Şura
الشُّورَىٰ
الشُّورٰی

LEARNING POINTS
Bu sûre, Allah'ın birliğini, hikmetini ve kudretini teyit eder.
İslam, tüm peygamberlerin mesajıdır.
Müslümanlar, bir konuda ihtilafa düştüklerinde Allah'a itaat etmelidirler.
Allah, affedenleri ve sulh yapanları mükafatlandıracaktır.
Putperestler, faydasız putlara taptıkları için helak olacaklardır.
Günahkarlar Kıyamet Günü'nde pişman olacaklar, ama çok geç olacak.
Kur'an şüphesiz Allah'tan bir vahiydir.
Yüce Allah
1Ha-Mim. 2Ayn-Sin-Kaf. 3İşte böylece sana (Ey Peygamber) vahyedilir, tıpkı senden öncekilere vahyedildiği gibi, Azîz ve Hakîm olan Allah tarafından. 4Göklerde ne varsa, yerde ne varsa O'nundur. O, yücedir, büyüktür. 5Gökler neredeyse üstlerinden çatlayacak. Melekler de Rablerini hamd ile tesbih ederler ve yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
حمٓ 1عٓسٓقٓ 2كَذَٰلِكَ يُوحِيٓ إِلَيۡكَ وَإِلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِكَ ٱللَّهُ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ 3لَهُۥ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِۖ وَهُوَ ٱلۡعَلِيُّ ٱلۡعَظِيمُ 4تَكَادُ ٱلسَّمَٰوَٰتُ يَتَفَطَّرۡنَ مِن فَوۡقِهِنَّۚ وَٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ يُسَبِّحُونَ بِحَمۡدِ رَبِّهِمۡ وَيَسۡتَغۡفِرُونَ لِمَن فِي ٱلۡأَرۡضِۗ أَلَآ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ5

Allah Koruyucudur.
6O'ndan başka dostlar edinenlere gelince, Allah onları gözetlemektedir. Sen de onların üzerinde bir vekil değilsin. 7İşte böylece sana Arapça bir Kur'an vahyettik ki, Ümmü'l-Kura'yı ve çevresindekileri uyarasın. Ve hakkında hiçbir şüphe olmayan Toplanma Günü ile uyarasın; o gün bir grup cennette, bir grup da alevli ateşte olacaktır. 8Allah dileseydi, elbette insanları tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini rahmetine sokar. Zalimlerin ise ne bir dostu ne de bir yardımcısı vardır. 9O'ndan başka nasıl veliler edinirler? Oysa Allah, tek velidir. Ölüleri dirilten O'dur. Ve O, her şeye kadirdir.
وَٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُواْ مِن دُونِهِۦٓ أَوۡلِيَآءَ ٱللَّهُ حَفِيظٌ عَلَيۡهِمۡ وَمَآ أَنتَ عَلَيۡهِم بِوَكِيلٖ 6وَكَذَٰلِكَ أَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡكَ قُرۡءَانًا عَرَبِيّٗا لِّتُنذِرَ أُمَّ ٱلۡقُرَىٰ وَمَنۡ حَوۡلَهَا وَتُنذِرَ يَوۡمَ ٱلۡجَمۡعِ لَا رَيۡبَ فِيهِۚ فَرِيقٞ فِي ٱلۡجَنَّةِ وَفَرِيقٞ فِي ٱلسَّعِيرِ 7وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَعَلَهُمۡ أُمَّةٗ وَٰحِدَةٗ وَلَٰكِن يُدۡخِلُ مَن يَشَآءُ فِي رَحۡمَتِهِۦۚ وَٱلظَّٰلِمُونَ مَا لَهُم مِّن وَلِيّٖ وَلَا نَصِيرٍ 8أَمِ ٱتَّخَذُواْ مِن دُونِهِۦٓ أَوۡلِيَآءَۖ فَٱللَّهُ هُوَ ٱلۡوَلِيُّ وَهُوَ يُحۡيِ ٱلۡمَوۡتَىٰ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِير9
Allah Halık ve Rezzak'tır.
