Surah 28
Volume 3

Kıssalar

القَصَص

القَصَص

LEARNING POINTS

LEARNING POINTS

Bu sure, Musa'nın çocukluk ve gençlik dönemleri hakkında ayrıntılı bilgi verir.

Allah, ilim ve kudret sahibidir.

Putlar, tapanlarına ne bu dünyada ne de ahirette yardım edebilirler.

Allah, sadık kullarına daima destek olur.

Allah, tövbe eden kullarını affetmeye hazırdır.

Hem iyi hem de kötü zamanlarda Allah'a dua etmek önemlidir.

Herkes Allah'ın nimetlerine şükretmelidir.

Günahkarlar Kıyamet Günü'nde utandırılacaktır.

Firavun ve Karun kibirleri yüzünden helak edildi.

Allah herkese adildir.

Kur'an, Allah'tan gelen hak bir vahiydir.

Peygamber'e sabretmesi ve insanları İslam'a davet etmeye devam etmesi öğütlenir.

Hidayet yalnızca Allah'tandır.

Illustration
BACKGROUND STORY

BACKGROUND STORY

Rivayet olunur ki, Firavun bir rüya gördü; rüyasında Mısırlıların evlerini yakan, İsrailoğullarının evlerine ise dokunmayan bir ateş gördü. Dehşet içinde uyandı ve yardımcılarından bu rüyayı yorumlamalarını istedi. Ona, saltanatının İsrailoğullarından doğacak bir erkek çocuk tarafından yıkılacağını söylediler. Bu yüzden Firavun, onların oğullarını öldürmeye ve kadınlarını sağ bırakmaya karar verdi. Ama Allah, Musa'yı kurtardı. Sadece bu da değil, Musa Firavun'un sarayında ve onun özel himayesinde büyüdü. Firavun planlar yaptı, ama Allah plan yapanların en hayırlısıdır.

WORDS OF WISDOM

WORDS OF WISDOM

Kimileri, "Musa'nın kıssası Kur'an'da neden bu kadar çok tekrarlanır?" diye sorabilir. Allah, Musa'nın kıssası aracılığıyla Peygamber Efendimiz'i teselli etti, çünkü bu kıssa onun durumuyla çok örtüşüyordu. Her ikisi de birçok zorlukla başa çıkmak zorunda kaldı. İkisi de yurtlarını terk etmek zorunda kaldı. Onları öldürme planları yapıldı. Takipçileri işkenceye ve kötü muameleye maruz kaldı. Ancak sonunda onlar başarılı oldular ve düşmanları hüsrana uğradı.

Firavun'un Zulmü

1Ta-Sin-Mim. 2İşte bunlar, apaçık Kitab'ın ayetleridir. 3İman eden bir kavim için Musa ile Firavun'un haberinden bir kısmını sana hak olarak anlatıyoruz. 4Şüphesiz Firavun yeryüzünde büyüklük taslamış, halkını fırkalara ayırmıştı. Onlardan bir zümreyi zayıf düşürüyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını sağ bırakıyordu. Gerçekten o, fesat çıkaranlardandı. 5Biz ise o yerde zayıf düşürülenlere lütufta bulunmak, onları imamlar yapmak ve onları varisler kılmak istiyorduk. 6ve onları yeryüzünde yerleşik kılmak; ve onlar aracılığıyla Firavun'un, Haman'ın ve askerlerinin korkularını hakikat kılmak.

طسٓمٓ 1تِلۡكَ ءَايَٰتُ ٱلۡكِتَٰبِ ٱلۡمُبِينِ 2نَتۡلُواْ عَلَيۡكَ مِن نَّبَإِ مُوسَىٰ وَفِرۡعَوۡنَ بِٱلۡحَقِّ لِقَوۡمٖ يُؤۡمِنُونَ 3إِنَّ فِرۡعَوۡنَ عَلَا فِي ٱلۡأَرۡضِ وَجَعَلَ أَهۡلَهَا شِيَعٗا يَسۡتَضۡعِفُ طَآئِفَةٗ مِّنۡهُمۡ يُذَبِّحُ أَبۡنَآءَهُمۡ وَيَسۡتَحۡيِۦ نِسَآءَهُمۡۚ إِنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلۡمُفۡسِدِينَ 4وَنُرِيدُ أَن نَّمُنَّ عَلَى ٱلَّذِينَ ٱسۡتُضۡعِفُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَنَجۡعَلَهُمۡ أَئِمَّةٗ وَنَجۡعَلَهُمُ ٱلۡوَٰرِثِينَ 5وَنُمَكِّنَ لَهُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَنُرِيَ فِرۡعَوۡنَ وَهَٰمَٰنَ وَجُنُودَهُمَا مِنۡهُم مَّا كَانُواْ يَحۡذَرُونَ6

Verse 6: Haman, Firavun'un Musa aleyhisselam zamanındaki baş mimarıydı.

Illustration

Bebek Musa Nil'de

7Musa'nın annesine şöyle vahyettik: "Onu emzir. Fakat onun için korktuğun zaman onu nehre bırak; korkma ve üzülme. Biz onu sana mutlaka geri döndüreceğiz ve onu peygamberlerden biri yapacağız." 8Firavun'un ailesi onu bulup aldı; (bu da) onlara düşman ve bir üzüntü kaynağı olsun diye. Şüphesiz Firavun, Haman ve askerleri günahkâr kimselerdi.

وَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰٓ أُمِّ مُوسَىٰٓ أَنۡ أَرۡضِعِيهِۖ فَإِذَا خِفۡتِ عَلَيۡهِ فَأَلۡقِيهِ فِي ٱلۡيَمِّ وَلَا تَخَافِي وَلَا تَحۡزَنِيٓۖ إِنَّا رَآدُّوهُ إِلَيۡكِ وَجَاعِلُوهُ مِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ 7فَٱلۡتَقَطَهُۥٓ ءَالُ فِرۡعَوۡنَ لِيَكُونَ لَهُمۡ عَدُوّٗا وَحَزَنًاۗ إِنَّ فِرۡعَوۡنَ وَهَٰمَٰنَ وَجُنُودَهُمَا كَانُواْ خَٰطِ‍ِٔينَ8

Musa Sarayda

9Firavun'un karısı ona dedi ki: "Bu çocuk benim ve senin için bir göz aydınlığıdır. Onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur veya onu evlat ediniriz." Onlar olacakları beklemiyorlardı. 10Musa'nın annesinin kalbi çok daralmıştı. Eğer kalbini pekiştirmeseydik ki Allah'ın vaadine inansın, neredeyse onu açığa vuracaktı. 11Kız kardeşine "Onu takip et!" dedi. O da onlar farkında değillerken onu uzaktan gözledi. 12Biz daha önce ona bütün sütannelerini yasaklamıştık. Bunun üzerine kız kardeşi dedi ki: "Size onu sizin için büyütecek ve ona iyi bakacak bir ev halkı göstereyim mi?" 13İşte böylece onu annesine geri döndürdük ki kalbi yatışsın, üzülmesin ve Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu bilsin. Fakat insanların çoğu bilmezler. 14Sonra, o güçlenip kemale erince, Biz ona hikmet ve ilim verdik. İşte Biz iyilik edenleri böyle mükafatlandırırız.

وَقَالَتِ ٱمۡرَأَتُ فِرۡعَوۡنَ قُرَّتُ عَيۡنٖ لِّي وَلَكَۖ لَا تَقۡتُلُوهُ عَسَىٰٓ أَن يَنفَعَنَآ أَوۡ نَتَّخِذَهُۥ وَلَدٗا وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ 9وَأَصۡبَحَ فُؤَادُ أُمِّ مُوسَىٰ فَٰرِغًاۖ إِن كَادَتۡ لَتُبۡدِي بِهِۦ لَوۡلَآ أَن رَّبَطۡنَا عَلَىٰ قَلۡبِهَا لِتَكُونَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ 10وَقَالَتۡ لِأُخۡتِهِۦ قُصِّيهِۖ فَبَصُرَتۡ بِهِۦ عَن جُنُبٖ وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ 11وَحَرَّمۡنَا عَلَيۡهِ ٱلۡمَرَاضِعَ مِن قَبۡلُ فَقَالَتۡ هَلۡ أَدُلُّكُمۡ عَلَىٰٓ أَهۡلِ بَيۡتٖ يَكۡفُلُونَهُۥ لَكُمۡ وَهُمۡ لَهُۥ نَٰصِحُونَ 12فَرَدَدۡنَٰهُ إِلَىٰٓ أُمِّهِۦ كَيۡ تَقَرَّ عَيۡنُهَا وَلَا تَحۡزَنَ وَلِتَعۡلَمَ أَنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقّٞ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ 13وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُۥ وَٱسۡتَوَىٰٓ ءَاتَيۡنَٰهُ حُكۡمٗا وَعِلۡمٗاۚ وَكَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ14

Verse 14: Sütanneler.

