Abese
عَبَسَ
عَبَسَ

LEARNING POINTS
Bu surenin ilk kısmı, Peygamber'in âmâ bir adamla olan kıssasını anlatır.
Nankör insanlara, Allah'ın onları topraktan bitkileri çıkardığı gibi, hesap için kabirlerinden dirilteceği bildirilir.
Kıyamet günü o kadar dehşetli olacak ki, aile üyeleri bile birbirinden kaçacak.
Müminler, o günün dehşetinden emin olacaklar.

BACKGROUND STORY
Kör bir Müslüman adam olan Abdullah ibn Ümmü Mektum, Peygamber'e iman hakkında daha fazla bilgi edinmek için geldi. O sırada Peygamber, bazı Mekke liderleriyle konuşup onları yalnızca Allah'a ibadet etmeye ikna etmeye çalışıyordu. Abdullah o kadar önemliydi ki tartışmayı birkaç kez kesti. Peygamber bundan hoşlanmadı ve tüm dikkatini zaten konuştuğu kişilere çevirdi. Bu sure daha sonra nazil oldu ve (bu olaydan sonra) Peygamber Abdullah'a iyi bakmaya başladı. Peygamber Medine dışına seyahat ettiğinde, Abdullah'tan kendi yerine namaz kıldırmasını isterdi. {İmam İbn Kesir tarafından kaydedilmiştir}

WORDS OF WISDOM
Allah peygamberi düzeltti çünkü onu seviyor ve önemsiyordu. Birini nazikçe düzelttiğinizde, bu, onların en iyi hallerine ulaşmalarını istediğiniz anlamına gelir. Bu, onlara hakaret etmek veya duygularını incitmek istediğiniz anlamına gelmez. Eğer arkadaşınız sizi nazikçe düzeltmeye çalışıyorsa, bu, sizi gerçekten sevdikleri ve önemsedikleri içindir.

Peygambere Ders
1Yüzünü ekşitti ve yüz çevirdi, 2sırf kör adam ona geldi diye, 3nereden bileceksin, belki o arınır? 4Yahut öğüt alır da öğüt ona fayda verir. 5Ama o ki kendini müstağni gördü. 6Onlara yöneldin, 7Onlar arınmasalar da sana bir sorumluluk düşmez. 8Sana öğrenmeye istekli olarak gelen kimseye gelince, 9Allah'ı aklında tutarak. 10Ona hiç ilgi göstermedin, 11Hayır, aksine bu (Kur'an) gerçekten bir öğüttür. 12Öyleyse dileyen onu aklında tutsun! 13O, tertemiz sahifelerde yazılıdır. 14Yüce ve tertemizdir. 15Melekler eliyle yazılmıştır. 16kerim ve sadık olanlar
عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ 1أَن جَآءَهُ ٱلۡأَعۡمَىٰ 2وَمَا يُدۡرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ 3أَوۡ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكۡرَىٰٓ 4أَمَّا مَنِ ٱسۡتَغۡنَىٰ 5فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ 6وَمَا عَلَيۡكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ 7وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسۡعَىٰ 8وَهُوَ يَخۡشَىٰ 9فَأَنتَ عَنۡهُ تَلَهَّىٰ 10كَلَّآ إِنَّهَا تَذۡكِرَةٞ 11فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ 12فِي صُحُفٖ مُّكَرَّمَةٖ 13مَّرۡفُوعَةٖ مُّطَهَّرَةِۢ 14بِأَيۡدِي سَفَرَةٖ 15١٥ كِرَامِۢ بَرَرَةٖ16
Verse 16: Levh-i Mahfuz (Korunmuş Levha), her şeyin yazılı olduğu ilahi bir kitaptır.

İnkarcılara Hatırlatma
17Kahrolası insan! Ne kadar da nankördür! 18Onu neyden yarattı? 19Onu bir nutfeden yarattı da ona bir ölçü takdir etti. 20Sonra ona yolu kolaylaştırdı. 21Sonra onu öldürdü ve kabre koydu. 22Sonra dilediği zaman onları diriltir. 23Hayır! O'nun emirlerine uymadılar. 24İnsan yiyeceğine bir baksın: 25O suyu nasıl bol bol yağdırdığımızı, 26ve toprağı yarıp filizler bitirdiğimizi. 27orada taneler bitirerek, 28üzümler ve yeşillikler, 29zeytinler ve hurma ağaçları, 30gür bahçeler, 31meyve ve ot. 32İşte bu, sizin ve hayvanlarınız için bir rızıktır.
قُتِلَ ٱلۡإِنسَٰنُ مَآ أَكۡفَرَهُۥ 17مِنۡ أَيِّ شَيۡءٍ خَلَقَهُۥ 18مِن نُّطۡفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ 19ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ 20ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقۡبَرَهُۥ 21ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ 22كَلَّا لَمَّا يَقۡضِ مَآ أَمَرَهُۥ 23فَلۡيَنظُرِ ٱلۡإِنسَٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦ 24أَنَّا صَبَبۡنَا ٱلۡمَآءَ صَبّٗا 25ثُمَّ شَقَقۡنَا ٱلۡأَرۡضَ شَقّٗا 26فَأَنۢبَتۡنَا فِيهَا حَبّٗا 27وَعِنَبٗا وَقَضۡبٗا 28وَزَيۡتُونٗا وَنَخۡلٗا 29وَحَدَآئِقَ غُلۡبٗا 30وَفَٰكِهَةٗ وَأَبّٗا 31مَّتَٰعٗا لَّكُمۡ وَلِأَنۡعَٰمِكُمۡ32
Verse 31: Allah insanların annelerinden doğmasını kolaylaştırır veya doğruyu yanlıştan ayırmalarını kolaylaştırır.
Verse 32: Yalnızca Allah'a ibadet etmek, O'nun nimetlerine şükretmek, iyilik yapmak ve kötülükten sakınmak ve benzeri.
Dehşetli Gün
33Sonra, o korkunç ses geldiği zaman, 34O gün kişi, kardeşinden kaçacak, 35ve annesinden ve babasından, 36ve eşinden ve çocuklarından; 37Herkes sadece kendi derdine düşecek. 38O gün bazı yüzler bembeyaz olacak, 39güleç ve sevinçli; diğer yüzler ise tozlu olacak, 41tamamen perişan. İşte onlar, facir kafirlerdir.
فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ 33يَوۡمَ يَفِرُّ ٱلۡمَرۡءُ مِنۡ أَخِيهِ 34وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ 35وَصَٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ 36٣٦ لِكُلِّ ٱمۡرِيٕٖ مِّنۡهُمۡ يَوۡمَئِذٖ شَأۡنٞ يُغۡنِيهِ 37وُجُوهٞ يَوۡمَئِذٖ مُّسۡفِرَةٞ 38ضَاحِكَةٞ مُّسۡتَبۡشِرَةٞ 39تَرۡهَقُهَا قَتَرَةٌ41