10Ey Peygamber, müminlere de ki: Ayrılığa düştüğünüz her şeyin hükmü Allah'a aittir. İşte O Allah, benim Rabbimdir. Ben O'na tevekkül ettim ve O'na yönelirim. 11Göklerin ve yerin yaratıcısı O'dur. Sizin için kendi nefislerinizden eşler yarattı, hayvanlardan da eşler. Bu yolla sizi çoğaltmaktadır. O'nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, her şeyi işiten, her şeyi görendir. 12Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur. Dilediğine rızkı genişletir, dilediğine de kısar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir.
وَمَا ٱخۡتَلَفۡتُمۡ فِيهِ مِن شَيۡءٖ فَحُكۡمُهُۥٓ إِلَى ٱللَّهِۚ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبِّي عَلَيۡهِ تَوَكَّلۡتُ وَإِلَيۡهِ أُنِيبُ 10فَاطِرُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ جَعَلَ لَكُم مِّنۡ أَنفُسِكُمۡ أَزۡوَٰجٗا وَمِنَ ٱلۡأَنۡعَٰمِ أَزۡوَٰجٗا يَذۡرَؤُكُمۡ فِيهِۚ لَيۡسَ كَمِثۡلِهِۦ شَيۡءٞۖ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡبَصِيرُ 11لَهُۥ مَقَالِيدُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ يَبۡسُطُ ٱلرِّزۡقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقۡدِرُۚ إِنَّهُۥ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٞ12
Bir Din, Farklı Şeriatlar!
13Sizin için dinden, Nuh'a emrettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya emrettiğimizi şeriat kıldı: "Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye. Senin kendilerini çağırdığın şey, müşriklere ağır geldi. Allah, dilediğini kendine seçer ve kendisine yöneleni doğru yola iletir. 14Onlar kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer Rabbin tarafından belirlenmiş bir süreye kadar ertelenmiş bir söz olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilirdi. Şüphesiz onlardan sonra Kitab'a mirasçı olanlar da, bu konuda derin bir şüphe içindedirler.
شَرَعَ لَكُم مِّنَ ٱلدِّينِ مَا وَصَّىٰ بِهِۦ نُوحٗا وَٱلَّذِيٓ أَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡكَ وَمَا وَصَّيۡنَا بِهِۦٓ إِبۡرَٰهِيمَ وَمُوسَىٰ وَعِيسَىٰٓۖ أَنۡ أَقِيمُواْ ٱلدِّينَ وَلَا تَتَفَرَّقُواْ فِيهِۚ كَبُرَ عَلَى ٱلۡمُشۡرِكِينَ مَا تَدۡعُوهُمۡ إِلَيۡهِۚ ٱللَّهُ يَجۡتَبِيٓ إِلَيۡهِ مَن يَشَآءُ وَيَهۡدِيٓ إِلَيۡهِ مَن يُنِيبُ 13وَمَا تَفَرَّقُوٓاْ إِلَّا مِنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلۡعِلۡمُ بَغۡيَۢا بَيۡنَهُمۡۚ وَلَوۡلَا كَلِمَةٞ سَبَقَتۡ مِن رَّبِّكَ إِلَىٰٓ أَجَلٖ مُّسَمّٗى لَّقُضِيَ بَيۡنَهُمۡۚ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ أُورِثُواْ ٱلۡكِتَٰبَ مِنۢ بَعۡدِهِمۡ لَفِي شَكّٖ مِّنۡهُ مُرِيبٖ14
Ehl-i Kitap'a Davet
15Bundan dolayı sen (Ey Peygamber) davet et. Emrolunduğun gibi dosdoğru ol ve onların heveslerine uyma. Ve de ki: "Ben Allah'ın indirdiği her kitaba iman ettim. Ve bana aranızda adaletle hükmetmem emrolundu. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size aittir. Aramızda bir çekişmeye gerek yoktur. Allah hepimizi bir araya toplayacaktır. Ve dönüş O'nadır." 16Allah'ın çağrısına uyulduktan sonra O'nun hakkında tartışanlara gelince, onların delilleri Rableri katında geçersizdir. Onlara bir gazap vardır ve onlara şiddetli bir azap vardır.