WORDS OF WISDOM

WORDS OF WISDOM

Kimileri, "Musa gibi yüce bir peygamber masum bir adamı nasıl öldürebilir?" diye sorabilir. Bu soruyu cevaplamak için aşağıdaki gerçeklere bakalım:

Musa bir adamı yanlışlıkla öldürür.

15Bir gün, halkının haberi olmaksızın şehre girdi. Orada iki adamın kavga ettiğini gördü: biri kendi kavminden, diğeri ise 'Mısırlı' düşmanlarından. Kendi kavminden olan adam, rakibine karşı ondan yardım diledi. Bunun üzerine Musa ona bir yumruk vurdu ve ölümüne sebep oldu. Musa haykırdı: "Bu kesinlikle şeytanın işidir. O gerçekten apaçık, saptırıcı bir düşmandır." 16Dua etti: "Rabbim! Ben kesinlikle nefsime zulmettim, bu yüzden beni bağışla." Ve O onu bağışladı; O gerçekten Bağışlayandır, Merhametlidir. 17Musa söz verdi: "Rabbim! Bana lütfettiğin nimetlerine şükür olarak, asla zalimlere arka çıkmayacağım."

وَدَخَلَ ٱلۡمَدِينَةَ عَلَىٰ حِينِ غَفۡلَةٖ مِّنۡ أَهۡلِهَا فَوَجَدَ فِيهَا رَجُلَيۡنِ يَقۡتَتِلَانِ هَٰذَا مِن شِيعَتِهِۦ وَهَٰذَا مِنۡ عَدُوِّهِۦۖ فَٱسۡتَغَٰثَهُ ٱلَّذِي مِن شِيعَتِهِۦ عَلَى ٱلَّذِي مِنۡ عَدُوِّهِۦ فَوَكَزَهُۥ مُوسَىٰ فَقَضَىٰ عَلَيۡهِۖ قَالَ هَٰذَا مِنۡ عَمَلِ ٱلشَّيۡطَٰنِۖ إِنَّهُۥ عَدُوّٞ مُّضِلّٞ مُّبِينٞ 15قَالَ رَبِّ إِنِّي ظَلَمۡتُ نَفۡسِي فَٱغۡفِرۡ لِي فَغَفَرَ لَهُۥٓۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ 16قَالَ رَبِّ بِمَآ أَنۡعَمۡتَ عَلَيَّ فَلَنۡ أَكُونَ ظَهِيرٗا لِّلۡمُجۡرِمِينَ17

Verse 17: Firavun'un kavminden birçoğu, Musa ile sorunlar yaşadı çünkü o, onların kötü uygulamalarını sorgulamaya başlamıştı.

Katl Haberi Yayılır

18Musa, şehirde bir olay çıkmasından çekinerek endişeliydi. Derken, önceki gün kendisinden yardım isteyen aynı adam, yine ondan yardımına çağırdı. Musa ona dedi ki: "Sen apaçık bir azgınsın." 19Fakat Musa, onların düşmanına el uzatmak üzereyken, Mısırlı (adam) dedi ki: "Ey Musa! Dün öldürdüğün adam gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Sen sadece yeryüzünde bozgunculuk yapmak istiyorsun, ıslah etmek değil!"

فَأَصۡبَحَ فِي ٱلۡمَدِينَةِ خَآئِفٗا يَتَرَقَّبُ فَإِذَا ٱلَّذِي ٱسۡتَنصَرَهُۥ بِٱلۡأَمۡسِ يَسۡتَصۡرِخُهُۥۚ قَالَ لَهُۥ مُوسَىٰٓ إِنَّكَ لَغَوِيّٞ مُّبِينٞ 18فَلَمَّآ أَنۡ أَرَادَ أَن يَبۡطِشَ بِٱلَّذِي هُوَ عَدُوّٞ لَّهُمَا قَالَ يَٰمُوسَىٰٓ أَتُرِيدُ أَن تَقۡتُلَنِي كَمَا قَتَلۡتَ نَفۡسَۢا بِٱلۡأَمۡسِۖ إِن تُرِيدُ إِلَّآ أَن تَكُونَ جَبَّارٗا فِي ٱلۡأَرۡضِ وَمَا تُرِيدُ أَن تَكُونَ مِنَ ٱلۡمُصۡلِحِينَ19

Verse 19: Adam, Hz. Musa'nın kendisine vuracağını zannetti.

Musa'nın Medyen'e Kaçışı

20Şehrin en uzak yerinden koşarak bir adam geldi. Dedi ki: "Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında görüşüyorlar. Hemen çık git; doğrusu ben sana öğüt verenlerdenim." 21Bunun üzerine Musa, korku içinde ve etrafı gözetleyerek şehirden çıktı ve dedi ki: "Rabbim! Beni bu zalim kavimden kurtar!" 22Medyen'e doğru yöneldiğinde dedi ki: "Umulur ki Rabbim beni doğru yola iletir."

وَجَآءَ رَجُلٞ مِّنۡ أَقۡصَا ٱلۡمَدِينَةِ يَسۡعَىٰ قَالَ يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّ ٱلۡمَلَأَ يَأۡتَمِرُونَ بِكَ لِيَقۡتُلُوكَ فَٱخۡرُجۡ إِنِّي لَكَ مِنَ ٱلنَّٰصِحِينَ 20فَخَرَجَ مِنۡهَا خَآئِفٗا يَتَرَقَّبُۖ قَالَ رَبِّ نَجِّنِي مِنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ 21وَلَمَّا تَوَجَّهَ تِلۡقَآءَ مَدۡيَنَ قَالَ عَسَىٰ رَبِّيٓ أَن يَهۡدِيَنِي سَوَآءَ ٱلسَّبِيلِ22

BACKGROUND STORY

BACKGROUND STORY

Musa (Aleyhisselam) Mısır'dan yanında yiyecek, para ve hatta ayakkabı bile olmadan ayrıldı. Medyen'e vardığında tamamen bitkin düşmüş olmasına rağmen, koyunlarının su içebilmesi için bir kuyunun çok ağır kapağını kaldırarak 2 kadına yardım etti. Sonra bir ağacın gölgesinde dinlendi ve Allah'tan destek için dua etti. Kadınlardan biri babasıyla tanışması için onu davet etmeye geldiğinde, Musa, onun vücut hatlarını görmekten kaçınmak için önünden yürümesinin mümkün olup olmadığını sordu. Babası ona yemek ikram ettiğinde, "Yardımım için bir karşılık almam" dedi. Ancak yaşlı adam, misafirlerine yemek ikram etmenin kendi kültürlerinin bir parçası olduğunu söylediğinde yemek yedi. 2 kadından biri, babasına gücü ve güzel ahlakı nedeniyle onu işe almasını tavsiye etti. İşte o zaman yaşlı adam kızlarından birini Musa'ya evlenmek üzere teklif etti. Böylece Musa aynı gün içinde iyi bir eş, bir iş ve kalacak bir yer ile nimetlendirildi. {İmam İbn Kesir & İmam Kurtubi}

Illustration

Musa İki Kadına Yardım Etti

23Medyen kuyusuna vardığında, hayvanlarına su vermekte olan bir topluluk buldu. Ancak iki kadının koyunlarını geride tuttuğunu fark etti. Onlara sordu: "Neyiniz var?" Cevap verdiler: "Çobanlar çekilmeden hayvanlarımızı sulayamayız, babamız da çok yaşlı bir adamdır." 24Bunun üzerine onların koyunlarını suladı, sonra gölgeye çekildi ve dua etti: "Rabbim! Bana indireceğin her hayra muhtacım."

