87. Musa'ya ve kardeşine vahyettik ki: Mısır'da kavminiz için evler edinin. Evlerinizi kıble yapın, namazı ikame edin ve müminlere müjdele! 88. Musa dedi ki: "Ey Rabbimiz! Sen Firavun'a ve ileri gelenlerine dünya hayatında zinet ve mallar verdin ki, insanları Senin yolundan saptırsınlar. Rabbimiz, mallarını yok et ve kalplerini katılaştır ki, can yakıcı azabı görünceye kadar iman etmesinler." 89. (Allah) buyurdu ki: "İkinizin duası kabul olundu. Öyleyse dosdoğru olun ve bilmeyenlerin yoluna uymayın."

وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰ وَأَخِيهِ أَن تَبَوَّءَا لِقَوْمِكُمَا بِمِصْرَ بُيُوتًا وَٱجْعَلُوا بُيُوتَكُمْ قِبْلَةً وَأَقِيمُوا ٱلصَّلَوٰةَ ۗ وَبَشِّرِ ٱلْمُؤْمِنِينَ
٨٧
وَقَالَ مُوسَىٰ رَبَّنَآ إِنَّكَ ءَاتَيْتَ فِرْعَوْنَ وَمَلَأَهُۥ زِينَةً وَأَمْوَٰلًا فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا رَبَّنَا لِيُضِلُّوا عَن سَبِيلِكَ ۖ رَبَّنَا ٱطْمِسْ عَلَىٰٓ أَمْوَٰلِهِمْ وَٱشْدُدْ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُوا حَتَّىٰ يَرَوُا ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ
٨٨
قَالَ قَدْ أُجِيبَت دَّعْوَتُكُمَا فَٱسْتَقِيمَا وَلَا تَتَّبِعَآنِّ سَبِيلَ ٱلَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ
٨٩

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 87-89


Firavun'un Sonu

90. İsrailoğulları'nı denizden geçirdik. Firavun ve askerleri de haksız yere ve düşmanca onların peşine düştüler. Nihayet boğulmak üzereyken Firavun dedi ki: "İsrailoğulları'nın inandığı ilâhtan başka ilâh olmadığına iman ettim ve ben (artık) Müslümanlardanım." 91. Şimdi mi (iman ediyorsun)? Oysa hep isyan etmiştin ve bozguncularlardandın. 92. Bugün senin cesedini koruyacağız ki, senden sonrakilere bir ibret olasın. Şüphesiz insanların çoğu ayetlerimizden gafildirler!

۞ وَجَـٰوَزْنَا بِبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱلْبَحْرَ فَأَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ وَجُنُودُهُۥ بَغْيًا وَعَدْوًا ۖ حَتَّىٰٓ إِذَآ أَدْرَكَهُ ٱلْغَرَقُ قَالَ ءَامَنتُ أَنَّهُۥ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا ٱلَّذِىٓ ءَامَنَتْ بِهِۦ بَنُوٓا إِسْرَٰٓءِيلَ وَأَنَا۠ مِنَ ٱلْمُسْلِمِينَ
٩٠
ءَآلْـَٔـٰنَ وَقَدْ عَصَيْتَ قَبْلُ وَكُنتَ مِنَ ٱلْمُفْسِدِينَ
٩١
فَٱلْيَوْمَ نُنَجِّيكَ بِبَدَنِكَ لِتَكُونَ لِمَنْ خَلْفَكَ ءَايَةً ۚ وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلنَّاسِ عَنْ ءَايَـٰتِنَا لَغَـٰفِلُونَ
٩٢

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 90-92


Allah'ın İsrailoğullarına Lütfu

93. Andolsun ki, İsrailoğullarını mübarek bir yere yerleştirdik ve onlara güzel, helal rızıklar verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düştükleri şeyler hakkında Kıyamet Günü aralarında hüküm verecektir.