فَلِذَٰلِكَ فَٱدۡعُۖ وَٱسۡتَقِمۡ كَمَآ أُمِرۡتَۖ وَلَا تَتَّبِعۡ أَهۡوَآءَهُمۡۖ وَقُلۡ ءَامَنتُ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِن كِتَٰبٖۖ وَأُمِرۡتُ لِأَعۡدِلَ بَيۡنَكُمُۖ ٱللَّهُ رَبُّنَا وَرَبُّكُمۡۖ لَنَآ أَعۡمَٰلُنَا وَلَكُمۡ أَعۡمَٰلُكُمۡۖ لَا حُجَّةَ بَيۡنَنَا وَبَيۡنَكُمُۖ ٱللَّهُ يَجۡمَعُ بَيۡنَنَاۖ وَإِلَيۡهِ ٱلۡمَصِيرُ 15وَٱلَّذِينَ يُحَآجُّونَ فِي ٱللَّهِ مِنۢ بَعۡدِ مَا ٱسۡتُجِيبَ لَهُۥ حُجَّتُهُمۡ دَاحِضَةٌ عِندَ رَبِّهِمۡ وَعَلَيۡهِمۡ غَضَبٞ وَلَهُمۡ عَذَابٞ شَدِيدٌ16
Kıyamet Günü Hatırlatması
17Allah, Kitab'ı hak ve mizan ile indirendir. Ne bilirsin, belki de Kıyamet yakındır. 18Ona inanmayanlar, onun acele gelmesini isterler. İnananlar ise onun hak olduğunu bilerek ondan korkarlar. Şüphesiz Kıyamet hakkında tartışanlar, uzak bir sapıklık içindedirler.
ٱللَّهُ ٱلَّذِيٓ أَنزَلَ ٱلۡكِتَٰبَ بِٱلۡحَقِّ وَٱلۡمِيزَانَۗ وَمَا يُدۡرِيكَ لَعَلَّ ٱلسَّاعَةَ قَرِيبٞ 17يَسۡتَعۡجِلُ بِهَا ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِهَاۖ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مُشۡفِقُونَ مِنۡهَا وَيَعۡلَمُونَ أَنَّهَا ٱلۡحَقُّۗ أَلَآ إِنَّ ٱلَّذِينَ يُمَارُونَ فِي ٱلسَّاعَةِ لَفِي ضَلَٰلِۢ بَعِيدٍ18
ALLAH'IN LÜTFU
19Allah kullarına karşı daima Lütufkârdır. Dilediğine hesapsız rızık verir. Ve O, Kuvvetli ve Kudretlidir. 20Kim ahiret kazancını dilerse, Biz onun kazancını artırırız. Kim de sadece dünya kazancını dilerse, Biz ona ondan veririz, ama onun ahirette hiçbir nasibi olmaz.
ٱللَّهُ لَطِيفُۢ بِعِبَادِهِۦ يَرۡزُقُ مَن يَشَآءُۖ وَهُوَ ٱلۡقَوِيُّ ٱلۡعَزِيزُ 19مَن كَانَ يُرِيدُ حَرۡثَ ٱلۡأٓخِرَةِ نَزِدۡ لَهُۥ فِي حَرۡثِهِۦۖ وَمَن كَانَ يُرِيدُ حَرۡثَ ٱلدُّنۡيَا نُؤۡتِهِۦ مِنۡهَا وَمَا لَهُۥ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ مِن نَّصِيبٍ20
Müminlerin ve Müşriklerin Mükafatı
21Yoksa onların, Allah'ın izin vermediği birtakım dinleri mi var ki, onlara şeriat koymuşlar? Eğer (kıyamet) hükmü için önceden verilmiş bir karar olmasaydı, bu mesele kesinlikle aralarında hemen halledilirdi. Şüphesiz ki zalimler acı bir azaba uğrayacaklardır. 22Zalimleri, işledikleri yüzünden dehşete düşmüş bir halde göreceksin; ama o (azap) mutlaka onları kuşatacaktır. İman edip salih ameller işleyenler ise Cennet bahçelerinde olacaklardır. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu, büyük lütuftur. 23İşte bu, Allah'ın iman edip salih ameller işleyen kullarına verdiği müjdedir. De ki: "Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum, ancak yakınlık sevgisi istiyorum." Kim bir iyilik kazanırsa, Biz onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.