وَلَمَّا وَرَدَ مَآءَ مَدۡيَنَ وَجَدَ عَلَيۡهِ أُمَّةٗ مِّنَ ٱلنَّاسِ يَسۡقُونَ وَوَجَدَ مِن دُونِهِمُ ٱمۡرَأَتَيۡنِ تَذُودَانِۖ قَالَ مَا خَطۡبُكُمَاۖ قَالَتَا لَا نَسۡقِي حَتَّىٰ يُصۡدِرَ ٱلرِّعَآءُۖ وَأَبُونَا شَيۡخٞ كَبِيرٞ 23فَسَقَىٰ لَهُمَا ثُمَّ تَوَلَّىٰٓ إِلَى ٱلظِّلِّ فَقَالَ رَبِّ إِنِّي لِمَآ أَنزَلۡتَ إِلَيَّ مِنۡ خَيۡرٖ فَقِير24

Musa Evleniyor

25Sonra o iki kadından biri utana utana yürüyerek ona geldi. Dedi ki: "Babam, hayvanlarımızı sulamanın karşılığını vermek üzere seni çağırıyor!" Musa ona gelip bütün hikayesini anlatınca, yaşlı adam dedi ki: "Korkma! Artık o zalim kavimden kurtuldun." 26İki kızdan biri dedi ki: "Ey babacığım! Onu ücretle tut. Çünkü işe alacağın en iyi kimse güçlü ve güvenilir olandır." 27Yaşlı adam dedi ki: "Bu iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum, ancak sekiz yıl bana hizmet etmen şartıyla. Eğer on yılı tamamlarsan, bu senin bir ikramın olur. Ama sana zorluk çıkarmak istemem. İnşaallah beni iyi huylu bulacaksın." 28Musa dedi ki: "Bu, benimle senin aranda bir anlaşmadır. Hangi süreyi tamamlarsam tamamlayayım, bana karşı bir düşmanlık olmasın. Allah da söylediklerimize şahittir."

فَجَآءَتۡهُ إِحۡدَىٰهُمَا تَمۡشِي عَلَى ٱسۡتِحۡيَآءٖ قَالَتۡ إِنَّ أَبِي يَدۡعُوكَ لِيَجۡزِيَكَ أَجۡرَ مَا سَقَيۡتَ لَنَاۚ فَلَمَّا جَآءَهُۥ وَقَصَّ عَلَيۡهِ ٱلۡقَصَصَ قَالَ لَا تَخَفۡۖ نَجَوۡتَ مِنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ 25قَالَتۡ إِحۡدَىٰهُمَا يَٰٓأَبَتِ ٱسۡتَ‍ٔۡجِرۡهُۖ إِنَّ خَيۡرَ مَنِ ٱسۡتَ‍ٔۡجَرۡتَ ٱلۡقَوِيُّ ٱلۡأَمِينُ 26قَالَ إِنِّيٓ أُرِيدُ أَنۡ أُنكِحَكَ إِحۡدَى ٱبۡنَتَيَّ هَٰتَيۡنِ عَلَىٰٓ أَن تَأۡجُرَنِي ثَمَٰنِيَ حِجَجٖۖ فَإِنۡ أَتۡمَمۡتَ عَشۡرٗا فَمِنۡ عِندِكَۖ وَمَآ أُرِيدُ أَنۡ أَشُقَّ عَلَيۡكَۚ سَتَجِدُنِيٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ 27قَالَ ذَٰلِكَ بَيۡنِي وَبَيۡنَكَۖ أَيَّمَا ٱلۡأَجَلَيۡنِ قَضَيۡتُ فَلَا عُدۡوَٰنَ عَلَيَّۖ وَٱللَّهُ عَلَىٰ مَا نَقُولُ وَكِيل28

Musa'nın Peygamber Olarak Seçilmesi

29Musa o müddeti tamamlayıp ailesiyle Mısır'a doğru yol alırken, Tur Dağı'nın yamacında bir ateş gördü. Ailesine dedi ki: "Burada bekleyin; ben bir ateş gördüm. Belki oradan size bir yol gösterici yahut ateşten bir kor getiririm de ısınırsınız." 30Fakat oraya vardığında, vadinin sağ tarafındaki mukaddes yerdeki çalılıktan ona şöyle seslenildi: "Ey Musa! Şüphesiz ben, âlemlerin Rabbi olan Allah'ım." 31Şimdi asanı yere bırak!" Fakat onu yılan gibi kıvrılır görünce, arkasına bakmadan kaçtı. Allah buyurdu ki: "Ey Musa! Yaklaş ve korkma. Sen eminlerdensin. Şimdi elini yakana sok; o, bir hastalık olmaksızın bembeyaz parlayarak çıkacak. Korkunu gidermek için kollarını kendine çek. Bunlar, Firavun ve ileri gelenlerine Rabbinden iki delildir; çünkü onlar gerçekten haddi aşmış bir kavimdir."

فَلَمَّا قَضَىٰ مُوسَى ٱلۡأَجَلَ وَسَارَ بِأَهۡلِهِۦٓ ءَانَسَ مِن جَانِبِ ٱلطُّورِ نَارٗاۖ قَالَ لِأَهۡلِهِ ٱمۡكُثُوٓاْ إِنِّيٓ ءَانَسۡتُ نَارٗا لَّعَلِّيٓ ءَاتِيكُم مِّنۡهَا بِخَبَرٍ أَوۡ جَذۡوَةٖ مِّنَ ٱلنَّارِ لَعَلَّكُمۡ تَصۡطَلُونَ 29فَلَمَّآ أَتَىٰهَا نُودِيَ مِن شَٰطِيِٕ ٱلۡوَادِ ٱلۡأَيۡمَنِ فِي ٱلۡبُقۡعَةِ ٱلۡمُبَٰرَكَةِ مِنَ ٱلشَّجَرَةِ أَن يَٰمُوسَىٰٓ إِنِّيٓ أَنَا ٱللَّهُ رَبُّ ٱلۡعَٰلَمِينَ 30وَأَنۡ أَلۡقِ عَصَاكَۚ فَلَمَّا رَءَاهَا تَهۡتَزُّ كَأَنَّهَا جَآنّٞ وَلَّىٰ مُدۡبِرٗا وَلَمۡ يُعَقِّبۡۚ يَٰمُوسَىٰٓ أَقۡبِلۡ وَلَا تَخَفۡۖ إِنَّكَ مِنَ ٱلۡأٓمِنِينَ31

Verse 30: Musa ve ailesi, Medyen'den Mısır'a yolculuk ederken karanlıkta yollarını kaybetmişlerdi, bu yüzden yol sormak istedi.

Verse 31: Hz. Musa kolunu yakasının açıklığından tekrar geçirdiğinde, eli eski rengine döndü.

Hz. Musa Yardım Diler

33Musa dedi ki: "Rabbim! Ben gerçekten onlardan birini öldürdüm, bu yüzden beni öldürmelerinden korkuyorum." 34Kardeşim Harun benden daha fasih konuşur. Onu benimle birlikte, sözlerimi tasdik edecek bir yardımcı olarak gönder; zira beni yalanlamalarından korkuyorum. 35Allah buyurdu: "Seni kardeşinle destekleyeceğiz ve ikinize de bir üstünlük vereceğiz; size ulaşamayacaklar. Ayetlerimizle siz ve size tabi olanlar mutlaka galip geleceksiniz."

قَالَ رَبِّ إِنِّي قَتَلۡتُ مِنۡهُمۡ نَفۡسٗا فَأَخَافُ أَن يَقۡتُلُونِ 33وَأَخِي هَٰرُونُ هُوَ أَفۡصَحُ مِنِّي لِسَانٗا فَأَرۡسِلۡهُ مَعِيَ رِدۡءٗا يُصَدِّقُنِيٓۖ إِنِّيٓ أَخَافُ أَن يُكَذِّبُونِ 34قَالَ سَنَشُدُّ عَضُدَكَ بِأَخِيكَ وَنَجۡعَلُ لَكُمَا سُلۡطَٰنٗا فَلَا يَصِلُونَ إِلَيۡكُمَا بِ‍َٔايَٰتِنَآۚ أَنتُمَا وَمَنِ ٱتَّبَعَكُمَا ٱلۡغَٰلِبُونَ35

Illustration

FİRAVUN'UN CEVABI

36Fakat Musa onlara apaçık ayetlerimizle geldiğinde, onlar kibirle dediler ki: "Bu sadece uydurma bir sihirbazlıktır. Biz bunu atalarımızın tarihinde hiç duymadık." 37Musa cevap verdi ki: "Rabbim, kendi katından gerçek hidayetle kimin geldiğini ve sonunda kimin kazanacağını en iyi bilendir. Şüphesiz, zalimler asla iflah olmazlar." 38Firavun dedi ki: "Ey ileri gelenler! Ben sizin için benden başka bir ilah bilmiyorum. Öyleyse benim için, ey Haman, çamurdan tuğlalar pişir ve yüksek bir kule yap ki Musa'nın ilahına bir bakayım, gerçi onun yalancılardan olduğuna eminim."

