This translation is done through Artificial Intelligence (AI) modern technology. Moreover, it is based on Dr. Mustafa Khattab's "The Clear Quran".

Surah 35 - فَاطِر

Fâṭir (Surah 35)

فَاطِر (Fatır)

Makki SurahMakki Surah

Introduction

Bu Mekkî sûre, Allah'ın sonsuz kudretini, O'nun yaratılışındaki harikalarla gözler önüne serer ve putperest putların acizliğiyle tezat oluşturur. Peygamber (ﷺ), kendisinden önce birçok peygamberin yalanlandığı gerçeğiyle teselli edilir. Müminler Cennet'te büyük bir mükâfatla müjdelenirken (31-35. ayetler), kâfirler Cehennem'de şiddetli bir azapla uyarılır (36-39. ayetler). Tüm bu temalar bir sonraki sûrede de yer alır. Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

In the Name of Allah—the Most Compassionate, Most Merciful.

Allah'ın Kudreti 1) Yaratılış ve Merhamet

1. Hamd, gökleri ve yeri yoktan var eden, melekleri ikişer, üçer ve dörder kanatlı elçiler kılan Allah'a mahsustur. O, yaratmada dilediğini artırır. Şüphesiz Allah, her şeye kadirdir. 2. Allah'ın insanlara açtığı herhangi bir rahmeti kimse tutamaz (alıkoyamaz). O'nun alıkoyduğunu da O'ndan başkası salıveremez. O, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibidir.

ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ فَاطِرِ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ جَاعِلِ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةِ رُسُلًا أُولِىٓ أَجْنِحَةٍ مَّثْنَىٰ وَثُلَـٰثَ وَرُبَـٰعَ ۚ يَزِيدُ فِى ٱلْخَلْقِ مَا يَشَآءُ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
١
مَّا يَفْتَحِ ٱللَّهُ لِلنَّاسِ مِن رَّحْمَةٍ فَلَا مُمْسِكَ لَهَا ۖ وَمَا يُمْسِكْ فَلَا مُرْسِلَ لَهُۥ مِنۢ بَعْدِهِۦ ۚ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
٢

Surah 35 - فَاطِر (The Originator) - Verses 1-2


Tek İlah

3. Ey insanlar! Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Allah'tan başka, size gökten ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O'ndan başka ilah yoktur. O halde nasıl (haktan) döndürülüyorsunuz?

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱذْكُرُوا نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ ۚ هَلْ مِنْ خَـٰلِقٍ غَيْرُ ٱللَّهِ يَرْزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ ۚ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ۖ فَأَنَّىٰ تُؤْفَكُونَ
٣

Surah 35 - فَاطِر (The Originator) - Verses 3-3


Peygamberi Teselli Etmek

4. Eğer seni yalanlarlarsa, senden önceki peygamberler de yalanlanmıştı. Bütün işler Allah'a döndürülür.

وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كُذِّبَتْ رُسُلٌ مِّن قَبْلِكَ ۚ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ
٤

Surah 35 - فَاطِر (The Originator) - Verses 4-4


Şeytana Karşı Uyarı

5. Ey insanlar! Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın, aldatıcı (şeytan) da sizi Allah hakkında aldatmasın. 6. Şüphesiz şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman edinin. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşin (cehennemin) halkından olmaya çağırır.

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ ۖ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا ۖ وَلَا يَغُرَّنَّكُم بِٱللَّهِ ٱلْغَرُورُ
٥
إِنَّ ٱلشَّيْطَـٰنَ لَكُمْ عَدُوٌّ فَٱتَّخِذُوهُ عَدُوًّا ۚ إِنَّمَا يَدْعُوا حِزْبَهُۥ لِيَكُونُوا مِنْ أَصْحَـٰبِ ٱلسَّعِيرِ
٦

Surah 35 - فَاطِر (The Originator) - Verses 5-6


Kötülük Yapanlar ve İyilik Yapanlar

7. İnkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. İman edip salih ameller işleyenler için ise bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. 8. Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, (hiç) doğru yolda olan kimse gibi midir? Şüphesiz Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Öyleyse onlar için kendini helak etme. Şüphesiz Allah, onların yaptıklarını hakkıyla bilendir.