أَمۡ لَهُمۡ شُرَكَٰٓؤُاْ شَرَعُواْ لَهُم مِّنَ ٱلدِّينِ مَا لَمۡ يَأۡذَنۢ بِهِ ٱللَّهُۚ وَلَوۡلَا كَلِمَةُ ٱلۡفَصۡلِ لَقُضِيَ بَيۡنَهُمۡۗ وَإِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ لَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٞ 21تَرَى ٱلظَّٰلِمِينَ مُشۡفِقِينَ مِمَّا كَسَبُواْ وَهُوَ وَاقِعُۢ بِهِمۡۗ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فِي رَوۡضَاتِ ٱلۡجَنَّاتِۖ لَهُم مَّا يَشَآءُونَ عِندَ رَبِّهِمۡۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَضۡلُ ٱلۡكَبِيرُ 22ذَٰلِكَ ٱلَّذِي يُبَشِّرُ ٱللَّهُ عِبَادَهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِۗ قُل لَّآ أَسَۡٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ أَجۡرًا إِلَّا ٱلۡمَوَدَّةَ فِي ٱلۡقُرۡبَىٰۗ وَمَن يَقۡتَرِفۡ حَسَنَةٗ نَّزِدۡ لَهُۥ فِيهَا حُسۡنًاۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٞ شَكُورٌ23
Kuran Uydurma mı?
24Yoksa "Allah hakkında bir yalan uydurdu!" mu diyorlar? Eğer sen uydursaydın, Allah dileseydi kalbini mühürlerdi. Allah batılı yok eder ve sözleriyle hakkı gerçekleştirir. Şüphesiz O, kalplerde olanı en iyi bilendir.
أَمۡ يَقُولُونَ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبٗاۖ فَإِن يَشَإِ ٱللَّهُ يَخۡتِمۡ عَلَىٰ قَلۡبِكَۗ وَيَمۡحُ ٱللَّهُ ٱلۡبَٰطِلَ وَيُحِقُّ ٱلۡحَقَّ بِكَلِمَٰتِهِۦٓۚ إِنَّهُۥ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ24
Yüce Allah
25O'dur ki kullarından tövbeleri kabul eder ve günahları bağışlar. Ve ne yaparsanız bilir. 26İman edip salih amel işleyenlere icabet eder ve lütfundan mükafatlarını artırır. Kafirler için ise şiddetli bir azap vardır.
وَهُوَ ٱلَّذِي يَقۡبَلُ ٱلتَّوۡبَةَ عَنۡ عِبَادِهِۦ وَيَعۡفُواْ عَنِ ٱلسَّئَِّاتِ وَيَعۡلَمُ مَا تَفۡعَلُونَ 25وَيَسۡتَجِيبُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَيَزِيدُهُم مِّن فَضۡلِهِۦۚ وَٱلۡكَٰفِرُونَ لَهُمۡ عَذَابٞ شَدِيد26
Allah'ın Rahmeti: 1) Kaynaklar
27Eğer Allah tüm kullarına sınırsız rızık verseydi, yeryüzünde mutlaka azgınlık ederlerdi. Fakat O, dilediğini belli bir ölçüyle indirir. Şüphesiz O, kullarını hakkıyla bilendir, görendir. 28O'dur ki, insanlar ümitlerini kestikten sonra yağmuru indirir ve rahmetini yayar. O, Velî'dir, Hamîd'dir.
وَلَوۡ بَسَطَ ٱللَّهُ ٱلرِّزۡقَ لِعِبَادِهِۦ لَبَغَوۡاْ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَٰكِن يُنَزِّلُ بِقَدَرٖ مَّا يَشَآءُۚ إِنَّهُۥ بِعِبَادِهِۦ خَبِيرُۢ بَصِيرٞ 27وَهُوَ ٱلَّذِي يُنَزِّلُ ٱلۡغَيۡثَ مِنۢ بَعۡدِ مَا قَنَطُواْ وَيَنشُرُ رَحۡمَتَهُۥۚ وَهُوَ ٱلۡوَلِيُّ ٱلۡحَمِيدُ28
Allah'ın Rahmeti: 2) Kainat
29Ve O'nun ayetlerinden biri de gökleri ve yeri yaratması ve oralarda yaydığı tüm canlılardır. Ve O, dilediği zaman onları bir araya toplamaya kadirdir. 30Başınıza gelen her musibet, kendi ellerinizle kazandıklarınız yüzündendir. Ve O, birçoğunu affeder. 31Siz yeryüzünde O'nu aciz bırakamazsınız. Ve sizin Allah'tan başka ne bir veliniz ne de bir yardımcınız vardır.