فَلَمَّا جَآءَهُم مُّوسَىٰ بِ‍َٔايَٰتِنَا بَيِّنَٰتٖ قَالُواْ مَا هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرٞ مُّفۡتَرٗى وَمَا سَمِعۡنَا بِهَٰذَا فِيٓ ءَابَآئِنَا ٱلۡأَوَّلِينَ 36وَقَالَ مُوسَىٰ رَبِّيٓ أَعۡلَمُ بِمَن جَآءَ بِٱلۡهُدَىٰ مِنۡ عِندِهِۦ وَمَن تَكُونُ لَهُۥ عَٰقِبَةُ ٱلدَّارِۚ إِنَّهُۥ لَا يُفۡلِحُ ٱلظَّٰلِمُونَ 37وَقَالَ فِرۡعَوۡنُ يَٰٓأَيُّهَا ٱلۡمَلَأُ مَا عَلِمۡتُ لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرِي فَأَوۡقِدۡ لِي يَٰهَٰمَٰنُ عَلَى ٱلطِّينِ فَٱجۡعَل لِّي صَرۡحٗا لَّعَلِّيٓ أَطَّلِعُ إِلَىٰٓ إِلَٰهِ مُوسَىٰ وَإِنِّي لَأَظُنُّهُۥ مِنَ ٱلۡكَٰذِبِينَ38

FİRAVUN'UN SONU

39O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve Bize döndürülmeyeceklerini düşündüler. 40Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize attık. Bak o zalimlerin sonu nasıl oldu! 41Onları ateşe çağıran önderler kıldık. Kıyamet Günü'nde ise onlara yardım olunmayacaktır. 42Bu dünyada laneti arkalarına taktık. Kıyamet Günü'nde ise onlar utandırılanlardan olacaklardır.

وَٱسۡتَكۡبَرَ هُوَ وَجُنُودُهُۥ فِي ٱلۡأَرۡضِ بِغَيۡرِ ٱلۡحَقِّ وَظَنُّوٓاْ أَنَّهُمۡ إِلَيۡنَا لَا يُرۡجَعُونَ 39فَأَخَذۡنَٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذۡنَٰهُمۡ فِي ٱلۡيَمِّۖ فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلظَّٰلِمِينَ 40وَجَعَلۡنَٰهُمۡ أَئِمَّةٗ يَدۡعُونَ إِلَى ٱلنَّارِۖ وَيَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ لَا يُنصَرُونَ 41وَأَتۡبَعۡنَٰهُمۡ فِي هَٰذِهِ ٱلدُّنۡيَا لَعۡنَةٗۖ وَيَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ هُم مِّنَ ٱلۡمَقۡبُوحِينَ42

Tevrat

43Şüphesiz Biz, önceki nesilleri helak ettikten sonra, Musa'ya Kitab'ı verdik ki, insanlar için bir ibret, bir hidayet ve bir rahmet olsun; umulur ki öğüt alırlar.

وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَٰبَ مِنۢ بَعۡدِ مَآ أَهۡلَكۡنَا ٱلۡقُرُونَ ٱلۡأُولَىٰ بَصَآئِرَ لِلنَّاسِ وَهُدٗى وَرَحۡمَةٗ لَّعَلَّهُمۡ يَتَذَكَّرُونَ43

BACKGROUND STORY

BACKGROUND STORY

Kuran'da putperestlere defalarca hatırlatılır ki, Peygamber, kendisi doğmadan yüzyıllar önce meydana gelen bu olaylardan hiçbirine şahit olmamıştır. Örneğin, Yusuf'a karşı kurulan komplolar (12:102), genç Meryem'in kimin himayesinde olacağı konusundaki tartışma (3:44) ve Nuh'un oğlunun Tufan'da boğulması (11:49). Bu detaylar, Kuran'ın vahyinden önce Araplarca bilinmiyordu. Dolayısıyla, Peygamber'in bu hikayeleri bilmesinin tek mantıklı yolu vahiyler aracılığıyladır.

İndirilmiş Kıssalar

44Musa'ya emri vahyettiğimizde sen dağın batı yakasında değildin ey Nebi; ve sen onun zamanında bile mevcut değildin. 45Fakat Biz daha sonra nice nesiller var ettik ki, onların üzerinden uzun zaman geçti de imanlarını kaybettiler. Sen Medyen halkı arasında da yaşamıyordun, onlara ayetlerimizi okuyarak. Fakat bütün bunlar Bizim katımızdan gönderilmiştir. 46Musa'ya nida ettiğimizde sen Tur'un tarafında değildin. Fakat sen Rabbin'den bir rahmet olarak geldin, senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmemiş bir kavmi uyarmak için; umulur ki öğüt alırlar. 47Ve kendi elleriyle yaptıkları yüzünden bir musibet kendilerine isabet ettiğinde, (şöyle) itiraz etmesinler diye: "Rabbimiz! Keşke bize bir elçi gönderseydin de Senin ayetlerine tabi olurduk ve müminlerden olurduk."

وَمَا كُنتَ بِجَانِبِ ٱلۡغَرۡبِيِّ إِذۡ قَضَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَى ٱلۡأَمۡرَ وَمَا كُنتَ مِنَ ٱلشَّٰهِدِينَ 44وَلَٰكِنَّآ أَنشَأۡنَا قُرُونٗا فَتَطَاوَلَ عَلَيۡهِمُ ٱلۡعُمُرُۚ وَمَا كُنتَ ثَاوِيٗا فِيٓ أَهۡلِ مَدۡيَنَ تَتۡلُواْ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتِنَا وَلَٰكِنَّا كُنَّا مُرۡسِلِينَ 45وَمَا كُنتَ بِجَانِبِ ٱلطُّورِ إِذۡ نَادَيۡنَا وَلَٰكِن رَّحۡمَةٗ مِّن رَّبِّكَ لِتُنذِرَ قَوۡمٗا مَّآ أَتَىٰهُم مِّن نَّذِيرٖ مِّن قَبۡلِكَ لَعَلَّهُمۡ يَتَذَكَّرُونَ 46وَلَوۡلَآ أَن تُصِيبَهُم مُّصِيبَةُۢ بِمَا قَدَّمَتۡ أَيۡدِيهِمۡ فَيَقُولُواْ رَبَّنَا لَوۡلَآ أَرۡسَلۡتَ إِلَيۡنَا رَسُولٗا فَنَتَّبِعَ ءَايَٰتِكَ وَنَكُونَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ47

Verse 47: Yani asıl mesaj asırlar boyunca tahrif edildi ve kayboldu.

BACKGROUND STORY

BACKGROUND STORY

Putperestler Peygamber'e meydan okuyarak şöyle dediler: "Bu Kur'an neden Musa (a.s.)'ın Tevrat'ı gibi bir defada indirilmedi? Ve neden onun mucizelerinden bazılarını göstermiyorsun?" Daha sonra, o putperestler Medine'deki bazı güvenilir Yahudi alimlerine onun hakkında sormak için başvurdular. Onun vasfının Tevrat'ta geçtiği kendilerine söylendiğinde, putperestler hemen hem Tevrat'ı hem de Kur'an'ı reddederek, her iki kitabın da aldatıcı büyü eserleri olduğunu söylediler. {İmam Kurtubi}

Mekkeliler Kur'an'ı Reddediyor

48Fakat onlara Bizden hakikat geldiği zaman dediler ki: "Musa'ya verilenin benzeri ona niçin verilmedi?" Daha önce Musa'ya verilenleri inkâr etmemişler miydi? Dediler ki: "İkisi de birbirini destekleyen iki sihirdir" ve "Biz ikisini de kesinlikle inkâr ediyoruz." 49De ki: "Öyleyse Allah katından bir kitap getirin ki o, bu ikisinden daha doğru bir yol gösterici olsun da ben ona uyayım, eğer doğru söylüyorsanız." 50Eğer sana icabet etmezlerse, bil ki onlar sadece kendi heva ve heveslerine uyuyorlardır. Allah'tan bir yol gösterici olmaksızın kendi heva ve heveslerine uyandan daha sapık kim olabilir? Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.