وَلَقَدْ بَوَّأْنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ مُبَوَّأَ صِدْقٍ وَرَزَقْنَـٰهُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَـٰتِ فَمَا ٱخْتَلَفُوا حَتَّىٰ جَآءَهُمُ ٱلْعِلْمُ ۚ إِنَّ رَبَّكَ يَقْضِى بَيْنَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ فِيمَا كَانُوا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ
٩٣

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 93-93


Hakkı Tasdik Etmek

94. Eğer sana indirdiğimizden şüphedeysen, senden önce Kitab'ı okuyanlara sor. Şüphesiz hak sana Rabbinden gelmiştir, öyleyse şüphe edenlerden olma. 95. Ve Allah'ın ayetlerini inkâr edenlerden olma, yoksa hüsrana uğrayanlardan olursun.

فَإِن كُنتَ فِى شَكٍّ مِّمَّآ أَنزَلْنَآ إِلَيْكَ فَسْـَٔلِ ٱلَّذِينَ يَقْرَءُونَ ٱلْكِتَـٰبَ مِن قَبْلِكَ ۚ لَقَدْ جَآءَكَ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُمْتَرِينَ
٩٤
وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ فَتَكُونَ مِنَ ٱلْخَـٰسِرِينَ
٩٥

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 94-95


Yunus'un Kavmi Azaptan Kurtuldu

96. Şüphesiz, haklarında Allah'ın sözü gerçekleşenler iman etmezler. 97. Onlara her bir ayet gelse bile, ta ki acıklı azabı görünceye kadar. 98. Keşke Yunus kavmi gibi, (azabı görmeden önce) iman etmiş ve bu imanı kendilerine fayda sağlamış bir toplum olsaydı! Onlar iman edince, biz de onlardan dünya hayatındaki zillet azabını kaldırdık ve onları bir süre daha faydalandırdık.

إِنَّ ٱلَّذِينَ حَقَّتْ عَلَيْهِمْ كَلِمَتُ رَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَ
٩٦
وَلَوْ جَآءَتْهُمْ كُلُّ ءَايَةٍ حَتَّىٰ يَرَوُا ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ
٩٧
فَلَوْلَا كَانَتْ قَرْيَةٌ ءَامَنَتْ فَنَفَعَهَآ إِيمَـٰنُهَآ إِلَّا قَوْمَ يُونُسَ لَمَّآ ءَامَنُوا كَشَفْنَا عَنْهُمْ عَذَابَ ٱلْخِزْىِ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَمَتَّعْنَـٰهُمْ إِلَىٰ حِينٍ
٩٨

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 96-98


İkna, Cebir Değil

99. Rabbin dileseydi (Ey Peygamber), yeryüzündekilerin hepsi elbette iman ederdi. O halde sen mi insanları mümin olmaya zorlayacaksın? 100. Hiçbir nefis, Allah'ın izni olmaksızın iman edemez. O, akletmeyenlerin üzerine gazap indirecektir.

وَلَوْ شَآءَ رَبُّكَ لَـَٔامَنَ مَن فِى ٱلْأَرْضِ كُلُّهُمْ جَمِيعًا ۚ أَفَأَنتَ تُكْرِهُ ٱلنَّاسَ حَتَّىٰ يَكُونُوا مُؤْمِنِينَ
٩٩
وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ أَن تُؤْمِنَ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۚ وَيَجْعَلُ ٱلرِّجْسَ عَلَى ٱلَّذِينَ لَا يَعْقِلُونَ
١٠٠

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 99-100


Düşünmeye Davet

101. De ki: "Göklerde ve yerde ne varsa bir düşünün!" İman etmeyenlere ne ayetler ne de uyarıcılar fayda verir. 102. Onlar, kendilerinden öncekilere gelen azaplardan başkasını mı bekliyorlar? De ki: "Öyleyse bekleyin! Ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim." 103. Sonra resûllerimizi ve iman edenleri kurtardık. Müminleri kurtarmak üzerimize haktır.