وَمِنۡ ءَايَٰتِهِۦ خَلۡقُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَثَّ فِيهِمَا مِن دَآبَّةٖۚ وَهُوَ عَلَىٰ جَمۡعِهِمۡ إِذَا يَشَآءُ قَدِيرٞ 29وَمَآ أَصَٰبَكُم مِّن مُّصِيبَةٖ فَبِمَا كَسَبَتۡ أَيۡدِيكُمۡ وَيَعۡفُواْ عَن كَثِيرٖ 30وَمَآ أَنتُم بِمُعۡجِزِينَ فِي ٱلۡأَرۡضِۖ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِيّٖ وَلَا نَصِيرٖ31

Allah'ın Rahmeti: 3) Yelkenli Gemiler
32Ve O'nun ayetlerinden biri de denizde dağlar gibi akıp giden gemilerdir. 33Dilerse rüzgarı durdurur da o gemiler suyun yüzünde hareketsiz kalır. Şüphesiz bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için nice ibretler vardır. 34Yahut kazandıkları (günahlar) yüzünden onları batırır -ki O, çoğunu bağışlar-. 35Böylece ayetlerimiz hakkında tartışanlar, kendileri için bir kaçış olmadığını bilsinler.
وَمِنۡ ءَايَٰتِهِ ٱلۡجَوَارِ فِي ٱلۡبَحۡرِ كَٱلۡأَعۡلَٰمِ 32إِن يَشَأۡ يُسۡكِنِ ٱلرِّيحَ فَيَظۡلَلۡنَ رَوَاكِدَ عَلَىٰ ظَهۡرِهِۦٓۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتٖ لِّكُلِّ صَبَّارٖ شَكُورٍ 33أَوۡ يُوبِقۡهُنَّ بِمَا كَسَبُواْ وَيَعۡفُ عَن كَثِيرٖ 34وَيَعۡلَمَ ٱلَّذِينَ يُجَٰدِلُونَ فِيٓ ءَايَٰتِنَا مَا لَهُم مِّن مَّحِيصٖ35
Müminlerin Vasıfları
36Size verilen her ne zevk ise, sadece dünya hayatının geçici bir metaıdır. Ama Allah katında olan, iman edenler ve Rablerine tevekkül edenler için çok daha hayırlı ve kalıcıdır; 37büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar; 38Rablerinin çağrısına icabet edenler, namazı dosdoğru kılanlar, işleri aralarında istişare ile yürütenler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak edenler; 39ve kendilerine zulmedildiği zaman haklarını alanlar. 40Kötülüğün karşılığı, misliyle bir kötülüktür. Ama kim affeder ve barışırsa, onun ecri Allah'a aittir. Şüphesiz O, zalimleri sevmez. 41Haksızlığa uğradıktan sonra hakkını alanlara bir kınama yoktur. 42Kınama ancak insanlara zulmedenlere ve yeryüzünde haksız yere azgınlık edenleredir. Onlara acı bir azap vardır. 43Kim sabreder ve bağışlarsa, şüphesiz bu, azmedilmesi gereken işlerdendir.