فَلَمَّا جَآءَهُمُ ٱلۡحَقُّ مِنۡ عِندِنَا قَالُواْ لَوۡلَآ أُوتِيَ مِثۡلَ مَآ أُوتِيَ مُوسَىٰٓۚ أَوَ لَمۡ يَكۡفُرُواْ بِمَآ أُوتِيَ مُوسَىٰ مِن قَبۡلُۖ قَالُواْ سِحۡرَانِ تَظَٰهَرَا وَقَالُوٓاْ إِنَّا بِكُلّٖ كَٰفِرُونَ 48قُلۡ فَأۡتُواْ بِكِتَٰبٖ مِّنۡ عِندِ ٱللَّهِ هُوَ أَهۡدَىٰ مِنۡهُمَآ أَتَّبِعۡهُ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ 49فَإِن لَّمۡ يَسۡتَجِيبُواْ لَكَ فَٱعۡلَمۡ أَنَّمَا يَتَّبِعُونَ أَهۡوَآءَهُمۡۚ وَمَنۡ أَضَلُّ مِمَّنِ ٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ بِغَيۡرِ هُدٗى مِّنَ ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ50

İmanlı Ehl-i Kitap

51Gerçekten Biz, o Mekkelilere Kelâmı indirdik ki öğüt alsınlar. 52Kendilerine bundan önce Kitap verdiklerimiz ise, ona iman ederler. 53Onlara okunduğu zaman derler ki: "Biz ona iman ettik. Bu, Rabbimizden gelen gerçektir. Biz zaten bundan önce de Müslüman olmuştuk." 54İşte bunlara, sabrettikleri, kötülüğü iyilikle savdıkları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ettikleri için iki kat ecir verilecektir. 55Boş söz işittikleri zaman onlardan yüz çevirirler ve derler ki: "Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size. Size selam olsun. Biz cahillerle beraber olmayız."

وَلَقَدۡ وَصَّلۡنَا لَهُمُ ٱلۡقَوۡلَ لَعَلَّهُمۡ يَتَذَكَّرُونَ 51ٱلَّذِينَ ءَاتَيۡنَٰهُمُ ٱلۡكِتَٰبَ مِن قَبۡلِهِۦ هُم بِهِۦ يُؤۡمِنُونَ 52وَإِذَا يُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡ قَالُوٓاْ ءَامَنَّا بِهِۦٓ إِنَّهُ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّنَآ إِنَّا كُنَّا مِن قَبۡلِهِۦ مُسۡلِمِينَ 53أُوْلَٰٓئِكَ يُؤۡتَوۡنَ أَجۡرَهُم مَّرَّتَيۡنِ بِمَا صَبَرُواْ وَيَدۡرَءُونَ بِٱلۡحَسَنَةِ ٱلسَّيِّئَةَ وَمِمَّا رَزَقۡنَٰهُمۡ يُنفِقُونَ 54وَإِذَا سَمِعُواْ ٱللَّغۡوَ أَعۡرَضُواْ عَنۡهُ وَقَالُواْ لَنَآ أَعۡمَٰلُنَا وَلَكُمۡ أَعۡمَٰلُكُمۡ سَلَٰمٌ عَلَيۡكُمۡ لَا نَبۡتَغِي ٱلۡجَٰهِلِينَ55

BACKGROUND STORY

BACKGROUND STORY

Rivayet edildiğine göre, Peygamber'in amcası Ebu Talib ölüm döşeğindeyken, Peygamber Efendimiz ona son kez İslam'ı teklif etmek için geldi. Odada, İslam'ın en büyük düşmanlarından biri olan Ebu Cehil de dahil olmak üzere bazı insanlar vardı. Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: "Ey sevgili amcam! 'La ilahe illallah (Allah'tan başka ibadete layık ilah yoktur)' de ki, Kıyamet Günü'nde sana şefaat edebileyim." Ancak Ebu Cehil, Ebu Talib'e baskı yaparak, "Atalarının dininden mi vazgeçeceksin?" dedi. Bunun üzerine Ebu Talib, Peygamber Efendimiz'e, "Keşke söyleyebilseydim, ama insanların 'ölüm korkusundan dolayı söyledi' demelerini istemem" dedi. Peygamber Efendimiz, amcasının İslam'ı kabul etmeden vefat etmesinden dolayı çok üzüldü. Ona görevinin sadece mesajı iletmek olduğunu -hidayetin yalnızca Allah'tan olduğunu- bildirmek için 56. ayet nazil oldu. {İmam Buhari ve İmam Müslim} Peygamber Efendimiz'e amcası Abbas tarafından, "Ey Allah'ın Resulü! Ebu Talib her zaman seni savundu ve sana baktı. Kıyamet Günü'nde ona herhangi bir faydan dokunacak mı?" diye soruldu. Peygamber Efendimiz şöyle cevap verdi: "O, Cehennem'in sığ bir yerinde olacak. Ben olmasaydım, ateşin en derinliklerinde olurdu." {İmam Buhari ve İmam Müslim}

Illustration

Hidayet Yalnızca Allah'tandır.

56Sen, ey Peygamber, sevdiğini elbette hidayete erdiremezsin; ancak Allah dilediğini hidayete erdirir. Hidayete erecek olanları en iyi O bilir.

إِنَّكَ لَا تَهۡدِي مَنۡ أَحۡبَبۡتَ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَهۡدِي مَن يَشَآءُۚ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِٱلۡمُهۡتَدِينَ56

Mekkelilerin Batıl Bahaneleri

57Derler ki: "Eğer seninle birlikte doğru yolu izleseydik, yurdumuzdan kesinlikle sökülüp atılırdık." Biz onlara, katımızdan bir rızık olarak her türlü meyvelerin getirildiği güvenli bir harem (Mekke'yi) kılmadık mı? Fakat onların çoğu bilmezler. 58Nice kentleri helak ettik ki, rahatlıkları yüzünden şımarıp azmışlardı. İşte onların meskenleri, kendilerinden sonra pek az kimse oturmuştur orada. Sonunda Biz varis olduk. 59Rabbin hiçbir memleketi, ana kentine ayetlerimizi okuyan bir elçi göndermedikçe helak etmez. Ve Biz hiçbir memleketi, halkı zalim olmadıkça helak etmeyiz.

وَقَالُوٓاْ إِن نَّتَّبِعِ ٱلۡهُدَىٰ مَعَكَ نُتَخَطَّفۡ مِنۡ أَرۡضِنَآۚ أَوَ لَمۡ نُمَكِّن لَّهُمۡ حَرَمًا ءَامِنٗا يُجۡبَىٰٓ إِلَيۡهِ ثَمَرَٰتُ كُلِّ شَيۡءٖ رِّزۡقٗا مِّن لَّدُنَّا وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ 57وَكَمۡ أَهۡلَكۡنَا مِن قَرۡيَةِۢ بَطِرَتۡ مَعِيشَتَهَاۖ فَتِلۡكَ مَسَٰكِنُهُمۡ لَمۡ تُسۡكَن مِّنۢ بَعۡدِهِمۡ إِلَّا قَلِيلٗاۖ وَكُنَّا نَحۡنُ ٱلۡوَٰرِثِينَ 58وَمَا كَانَ رَبُّكَ مُهۡلِكَ ٱلۡقُرَىٰ حَتَّىٰ يَبۡعَثَ فِيٓ أُمِّهَا رَسُولٗا يَتۡلُواْ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتِنَاۚ وَمَا كُنَّا مُهۡلِكِي ٱلۡقُرَىٰٓ إِلَّا وَأَهۡلُهَا ظَٰلِمُونَ59

Verse 59: İş seyahatleri sırasında orada kısa bir mola veren putperestler de dahil.

Bu Hayat mı, Yoksa Ahiret mi?

