Surah 12
Volume 3

Yusuf

يُوسُف

یُوسُف

Surah Yûsuf for kids content

Kadınlar ve Yusuf'un Güzelliği

30Şehirde bazı kadınlar dedikoduya başladılar, dediler ki: 'Vezirin karısı kölesini baştan çıkarmaya çalışıyor.

Ona olan aşkı kalbini ele geçirmiş.

Bize göre o apaçık bir yanılgı içinde.

'

31Onların dedikodusunu işitince, onları davet etti ve onlar için bir sofra kurdu.

Her birine bir bıçak verdi, sonra Yusuf'a 'Onların önüne çık!

' dedi.

Onu gördüklerinde, güzelliği karşısında o kadar şaşırdılar ki ellerini kestiler ve hayretle dediler ki: 'Hâşâ!

Bu bir insan olamaz; bu ancak yüce bir melektir!

'

32Dedi ki: 'Beni hakkında ayıpladığınız kişi işte bu!

Ben gerçekten onu baştan çıkarmaya çalıştım, ama o şiddetle karşı koydu.

Ve eğer ona emrettiğimi yapmazsa, muhakkak hapse atılacak ve alçaltılacaktır.

'

وَقَالَ نِسۡوَةٞ فِي ٱلۡمَدِينَةِ ٱمۡرَأَتُ ٱلۡعَزِيزِ تُرَٰوِدُ فَتَىٰهَا عَن نَّفۡسِهِۦۖ قَدۡ شَغَفَهَا حُبًّاۖ إِنَّا لَنَرَىٰهَا فِي ضَلَٰلٖ مُّبِينٖ30

فَلَمَّا سَمِعَتۡ بِمَكۡرِهِنَّ أَرۡسَلَتۡ إِلَيۡهِنَّ وَأَعۡتَدَتۡ لَهُنَّ مُتَّكَ‍ٔٗا وَءَاتَتۡ كُلَّ وَٰحِدَةٖ مِّنۡهُنَّ سِكِّينٗا وَقَالَتِ ٱخۡرُجۡ عَلَيۡهِنَّۖ فَلَمَّا رَأَيۡنَهُۥٓ أَكۡبَرۡنَهُۥ وَقَطَّعۡنَ أَيۡدِيَهُنَّ وَقُلۡنَ حَٰشَ لِلَّهِ مَا هَٰذَا بَشَرًا إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا مَلَكٞ كَرِيمٞ31

قَالَتۡ فَذَٰلِكُنَّ ٱلَّذِي لُمۡتُنَّنِي فِيهِۖ وَلَقَدۡ رَٰوَدتُّهُۥ عَن نَّفۡسِهِۦ فَٱسۡتَعۡصَمَۖ وَلَئِن لَّمۡ يَفۡعَلۡ مَآ ءَامُرُهُۥ لَيُسۡجَنَنَّ وَلَيَكُونٗا مِّنَ ٱلصَّٰغِرِينَ32

Yusuf Zindana Gider

33Yusuf dedi ki: 'Rabbim!

Onların beni davet ettikleri şeye düşmektense zindan bana daha sevimlidir.

Eğer onların tuzaklarını benden çevirmezsen, onlara meylederim ve cahillerden olurum!

'

34Bunun üzerine Rabbi de ona icabet etti ve onların tuzaklarını ondan çevirdi.

Şüphesiz O, her şeyi işiten, her şeyi bilendir.

35Bütün delilleri görmelerine rağmen, yine de onu bir müddet zindana atmak onlara uygun görüldü,¹²

قَالَ رَبِّ ٱلسِّجۡنُ أَحَبُّ إِلَيَّ مِمَّا يَدۡعُونَنِيٓ إِلَيۡهِۖ وَإِلَّا تَصۡرِفۡ عَنِّي كَيۡدَهُنَّ أَصۡبُ إِلَيۡهِنَّ وَأَكُن مِّنَ ٱلۡجَٰهِلِينَ33

فَٱسۡتَجَابَ لَهُۥ رَبُّهُۥ فَصَرَفَ عَنۡهُ كَيۡدَهُنَّۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ34

ثُمَّ بَدَا لَهُم مِّنۢ بَعۡدِ مَا رَأَوُاْ ٱلۡأٓيَٰتِ لَيَسۡجُنُنَّهُۥ حَتَّىٰ حِينٖ35

Illustration

İki Mahkumun Rüyaları

36Ve onunla birlikte zindana iki genç daha girdi.

Onlardan biri dedi ki: 'Ben rüyamda şarap sıktığımı gördüm.

' Diğeri de dedi ki: 'Ben de rüyamda başımın üzerinde ekmek taşıdığımı, kuşların da ondan yediğini gördüm.

' Sonra ikisi birden dedi ki: 'Bize bunların tabirini yap; çünkü biz seni iyilik edenlerden (muhsinlerden) görüyoruz.

'

وَدَخَلَ مَعَهُ ٱلسِّجۡنَ فَتَيَانِۖ قَالَ أَحَدُهُمَآ إِنِّيٓ أَرَىٰنِيٓ أَعۡصِرُ خَمۡرٗاۖ وَقَالَ ٱلۡأٓخَرُ إِنِّيٓ أَرَىٰنِيٓ أَحۡمِلُ فَوۡقَ رَأۡسِي خُبۡزٗا تَأۡكُلُ ٱلطَّيۡرُ مِنۡهُۖ نَبِّئۡنَا بِتَأۡوِيلِهِۦٓۖ إِنَّا نَرَىٰكَ مِنَ ٱلۡمُحۡسِنِينَ36

Hakikate Davet

37Yusuf dedi ki: Size yemeğiniz gelmeden önce ne yiyeceğinizi bile haber verebilirim.