فَمَآ أُوتِيتُم مِّن شَيۡءٖ فَمَتَٰعُ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۚ وَمَا عِندَ ٱللَّهِ خَيۡرٞ وَأَبۡقَىٰ لِلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَلَىٰ رَبِّهِمۡ يَتَوَكَّلُونَ 36وَٱلَّذِينَ يَجۡتَنِبُونَ كَبَٰٓئِرَ ٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡفَوَٰحِشَ وَإِذَا مَا غَضِبُواْ هُمۡ يَغۡفِرُونَ 37وَٱلَّذِينَ ٱسۡتَجَابُواْ لِرَبِّهِمۡ وَأَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَمۡرُهُمۡ شُورَىٰ بَيۡنَهُمۡ وَمِمَّا رَزَقۡنَٰهُمۡ يُنفِقُونَ 38وَٱلَّذِينَ إِذَآ أَصَابَهُمُ ٱلۡبَغۡيُ هُمۡ يَنتَصِرُونَ 39وَجَزَٰٓؤُاْ سَيِّئَةٖ سَيِّئَةٞ مِّثۡلُهَاۖ فَمَنۡ عَفَا وَأَصۡلَحَ فَأَجۡرُهُۥ عَلَى ٱللَّهِۚ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلظَّٰلِمِينَ 40وَلَمَنِ ٱنتَصَرَ بَعۡدَ ظُلۡمِهِۦ فَأُوْلَٰٓئِكَ مَا عَلَيۡهِم مِّن سَبِيلٍ 41إِنَّمَا ٱلسَّبِيلُ عَلَى ٱلَّذِينَ يَظۡلِمُونَ ٱلنَّاسَ وَيَبۡغُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِ بِغَيۡرِ ٱلۡحَقِّۚ أُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٞ 42وَلَمَن صَبَرَ وَغَفَرَ إِنَّ ذَٰلِكَ لَمِنۡ عَزۡمِ ٱلۡأُمُورِ43
Zalimler Kıyamet Günü'nde
44Allah kimi saptırırsa, O'ndan sonra onun için hiçbir yol gösterici yoktur. Zalimleri, azabı gördüklerinde, "Geri dönmeye bir yol var mı?" diye feryat ederken göreceksin. 45Onları ateşe sunulurken, zilletten başlarını eğmiş, gizlice bakarken göreceksin. İman edenler de diyecekler ki: "Gerçek hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini kaybedenlerdir." Şüphesiz zalimler, kalıcı bir azap içindedirler. 46Onların Allah'a karşı kendilerine yardım edecek hiçbir velileri yoktur. Allah kimi saptırırsa, artık onun için hiçbir yol yoktur.
وَمَن يُضۡلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن وَلِيّٖ مِّنۢ بَعۡدِهِۦۗ وَتَرَى ٱلظَّٰلِمِينَ لَمَّا رَأَوُاْ ٱلۡعَذَابَ يَقُولُونَ هَلۡ إِلَىٰ مَرَدّٖ مِّن سَبِيلٖ 44وَتَرَىٰهُمۡ يُعۡرَضُونَ عَلَيۡهَا خَٰشِعِينَ مِنَ ٱلذُّلِّ يَنظُرُونَ مِن طَرۡفٍ خَفِيّٖۗ وَقَالَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِنَّ ٱلۡخَٰسِرِينَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ وَأَهۡلِيهِمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۗ أَلَآ إِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ فِي عَذَابٖ مُّقِيمٖ 45وَمَا كَانَ لَهُم مِّنۡ أَوۡلِيَآءَ يَنصُرُونَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِۗ وَمَن يُضۡلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن سَبِيلٍ46
Nankör Kâfirlere Uyarı
47Rabbinize icabet edin, Allah'tan gelecek, geri çevrilmesi imkansız bir gün gelmeden önce. O gün sizin için hiçbir sığınak yoktur ve günahlarınızı inkar etmeniz mümkün olmayacaktır. 48Eğer yüz çevirirlerse, biz seni onların üzerine bir gözetleyici olarak göndermedik. Senin üzerine düşen sadece tebliğdir. Şüphesiz ki insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımızda, onunla şımarırlar. Kendi elleriyle işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiğinde ise, o insanlar hemen nankör kesilirler.
ٱسۡتَجِيبُواْ لِرَبِّكُم مِّن قَبۡلِ أَن يَأۡتِيَ يَوۡمٞ لَّا مَرَدَّ لَهُۥ مِنَ ٱللَّهِۚ مَا لَكُم مِّن مَّلۡجَإٖ يَوۡمَئِذٖ وَمَا لَكُم مِّن نَّكِيرٖ 47فَإِنۡ أَعۡرَضُواْ فَمَآ أَرۡسَلۡنَٰكَ عَلَيۡهِمۡ حَفِيظًاۖ إِنۡ عَلَيۡكَ إِلَّا ٱلۡبَلَٰغُۗ وَإِنَّآ إِذَآ أَذَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ مِنَّا رَحۡمَةٗ فَرِحَ بِهَاۖ وَإِن تُصِبۡهُمۡ سَيِّئَةُۢ بِمَا قَدَّمَتۡ أَيۡدِيهِمۡ فَإِنَّ ٱلۡإِنسَٰنَ كَفُورٞ48
ALLAH'IN ÇOCUK LÜTFU
49Göklerin ve yerin mülkü yalnızca Allah'ındır. O, dilediğini yaratır. Dilediğine kız çocukları bahşeder, dilediğine de erkek çocukları bahşeder, 50Yahut hem kız hem erkek çocukları verir. Dilediğini de kısır kılar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir, her şeye gücü yetendir.