60Size verilen her ne zevk, dünya hayatının geçici bir zevki ve süsüdür. Fakat Allah katında olan daha hayırlı ve kalıcıdır. Hala akıl etmez misiniz? 61Kendilerine güzel bir vaatte bulunduğumuz ve o vaadin gerçekleştiğini görecek olan kimseler, dünya hayatının zevklerinden faydalanmaya bıraktığımız, fakat Kıyamet Günü azap içinde tutulacak olan kimseler gibi midir?

وَمَآ أُوتِيتُم مِّن شَيۡءٖ فَمَتَٰعُ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَزِينَتُهَاۚ وَمَا عِندَ ٱللَّهِ خَيۡرٞ وَأَبۡقَىٰٓۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ 60أَفَمَن وَعَدۡنَٰهُ وَعۡدًا حَسَنٗا فَهُوَ لَٰقِيهِ كَمَن مَّتَّعۡنَٰهُ مَتَٰعَ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا ثُمَّ هُوَ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ مِنَ ٱلۡمُحۡضَرِينَ61

Kötüler helak olacak.

62Ve o gün onlara seslenecek: "Nerede o, Benim ortaklarım olduğunu iddia ettiğiniz düzmece ilahlar?" 63Helak olmayı hak eden o saptırıcılar diyecekler ki: "Rabbimiz! İşte bunlar, bizim saptırdığımız kimselerdir. Biz onları saptırdık, çünkü biz de kendimiz sapmıştık. Senin huzurunda onlardan uzağız. Onlar bize tapmıyorlardı." 64Ve o inkarcılara denilecek ki: "Yardım için düzmece ilahlarınızı çağırın!" Onlar da onları çağıracaklar, fakat onlardan hiçbir karşılık bulamayacaklar. Ve azabı görecekler, keşke hidayete ermiş olsaydık diyecekler! 65Ve o gün onlara seslenecek ve soracak: "Elçilere nasıl cevap verdiniz?" 66O gün şaşkınlıktan birbirlerine cevap soramayacaklar. 67Tevbe eden, iman eden ve dünyada salih ameller işleyenlere gelince, onların felaha erenlerden olmaları umulur.

وَيَوۡمَ يُنَادِيهِمۡ فَيَقُولُ أَيۡنَ شُرَكَآءِيَ ٱلَّذِينَ كُنتُمۡ تَزۡعُمُونَ 62قَالَ ٱلَّذِينَ حَقَّ عَلَيۡهِمُ ٱلۡقَوۡلُ رَبَّنَا هَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ أَغۡوَيۡنَآ أَغۡوَيۡنَٰهُمۡ كَمَا غَوَيۡنَاۖ تَبَرَّأۡنَآ إِلَيۡكَۖ مَا كَانُوٓاْ إِيَّانَا يَعۡبُدُونَ 63وَقِيلَ ٱدۡعُواْ شُرَكَآءَكُمۡ فَدَعَوۡهُمۡ فَلَمۡ يَسۡتَجِيبُواْ لَهُمۡ وَرَأَوُاْ ٱلۡعَذَابَۚ لَوۡ أَنَّهُمۡ كَانُواْ يَهۡتَدُونَ 64وَيَوۡمَ يُنَادِيهِمۡ فَيَقُولُ مَاذَآ أَجَبۡتُمُ ٱلۡمُرۡسَلِينَ 65فَعَمِيَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلۡأَنۢبَآءُ يَوۡمَئِذٖ فَهُمۡ لَا يَتَسَآءَلُونَ 66فَأَمَّا مَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحٗا فَعَسَىٰٓ أَن يَكُونَ مِنَ ٱلۡمُفۡلِحِينَ67

Allah'ın Kudreti ve İlmi

68Rabbin dilediğini yaratır ve seçer. Seçim onlara ait değildir. Allah, onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir ve çok yücedir. 69Rabbin, kalplerinin gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. 70O, Allah'tır. O'ndan başka ilah yoktur. Hamd, dünyada da ahirette de O'na mahsustur. Hüküm yalnızca O'nundur. Ve O'na döndürüleceksiniz.

وَرَبُّكَ يَخۡلُقُ مَا يَشَآءُ وَيَخۡتَارُۗ مَا كَانَ لَهُمُ ٱلۡخِيَرَةُۚ سُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ 68وَرَبُّكَ يَعۡلَمُ مَا تُكِنُّ صُدُورُهُمۡ وَمَا يُعۡلِنُونَ 69وَهُوَ ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ لَهُ ٱلۡحَمۡدُ فِي ٱلۡأُولَىٰ وَٱلۡأٓخِرَةِۖ وَلَهُ ٱلۡحُكۡمُ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ70

Allah'ın Kudreti ve Merhameti

71De ki: Ey Peygamber! Düşünün ki Allah geceyi üzerinize kıyamet gününe kadar sürekli kılsa, Allah'tan başka hangi ilah size aydınlık getirebilir? Hala mı kulak vermeyeceksiniz? 72De ki: Düşünün ki Allah gündüzü üzerinize kıyamet gününe kadar sürekli kılsa, Allah'tan başka hangi ilah size içinde dinleneceğiniz bir gece getirebilir? Hala mı görmeyeceksiniz? 73O'nun rahmetindendir ki sizin için geceyi ve gündüzü var etti; ki onda dinlenesiniz ve onda O'nun lütfundan arayasınız. Umulur ki şükredersiniz.

قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ إِن جَعَلَ ٱللَّهُ عَلَيۡكُمُ ٱلَّيۡلَ سَرۡمَدًا إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ مَنۡ إِلَٰهٌ غَيۡرُ ٱللَّهِ يَأۡتِيكُم بِضِيَآءٍۚ أَفَلَا تَسۡمَعُونَ 71قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ إِن جَعَلَ ٱللَّهُ عَلَيۡكُمُ ٱلنَّهَارَ سَرۡمَدًا إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ مَنۡ إِلَٰهٌ غَيۡرُ ٱللَّهِ يَأۡتِيكُم بِلَيۡلٖ تَسۡكُنُونَ فِيهِۚ أَفَلَا تُبۡصِرُونَ 72وَمِن رَّحۡمَتِهِۦ جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيۡلَ وَٱلنَّهَارَ لِتَسۡكُنُواْ فِيهِ وَلِتَبۡتَغُواْ مِن فَضۡلِهِۦ وَلَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ73

Putperestlerin Utancı

74Yine o günü hatırla ki, onlara seslenecek: "Benim ortaklarım olduğunu iddia ettiğiniz o sahte ilahlarınız nerede?" 75Ve her ümmetten bir şahit çıkaracağız ve o putperestlere soracağız: "Delilinizi bize gösterin." İşte o zaman anlayacaklar ki, hakikat yalnızca Allah'ın yanındadır. Ve uydurdukları tüm ilahlar onları yüzüstü bırakacak.

وَيَوۡمَ يُنَادِيهِمۡ فَيَقُولُ أَيۡنَ شُرَكَآءِيَ ٱلَّذِينَ كُنتُمۡ تَزۡعُمُونَ 74وَنَزَعۡنَا مِن كُلِّ أُمَّةٖ شَهِيدٗا فَقُلۡنَا هَاتُواْ بُرۡهَٰنَكُمۡ فَعَلِمُوٓاْ أَنَّ ٱلۡحَقَّ لِلَّهِ وَضَلَّ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يَفۡتَرُونَ75

Verse 75: Bir peygamber.