قُلِ ٱنظُرُوا مَاذَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَمَا تُغْنِى ٱلْـَٔايَـٰتُ وَٱلنُّذُرُ عَن قَوْمٍ لَّا يُؤْمِنُونَ
١٠١
فَهَلْ يَنتَظِرُونَ إِلَّا مِثْلَ أَيَّامِ ٱلَّذِينَ خَلَوْا مِن قَبْلِهِمْ ۚ قُلْ فَٱنتَظِرُوٓا إِنِّى مَعَكُم مِّنَ ٱلْمُنتَظِرِينَ
١٠٢
ثُمَّ نُنَجِّى رُسُلَنَا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا ۚ كَذَٰلِكَ حَقًّا عَلَيْنَا نُنجِ ٱلْمُؤْمِنِينَ
١٠٣

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 101-103


Hakiki İman

104. De ki: Ey insanlar! Eğer benim dinimden şüphede iseniz, o zaman ben Allah'tan başka sizin taptıklarınıza ibadet etmem. Ama ben sizin canınızı alacak olan Allah'a ibadet ederim. Ve bana emrolundu ki: 'Müminlerden ol,' 105. ve 'Yüzünü hanif olarak dine çevir, ve müşriklerden olma,' 106. ve "Allah'tan başka, sana ne fayda ne de zarar veremeyecek olan şeylere yalvarma. Eğer böyle yaparsan, o takdirde sen mutlaka zalimlerden olursun." 107. "Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu O'ndan başka hiç kimse gideremez. Eğer sana bir hayır dilerse, O'nun lütfunu hiç kimse engelleyemez. Onu kullarından dilediğine verir. Ve O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."

قُلْ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِن كُنتُمْ فِى شَكٍّ مِّن دِينِى فَلَآ أَعْبُدُ ٱلَّذِينَ تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَـٰكِنْ أَعْبُدُ ٱللَّهَ ٱلَّذِى يَتَوَفَّىٰكُمْ ۖ وَأُمِرْتُ أَنْ أَكُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ
١٠٤
وَأَنْ أَقِمْ وَجْهَكَ لِلدِّينِ حَنِيفًا وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ
١٠٥
وَلَا تَدْعُ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُكَ وَلَا يَضُرُّكَ ۖ فَإِن فَعَلْتَ فَإِنَّكَ إِذًا مِّنَ ٱلظَّـٰلِمِينَ
١٠٦
وَإِن يَمْسَسْكَ ٱللَّهُ بِضُرٍّ فَلَا كَاشِفَ لَهُۥٓ إِلَّا هُوَ ۖ وَإِن يُرِدْكَ بِخَيْرٍ فَلَا رَآدَّ لِفَضْلِهِۦ ۚ يُصِيبُ بِهِۦ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ ۚ وَهُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ
١٠٧

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 104-107


İnsanlığa Çağrı

108. De ki: "Ey insanlar! Rabbinizden size hakikat gelmiştir. Artık kim doğru yolu bulursa, kendi lehine bulmuş olur; kim de saparsa, kendi aleyhine sapmış olur. Ben sizin üzerinize bir vekil değilim."

قُلْ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدْ جَآءَكُمُ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكُمْ ۖ فَمَنِ ٱهْتَدَىٰ فَإِنَّمَا يَهْتَدِى لِنَفْسِهِۦ ۖ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَا ۖ وَمَآ أَنَا۠ عَلَيْكُم بِوَكِيلٍ
١٠٨

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 108-108


Peygambere Öğüt

109. Sana vahyedilene uy ve Allah hükmünü verene kadar sabret. Şüphesiz O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

وَٱتَّبِعْ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيْكَ وَٱصْبِرْ حَتَّىٰ يَحْكُمَ ٱللَّهُ ۚ وَهُوَ خَيْرُ ٱلْحَـٰكِمِينَ
١٠٩

Surah 10 - يُونُس (Jonah) - Verses 109-109


Yûnus () - Chapter 10 - AI-Powered Clear Quran by Dr. Mustafa Khattab with Word-by-Word Translation & Recitation