Bu ilim, Rabbimin bana öğrettiklerindendir.

Ben, Allah'a inanmayan ve ahireti inkâr eden bir kavmin dininden uzak durdum.

38Bunun yerine, atalarım İbrahim, İshak ve Yakub'un dinine uydum.

Bizim için Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmak doğru değildir.

Bu, Allah'ın bize ve insanlığa olan lütuflarındandır, fakat insanların çoğu şükretmezler.

39Ey zindan arkadaşlarım!

Çok sayıda farklı rabler mi daha hayırlıdır, yoksa tek ve Kahhar olan Allah mı?

40O'ndan başka taptıklarınız, sizin ve atalarınızın uydurduğu¹³ birtakım isimlerden ibarettir.

Allah'ın buna dair hiçbir delil indirmediği bir şeydir.

Hüküm ancak Allah'ındır.

O, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir.

İşte dosdoğru din budur, fakat insanların çoğu bilmezler.

قَالَ لَا يَأۡتِيكُمَا طَعَامٞ تُرۡزَقَانِهِۦٓ إِلَّا نَبَّأۡتُكُمَا بِتَأۡوِيلِهِۦ قَبۡلَ أَن يَأۡتِيَكُمَاۚ ذَٰلِكُمَا مِمَّا عَلَّمَنِي رَبِّيٓۚ إِنِّي تَرَكۡتُ مِلَّةَ قَوۡمٖ لَّا يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَهُم بِٱلۡأٓخِرَةِ هُمۡ كَٰفِرُونَ37

وَٱتَّبَعۡتُ مِلَّةَ ءَابَآءِيٓ إِبۡرَٰهِيمَ وَإِسۡحَٰقَ وَيَعۡقُوبَۚ مَا كَانَ لَنَآ أَن نُّشۡرِكَ بِٱللَّهِ مِن شَيۡءٖۚ ذَٰلِكَ مِن فَضۡلِ ٱللَّهِ عَلَيۡنَا وَعَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَشۡكُرُونَ38

يَٰصَٰحِبَيِ ٱلسِّجۡنِ ءَأَرۡبَابٞ مُّتَفَرِّقُونَ خَيۡرٌ أَمِ ٱللَّهُ ٱلۡوَٰحِدُ ٱلۡقَهَّارُ39

مَا تَعۡبُدُونَ مِن دُونِهِۦٓ إِلَّآ أَسۡمَآءٗ سَمَّيۡتُمُوهَآ أَنتُمۡ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلۡطَٰنٍۚ إِنِ ٱلۡحُكۡمُ إِلَّا لِلَّهِ أَمَرَ أَلَّا تَعۡبُدُوٓاْ إِلَّآ إِيَّاهُۚ ذَٰلِكَ ٱلدِّينُ ٱلۡقَيِّمُ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعۡلَمُونَ40

İki Rüya Yorumlandı

41Ey zindan arkadaşlarım!

Biriniz efendisine şarap sunacak, diğeri ise asılacak ve kuşlar başından yiyecek.

Hakkında fetva istediğiniz iş kesinleşmiştir.

42Sonra kurtulacağını bildiği kimseye dedi ki: "Beni efendinin yanında an.

" Fakat şeytan, Yusuf'u efendisine anmayı ona unutturdu da Yusuf birkaç yıl daha zindanda kaldı.

يَٰصَٰحِبَيِ ٱلسِّجۡنِ أَمَّآ أَحَدُكُمَا فَيَسۡقِي رَبَّهُۥ خَمۡرٗاۖ وَأَمَّا ٱلۡأٓخَرُ فَيُصۡلَبُ فَتَأۡكُلُ ٱلطَّيۡرُ مِن رَّأۡسِهِۦۚ قُضِيَ ٱلۡأَمۡرُ ٱلَّذِي فِيهِ تَسۡتَفۡتِيَانِ41

وَقَالَ لِلَّذِي ظَنَّ أَنَّهُۥ نَاجٖ مِّنۡهُمَا ٱذۡكُرۡنِي عِندَ رَبِّكَ فَأَنسَىٰهُ ٱلشَّيۡطَٰنُ ذِكۡرَ رَبِّهِۦ فَلَبِثَ فِي ٱلسِّجۡنِ بِضۡعَ سِنِينَ42

WORDS OF WISDOM

WORDS OF WISDOM

  • Tevrat, Yusuf (A.

    S.

    ) dönemindeki Mısır hükümdarını 'firavun' olarak adlandırırken, Kur'an onu doğru bir şekilde 'kral' olarak adlandırır.

    Genellikle Mısır firavunlar tarafından yönetilirdi, ancak Mısır tarihinde (İsa (A.

    S.

    )'ın doğumundan 1700-1550 yıl önce) Hiksos istilacılarının Mısır'ı yönettiği kısa bir dönem vardı.

    Bu Hiksos hükümdarları firavun değil, kral olarak adlandırılırdı.

    Bu kesinlikle Kur'an'ın bir mucizesidir ve Peygamber'in (ﷺ) önceki kutsal kitaplardan kopyalamadığını kanıtlar.