Illustration
BACKGROUND STORY

BACKGROUND STORY

Karun, Hz. Musa'nın kuzeniydi. Firavun için çalışıyordu ve ona çok yakındı. Aşırı zenginleştiğinde, kendi halkına karşı kibirli davranmaya başladı. Hz. Musa ona, halkının fakirlerine yardım etmek için defalarca bağışta bulunmasını istedi, ancak Karun reddetti ve hatta Hz. Musa'ya sorun çıkarmaya başladı. Karun'a bu dünyadan zevk almak ile ahiret için çalışmak arasında dengeyi koruması tavsiye edildi, ama o umursamadı. Akıllı olduğu için zengin olduğunu düşündü, Allah sayesinde değil. Birçok insan onun gösterişli yaşam tarzından etkilendi. Hikmetle donatılmış olanlara gelince, onun servetini Allah'tan gelen bir imtihan olarak anladılar. Sonunda Karun, kibri yüzünden helak edildi. (İmam İbn Kesir & İmam Kurtubi)

WORDS OF WISDOM

WORDS OF WISDOM

102. Sure'de bahsettiğimiz gibi, insanlar mutluluğa birçok farklı yolla ulaşmaya çalışırlar. Çoğu, sadece paranın kendilerini mutlu edebileceğini düşünür. Bazıları paralarının helal mi haram mı olduğuna aldırış etmez ve fakirleri de umursamaz. İslam'da çok para kazanmakta yanlış bir şey yoktur. Cennete gidecekleri müjdelenen birçok sahabe zengindi; bunlara Ebu Bekir, Osman ve Abdurrahman bin Avf dahildir. Paranın bir lanet değil, bir nimet olması için: Kabul edilebilir bir iş veya ticaret gibi helal bir kaynaktan gelmesi gerekir. Kişinin iyi bir hayat sürmesini, güzel kıyafetler, ev ve araba almasını kolaylaştırır. Peygamber Efendimiz kirli elbiseler içinde ve perişan halde bir adam gördü. Adama parası olup olmadığını sordu ve adam zengin olduğunu söyledi. Peygamber Efendimiz ona şöyle buyurdu: "Allah sana mal verirse, Allah'ın nimeti üzerinde görülmelidir." {İmam Ahmed} Kişi zekat ve sadaka vermeli ve parayı Allah'ın rızasını kazanmak için kullanmalıdır. İnsanlara karşı cömert olduğumuzda, Allah da bize karşı cömert olacaktır. Kişiyi kibirli veya başkalarına kötü davranmaya itmemelidir. Kişiyi namaz kılmaktan ve hayattaki önemli işlerden alıkoymamalıdır.

Illustration

Paranın her şey olmadığını aklımızda tutmalıyız. Örneğin, para bize ilaç alabilir ama iyi bir sağlık alamaz. Yatak alabilir ama uyku alamaz. Gösterişli şeyler alabilir ama mutluluk alamaz. Bu, bazı milyonerlerin neden perişan olduğunu ve hatta bazılarının intihar ettiğini açıklar. Hayatları fakirdir çünkü sahip oldukları tek şey paradır. Bazen insanlar para için öldürdüğünde, çaldığında, hile yaptığında ve utanç verici şeyler yaptığında para bir nimetten lanete dönüşür. Bazı insanlar aile bağlarını koparır, kardeşleriyle kavga eder ve para yüzünden onları mahkemeye verir. Öldüklerinde geride bırakacakları para için hayatlarını boşa harcar ve ilişkilerini mahvederler. Peygamber Efendimiz, ahir zamanda yeryüzünün büyük altın ve gümüş parçalarını dışarı atacağını buyurdu. Bir katil bu parçaların yanından geçecek ve "Bunun için öldürdüm!" diye ağlayacak. Akrabalık bağlarını koparan kişi yanından geçecek ve "Akrabalarımı bunun için ihmal ettim!" diye ağlayacak. Bir hırsız yanından geçecek ve "Bunun için başımı belaya soktum!" diyecek. Sonra hepsi o parçaları öylece bırakıp hiçbir şey almadan gidecekler. {İmam Müslim} 43:32'de Allah bize, insanların birbirlerine hizmet etmeleri ve yardım etmeleri için onları farklı şekillerde rızıklandırdığını bildirir. Örneğin, dişçi çocuklarını eğitmek için öğretmene ihtiyaç duyar. Öğretmen saçını kestirmek için berbere ihtiyaç duyar. Berber evindeki su borularını tamir etmesi için tesisatçıya ihtiyaç duyar. Tesisatçı fırıncıya, fırıncı çiftçiye, çiftçi dişçiye ihtiyaç duyar ve bu böyle devam eder. Hepimiz birbirimize muhtacız ve birbirimize saygıyla davranmalıyız. Bugün birine ihtiyacın olmasa bile, yarın ona ihtiyacın olabilir.

Illustration
SIDE STORY

SIDE STORY

Yemen krallarının uzun bir soyundan gelen Vail bin Amr, İslam'ı kabul etmek üzere Medine'ye geldi. Onu onurlandırmak için Peygamber, Yemen'de geride bıraktığı mülküne karşılık ona bir arazi parçası hediye etti. Muaviye bin Ebu Süfyan'a, Vail'e yeni arazisine kadar eşlik etmesini buyurdu. Vail İslam'ı kabul etmiş olsa da, bir zamanlar kral olduğunu unutması biraz zaman aldı. Sıcak bir yaz günüydü ve Muaviye bir çift ayakkabı alacak kadar yoksuldu. Yolda Vail'e kendisiyle deveye binip binemeyeceğini sordu, ancak Vail, "Hayır! Bir kralla deveye binmeye layık değilsin!" dedi. Muaviye sonra, "Bari ayakkabılarını alabilir miyim?" diye sordu. O da, "Hayır! Bir kralın ayakkabılarını giymeye layık değilsin!" diye cevap verdi. Sonra Muaviye'ye, "Bunun yerine, devemimin gölgesinde yürümeni sağlayacağım!" dedi. Yıllar sonra Muaviye, Müslüman dünyasının hükümdarı oldu. Vail, tahtında otururken onu Suriye'deki sarayında ziyarete geldi. Muaviye sonra Vail'in kendisiyle birlikte tahta oturmasına izin verdi ve ona para sundu. Vail bu muameleden etkilendi. Özür diledi ve "Zamanı geri alabilseydim, sana farklı davranırdım," dedi. (İmam Ahmed ve İmam İbn Hibban)

Karun'un Kibri Yüzünden Helakı

76Şüphesiz Karun, Musa kavmindendi; fakat onlara karşı azgınlık etti. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını taşımak bile güçlü bir topluluğa ağır geliyordu. Kavminden bazıları ona dedi ki: "Şımarma! Şüphesiz Allah şımaranları sevmez." 77Allah'ın sana verdikleriyle ahiret yurdunu ara, dünyadan da nasibini unutma. Allah sana ihsan ettiği gibi sen de (başkalarına) ihsan et. Yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışma. Şüphesiz Allah fesat çıkaranları sevmez. 78O dedi ki: "Bunlar bana ancak bendeki bilgi sayesinde verildi!" Bilmiyor muydu ki Allah, ondan önceki nesillerden kendisinden kuvvetçe de, malca da daha üstün olan kimilerini helak etmişti? Günahkarlara günahları sorulmaz. 79Bir gün, bütün zinetiyle kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzulayanlar dedi ki: "Keşke Karun'a verilenin benzeri bize de verilseydi. Gerçekten o, büyük bir nasip sahibidir!" 80Kendilerine ilim verilenler ise dedi ki: "Vay halinize! İman edip salih amel işleyenler için Allah'ın sevabı daha hayırlıdır. Buna ise ancak sabredenler kavuşur." 81Sonunda onu da, evini de yere batırdık. Allah'a karşı ona yardım edecek kimse yoktu, kendi kendine de yardım edemedi. 82Dün onun yerinde olmayı arzu edenler, "Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediğine rızkı bol verir, dilediğine daraltır. Eğer Allah'ın bize lütfu olmasaydı, bizi de yere batırırdı! Vay! Gerçekten de kâfirler asla iflah olmazlar" demeye başladılar.