ٱلَّذِينَ كَفَرُوا لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ ۖ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا وَعَمِلُوا ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ كَبِيرٌ
٧
أَفَمَن زُيِّنَ لَهُۥ سُوٓءُ عَمَلِهِۦ فَرَءَاهُ حَسَنًا ۖ فَإِنَّ ٱللَّهَ يُضِلُّ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ ۖ فَلَا تَذْهَبْ نَفْسُكَ عَلَيْهِمْ حَسَرَٰتٍ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِمَا يَصْنَعُونَ
٨

Surah 35 - فَاطِر (The Originator) - Verses 7-8


Allah'ın Kudreti 2) Rüzgar

9. Rüzgârları gönderen Allah'tır. Onlar da bulutları sürükler. Sonra Biz onları ölü bir memlekete sevk ederiz de onunla yeryüzüne ölümünden sonra hayat veririz. Diriliş de böyledir.

وَٱللَّهُ ٱلَّذِىٓ أَرْسَلَ ٱلرِّيَـٰحَ فَتُثِيرُ سَحَابًا فَسُقْنَـٰهُ إِلَىٰ بَلَدٍ مَّيِّتٍ فَأَحْيَيْنَا بِهِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا ۚ كَذَٰلِكَ ٱلنُّشُورُ
٩

Surah 35 - فَاطِر (The Originator) - Verses 9-9


Tüm İzzet ve Kudret Allah'a Aittir

10. Kim izzet ve kudret isterse, bilsin ki izzet ve kudret bütünüyle Allah'a aittir. Güzel sözler O'na yükselir, salih amelleri de O yüceltir. Kötülükleri kuranlara gelince, onlar için şiddetli bir azap vardır. Ve onların tuzağı boşa çıkmaya mahkumdur.

مَن كَانَ يُرِيدُ ٱلْعِزَّةَ فَلِلَّهِ ٱلْعِزَّةُ جَمِيعًا ۚ إِلَيْهِ يَصْعَدُ ٱلْكَلِمُ ٱلطَّيِّبُ وَٱلْعَمَلُ ٱلصَّـٰلِحُ يَرْفَعُهُۥ ۚ وَٱلَّذِينَ يَمْكُرُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ ۖ وَمَكْرُ أُولَـٰٓئِكَ هُوَ يَبُورُ
١٠

Surah 35 - فَاطِر (The Originator) - Verses 10-10


Allah'ın Kudreti 3) İnsanların Yaratılışı

11. Sizi topraktan, sonra bir nutfeden yaratan, sonra da sizi çiftler halinde var eden Allah'tır. O'nun bilgisi dışında hiçbir dişi ne gebe kalır ne de doğurur. Hiçbir kimsenin ömrü uzatılmaz ve kısaltılmaz ki bu bir kitapta (yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah için çok kolaydır.

وَٱللَّهُ خَلَقَكُم مِّن تُرَابٍ ثُمَّ مِن نُّطْفَةٍ ثُمَّ جَعَلَكُمْ أَزْوَٰجًا ۚ وَمَا تَحْمِلُ مِنْ أُنثَىٰ وَلَا تَضَعُ إِلَّا بِعِلْمِهِۦ ۚ وَمَا يُعَمَّرُ مِن مُّعَمَّرٍ وَلَا يُنقَصُ مِنْ عُمُرِهِۦٓ إِلَّا فِى كِتَـٰبٍ ۚ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ
١١

Surah 35 - فَاطِر (The Originator) - Verses 11-11


Allah'ın Kudreti 4) Tatlı ve Tuzlu Su

12. İki deniz birbirine eşit değildir. Biri tatlı, içimi kolay ve hoş; diğeri ise tuzlu ve acıdır. Her ikisinden de taze et (balık) yersiniz ve giyeceğiniz süs eşyaları çıkarırsınız. Gemilerin de her ikisinde suları yararak gittiğini görürsün ki O'nun lütfundan arayasınız ve şükredesiniz.

وَمَا يَسْتَوِى ٱلْبَحْرَانِ هَـٰذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ سَآئِغٌ شَرَابُهُۥ وَهَـٰذَا مِلْحٌ أُجَاجٌ ۖ وَمِن كُلٍّ تَأْكُلُونَ لَحْمًا طَرِيًّا وَتَسْتَخْرِجُونَ حِلْيَةً تَلْبَسُونَهَا ۖ وَتَرَى ٱلْفُلْكَ فِيهِ مَوَاخِرَ لِتَبْتَغُوا مِن فَضْلِهِۦ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
١٢

Surah 35 - فَاطِر (The Originator) - Verses 12-12


Allah'ın Kudreti 5) Gece ve Gündüzün Ardı Ardına Gelmesi

13. Geceyi gündüze katar, gündüzü geceye katar. Güneşi ve Ay'ı emrine amade kılmıştır; her biri belirlenmiş bir süreye kadar akıp gider. İşte O Allah, sizin Rabbinizdir! Mülk O'nundur. O'ndan başka yalvardıklarınız, bir hurma çekirdeğinin zarına bile sahip değildirler. 14. Eğer onlara yalvarırsanız, çağrınızı duymazlar. Şayet duysalar bile size karşılık veremezler. Kıyamet Günü'nde sizin ibadetinizi inkâr edeceklerdir. Hiç kimse sana her şeyi hakkıyla bilen gibi haber veremez.

يُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِى لِأَجَلٍ مُّسَمًّى ۚ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمْ لَهُ ٱلْمُلْكُ ۚ وَٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ مَا يَمْلِكُونَ مِن قِطْمِيرٍ
١٣
إِن تَدْعُوهُمْ لَا يَسْمَعُوا دُعَآءَكُمْ وَلَوْ سَمِعُوا مَا ٱسْتَجَابُوا لَكُمْ ۖ وَيَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ يَكْفُرُونَ بِشِرْكِكُمْ ۚ وَلَا يُنَبِّئُكَ مِثْلُ خَبِيرٍ
١٤

Surah 35 - فَاطِر (The Originator) - Verses 13-14


Allah'ın Kudreti 6) Rızık

15. Ey insanlar! Siz Allah'a muhtaçsınız. Allah ise Ganî'dir, Hamîd'dir. 16. Dileseydi, sizi yok eder ve yeni bir halk getirirdi. 17. Bu da Allah için hiç de zor değildir.

۞ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ أَنتُمُ ٱلْفُقَرَآءُ إِلَى ٱللَّهِ ۖ وَٱللَّهُ هُوَ ٱلْغَنِىُّ ٱلْحَمِيدُ
١٥
إِن يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَأْتِ بِخَلْقٍ جَدِيدٍ
١٦
وَمَا ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ بِعَزِيزٍ
١٧

Surah 35 - فَاطِر (The Originator) - Verses 15-17


Herkes Kendi Yaptıklarından Sorumludur

18. Hiçbir günah yüklü nefis, başkasının yükünü yüklenmez. Eğer günah yüklü bir nefis, yükünü taşımak için yardım istese, ondan hiçbir şey yüklenmez; yakın bir akraba bile olsa. Sen ancak Rablerinden gıyaben korkanları ve namazı dosdoğru kılanları uyarırsın. Kim arınırsa, ancak kendi nefsi için arınır. Dönüş de yalnızca Allah'adır.

وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ ۚ وَإِن تَدْعُ مُثْقَلَةٌ إِلَىٰ حِمْلِهَا لَا يُحْمَلْ مِنْهُ شَىْءٌ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَىٰٓ ۗ إِنَّمَا تُنذِرُ ٱلَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُم بِٱلْغَيْبِ وَأَقَامُوا ٱلصَّلَوٰةَ ۚ وَمَن تَزَكَّىٰ فَإِنَّمَا يَتَزَكَّىٰ لِنَفْسِهِۦ ۚ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلْمَصِيرُ
١٨

Surah 35 - فَاطِر (The Originator) - Verses 18-18


Hidayet ve Dalalet

19. Körler ile görenler bir olmaz, 20. Karanlıklar ile nur da bir olmaz, 21. Sıcak ile gölge de bir olmaz. 22. Ölülerle diriler de bir değildir. Şüphesiz Allah, dilediğine işittirir. Sen ise kabirlerde bulunanlara işittiremezsin.

وَمَا يَسْتَوِى ٱلْأَعْمَىٰ وَٱلْبَصِيرُ
١٩
وَلَا ٱلظُّلُمَـٰتُ وَلَا ٱلنُّورُ
٢٠
وَلَا ٱلظِّلُّ وَلَا ٱلْحَرُورُ
٢١
وَمَا يَسْتَوِى ٱلْأَحْيَآءُ وَلَا ٱلْأَمْوَٰتُ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُسْمِعُ مَن يَشَآءُ ۖ وَمَآ أَنتَ بِمُسْمِعٍ مَّن فِى ٱلْقُبُورِ
٢٢

Surah 35 - فَاطِر (The Originator) - Verses 19-22


Peygamberi Teselli Etmek

23. Sen ancak bir uyarıcısın. 24. Şüphesiz biz seni hak ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, aralarında bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın. 25. Eğer seni yalanlarlarsa, onlardan öncekiler de yalanlamıştı. Onlara peygamberleri apaçık delillerle, ilahi kitaplarla ve nur saçan sahifelerle gelmişti. 26. Sonra ben o inkarda direnenleri yakaladım. Benim azabım ne şiddetliydi!