    Kendisi bu tarihi gerçeği bilemezdi, bu yüzden ona Allah tarafından vahyedilmiş olmalı.

Kralın Rüyası

43Kral dedi ki: "Rüyamda yedi semiz ineği yedi zayıf inek yiyordu; ve yedi yeşil başak ile yedi kuru başak gördüm.

Ey ileri gelenler!

Eğer rüya tabir edebiliyorsanız, rüyamın anlamını bana söyleyin.

"

44Dediler ki: "Bunlar karmakarışık rüyalardır ve biz böyle rüyaların tabirini bilmeyiz.

"

45Nihayet, o iki kişiden kurtulmuş olanı, uzun bir zaman sonra Yusuf'u hatırladı ve dedi ki: "Ben size bu rüyanın gerçek tabirini haber vereceğim; beni Yusuf'a gönderin.

"

وَقَالَ ٱلۡمَلِكُ إِنِّيٓ أَرَىٰ سَبۡعَ بَقَرَٰتٖ سِمَانٖ يَأۡكُلُهُنَّ سَبۡعٌ عِجَافٞ وَسَبۡعَ سُنۢبُلَٰتٍ خُضۡرٖ وَأُخَرَ يَابِسَٰتٖۖ يَٰٓأَيُّهَا ٱلۡمَلَأُ أَفۡتُونِي فِي رُءۡيَٰيَ إِن كُنتُمۡ لِلرُّءۡيَا تَعۡبُرُونَ43

قَالُوٓاْ أَضۡغَٰثُ أَحۡلَٰمٖۖ وَمَا نَحۡنُ بِتَأۡوِيلِ ٱلۡأَحۡلَٰمِ بِعَٰلِمِينَ44

وَقَالَ ٱلَّذِي نَجَا مِنۡهُمَا وَٱدَّكَرَ بَعۡدَ أُمَّةٍ أَنَا۠ أُنَبِّئُكُم بِتَأۡوِيلِهِۦ فَأَرۡسِلُونِ45

Kralın Rüyası Yorumlandı

46Dedi ki: "Yusuf, ey sıddık!

Bize yedi semiz ineği yiyen yedi zayıf inek ve yedi yeşil başak ile yedi kuru başak rüyasını yorumla ki insanlara döneyim ve onlara bildireyim.

"

47Yusuf dedi ki: "Yedi yıl üst üste ekin ekeceksiniz.

Sonra biçtiğiniz tüm ürünü başaklarında bırakın, yiyeceğiniz az bir miktar hariç.

"

48Sonra bunun ardından yedi kıtlık yılı gelecek; bu yıllarda, tohumluk olarak ayıracağınız az bir miktar hariç, biriktirdiğiniz ekinlerden yiyeceksiniz.

49Sonra bunun ardından öyle bir yıl gelecek ki, o yılda insanlara bol yağmur verilecek ve (onlar) sıkıp (yağ ve şıra) çıkaracaklar.

يُوسُفُ أَيُّهَا ٱلصِّدِّيقُ أَفۡتِنَا فِي سَبۡعِ بَقَرَٰتٖ سِمَانٖ يَأۡكُلُهُنَّ سَبۡعٌ عِجَافٞ وَسَبۡعِ سُنۢبُلَٰتٍ خُضۡرٖ وَأُخَرَ يَابِسَٰتٖ لَّعَلِّيٓ أَرۡجِعُ إِلَى ٱلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ يَعۡلَمُونَ46

قَالَ تَزۡرَعُونَ سَبۡعَ سِنِينَ دَأَبٗا فَمَا حَصَدتُّمۡ فَذَرُوهُ فِي سُنۢبُلِهِۦٓ إِلَّا قَلِيلٗا مِّمَّا تَأۡكُلُونَ47

ثُمَّ يَأۡتِي مِنۢ بَعۡدِ ذَٰلِكَ سَبۡعٞ شِدَادٞ يَأۡكُلۡنَ مَا قَدَّمۡتُمۡ لَهُنَّ إِلَّا قَلِيلٗا مِّمَّا تُحۡصِنُونَ48

ثُمَّ يَأۡتِي مِنۢ بَعۡدِ ذَٰلِكَ عَامٞ فِيهِ يُغَاثُ ٱلنَّاسُ وَفِيهِ يَعۡصِرُونَ49

Illustration

Yusuf Aklandı

50Kral sonra dedi ki: "Onu bana getirin.

" Elçi ona geldiğinde, Yusuf dedi ki: "Efendine geri dön ve ona, ellerini kesen kadınların durumunu sor.

Şüphesiz Rabbim onların hilelerini hakkıyla bilendir.

"

51Kral kadınlara sordu: "Yusuf'u baştan çıkarmaya çalıştığınızda ne elde ettiniz?

" Onlar dediler ki: "Haşa!

Biz onun hakkında hiçbir kötülük bilmiyoruz.

" Sonra vezirin karısı itiraf etti: "İşte şimdi gerçek ortaya çıktı.

Onu baştan çıkarmaya çalışan bendim, o ise gerçekten doğru söyleyenlerdendi.

"

52Bundan dolayı Yusuf bilsin ki, ben onun gıyabında ona yalan söylemedim.

Çünkü Allah, hainlerin tuzağını başarıya ulaştırmaz.

53Ben de kendimi temize çıkarmam.

Nefis, Rabbimin merhamet ettikleri hariç, daima kötülüğe sevk eder.

Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

وَقَالَ ٱلۡمَلِكُ ٱئۡتُونِي بِهِۦۖ فَلَمَّا جَآءَهُ ٱلرَّسُولُ قَالَ ٱرۡجِعۡ إِلَىٰ رَبِّكَ فَسۡ‍َٔلۡهُ مَا بَالُ ٱلنِّسۡوَةِ ٱلَّٰتِي قَطَّعۡنَ أَيۡدِيَهُنَّۚ إِنَّ رَبِّي بِكَيۡدِهِنَّ عَلِيم50

قَالَ مَا خَطۡبُكُنَّ إِذۡ رَٰوَدتُّنَّ يُوسُفَ عَن نَّفۡسِهِۦۚ قُلۡنَ حَٰشَ لِلَّهِ مَا عَلِمۡنَا عَلَيۡهِ مِن سُوٓءٖۚ قَالَتِ ٱمۡرَأَتُ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡـَٰٔنَ حَصۡحَصَ ٱلۡحَقُّ أَنَا۠ رَٰوَدتُّهُۥ عَن نَّفۡسِهِۦ وَإِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ51

ذَٰلِكَ لِيَعۡلَمَ أَنِّي لَمۡ أَخُنۡهُ بِٱلۡغَيۡبِ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي كَيۡدَ ٱلۡخَآئِنِينَ52

وَمَآ أُبَرِّئُ نَفۡسِيٓۚ إِنَّ ٱلنَّفۡسَ لَأَمَّارَةُۢ بِٱلسُّوٓءِ إِلَّا مَا رَحِمَ رَبِّيٓۚ إِنَّ رَبِّي غَفُورٞ رَّحِيمٞ53

Illustration

Yusuf, Başvezir

54Kral bunun üzerine emretti: "Onu bana getirin ki kendime özel kılayım.

" Yusuf onunla konuşunca, Kral dedi ki: "Bugün sen bizim yanımızda makam sahibi ve güvenilir birisin.

"

55Yusuf dedi ki: "Beni ülkenin hazinelerinin başına getir; çünkü ben iyi koruyan ve bilgiliyim.

"

56İşte böylece Yusuf'u o yerde sağlam bir yere oturttuk; dilediği yerde tasarruf etsin diye.

Rahmetimizi dilediğimize veririz ve iyilik yapanların mükafatını zayi etmeyiz.

57Ahiret mükafatı ise iman edenler ve takva sahibi olanlar için çok daha hayırlıdır.

وَقَالَ ٱلۡمَلِكُ ٱئۡتُونِي بِهِۦٓ أَسۡتَخۡلِصۡهُ لِنَفۡسِيۖ فَلَمَّا كَلَّمَهُۥ قَالَ إِنَّكَ ٱلۡيَوۡمَ لَدَيۡنَا مَكِينٌ أَمِين54

قَالَ ٱجۡعَلۡنِي عَلَىٰ خَزَآئِنِ ٱلۡأَرۡضِۖ إِنِّي حَفِيظٌ عَلِيمٞ55

وَكَذَٰلِكَ مَكَّنَّا لِيُوسُفَ فِي ٱلۡأَرۡضِ يَتَبَوَّأُ مِنۡهَا حَيۡثُ يَشَآءُۚ نُصِيبُ بِرَحۡمَتِنَا مَن نَّشَآءُۖ وَلَا نُضِيعُ أَجۡرَ ٱلۡمُحۡسِنِينَ56

وَلَأَجۡرُ ٱلۡأٓخِرَةِ خَيۡرٞ لِّلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَكَانُواْ يَتَّقُونَ57

Yusuf'un Kardeşlerinin Mısır Ziyareti

58Daha sonra, Yusuf'un kardeşleri geldiler ve ona vardılar.

O onları tanıdı ama onlar onun kim olduğunu bilmiyorlardı.

59Onlara zahirelerini verdikten sonra dedi ki: 'Bana babanızdan olan kardeşinizi getirin.

Görmüyor musunuz ki ben ölçüyü tastamam veririm ve ben ağırlayanların en hayırlısıyım?

'

60Ama eğer onu bana bir dahaki sefere getirmezseniz, size zahire vermem ve bana bir daha asla yaklaşmayın.

61Söz verdiler: 'Onun babasını onu göndermesi için ikna etmeye çalışacağız.

Elimizden geleni yapacağız.

'

62Yusuf hizmetkârlarına, kardeşlerinin paralarını yüklerinin içine gizlice koymalarını emretti ki, ailelerine döndüklerinde onu bulsunlar ve belki geri gelsinler.

وَجَآءَ إِخۡوَةُ يُوسُفَ فَدَخَلُواْ عَلَيۡهِ فَعَرَفَهُمۡ وَهُمۡ لَهُۥ مُنكِرُونَ58

وَلَمَّا جَهَّزَهُم بِجَهَازِهِمۡ قَالَ ٱئۡتُونِي بِأَخٖ لَّكُم مِّنۡ أَبِيكُمۡۚ أَلَا تَرَوۡنَ أَنِّيٓ أُوفِي ٱلۡكَيۡلَ وَأَنَا۠ خَيۡرُ ٱلۡمُنزِلِينَ59

فَإِن لَّمۡ تَأۡتُونِي بِهِۦ فَلَا كَيۡلَ لَكُمۡ عِندِي وَلَا تَقۡرَبُونِ60

قَالُواْ سَنُرَٰوِدُ عَنۡهُ أَبَاهُ وَإِنَّا لَفَٰعِلُونَ61

وَقَالَ لِفِتۡيَٰنِهِ ٱجۡعَلُواْ بِضَٰعَتَهُمۡ فِي رِحَالِهِمۡ لَعَلَّهُمۡ يَعۡرِفُونَهَآ إِذَا ٱنقَلَبُوٓاْ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِمۡ لَعَلَّهُمۡ يَرۡجِعُونَ62

Kardeşlerin Eve Dönüşü

63Yusuf'un kardeşleri babalarına döndüklerinde dediler ki: "Ey babamız!