إِنَّ قَٰرُونَ كَانَ مِن قَوۡمِ مُوسَىٰ فَبَغَىٰ عَلَيۡهِمۡۖ وَءَاتَيۡنَٰهُ مِنَ ٱلۡكُنُوزِ مَآ إِنَّ مَفَاتِحَهُۥ لَتَنُوٓأُ بِٱلۡعُصۡبَةِ أُوْلِي ٱلۡقُوَّةِ إِذۡ قَالَ لَهُۥ قَوۡمُهُۥ لَا تَفۡرَحۡۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلۡفَرِحِينَ 76وَٱبۡتَغِ فِيمَآ ءَاتَىٰكَ ٱللَّهُ ٱلدَّارَ ٱلۡأٓخِرَةَۖ وَلَا تَنسَ نَصِيبَكَ مِنَ ٱلدُّنۡيَاۖ وَأَحۡسِن كَمَآ أَحۡسَنَ ٱللَّهُ إِلَيۡكَۖ وَلَا تَبۡغِ ٱلۡفَسَادَ فِي ٱلۡأَرۡضِۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُفۡسِدِينَ 77قَالَ إِنَّمَآ أُوتِيتُهُۥ عَلَىٰ عِلۡمٍ عِندِيٓۚ أَوَ لَمۡ يَعۡلَمۡ أَنَّ ٱللَّهَ قَدۡ أَهۡلَكَ مِن قَبۡلِهِۦ مِنَ ٱلۡقُرُونِ مَنۡ هُوَ أَشَدُّ مِنۡهُ قُوَّةٗ وَأَكۡثَرُ جَمۡعٗاۚ وَلَا يُسۡ‍َٔلُ عَن ذُنُوبِهِمُ ٱلۡمُجۡرِمُونَ 78فَخَرَجَ عَلَىٰ قَوۡمِهِۦ فِي زِينَتِهِۦۖ قَالَ ٱلَّذِينَ يُرِيدُونَ ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا يَٰلَيۡتَ لَنَا مِثۡلَ مَآ أُوتِيَ قَٰرُونُ إِنَّهُۥ لَذُو حَظٍّ عَظِيمٖ 79وَقَالَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡعِلۡمَ وَيۡلَكُمۡ ثَوَابُ ٱللَّهِ خَيۡرٞ لِّمَنۡ ءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحٗاۚ وَلَا يُلَقَّىٰهَآ إِلَّا ٱلصَّٰبِرُونَ 80فَخَسَفۡنَا بِهِۦ وَبِدَارِهِ ٱلۡأَرۡضَ فَمَا كَانَ لَهُۥ مِن فِئَةٖ يَنصُرُونَهُۥ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَمَا كَانَ مِنَ ٱلۡمُنتَصِرِينَ 81وَأَصۡبَحَ ٱلَّذِينَ تَمَنَّوۡاْ مَكَانَهُۥ بِٱلۡأَمۡسِ يَقُولُونَ وَيۡكَأَنَّ ٱللَّهَ يَبۡسُطُ ٱلرِّزۡقَ لِمَن يَشَآءُ مِنۡ عِبَادِهِۦ وَيَقۡدِرُۖ لَوۡلَآ أَن مَّنَّ ٱللَّهُ عَلَيۡنَا لَخَسَفَ بِنَاۖ وَيۡكَأَنَّهُۥ لَا يُفۡلِحُ ٱلۡكَٰفِرُونَ82

Verse 81: Günahları Allah katında zaten malum olduğu ve kusursuz kitaplara yazılı bulunduğu için, onlar sadece bir zillet olsun diye sorgulanacaklardır.

Hesap Günü

83O 'ebedi' Ahiret Yurdu'nu, yeryüzünde büyüklük taslamayanlara ve fesat çıkarmayanlara ayırırız. Akıbet müminlerindir. 84Kim bir iyilikle gelirse, ona daha hayırlısı vardır. Kim de bir kötülükle gelirse, kötülük işleyenler ancak yaptıklarıyla cezalandırılırlar.

تِلۡكَ ٱلدَّارُ ٱلۡأٓخِرَةُ نَجۡعَلُهَا لِلَّذِينَ لَا يُرِيدُونَ عُلُوّٗا فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَا فَسَادٗاۚ وَٱلۡعَٰقِبَةُ لِلۡمُتَّقِينَ 83مَن جَآءَ بِٱلۡحَسَنَةِ فَلَهُۥ خَيۡرٞ مِّنۡهَاۖ وَمَن جَآءَ بِٱلسَّيِّئَةِ فَلَا يُجۡزَى ٱلَّذِينَ عَمِلُواْ ٱلسَّيِّ‍َٔاتِ إِلَّا مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ84

BACKGROUND STORY

BACKGROUND STORY

85. ayet, Peygamber'in Mekke'de 13 yıl süren eziyetin ardından Medine'ye giderken nazil oldu. Müşrikler onu öldürmeye teşebbüs ettikten sonra şehri gizlice terk ettiğinde, yanında sadece bir kişi, Ebû Bekir vardı. Fakat Peygamber 8 yıl sonra Mekke'ye döndüğünde, 10.000'den fazla askeri vardı. Peygamber, daha önce kendisine ve birçok sahabesine eziyet etmiş olan düşmanlarını kolayca ezebilirdi. Ancak onları affetmeye ve şehirle yeni bir sayfa açmaya karar verdi. Mekkelilerin çoğunun İslam'ı kabul etmesinin başlıca nedenlerinden biri budur. {İmam İbn Kesir & İmam Kurtubî}

Illustration
WORDS OF WISDOM

WORDS OF WISDOM

Birisi şöyle sorabilir: "Eğer 88. ayet Allah'ın Vechini (Yüzünü) zikrediyorsa, neden onu Allah'ın Kendisi olarak tercüme ettiniz?" Bu iyi bir soru. Şu noktaları akılda tutalım: Allah'ın bizimkine benzemeyen bir Vech'i (Yüzü), Elleri ve Gözleri olduğunu defalarca belirttik. Bu nitelikler bizim idrakimizin ötesindedir. Arap dilinde bazen bir yönü veya niteliği bütünü kastetmek için kullanırız. Örneğin, Kur'an namazı rüku veya secde olarak anar ki bunlar namazın sadece birer parçasıdır. Peygamberimiz (s.a.v.) haccın 'Arafat olduğunu söyler, oysa 'Arafat haccın sadece bir parçasıdır. Kur'an bir kölenin 'boynunu' azat etmekten bahsettiğinde, bu onun vücudunun geri kalanının geride kaldığı anlamına gelmez. İngilizcede bile, birinin elini evlilik için istediğinizde, sadece eliyle evlenmezsiniz. 55:26-27 ayetlerinde olduğu gibi, 88. ayet de Allah'tan başka her şeyin yok olacağı anlamına gelir (örneğin sadece O'nun Vech'i veya Elleri değil). Bu, İbn Kesir, El-Kurtubi, Es-Sa'di, İbn Aşur ve diğer birçok tefsir âliminin anlayışına dayanmaktadır. Aynı şekilde, bir ayet bir iyiliğin "Allah'ın Vechini (Yüzünü) arayarak" yapıldığını söylüyorsa, bu ifade Arapçada "Allah için samimiyetle, sadece O'nu hoşnut etmek amacıyla yapılmıştır" şeklinde anlaşılır. Dipnotlar genellikle Allah'ın bir Vech'i (Yüzü) olduğu gerçeğini vurgulamak için harfi tercümeyi içerir.

Peygambere Nasihat

85Şüphesiz ki sana Kur'an'ı farz kılan, seni mutlaka dönülecek yere (Mekke'ye) döndürecektir. De ki: "Rabbim, kimin hidayetle geldiğini ve kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu en iyi bilir." 86Sen bu Kitab'ın sana indirileceğini ummuyordun; ancak o, Rabbinden bir rahmet olarak geldi. O halde sakın inkârcılara arka çıkma. 87Sana indirildikten sonra sakın seni Allah'ın ayetlerinden alıkoymasınlar. Rabbine davet et ve sakın müşriklerden olma. 88Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarma. O'ndan başka ilah yoktur. O'nun zatından başka her şey helak olacaktır. Hüküm yalnızca O'nundur. Ve O'na döndürüleceksiniz.

إِنَّ ٱلَّذِي فَرَضَ عَلَيۡكَ ٱلۡقُرۡءَانَ لَرَآدُّكَ إِلَىٰ مَعَادٖۚ قُل رَّبِّيٓ أَعۡلَمُ مَن جَآءَ بِٱلۡهُدَىٰ وَمَنۡ هُوَ فِي ضَلَٰلٖ مُّبِين 85وَمَا كُنتَ تَرۡجُوٓاْ أَن يُلۡقَىٰٓ إِلَيۡكَ ٱلۡكِتَٰبُ إِلَّا رَحۡمَةٗ مِّن رَّبِّكَۖ فَلَا تَكُونَنَّ ظَهِيرٗا لِّلۡكَٰفِرِينَ 86وَلَا يَصُدُّنَّكَ عَنۡ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ بَعۡدَ إِذۡ أُنزِلَتۡ إِلَيۡكَۖ وَٱدۡعُ إِلَىٰ رَبِّكَۖ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ 87وَلَا تَدۡعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَۘ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۚ كُلُّ شَيۡءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجۡهَهُۥۚ لَهُ ٱلۡحُكۡمُ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ88

Verse 88: Lafzen, Yüzü hariç.

Al-Qaṣaṣ () - Kids Quran - Chapter 28 - Clear Quran for Kids by Dr. Mustafa Khattab