إِنْ أَنتَ إِلَّا نَذِيرٌ
٢٣
إِنَّآ أَرْسَلْنَـٰكَ بِٱلْحَقِّ بَشِيرًا وَنَذِيرًا ۚ وَإِن مِّنْ أُمَّةٍ إِلَّا خَلَا فِيهَا نَذِيرٌ
٢٤
وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ جَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَـٰتِ وَبِٱلزُّبُرِ وَبِٱلْكِتَـٰبِ ٱلْمُنِيرِ
٢٥
ثُمَّ أَخَذْتُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا ۖ فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ
٢٦

Surah 35 - فَاطِر (The Originator) - Verses 23-26


Allah'ın Kudreti 7) Çeşitlilik

27. Görmüyor musun ki Allah gökten yağmur indirir de onunla rengarenk meyveler çıkarırız? Dağlarda da beyaz, kırmızı, türlü renklerde ve simsiyah yollar vardır; 28. Tıpkı insanlar, canlılar ve davarların da çeşitli renklerde olması gibi. Allah'ın kulları içinde O'ndan ancak âlimler haşyet duyar. Şüphesiz Allah, Azîz'dir, Gaffâr'dır.

أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَخْرَجْنَا بِهِۦ ثَمَرَٰتٍ مُّخْتَلِفًا أَلْوَٰنُهَا ۚ وَمِنَ ٱلْجِبَالِ جُدَدٌۢ بِيضٌ وَحُمْرٌ مُّخْتَلِفٌ أَلْوَٰنُهَا وَغَرَابِيبُ سُودٌ
٢٧
وَمِنَ ٱلنَّاسِ وَٱلدَّوَآبِّ وَٱلْأَنْعَـٰمِ مُخْتَلِفٌ أَلْوَٰنُهُۥ كَذَٰلِكَ ۗ إِنَّمَا يَخْشَى ٱللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ ٱلْعُلَمَـٰٓؤُا ۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ غَفُورٌ
٢٨

Surah 35 - فَاطِر (The Originator) - Verses 27-28


Ebedi Mükâfat

29. Şüphesiz Allah'ın Kitab'ını tilavet edenler, namazı dosdoğru kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizlice ve açıkça infak edenler, asla batmayacak bir ticaret umabilirler. 30. Tâ ki onların mükâfatlarını eksiksiz versin ve lütfundan onlara artırsın. Şüphesiz O, Gaffâr'dır, Şekûr'dur.

إِنَّ ٱلَّذِينَ يَتْلُونَ كِتَـٰبَ ٱللَّهِ وَأَقَامُوا ٱلصَّلَوٰةَ وَأَنفَقُوا مِمَّا رَزَقْنَـٰهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً يَرْجُونَ تِجَـٰرَةً لَّن تَبُورَ
٢٩
لِيُوَفِّيَهُمْ أُجُورَهُمْ وَيَزِيدَهُم مِّن فَضْلِهِۦٓ ۚ إِنَّهُۥ غَفُورٌ شَكُورٌ
٣٠

Surah 35 - فَاطِر (The Originator) - Verses 29-30


Üç Çeşit Mümin

31. Sana vahyettiğimiz Kitap, kendinden öncekini tasdik eden haktır. Şüphesiz Allah, kullarından hakkıyla haberdardır, onları görendir. 32. Sonra Kitabı kullarımızdan seçtiklerimize miras kıldık. Onlardan kimi nefsine zulmeder, kimi orta bir yoldadır, kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda öne geçendir. İşte bu, büyük lütuftur.

وَٱلَّذِىٓ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ مِنَ ٱلْكِتَـٰبِ هُوَ ٱلْحَقُّ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ بِعِبَادِهِۦ لَخَبِيرٌۢ بَصِيرٌ
٣١
ثُمَّ أَوْرَثْنَا ٱلْكِتَـٰبَ ٱلَّذِينَ ٱصْطَفَيْنَا مِنْ عِبَادِنَا ۖ فَمِنْهُمْ ظَالِمٌ لِّنَفْسِهِۦ وَمِنْهُم مُّقْتَصِدٌ وَمِنْهُمْ سَابِقٌۢ بِٱلْخَيْرَٰتِ بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَضْلُ ٱلْكَبِيرُ
٣٢

Surah 35 - فَاطِر (The Originator) - Verses 31-32


Müminlerin Mükâfatı

33. Onlar Adn cennetlerine girecekler, orada altın bilezikler ve incilerle süslenecekler, elbiseleri de ipek olacaktır. 34. Ve diyecekler ki: "Hamd olsun Allah'a ki, bizden tüm üzüntüyü gidermiştir. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayandır, çok şükredendir." 35. O ki, lütfundan bizi ebedi kalış yurduna yerleştirmiştir; orada bize ne bir yorgunluk dokunacak ne de bir bıkkınlık.

جَنَّـٰتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٍ وَلُؤْلُؤًا ۖ وَلِبَاسُهُمْ فِيهَا حَرِيرٌ
٣٣
وَقَالُوا ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِىٓ أَذْهَبَ عَنَّا ٱلْحَزَنَ ۖ إِنَّ رَبَّنَا لَغَفُورٌ شَكُورٌ
٣٤
ٱلَّذِىٓ أَحَلَّنَا دَارَ ٱلْمُقَامَةِ مِن فَضْلِهِۦ لَا يَمَسُّنَا فِيهَا نَصَبٌ وَلَا يَمَسُّنَا فِيهَا لُغُوبٌ
٣٥

Surah 35 - فَاطِر (The Originator) - Verses 33-35


Kafirlerin Cezası

36. İnkâr edenlere gelince, onlar için Cehennem ateşi vardır; orada ne ölüp kurtulacaklar ne de azabı onlardan hafifletilecektir. İşte biz her nankör kâfiri böyle cezalandırırız. 37. Orada feryat edecekler: "Rabbimiz! Bizi çıkar (dünyaya geri gönder) ki, yaptıklarımızdan başka (salih) ameller işleyelim." (Onlara şöyle denilecek:) "Sizi, öğüt almak isteyenin öğüt alabileceği kadar uzun ömürlü kılmadık mı? Size uyarıcı da geldi. Öyleyse tadın (azabı)! Çünkü zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur."

وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا لَهُمْ نَارُ جَهَنَّمَ لَا يُقْضَىٰ عَلَيْهِمْ فَيَمُوتُوا وَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُم مِّنْ عَذَابِهَا ۚ كَذَٰلِكَ نَجْزِى كُلَّ كَفُورٍ
٣٦
وَهُمْ يَصْطَرِخُونَ فِيهَا رَبَّنَآ أَخْرِجْنَا نَعْمَلْ صَـٰلِحًا غَيْرَ ٱلَّذِى كُنَّا نَعْمَلُ ۚ أَوَلَمْ نُعَمِّرْكُم مَّا يَتَذَكَّرُ فِيهِ مَن تَذَكَّرَ وَجَآءَكُمُ ٱلنَّذِيرُ ۖ فَذُوقُوا فَمَا لِلظَّـٰلِمِينَ مِن نَّصِيرٍ
٣٧

Surah 35 - فَاطِر (The Originator) - Verses 36-37


Yüce Allah'ı İnkar

38. Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gaybını bilendir. O, sinelerde olanı hakkıyla bilendir. 39. O, sizi yeryüzünde halifeler kılan O'dur. Kim inkâr ederse, inkârı kendi aleyhinedir. Kâfirlerin inkârı, Rableri katında onlara ancak gazabı artırır ve bu, onların ancak hüsranını artırır.

إِنَّ ٱللَّهَ عَـٰلِمُ غَيْبِ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ إِنَّهُۥ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
٣٨
هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَكُمْ خَلَـٰٓئِفَ فِى ٱلْأَرْضِ ۚ فَمَن كَفَرَ فَعَلَيْهِ كُفْرُهُۥ ۖ وَلَا يَزِيدُ ٱلْكَـٰفِرِينَ كُفْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ إِلَّا مَقْتًا ۖ وَلَا يَزِيدُ ٱلْكَـٰفِرِينَ كُفْرُهُمْ إِلَّا خَسَارًا
٣٩

Surah 35 - فَاطِر (The Originator) - Verses 38-39


Faydasız Putlar

40. De ki (onlara): "Allah'tan başka yalvardığınız ortaklarınızı düşündünüz mü? Bana gösterin, yeryüzünde neyi yarattılar? Yoksa onların göklerde bir ortaklığı mı var? Ya da biz onlara bir kitap mı verdik ki, o kendileri için apaçık bir delil olsun? Hayır, zalimler birbirlerine aldatmadan başka bir şey vaat etmezler."