Bize (bundan sonra) erzak verilmeyecek.

Kardeşimizi bizimle gönder ki erzakımızı alalım ve biz onu mutlaka koruyacağız.

"

64Dedi ki: "Daha önce kardeşi Yusuf hakkında size güvendiğim gibi mi onu size emanet edeyim?

Ama Allah en iyi koruyucudur ve O, merhamet edenlerin en merhametlisidir.

"

65Yüklerini açtıklarında, paralarının kendilerine geri verildiğini gördüler.

Dediler ki: "Ey babamız!

Daha ne isteyebiliriz ki?

İşte paramız, bize eksiksiz geri verilmiş.

Şimdi ailemize daha fazla yiyecek alırız, kardeşimizi koruruz ve bir deve yükü daha fazla erzak elde ederiz.

Bu, kolay bir deve yüküdür.

"

فَلَمَّا رَجَعُوٓاْ إِلَىٰٓ أَبِيهِمۡ قَالُواْ يَٰٓأَبَانَا مُنِعَ مِنَّا ٱلۡكَيۡلُ فَأَرۡسِلۡ مَعَنَآ أَخَانَا نَكۡتَلۡ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَٰفِظُونَ63

قَالَ هَلۡ ءَامَنُكُمۡ عَلَيۡهِ إِلَّا كَمَآ أَمِنتُكُمۡ عَلَىٰٓ أَخِيهِ مِن قَبۡلُ فَٱللَّهُ خَيۡرٌ حَٰفِظٗاۖ وَهُوَ أَرۡحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ64

وَلَمَّا فَتَحُواْ مَتَٰعَهُمۡ وَجَدُواْ بِضَٰعَتَهُمۡ رُدَّتۡ إِلَيۡهِمۡۖ قَالُواْ يَٰٓأَبَانَا مَا نَبۡغِيۖ هَٰذِهِۦ بِضَٰعَتُنَا رُدَّتۡ إِلَيۡنَاۖ وَنَمِيرُ أَهۡلَنَا وَنَحۡفَظُ أَخَانَا وَنَزۡدَادُ كَيۡلَ بَعِيرٖۖ ذَٰلِكَ كَيۡلٞ يَسِيرٞ65

Ya'qub'un Hikmeti

66Yakup dedi ki: "Size engel olunmadıkça onu bana mutlaka geri getireceğinize dair Allah adına yemin edinceye kadar onu sizinle göndermem.

" Onlar yeminlerini verince, "Söylediklerimize Allah şahittir," dedi.

67Sonra onlara dedi ki: "Ey oğullarım!

Şehre tek bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin.

Ben sizi Allah'ın takdirinden hiçbir şeyi savamam.

Hüküm ancak Allah'ındır.

Ben O'na tevekkül ettim.

Tevekkül edenler de O'na tevekkül etsinler.

"

68Onlar babalarının kendilerine emrettiği şekilde girdiklerinde, bu onlara Allah'ın takdirinden hiçbir şeyi savamadı.

Bu, Yakup'un içindeki bir ihtiyacı gidermekten başka bir şey değildi.

Şüphesiz o, kendisine öğrettiğimizden dolayı büyük bir ilim sahibiydi; fakat insanların çoğu bilmezler.

قَالَ لَنۡ أُرۡسِلَهُۥ مَعَكُمۡ حَتَّىٰ تُؤۡتُونِ مَوۡثِقٗا مِّنَ ٱللَّهِ لَتَأۡتُنَّنِي بِهِۦٓ إِلَّآ أَن يُحَاطَ بِكُمۡۖ فَلَمَّآ ءَاتَوۡهُ مَوۡثِقَهُمۡ قَالَ ٱللَّهُ عَلَىٰ مَا نَقُولُ وَكِيلٞ66

وَقَالَ يَٰبَنِيَّ لَا تَدۡخُلُواْ مِنۢ بَابٖ وَٰحِدٖ وَٱدۡخُلُواْ مِنۡ أَبۡوَٰبٖ مُّتَفَرِّقَةٖۖ وَمَآ أُغۡنِي عَنكُم مِّنَ ٱللَّهِ مِن شَيۡءٍۖ إِنِ ٱلۡحُكۡمُ إِلَّا لِلَّهِۖ عَلَيۡهِ تَوَكَّلۡتُۖ وَعَلَيۡهِ فَلۡيَتَوَكَّلِ ٱلۡمُتَوَكِّلُونَ67

وَلَمَّا دَخَلُواْ مِنۡ حَيۡثُ أَمَرَهُمۡ أَبُوهُم مَّا كَانَ يُغۡنِي عَنۡهُم مِّنَ ٱللَّهِ مِن شَيۡءٍ إِلَّا حَاجَةٗ فِي نَفۡسِ يَعۡقُوبَ قَضَىٰهَاۚ وَإِنَّهُۥ لَذُو عِلۡمٖ لِّمَا عَلَّمۡنَٰهُ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعۡلَمُونَ68

Kraliyet Kupası

69Yusuf'un yanına geldiklerinde, kardeşini (Bünyamin'i) bir kenara çekti ve ona dedi ki: "Şüphesiz ben senin kardeşin Yusuf'um!