لِّلَّهِ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ يَخۡلُقُ مَا يَشَآءُۚ يَهَبُ لِمَن يَشَآءُ إِنَٰثٗا وَيَهَبُ لِمَن يَشَآءُ ٱلذُّكُورَ 49أَوۡ يُزَوِّجُهُمۡ ذُكۡرَانٗا وَإِنَٰثٗاۖ وَيَجۡعَلُ مَن يَشَآءُ عَقِيمًاۚ إِنَّهُۥ عَلِيمٞ قَدِيرٞ50

BACKGROUND STORY
Bazı gayrimüslimler Peygamber'e (ﷺ) şöyle dediler: 'Eğer gerçekten bir peygambersen, neden Musa (A.S.)'ın yaptığı gibi Allah'ı görmüyor ve O'nunla konuşmuyorsun? Bunu yapmadıkça sana inanmayacağız.' Peygamber (ﷺ) şöyle cevap verdi: 'Fakat Musa (A.S.) başlangıçta Allah'ı hiç görmedi ki.' Bunun üzerine Allah, onlara peygamberlerine dilediği şekilde vahyettiğini, onların istediği şekilde değil, bildiren 51. ayeti indirdi.
Ayet, Allah'ın peygamberleriyle üç şekilde iletişim kurduğunu belirtir: onlara ilham vererek veya rüyada mesaj göndererek, tıpkı İbrahim (A.S.)'a kurban hikayesinde yaptığı gibi; onlarla bir perdenin arkasından konuşarak, tıpkı Musa (A.S.) ile yaptığı gibi; veya mesajlarını onlara ulaştırması için bir melek göndererek, tıpkı tüm peygamberlere (A.S.) yaptığı gibi.
Allah Peygamberlerle Nasıl Konuşur?
51Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla, veya bir perdenin arkasından, yahut O'nun izniyle dilediğini vahyetsin diye bir elçi-melek göndererek konuşur. Şüphesiz O, yücedir, hikmet sahibidir.
وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُكَلِّمَهُ ٱللَّهُ إِلَّا وَحۡيًا أَوۡ مِن وَرَآيِٕ حِجَابٍ أَوۡ يُرۡسِلَ رَسُولٗا فَيُوحِيَ بِإِذۡنِهِۦ مَا يَشَآءُۚ إِنَّهُۥ عَلِيٌّ حَكِيمٞ51

KUR'AN'IN NURU
52İşte böylece sana emrimizle bir ruh (vahiy) vahyettik. Sen daha önce Kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat Biz onu bir nur kıldık ki, kullarımızdan dilediğimizi onunla doğru yola iletiriz. Ve şüphesiz sen doğru yola iletmektesin— 53Allah'ın yolu ki, göklerdeki ve yerdeki her şey O'nundur. Şüphesiz bütün işler Allah'a döndürülecektir.
وَكَذَٰلِكَ أَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡكَ رُوحٗا مِّنۡ أَمۡرِنَاۚ مَا كُنتَ تَدۡرِي مَا ٱلۡكِتَٰبُ وَلَا ٱلۡإِيمَٰنُ وَلَٰكِن جَعَلۡنَٰهُ نُورٗا نَّهۡدِي بِهِۦ مَن نَّشَآءُ مِنۡ عِبَادِنَاۚ وَإِنَّكَ لَتَهۡدِيٓ إِلَىٰ صِرَٰطٖ مُّسۡتَقِيمٖ 52صِرَٰطِ ٱللَّهِ ٱلَّذِي لَهُۥ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِۗ أَلَآ إِلَى ٱللَّهِ تَصِيرُ ٱلۡأُمُورُ53