قُلْ أَرَءَيْتُمْ شُرَكَآءَكُمُ ٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَرُونِى مَاذَا خَلَقُوا مِنَ ٱلْأَرْضِ أَمْ لَهُمْ شِرْكٌ فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ أَمْ ءَاتَيْنَـٰهُمْ كِتَـٰبًا فَهُمْ عَلَىٰ بَيِّنَتٍ مِّنْهُ ۚ بَلْ إِن يَعِدُ ٱلظَّـٰلِمُونَ بَعْضُهُم بَعْضًا إِلَّا غُرُورًا
٤٠

Surah 35 - فَاطِر (The Originator) - Verses 40-40


Allah'ın Kudreti 8) Evreni İdare Etmek

41. Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri dağılmaktan korur. Eğer onlar dağılacak olsalar, O'ndan başka hiç kimse onları tutamaz. Gerçekten O, Halîm'dir, Gafûr'dur.

۞ إِنَّ ٱللَّهَ يُمْسِكُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ أَن تَزُولَا ۚ وَلَئِن زَالَتَآ إِنْ أَمْسَكَهُمَا مِنْ أَحَدٍ مِّنۢ بَعْدِهِۦٓ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ حَلِيمًا غَفُورًا
٤١

Surah 35 - فَاطِر (The Originator) - Verses 41-41


Kafirlere Uyarı

42. En ağır yeminleriyle Allah'a yemin ettiler ki, eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, mutlaka diğer ümmetlerden daha doğru yolda olacaklardı. Fakat kendilerine bir uyarıcı geldiğinde, bu sadece onların uzaklaşmalarını artırdı— 43. Yeryüzünde büyüklük taslayarak ve kötülük tuzakları kurarak. Oysa kötü tuzak, ancak sahibinin başına geçer. Onlar, kendilerinden öncekilerin (helak olanların) akıbetinden başkasını mı bekliyorlar? Allah'ın sünnetinde bir değişiklik bulamazsın, onda bir sapma da bulamazsın. 44. Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görsünler? Onlar kuvvetçe bunlardan çok daha üstündüler. Ne göklerde ne de yerde hiçbir şey Allah'ı aciz bırakamaz. Şüphesiz O, Alîm'dir, Kadîr'dir.

وَأَقْسَمُوا بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَـٰنِهِمْ لَئِن جَآءَهُمْ نَذِيرٌ لَّيَكُونُنَّ أَهْدَىٰ مِنْ إِحْدَى ٱلْأُمَمِ ۖ فَلَمَّا جَآءَهُمْ نَذِيرٌ مَّا زَادَهُمْ إِلَّا نُفُورًا
٤٢
ٱسْتِكْبَارًا فِى ٱلْأَرْضِ وَمَكْرَ ٱلسَّيِّئِ ۚ وَلَا يَحِيقُ ٱلْمَكْرُ ٱلسَّيِّئُ إِلَّا بِأَهْلِهِۦ ۚ فَهَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا سُنَّتَ ٱلْأَوَّلِينَ ۚ فَلَن تَجِدَ لِسُنَّتِ ٱللَّهِ تَبْدِيلًا ۖ وَلَن تَجِدَ لِسُنَّتِ ٱللَّهِ تَحْوِيلًا
٤٣
أَوَلَمْ يَسِيرُوا فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَكَانُوٓا أَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً ۚ وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُعْجِزَهُۥ مِن شَىْءٍ فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَلَا فِى ٱلْأَرْضِ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَلِيمًا قَدِيرًا
٤٤

Surah 35 - فَاطِر (The Originator) - Verses 42-44


Tövbe İçin Mühlet Vermek

45. Eğer Allah, insanları işledikleri yüzünden hemen yakalasaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman ise, şüphesiz Allah, kullarını hakkıyla görendir.

وَلَوْ يُؤَاخِذُ ٱللَّهُ ٱلنَّاسَ بِمَا كَسَبُوا مَا تَرَكَ عَلَىٰ ظَهْرِهَا مِن دَآبَّةٍ وَلَـٰكِن يُؤَخِّرُهُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى ۖ فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمْ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِعِبَادِهِۦ بَصِيرًۢا
٤٥

Surah 35 - فَاطِر (The Originator) - Verses 45-45


Fâṭir () - Chapter 35 - AI-Powered Clear Quran by Dr. Mustafa Khattab with Word-by-Word Translation & Recitation