Onların geçmişte yaptıklarından dolayı üzülme.

"

70Yusuf onların yüklerini hazırlatınca, su kabını kardeşinin yükünün içine koydu.

Sonra bir münadi şöyle bağırdı: "Ey kervan ehli!

Sizler hırsızsınız!

"

71Geri dönerek sordular: "Ne kaybettiniz?

"

72Münadi 'muhafızlarla birlikte' şöyle cevap verdi: "Kralın ölçü kabını kaybettik.

Onu getirene bir deve yükü 'zahire' verilecektir.

Ben buna kefilim.

"

73Yusuf'un kardeşleri şöyle cevap verdiler: "Allah'a yemin olsun ki!

Siz de çok iyi bilirsiniz ki biz bu topraklarda bozgunculuk yapmak için gelmedik ve biz hırsız da değiliz.

"

74Yusuf'un adamları sordular: "Eğer yalancı iseniz, hırsızlığın cezası nedir?

"

75Yusuf'un kardeşleri cevap verdiler: "Kim ki yükünde kupa bulunursa, özgürlüğüyle ödeyecektir.

Bizim kanunumuzda hırsızlar böyle cezalandırılır.

"

وَلَمَّا دَخَلُواْ عَلَىٰ يُوسُفَ ءَاوَىٰٓ إِلَيۡهِ أَخَاهُۖ قَالَ إِنِّيٓ أَنَا۠ أَخُوكَ فَلَا تَبۡتَئِسۡ بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ69

فَلَمَّا جَهَّزَهُم بِجَهَازِهِمۡ جَعَلَ ٱلسِّقَايَةَ فِي رَحۡلِ أَخِيهِ ثُمَّ أَذَّنَ مُؤَذِّنٌ أَيَّتُهَا ٱلۡعِيرُ إِنَّكُمۡ لَسَٰرِقُونَ70

قَالُواْ وَأَقۡبَلُواْ عَلَيۡهِم مَّاذَا تَفۡقِدُونَ71

قَالُواْ نَفۡقِدُ صُوَاعَ ٱلۡمَلِكِ وَلِمَن جَآءَ بِهِۦ حِمۡلُ بَعِيرٖ وَأَنَا۠ بِهِۦ زَعِيمٞ72

قَالُواْ تَٱللَّهِ لَقَدۡ عَلِمۡتُم مَّا جِئۡنَا لِنُفۡسِدَ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَمَا كُنَّا سَٰرِقِينَ73

قَالُواْ فَمَا جَزَٰٓؤُهُۥٓ إِن كُنتُمۡ كَٰذِبِينَ74

قَالُواْ جَزَٰٓؤُهُۥ مَن وُجِدَ فِي رَحۡلِهِۦ فَهُوَ جَزَٰٓؤُهُۥۚ كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلظَّٰلِمِينَ75

SIDE STORY

SIDE STORY

  • Al-Haccac yüzyıllar önce Irak valisiydi.

    Çok sert ve zalim olmasına rağmen, Kur'an'a büyük saygı duyardı.

    Bir gün bir adam tutuklanıp ona getirildi.

    Adam yalvardı: "Ey vali!

    Kardeşim bir yanlış yaptı, ama memurlarınız onu bulamadı.

    Bu yüzden beni tutukladılar ve evimi yıktılar.

    " Al-Haccac, ünlü bir şairin bir zamanlar "Belki de masum bir kişi, kaybolan bir akrabasının suçu yüzünden cezalandırılır" dediği için bunun kendisi için sorun olmadığını söyledi.

  • Adam Al-Haccac'a baktı ve dedi ki: "Ama Allah Kur'an'da başka bir şey söyledi.

    " Al-Haccac sordu: "Peki Allah ne dedi?

    " Adam cevap verdi: "Yusuf Suresi'ne (78-79.

    ayetler) göre, bir akrabanın işlediği suçtan dolayı masum bir kişiyi cezalandırmak haksızlıktır.

    "

  • Al-Haccac bu güçlü argümandan etkilendi ve muhafızlarına emretti: "Bu adamı serbest bırakın, evini yeniden inşa edin ve birini gönderip şunu duyurun: 'Allah doğruyu söyledi, şair

    ise yalan söyledi!

    '" {İmam İbn Kesir, El-Bidaye ve'n-Nihaye 'Başlangıç ve Son' adlı eserinde}

Yusuf Bünyamin'i Yanına Alır

76Yusuf, kardeşinin (Bünyamin'in) yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı, sonra onu kardeşinin yükünden çıkardı.

Yusuf'a bu şekilde bir plan ilham ettik.

Kralın kanununa göre kardeşini alıkoyamazdı, fakat Allah bunu mümkün kıldı.

Dilediğimiz kimsenin derecesini yükseltiriz.

Ama her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen vardır.

77(Kendilerini temize çıkarmak için) Yusuf'un kardeşleri dediler ki: "Eğer o çalmışsa, daha önce onun 'öz' kardeşi de çalmıştı.

" Yusuf ise öfkesini yuttu, onlara hiçbir şey belli etmedi ve (kendi kendine) dedi ki: "Siz çok kötü bir durumdasınız," ve Allah, iddia ettiklerinizin doğrusunu en iyi bilendir.

78Dediler ki: "Ey Vezir!

Onun çok yaşlı bir babası var, bu yüzden bizden birini onun yerine al.

Gerçekten senin iyi bir insan olduğunu görüyoruz.

"

79Yusuf dedi ki: "Malımızı yanında bulduğumuz kişiden başkasını alıkoymaktan Allah'a sığınırız.

Aksi takdirde, gerçekten zalimlerden oluruz.

"

فَبَدَأَ بِأَوۡعِيَتِهِمۡ قَبۡلَ وِعَآءِ أَخِيهِ ثُمَّ ٱسۡتَخۡرَجَهَا مِن وِعَآءِ أَخِيهِۚ كَذَٰلِكَ كِدۡنَا لِيُوسُفَۖ مَا كَانَ لِيَأۡخُذَ أَخَاهُ فِي دِينِ ٱلۡمَلِكِ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُۚ نَرۡفَعُ دَرَجَٰتٖ مَّن نَّشَآءُۗ وَفَوۡقَ كُلِّ ذِي عِلۡمٍ عَلِيمٞ76

قَالُوٓاْ إِن يَسۡرِقۡ فَقَدۡ سَرَقَ أَخٞ لَّهُۥ مِن قَبۡلُۚ فَأَسَرَّهَا يُوسُفُ فِي نَفۡسِهِۦ وَلَمۡ يُبۡدِهَا لَهُمۡۚ قَالَ أَنتُمۡ شَرّٞ مَّكَانٗاۖ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا تَصِفُونَ77

قَالُواْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلۡعَزِيزُ إِنَّ لَهُۥٓ أَبٗا شَيۡخٗا كَبِيرٗا فَخُذۡ أَحَدَنَا مَكَانَهُۥٓۖ إِنَّا نَرَىٰكَ مِنَ ٱلۡمُحۡسِنِينَ78

قَالَ مَعَاذَ ٱللَّهِ أَن نَّأۡخُذَ إِلَّا مَن وَجَدۡنَا مَتَٰعَنَا عِندَهُۥٓ إِنَّآ إِذٗا لَّظَٰلِمُونَ79

Hz. Yakup İçin Yine Kötü Haber

80Ondan ümitlerini kestiklerinde, kendi aralarında fısıldaştılar.

Onların en büyüğü dedi ki: 'Babanızın sizden Allah adına kesin bir söz aldığını, yahut daha önce Yusuf hakkında nasıl kusur ettiğinizi bilmiyor musunuz?

Bu yüzden, babam bana izin verinceye veya Allah benim için hükmedinceye kadar bu diyardan ayrılmayacağım; O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.

'

81Babanıza dönün ve deyin ki: 'Ey babamız!

Oğlun hırsızlık yaptı.

Biz ancak gördüğümüze şahitlik edebiliriz.

Biz bunun böyle olacağını asla bilemezdik.

'

82'İçinde bulunduğumuz şehrin halkına ve birlikte yolculuk ettiğimiz kervana sor.

Biz kesinlikle doğru söylüyoruz.

'

فَلَمَّا ٱسۡتَيۡ‍َٔسُواْ مِنۡهُ خَلَصُواْ نَجِيّٗاۖ قَالَ كَبِيرُهُمۡ أَلَمۡ تَعۡلَمُوٓاْ أَنَّ أَبَاكُمۡ قَدۡ أَخَذَ عَلَيۡكُم مَّوۡثِقٗا مِّنَ ٱللَّهِ وَمِن قَبۡلُ مَا فَرَّطتُمۡ فِي يُوسُفَۖ فَلَنۡ أَبۡرَحَ ٱلۡأَرۡضَ حَتَّىٰ يَأۡذَنَ لِيٓ أَبِيٓ أَوۡ يَحۡكُمَ ٱللَّهُ لِيۖ وَهُوَ خَيۡرُ ٱلۡحَٰكِمِينَ80

ٱرۡجِعُوٓاْ إِلَىٰٓ أَبِيكُمۡ فَقُولُواْ يَٰٓأَبَانَآ إِنَّ ٱبۡنَكَ سَرَقَ وَمَا شَهِدۡنَآ إِلَّا بِمَا عَلِمۡنَا وَمَا كُنَّا لِلۡغَيۡبِ حَٰفِظِينَ81

وَسۡ‍َٔلِ ٱلۡقَرۡيَةَ ٱلَّتِي كُنَّا فِيهَا وَٱلۡعِيرَ ٱلَّتِيٓ أَقۡبَلۡنَا فِيهَاۖ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ82

Yakup'un Acısı

83"Hayır!

" dedi.

"Siz kötü bir şey uydurdunuz.

Bana düşen ancak güzel bir sabırdır!

Umulur ki Allah hepsini bana geri getirir.

Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

"

84Onlardan yüz çevirdi ve "Vah Yusuf'a vah!

" dedi.

Üzüntüden gözleri bembeyaz oldu.

85Dediler ki: "Allah'a yemin olsun ki, Yusuf'u anıp durmaktan ya hasta düşeceksin ya da helak olacaksın!

"

86Dedi ki: "Ben derdimi ve hüznümü ancak Allah'a arz ederim.

Ve Allah'tan sizin bilmediklerinizi bilirim.

"

87Ey oğullarım!

Gidin Yusuf'u ve kardeşini arayın.

Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin.

Çünkü Allah'ın rahmetinden ancak kâfirler topluluğu ümit keser.

قَالَ بَلۡ سَوَّلَتۡ لَكُمۡ أَنفُسُكُمۡ أَمۡرٗاۖ فَصَبۡرٞ جَمِيلٌۖ عَسَى ٱللَّهُ أَن يَأۡتِيَنِي بِهِمۡ جَمِيعًاۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡعَلِيمُ ٱلۡحَكِيمُ83

٨٣ وَتَوَلَّىٰ عَنۡهُمۡ وَقَالَ يَٰٓأَسَفَىٰ عَلَىٰ يُوسُفَ وَٱبۡيَضَّتۡ عَيۡنَاهُ مِنَ ٱلۡحُزۡنِ فَهُوَ كَظِيم84

قَالُواْ تَٱللَّهِ تَفۡتَؤُاْ تَذۡكُرُ يُوسُفَ حَتَّىٰ تَكُونَ حَرَضًا أَوۡ تَكُونَ مِنَ ٱلۡهَٰلِكِينَ85

قَالَ إِنَّمَآ أَشۡكُواْ بَثِّي وَحُزۡنِيٓ إِلَى ٱللَّهِ وَأَعۡلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعۡلَمُونَ86

يَٰبَنِيَّ ٱذۡهَبُواْ فَتَحَسَّسُواْ مِن يُوسُفَ وَأَخِيهِ وَلَا تَاْيۡ‍َٔسُواْ مِن رَّوۡحِ ٱللَّهِۖ إِنَّهُۥ لَا يَاْيۡ‍َٔسُ مِن رَّوۡحِ ٱللَّهِ إِلَّا ٱلۡقَوۡمُ ٱلۡكَٰفِرُونَ87

Yusuf Kimliğini Açıklar

88Yusuf'un yanına geldiklerinde dediler ki: 'Ey Aziz!

Bize ve ailemize darlık dokundu.

Yanımızda pek az bir sermaye ile geldik.

Bize tam ölçüyle ver ve bize sadaka ver.

Şüphesiz Allah, sadaka verenleri mükafatlandırır.

'

89Dedi ki: 'Siz cahil iken Yusuf'a ve kardeşine ne yaptığınızı biliyor musunuz?

'

90Dediler ki: 'Sen, sen Yusuf musun?

' Dedi ki: 'Ben Yusuf'um, bu da kardeşim Bünyamin'dir.

Allah bize lütfetti.

Şüphesiz kim takva sahibi olur ve sabrederse, muhakkak ki Allah iyilik yapanların mükafatını zayi etmez.

'

فَلَمَّا دَخَلُواْ عَلَيۡهِ قَالُواْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلۡعَزِيزُ مَسَّنَا وَأَهۡلَنَا ٱلضُّرُّ وَجِئۡنَا بِبِضَٰعَةٖ مُّزۡجَىٰةٖ فَأَوۡفِ لَنَا ٱلۡكَيۡلَ وَتَصَدَّقۡ عَلَيۡنَآۖ إِنَّ ٱللَّهَ يَجۡزِي ٱلۡمُتَصَدِّقِينَ88

قَالَ هَلۡ عَلِمۡتُم مَّا فَعَلۡتُم بِيُوسُفَ وَأَخِيهِ إِذۡ أَنتُمۡ جَٰهِلُونَ89

قَالُوٓاْ أَءِنَّكَ لَأَنتَ يُوسُفُۖ قَالَ أَنَا۠ يُوسُفُ وَهَٰذَآ أَخِيۖ قَدۡ مَنَّ ٱللَّهُ عَلَيۡنَآۖ إِنَّهُۥ مَن يَتَّقِ وَيَصۡبِرۡ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجۡرَ ٱلۡمُحۡسِنِينَ90

Kardeşlerin Özrü Kabul Edildi

91Dediler ki: "Vallahi!

Allah seni bize gerçekten üstün kıldı.

Biz ise gerçekten hata edenler olmuştuk.

"

92Yusuf dedi ki: "Bugün size kınama yok.

Allah sizi bağışlasın.

O, merhametlilerin en merhametlisidir.

"

93"Şu gömleğimi götürün, babamın yüzüne koyun ki gözleri açılsın.

Bütün ailenizle birlikte bana gelin.

"

قَالُواْ تَٱللَّهِ لَقَدۡ ءَاثَرَكَ ٱللَّهُ عَلَيۡنَا وَإِن كُنَّا لَخَٰطِ‍ِٔينَ91

قَالَ لَا تَثۡرِيبَ عَلَيۡكُمُ ٱلۡيَوۡمَۖ يَغۡفِرُ ٱللَّهُ لَكُمۡۖ وَهُوَ أَرۡحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ92

ٱذۡهَبُواْ بِقَمِيصِي هَٰذَا فَأَلۡقُوهُ عَلَىٰ وَجۡهِ أَبِي يَأۡتِ بَصِيرٗا وَأۡتُونِي بِأَهۡلِكُمۡ أَجۡمَعِينَ93

Illustration

How to study Surah Yûsuf with children

Use this children's lesson as a guided path: read the short explanation, look at the Arabic verse, listen to related recitation, and return to the full surah when your child is ready for more detail.

Parents can review one section at a time, ask the child to repeat the main idea, and then continue with the next part or a nearby surah. This keeps the lesson connected with Quran reading, audio, and daily practice.